Köşe Yazıları

Köpekler istedi diye atlar ölür mü?

Haziran ayında darbe davalarından Genelkurmay çatı davasında, kalkışmanın liderlerinden olduğu iddia edilen sanıklar, birbiri ardına bu davada bir şey anlatmayacaklarını, 1 Ağustos’ta başlayacak Akıncılar davasında konuşacaklarını ifade ettiler.

Örneğin Marmaris’te CB’nı Erdoğan’ı almaya giden grubun başında bulunan eski Tuğgeneral Gökhan Sönmezateş, 25 Mayıs 2017’deki duruşmada, ünlü “Cesur Yürek” filmine atıfta bulunup filmin İskoç kralı adına İngilizlerle savaşan kahramanının, savaşın ortasında yalnız bırakıldığından ama savaşı terk etmediğinden dem vurarak, final sahnesinde “kahramanın” boğuştuğu maskeli İngiliz’in, maskesi düşünce adına savaştığı İskoç Kralı çıktığını, durumunun da ona benzediğini ifade etmişti.

Bunun üzerine Mahkeme Başkanı Oğuz Dik, “Sizin kralınız kim?” diye sormuştu.

Sönmezateş de diğer bir kısım sanık gibi, Ağustos ayının başında başlayacak olan Akıncı Davasını işaret ederek, “Müsaade edin onu Akıncı’ya bırakalım” demişti.

İşte o ifadelerin mahkeme dökümleri;

***

Herkes merak ediyordu, ne konuşacaklardı? Belli ki bir şeyler ima ediyor, birilerini ikaz ediyorlardı. Konuşacak olan burada konuşurdu, neden diğer davaya bıraksındı ki… Bir şeyler bekledikleri açıktı!

Ne olduysa zaten ondan sonra oldu. Bir anda 9 Ağustos’a planlanan şûra 2 Ağustos’a çekildi. İddialar, bu tarih değişikliğinden MSB’nın bile son anda haberi olduğu ve dahli olmadığı şeklindeydi. Kimse nedenini anlamamıştı bu ani değişikliğin.

2 Ağustos günü başlayan şûra 4,5 saatte bitmiş, o zamana kadar ki en kısa şûra toplantısı gerçekleşmişti. Albayların terfilerinde çok sorun gözükmese de, daha üst rütbede olup FETÖ’nün hazırladığı listelerde emre alınan olarak görülen, yani FETÖ’nün hedefinde olan 58 generalden 37’si emekliye sevk edilmişti.

Aralarında, 15 Temmuz öncesi FETÖ’cü yapılanmaya karşı en etkin mücadeleyi verenlerden olan ve olay gecesi odasında çalışırken yaka paça derdest edilen KKK Personel Başkanı Tümgeneral Şevki Gençtürk’ün yanı sıra, gerçekten TSK’ya çok değerli katkıları bulunan, birikimli, yürekli, vatansever, hiçbir farklı hiyerarşiye bağlı olmayan aralarında Atilla Şirin, Mehmet Okkan, Sevinç Şaşmaz gibi başarıları tescilli general devrelerimin de bulunduğu pek çok komutan bir çırpıda sistem dışına atılmıştı.

Kabul edilesi değildi. FETÖ’nün sosyal medya hesapları sevinç çığlıkları atıyordu.

Peki, “Akıncılar davasında konuşacağız” diyenler ne dedi? Hiçbir şey! Bilindik inkâr ve iftiralarına devam edip, insanların aklıyla, akıllarınca dalga geçmeye devam ettiler. Yani kralı açıklamamışlardı?

O zaman nedendi önceki davada “Akıncılar’da konuşacağız” tafrası? “Birine” işaret mi vermişlerdi, tehdit mi etmişlerdi? Bilmiyorum. Belki birileri bir gün anlatır, öğreniriz!

Şûra sonrası atamalar vardı. Akıncılar davası sürerken Yurtta Sulh Konseyi üyesi olduğu ifade edilen bir eski kurmay Albay, “Şimdi sıra Zekai Aksakallı’da. O da Ankara’nın dışına atılacak, Kıbrıs’a gidebilir” diyecekti.

Allah Allah cezaevindeki FETÖ’cü eski bir Albayın böyle demesinin sebebi neydi ki? Bu adamın böyle konuşması normal miydi?

Köpekler istedi diye atlar ölür müydü?

O ifadeyi okuyunca gülmüştüm. Aksakallı’nın tayini çıkartmak istiyorlarsa da, söz konusu ifadenin basında çıkmasından sonra, “FETÖ’cüler dedi görevden alındı” denmesin diye böyle bir şeyin olmayacağını düşündüm.

Yanılmışım!

Atamalarda Aksakallı’yı, FETÖ’nün Albayının dediği yere değil ama belki daha da geri plandaki bir göreve, Gelibolu’daki kolordunun komutanlığına atamışlardı.

Onun dışında da henüz göreve başlayalı bir yıl olan, FETÖ’nün hedefe koyduklarından bir korgeneralimiz de teamüllere ve akla aykırı biçimde Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı görevinden alınarak, Ankara’ya oldukça uzak bir kolorduya atanmıştı.

Bunlardan başka, dışarıdan birinin kolay anlayamayacağı, kabul edilemeyecek atamalar da söz konusuydu. Ama daha fazla ayrıntıya girerek okuyanları sıkmayayım.

***

2017’de Jandarmada da farklı şeyler olmadı. TSK bağlılığı koparıldığı için söz konusu şûrada bulunmayan Jandarma’da, tarihinde olmayan bir tasfiye yaşandı. Fetullahçı örgütün, 15 Temmuz öncesi yapmak istediği beş devrenin emekli edilmesi 2017’de sağlandı.

Jandarma’da icracı olması açısından en etkin rütbe olan albaylıktan, 70’e yakın personel emekli edilmişti. Çoğu PKK’nın ve FETÖ’nün hafızası olan bu albaylar, bir anda kendilerini kapıda bulmuşlardı. Adeta kovulmuşlardı. Kendilerine güle güle bile denilmemişti.

Bir kurum için böylesine bir birikimi bir anda sistem dışına atmak gerçekten intihardı. Ama kuruma hâkim olan “ağalar” kendilerinden başka kuş tanımıyor, kendilerinden olmayan herkesi, geçmişte FETÖ’nün yaptığına benzer biçimde yerle yeksan ediyorlardı.

“Ağaların” arasında renklendirme kapsamında ne kadar kripto FETÖ’cü olduğuyla ilgili şayialar muhtelifti.

Kısaca, 2017 yılında Fetullahçı örgütün yapmak istediklerini, güya onlarla mücadele ettiğini söyleyenler birebir gerçekleştirmişti. Emekli edilenler arasında Türkiye’de kalkışmaya ilk tepki gösteren, arkadaşlarıyla jandarma karargâhına giderek kalkışmacılarla çatışan ve ellerine düşen, kafasına ateş edilen ama tetiğin düşmemesi sayesinde kurtulan Albay Güven Şağban da vardı.

Belli ki yine birileri, birileri tarafından “kandırılıyordu!”

O akşam Jandarma’da kalkışmacılara karşı direnenlerden Aziz Yılmaz ise bırakın terfi etmeyi emekli olması için pasif bir göreve atanacak, nihayetinde 2018 yılında da emekli edilenler kervanına katılacaktı.

O geceye kalkışmacılara karşı direnenlerden iki general de yurt dışına görevlendirilerek, pasifize edilmişlerdi.

Köpekler istiyor, atlar ölüyordu!

İnanmak zor değil mi?

Fetullahçı örgüt, mastika oynuyordu. Amaç onları mutlu etmek miydi? “Aman ha, sakın” demek miydi? Bilemem!

2018 yılı şûrası da 2017’nin daha düşük profillisiydi. O şûrada da FETÖ’nün hedefindeki bir kısım subay daha emekli edildi.

Ama hani derler ya turpun büyüğü heybede diye…

Heybedeki turpu 2019’da gördük…

Anlatayım…

Devam Edecek…

Etiketler

Bir Yorum

  1. Son derece gerçekleri yansıtan ama vatansever insanlarında yüreğini acıtan bir yazı. Kalemine sağlık kardeşim.
    Subayların Askeri Liselerden, Astsubay’ların da Astsubay okullarından yetişmesi şart. Yani subay/astsubay ortaokuldan sonra alınan kişiler olacak.
    Liseler her türlü zehrin başarı kazandığı zeminler.
    Tüm bunlar yaşanırken 1985 senesinden beri ama bana birşey olmasın diyen subaylarda bence baş suçludurlar.

    Ercüment YAMAN
    E.Dz.Yb.(DHO-1983)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı