Köşe Yazıları

Ahmet Altan’a inanmalı mıyız?

Dün, T24 İnternet sitesinde, Ahmet Altan’ın hapisten çıktıktan sonra yazdığı yazıyı okudum.

Okurken yüreğimde fırtınalar koptu.

Geçmişe gittim… Geleceği düşündüm… Üzüldüm… Sıkıldım… Utandım… Kızdım…

Bana bu duygu fırtınasını yaşatan, Ahmet Altan’ın kaleminin gücü değildi. Ahmet Altan’ın anlattığı hapishane öyküsü de değildi.

Ahmet Altan’ı okurken zamanda geriye gittim.

Taraf Gazetesi kurulmadan önce Amerika Birleşik Devletleri’nde gerçekleştirilen senaryolar ve sonrasında bu senaryoların ülkemizde sahnelenişi geldi aklıma.

Zeyno Baran’ın 2006 yılında Houston Institute için kaleme aldığı ve Newsweek Dergisi’nde de yayımlanan “Darbe geliyor darbe, ihtimali %50” başlıklı makalesi…

Zeyno Baran’ın, 2007 yılında düzenlediği bir toplantıya, resmi katılımcı olmamasına rağmen Genelkurmay Başkanlığı SAREM heyetinin katıldı diye gösterilmesi…

Toplantının katılımcılarından birinin, 15 Temmuz’da Türkiye’de olduğunu öğrendiğimiz, Houston Institute’de çalışan meşhur Henry Barkey olması…

Toplantının basına kapalı olmasına rağmen, düzmece haberin o sırada Milliyet Gazetesi Washington temsilcisi Yasemin Çongar’a sızdırılması…

Yasemin Çongar’ın “Genelkurmay yetkilileri ile Amerikalılar darbe provası yapıyorlar, Türkiye üzerine felaket senaryoları yazıyorlar” diye haber yapması…

Bu haber üzerine Türkiye’de ortalığın birbirine girmesi…

6 ay sonra Yasemin Çongar’ın Türkiye’ye gelmesi ve 15 Kasım 2007 tarihinde Taraf Gazetesi’nin kurulması…

Ahmet Altan’ın Taraf Gazetesi genel yayın yönetmenliği görevi…

12 Şubat 2009’da Taraf Gazetesi’nde, askerlerin özel mahkemelerde yargılanmasını isteyen makale yayımlanması…

Bu makale yayımlandıktan 5 ay sonra, 29 Haziran 2009 tarihinde gece yarısından sonra, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde “Suçtan kaynaklanan mal varlığının değerini aklama hakkında” bir kanun tasarısı görüşülürken, AKP milletvekilleri tarafından verilen bir önerge ile tasarıya askerlerin sivil mahkemelerde yargılanmalarına ilişkin bir madde eklenmesi…

Sonrasında Taraf Gazetesi’nde kumpas davalarla ilgili yalanların sayfa sayfa yayımlanması…

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin generallerinin, amirallerinin, en seçkin subay ve astsubaylarının bir anda tutuklanması…

Taraf Gazetesi’nin tutuklanan yurtseverler aleyhine sürekli acımasızca yayın yaparak kamuoyu oluşturma çabaları…

Bu senaryoya engel olabileceği düşünülen aydınların tutuklanması…

Bu süreçte yaşanan ölümler…

Çekilen büyük acılar…

Ülkemizin yönetim sisteminin dönüştürülmesi…

***

Ahmet Altan, kâğıttan yaptığı flütü çalan bir hapishane sakini öyküsü anlatmış yazısında.

Ahmet Altan’dan bir ricam var.

Acaba, hapishanede yaşadığı büyük üzüntüye dayanamayarak kanser olan ve yaşamını kaybeden Amiral Cem Aziz Çakmak’ın kızının gelinlikle Hasdal’a gelişini ve orada yaşananları da yazabilir mi?

Ya da Yarbay Ali Tatar’ın, ömrünü adadığı Deniz Eğitim ve Öğretim Komutanlığı’nın bahçesinde yapılan cenaze töreninde, kızı Gökçen’in çığlıklarını anlatabilir mi?

Ya da çocuğuyla oynarken beyin kanaması geçirerek yaşamın kaybeden Albay Murat Özenalp’ten bahsedebilir mi?

Ya da hapisliğini bir saniye için bile gururuna yediremeyen ve hapishanenin yarattığı yıkıcı etkiler nedeniyle geçenlerde yaşama veda eden Amiral Soner Polat’ın yaşam öyküsünü kaleme alabilir mi?

Ya da varlığı ile gurur duyduğumuz, yaşamını insanlığa ve ülkemizin kadınlarının gelişmesine adamış Türkan Saylan için yaptığı “kıymık” benzetmesini yeniden yorumlayabilir mi?

Ya da Deniz Kuvvetlerimiz için tüm yaşamı boyunca olağanüstü çalışan, hepimizin gurur duyduğu projeleri sonuçlandıran, hapishanede yaşadıkları nedeniyle hastalanarak yaşama veda eden Amiral Özden Örnek’in yaptıklarını kaleme alabilir mi?

Ya da hapse atılmalarına ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nden tasfiye edilmelerine katkı sağladığı subayların yerine terfi eden hainlerin gerçekleştirdiği 15 Temmuz darbe girişiminin kanlı ve vahim sonuçlarını da analiz edebilir mi?

***

Ahmet Altan yaşadığımız karanlık süreçte kendisine biçilen rolü oynayan bir insandır. Ancak anlıyorum ki en ufak bir pişmanlığı da yoktur. Hapisten çıkar çıkmaz, duygusal bir hapishane öyküsünü yaptıklarının üzerine örtmek istiyor. Nazlı Ilıcak için sorduğum soruyu Ahmet Altan için de sormak istiyorum: Ahmet Altan’a inanmalı mıyız?

Ahmet Altan’ın hapiste olması ya da özgür kalması beni çok fazla ilgilendirmiyor. Benim isteğim insanların hapishanelere doldurulması değil.

Benim isteğim çağdaş bir ülkede yaşamak.

Vicdanlı, birbirlerine yalan söylemeyen, evrensel hukuk ilkelerini içselleştirmiş, demokrasiyi ve laikliği bir yaşam tarzı olarak kabul etmiş, Mustafa Kemal Atatürk’ün çağdaş uygarlık yolunda yürüyen insanların yaşadığı tam bağımsız bir ülke düşlüyorum.

Biliyorum ki kumpaslar döneminde yaşamını yitiren güzel insanlar da aynı şeyi istiyorlardı.

Sevgiyle kalın.

Etiketler

7 Yorum

  1. Değerli Amiralim,
    Veryansın TV’de yazılarınızı görmekten ne kadar memnun olduğumu anlatamam. Elinize yüreğinize sağlık. İnşallah burada yakılan meşale tüm yurda yayılır ve özlediğimiz Türrkiye’yi yaratmak üzere tüm vatanseverleri bir araya getirir.

  2. Merak edip bahsedilen yazıyı okudum… Bu zavallı adamı ve yeteneksizliğin belgesi yazıdan utandım… Bu adama gazeteci veya yazar denilen bir ortamda bulunmak çok üzücü. İlkokul seviyesinde, cahil, yeteneksiz, beyinsiz, yaratıcılıktan ve edebiyattan uzak… Zavallı aciz boş insan… Bize yazık bu çapsıza gazeteci/yazar diyorsak… Adam desen adam değil, gazeteci desen hiç değil… Milyonlarca işsiz insanımız arasında, binlerce daha kaliteli ve bilinçli gazeteciler vardır mutlaka. Yazık.
    Stop making stupid people famous!

  3. Paşam harikasınız.sağolun sizin gibi yürekli yiğitler var oldukça cumhuriyet yaşar. Kurtbey

  4. Sevgili Amiralim

    Bu yazdiklarinizi bugun artik bilmemek yada gormekten kacinmak icin ya satilmis bir hain olmak yada kor bir aptal olmak gerekiyor. Ak koyun kara koyun coktan ortaya cikti. Dediginiz gibi bu karaktersiz insanlarin hapiste olup olmamalari belki o kadarda onemli degil. Onemli olan tum vatanseverlerin su anda zaten marjinal olan bu gibileri ifsa etmesi olmalidir. Nihat Genc kardesimiz yazilari ile maskeleri dusuruyor. Her vatanseverin boyle hareket etmesi bunlari dahada marjinallestirecektir. Bugunlerde milyonlarin daha once gorulmeyen bir bicimde Anitkabir’e dolustugu bir Turkiyede ulus-devlet bilinci geri donuyor ve bundan sonra bu tip neo-liberal satilmislarin itibarlari olmayacaktir. Zaten dunyadada kureselcilik cokuyor. Kendi pisliklerinde iclerinde besledikleri nefretle, sapik fikirleriyle birlikte bogulabilirler.

    Saygilar ve sevgiler

  5. Adam onca şey yazmış k24’e mi takıldın. Hem o site t24’ün alt sitesi yani yanlışlık yok yazıda

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı