Köşe Yazıları

10 bin dolarlık lahmacun

“Abi zor durumdayız, bizim lahmacunlara ne oldu?”

“Hazırlıyoruz, yakındır.”

“Kaç tane gönderiyorsunuz abi?”

“Çok yok valla, üç dört, yeter mi?”

“Yetmez abi! On lahmacun lazım, en az.”

“Mümkün değil, bu ara çok zor, çıkmaz ama zorlayacağım. İdareli şey edin.”

Bu hayali cümleler “tedbir-gizlilik ilkesi” gereği FETÖ’nün telefonda kodladığı para trafiğini açık ediyor. FETÖ dilinde 1 lahmacun, “10.000 Amerikan dolarına” karşılık geliyor.

FETÖ’nün döviz cinsi topladığı paralarda yaşanan yanlış anlaşılmaları engellemek amacıyla son zamanlarda “lahmacun” tabirini geliştirdiği anlaşılıyor. Bu tabir Orta Asya ve Rusya’da FETÖ’nün iş ve işlemlerini kolaylaştıran yetkililere verilen “rüşvetlerin” yerine de kullanılabiliyor.

***

FETÖ’nün “casus-ajan” yüzünü kanıtlayan “FETÖ/PDY sözlüğünün” birinci bölümünde 10.000 dolarlık lahmacuna benzer 1094 madde bulunuyor. Örneğin açıklamaları yapılan bu maddeler arasında; “aktif sabır, asistan, bahadır, belediye/zabıta, bilgin, burs mevsimi, çöpçü, falcon, gaybubet, gözcü/öğretmen, iktisat, irfan bey, kimya, kitap yazarı, rüya, dinozor” gibi terimler bulunuyor.

Bu terimler örgüt dilinde bambaşka anlamlar taşıyabiliyor.

Örneğin; kimya ile “Kuleli Askeri Lisesi”, kitap yazarı ile “FETÖ elebaşı”, aktif sabır ile “yeni hamle yapılamıyorsa mevcut durumu muhafaza etmek”, zabıta ile “Milli İstihbarat Teşkilatı’na örgüt mensubu yetiştiren kişi”, bilgin ile “örgütün fişleme ve bilişim işlerini yürüten kişi”, çöpçü ile “eski örgüt mensubu olup gizli tanıklık yapan kişi”, dinozor ile “hâkim/savcı hazırlık evleri” kastediliyor.

Sözlüğün ikinci bölümünde “Kevser Kitabı” bulunuyor. 1993 yılında sınırlı sayıda basılan, FETÖ elebaşının kitaplarının çeşitli bölümlerinden oluşan ve güvenlik tedbirleri nedeniyle daha sonrasında toplatılan bu kitapta FETÖ mensuplarının ezberlemesi gereken çoğunluğu Farsça, Arapça kökenli 756 kelime ve bunların güncel Türkçe anlamları bulunuyor.

Bu kelimeler sayesinde kamuoyunca anlaşılması zor olan FETÖ elebaşının konuşmaları örgüt mensuplarınca anlaşılabilir kılınıyor. Kitap; “abid, abus, adese, adüvv, adall, adavet, adetullah, adiyat” gibi kelimeleri içeriyor.

Sözlüğün son bölümünde ise FETÖ’ye dair örgüt şemaları yer alıyor. Bu şemalarda FETÖ yapılanmaları, hiyerarşik kademeler gösteriliyor.

Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığı, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi Başkanlığı, İstihbarat Dairesi Başkanlığı ve Siber Suçlarla Mücadele Dairesi Başkanlığınca müşterek hazırlanan “FETÖ’nün konuştuğu dili öğreten bu sözlük” örgütle mücadele açısından büyük önem taşıyor. Çünkü örgütün konuştuğu dili çözmek FETÖ’yü daha iyi anlamamızı sağlıyor.

***

“FETÖ ve benzeri kült örgütlerde” günün büyük çoğunluğu ritüellere, ayinlere ve bu yolla örgüt ideolojisinin aşılanmasına ayrılıyor. Bu sayede davranışlar kontrol ediliyor. Kontrol altına alınan davranışlar, kalbin ve zihnin kapılarını daha açık hale getiriyor. Böylece hedef kişinin zihni daha kolay kontrol altına alınabiliyor.

Örgüt içerisinde kullanılan dili anlamadaki zorluk ve aşina olmama durumu ise yeni gelen kişinin ilk anda “zihni bir karışıklığa” düşmesine neden oluyor. Bu sayede yeni üyeler diğer üyelerin ne hakkında konuştuklarını ve gerçeğin ne olduğunu anlamak için daha çok çalışmaları gerektiğini düşünüyorlar. Aslında burada örgüt mensuplarına “anlamadan inanmaları gerektiği” öğretiliyor, düşünmeleri engelleniyor.

FETÖ’ye 11-12 yaşlarında giren bir çocuğun zamanla konuştuğu dil bile değişiyor. “Caiz, mekruh, bidat, müspet, menfi, taam, istişare, müddei, taife-i nisa” demeye başlıyor. Şifreli bir dilin anahtarını elde etmiş gibi seviniyor.

Sürekli bir anlam arayışı içerisinde olan yeni üye giderek “gerçek anlamı” bulduğunu düşünüyor ve başına gelen her iyi şeyde örgütünü ve örgüt liderini kutsuyor, her kötü işte ise kendini suçluyor.

***

FETÖ yarattığı bu yeni dil ile gizliliğini sağlıyor, tedbirini arttırıyor.

Yeni üyeleri kendisine daha hızlı bağlıyor.

Kişi anlayamadığı bu dili giderek daha tılsımlı, kutsal saymaya başlıyor. Bu dili anlayamadığı için kendisini eksik hissediyor.

İster profesör ister hâkim olsun, kişi bu yeni dil karşısında ondan sorumlu örgüt yöneticisini daha üst noktalara koyuyor, kendini ondan aşağı görüyor.

FETÖ’nün dilini anlamaya başlayanlar örgüt içerisinde giderek daha çok tatmin oluyor, örgüte daha fazla bağlanıyor.

En sonunda anlamadan inanmaları gerektiğini öğrenen bu insanlar “eleştirel düşünce kabiliyetlerini” tamamen yitiriyorlar. Karakterleri FETÖ’nün karakteri, vicdanları FETÖ’nün vicdanı, akılları FETÖ’nün aklı oluyor.

Askerlerden sorumlu bir mahrem imamın dediği gibi “yerdeki hamam böceğini yiyin dersem, hiç sorgulamadan hemen yerler.”

FETÖ ve benzeri örgütler kendilerine özgü kullandıkları yeni dil ile örgütüne ve örgüt elebaşına sorgusuz sualsiz bağlı olan şakirtleri daha kolay yetiştiriyor.

Etiketler

Bir Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı