Köşe Yazıları

Ashab-ı Kehf’in Köpeği, Siyonizm’in Eşeği Feto

Feto’nun Allah’lık ve Elçilik İddiası-3

VeryansınTv okurları başlıkları görünce şaşırabilirler. Argo ya da hakaret anlamını taşıdığını düşünebilirler. Oysa yazılarım akademik disiplini ve yöntemi gözetmeyi ilke edinir. Çünkü sahtekârlık, hainlik, onursuzluk ve bayağılık gibi insani ve ahlaki zaaflara karşı aynı düzeyde karşılık vermek, bu zaafları din edinenleri ikna etmez, sadece kör öfkelerini körükler. Fetö bütün bu hıyanet ve adiliklere en somut örnek olmakla birlikte, saflıkları ve bilgisizlikleri yüzünden aşağıdan yukarıya hala onun yalanlarına din gibi sarılanlar; onu Allah gibi görenler ve bu yüzden de korkuyla tir tir titreyenler vardır. Onların bu korkularını akademik ve bilimsel temellere dayanarak yenmelerine yardımcı olacak yazılarımda, Feto’nun (Fethullah yerine Feto diyeceğim) hiçbir söyleminin İslam dini ile uyuşmadığını, hatta taban tabana ters düştüğünü açıkça ortaya koyuyorum. Yazı dizisinin sonunda, Fetö’nün İslam’la uyuşmazlık ve ona aykırılık aşamalarını onlarca yıl önce geçtiğini ve Fetöcülüğün gerçekten İslam’a karşı bir din olarak ortaya konulduğunu herkesin anlayacağı kıvamda belirteceğim.

Önceki yazılarımda Feto’nun Allah’lık iddiasında bulunduğunu birkaç açık kanıtla birlikte belirtmiştim. Okurların kafası karışmasın diye, bu “köpeklik” ve “eşşeklik”in nerden kaynaklandığını açıklamam gerekir.  Nasıl oluyor da Feto, bir yandan Allah’lık, Elçilik ve diğer yandan da köpeklik ve eşşeklik iddiasında bulunuyor? Tuhaf değil mi? Kendini Allah yerine koyan, Hz. Muhammed’i meclisine davet edip onu müritleriyle birlikte vaaz bombardımanını tutan Feto, nasıl olur da köpeklik ve eşşeklik hem de Yahudi eşekliği iddiasında bulunur? Bu bir tenzil-i rütbe itirafı mı yoksa kendi elleriyle yarattığı tanrı Feto’nun bazı mahfillere ve emperyalist odaklara “hizmet” mesajı mıdır?

Müslümanlara Allahlık ve elçilik taslarken, Yahudilere eşşeklik eden bu “köpek”in İslam dünyasına nasıl Allahlık ve Elçilik tasladığına dair birkaç örnek daha vererek, köpeklik ve eşşekliğine yazının sonuna doğru değineyim.

Önceki yazılarımda yazı ve konuşmalarından Feto’nun Allahlık tasladığını örneklendirmiştim. Şimdiki örneklerde ise, Allah’ı dünya gözüyle gördüğünü öne sürer.

Cenab-ı Hakk’ı müşahede gibi mühim bir neticeyi de semere verecektir. Bu müşahede ötede olabileceği gibi bu dünyada da olabilir” ¹

Dikkat edilirse kullandığı dil, Türkçe karşılıkları varken Arapça ve Farsça ağırlıklı sözcüklerle süslüdür. Bu gelenek Feto gibi psikopat olan hocası Said-i Deccal şarlatanının “Risaleler” denilen deli saçmalarından kaynaklanmaktadır.  Müşahede, bildiğimiz görmedir. Feto Allah’ı gördüğünü, ama uzun bir süre gördüğünü söylüyor. Semere ise meyve, verim anlamına gelir. Yani Feto Allah’ı dünya gözüyle görmenin meyvelerini toplayacaktır. Çünkü O’nu görmesi, bir anlık değil, uzun süreli ve samimi bir görüşmedir. O, Allah’la samimidir; öyleyse herkes Feto’ya karşı hizaya gelmeli, ne diyorsa onu Hakk’tan bilmelidir.

Peki, acaba bu yeni din kurma girişiminin kurnazca manevrasına karşı Kuran ayetleri nasıl yanıt veriyor, bakalım:

“Gözler O’nu (Allah’ı) göremez, O ise gözleri görür.” Hz. Musa’nın Allah’ı görme arzusuna Allah şöyle yanıt verir: “Beni asla göremezsin!” ⁴

Kuran’a göre dünyada Allah’ı görme isteği, O’nun gereği gibi edemeyen inkârcılar tarafından gündeme getirilmiştir. “Bilgiden yoksun olanlar ‘Allah bizimle konuşmalı veya bir mucizeli işaret gelmeli değil miydi? Dediler. Bunun gibi onlardan öncekiler de onların dediklerinin benzerini demişlerdi. Kalpleri hep birbirine benziyor! Biz, kesin gerçeği bilmek isteyenlere ayetleri açıkladık.” ⁵ “Bize kavuşacaklarını ummayanlar, ‘Bize melekler indirilseydi yahut Rabbimizi görseydik ya! Dediler. Andolsun, onlar kendi benliklerinde büyüklük tasladılar ve büyük bir taşkınlık gösterdiler.” ⁶ 

Bu ve benzeri pek çok ayette, Feto’nun Allah’ı görmesi ve O’nunla görüşmesi kesin bir dille inkarcılık, taşkınlık, büyüklük taslamak ve küfür olarak nitelendirilmektedir. Ayrıca İmam Maturidi başta olmak üzere pek çok İslam bilgini, Allah’ı görme ya da O’nunla konuşmanın, ancak ibadet ve dua ile dini metinlerin okunup anlaşılması yoluyla olabileceğini; bu konuda hiçbir insanın Allah karşısında doğrudan görüşme veya O’nu görme imtiyazının olamayacağını açıkça belirtmiştir. ⁷

Feto’ya göre “inkişaf etmiş bir gönül” (kendisini kastediyor), Allah’ın konuşmasını, sırrını kimsenin anlayamayacağı şekilde duyabilir. İnsan (yani kendisi) zaman ve mekan üstü olabilir.  Hz. Muhammed’in huzuruna çıkıp onunla görüşebilir ve ondan emirler alabilir. ⁸ 

Oysa İslam dini açık bir takım ayetlerle Feto’yu yalanlar. Allah yalnız seçtiği elçileri vasıtasıyla konuşur, vahiy yoluyla diğer insanlara seslenir. ⁹ Feto, Allah’a yer ve hacim yükler. Oysa Allah yerden ve hacimden arıdır. “Çünkü O’nun benzeri hiçbir şey yoktur”. ¹⁰  Dünü, bu günü ve geleceği yani gaybı bildiğini öne süren Feto, şu açık ayetle de yalanlanır: “Gaybın anahtarları yalnızca O’nun katındadır. Onları ancak O bilir.” ¹¹

Öyleyse Feto, “Allah’ı gördüm, O’nunla görüştüm” diyerek İslam’ın en temel inanç ilkesine meydan okumaktadır.

Feto dinsel yalanlarına devam eder. “Felekler burcuna çıktım, melekten merhaba gördüm, bana Hakk’tan nida (ses, seslenme) geldi: Gel ey âşık ki mahremsin, bura mahrem makamıdır, seni ehli vefa gördüm”

Feto, yüce makamlara ulaştığını, Allah’ın sadece kendisine seslendiğini ama Allah ile aralarındaki mahremiyete cemaatinden hiç kimsenin tanıklık etmediğini öne sürerken, hem Allah, hem Allah’ın seslendiği ve hem de Allah’la mahremiyetin tarafı olduğu yalanını söyler.

Böyle şeyleri cami kürsüsünden arz etmeyi önceleri düşünmüyordum. Ama size semanın iltifatını, Resulullah’ın iltifatını ketmedemezdim”.( saklayamazdım-şf).

Feto’nun bu sözlerine dikkat edin: Semanın iltifatı derken, ne kadar gizemli, kutsal ve yüce bir mesaj veriyormuş edası takınır. Aslında Allah’ın kendisine yönelişi demektir. Allah Feto’ya yönelmiş; onu yüceltmiştir. Peygamber de aynı şekilde Feto’ya iltifat etmiş, yönelmiş ve onu övmüştür. Ama cemaat o denli şanslıdır ki Feto bu ilahi sırrı sadece onlara açıklamakta; onlardan gizlememektedir. Cemaati de kendini çok şanslı hissetmektedir. Oysa bu bir şans değil, İslam adına en büyük bahtsızlıktır. Allah’ın ve Peygamberinin odağı haline geldiği yalanına kanan saflar ve cahiller, doğal olarak onu İslam inancının temellerine muhtaç bırakmayacak bir Allah ve peygamber olarak görmüşlerdir. Bu ise şirktir, küfürdür, İslam dairesinden çıkmaktır. Allah’a ve Elçisine iftira atmak, onları kendi düzeyine indirmek ve bayağılaştırmaktır.

“Bak, Allah’a karşı nasıl da yalan uyduruyorlar. Bu, apaçık bir günah olarak yeter”  ayeti bütün bunlara Kuran’ın verdiği en kestirme ve en yalın yanıttır.

Feto, kendini çevresindeki saf ve cahil kitleye Allah ve Peygamber olarak ilan ettiğine göre, Allah adına konuşur ve Allah’ın tecelli ettiği kişi olur:

Ben şimdi tepeden tırnağa his kesilmiş doğrudan doğruya O’nun rahmeti adına konuşuyorum….Allah Rahman Rahim huzurunuzda mütecelli…”

“… Allah beni terk etmedi, Allah ile aramdaki sırrı bana söyletmeyin…”

Diyor ki, ben Allah adına konuşuyorum. O’nun adına konuştuğuma göre, Allah bende tecelli etmiştir, yani ben Allah’ın kendisiyim. Daha ne demesini bekliyorsunuz? İzmir Hisar Camii’nde daha sene 1979 iken, bu ifadeleri hiçbir hükümet, hiçbir devlet yetkilisi, hiçbir dini bütün Müslüman ya da “Muhafazakâr olduğunu iddia eden hiçbir siyasi görmedi, duymadı mı?  Emniyet’in, İstihbaratın raporlarından önce, İslam adına konuşan ve ahkâm kesenlerin din açısından bir inanç raporu hazırlaması gerekmez miydi?

Hz. Musa bile, Allah’ı görmeyi isteyince, “ Beni dünyada kesinlikle göremezsin” şeklindeki ayet, 1979’da yok muydu? Feto’nun bu yalanlarına bilerek ya da bilmeyerek inananlar, kendilerine “Müslüman” sıfatını layık göremezler. Herkes şu gerçeği bilmelidir: Fetöcü olan, Müslüman olamaz. Ama Fetö dininden olduğunu açıklaması gerekir.

‘Allah Feto’yu hiç terk etmemiştir’ ifadesine yakından bakalım: Duha Suresi Hz. Muhammed’e inmeden önce vahiyde bir kesinti olur. Hz. Muhammed, Allah’ın kendisiyle ilgisini kestiğini düşünerek üzülür ve uzun süre vahiy bekler. Nitekim Duha Suresi iner ve orada, “Allah seni ne bıraktı ne de terk etti” denilerek moral verilir. İşte Feto da buradan hareketle kendisine Peygamberlik statüsü vererek yukarıdaki yalanı hazır kitleye boca eder.

Şimdi gelelim Feto’nun köpekliğine….

Feto, cemaati içinde kendinden sık sık “kıtmir” diye söz eder. Kıtmir, Kuran’da geçen “Ashab-ı Kehf’in sadık köpeğidir. Yedi Uyuyanlar olarak bildiğimiz Ashab-ı Kehf, mağarada kendilerinden hiç ayrılmayan sadık bir köpekle birliktedirler. İşte Feto, Müslümanların aklını ve gönlünü çelmek için Kuran’da geçen benzer anlatı ve öykülere, yine Arapça sözcüklerle yer vererek, cemaatinin gözünde kendini merkeze koymaktadır. Bu kadar açık yalan ve saptırmalara, okumuş-yazmış sözüm ona bazı aydınların ve siyasilerden çoğunun “kanması” ya da “kanıyormuş” gibi Feto sahtekârlığına takıyye yapması, İslam dini için çifte cürüm, çifte dinsizlik, imansızlık ve insafsızlık olmalıdır.

Feto’nun Yahudi eşşeği olmasına gelince…

Feto bir Siyonist eşşek midir? Siyonizme eşeklik mi etmektedir?

Bu sorunun yanıtı, evettir. Ama nasıl?

 Ey Siyon kızı, sevinçle coş!

Sevinç çığlıkları at, ey Yeruşalim kızı!

İşte kralın!

O adil kurtarıcı ve alçakgönüllüdür.

Eşeğe, evet, sıpaya,

Eşek yavrusuna binmiş sana geliyor!

“Ey Siyon kızı (İsrail halkı), sevinçle coş! Sevinç çığlıkları at, Ey Kudüs kızı! İşte kralın! (Mesih alçak gönüllü barışçı kral olarak resmediliyor.) O adil kurtarıcı ve alçak gönüllüdür. Eşeğe, evet sıpaya (eşek yavrusuna) binmiş sana geliyor! (Eşek kraliyete ait binek hayvanıdır (Yaradılış, 49:11 ile karşılaştırın) ve atla tezatlık/zıtlık bulunur yani barış seven kralın binek hayvanıyla) Savaş arabalarını Efrayim’den, atları Yeruşalim’den uzaklaştıracağım. Savaş yayları kırılacak. Kralınız uluslara barışı duyuracak, onun egemenliği bir denizden bir denize, Fırat’tan yeryüzünün uçlarına dek uzanacak.” (Savaşçıların boyunduruğu kesilmiş olacak ve uluslara barış için emir verecek…)

Kitab- Mukaddes’te gösterdiğim kaynağa dikkatlice bakılırsa, “Siyon kızı”ndan söz edilir. Siyon kızı, İsrail halkıdır.  Burada eşşeğe binen, İsrail halkının kurtarıcısı kraldır. Bu kral İsrail’e barışı getirecek ve Fırat’ın ötesine uzanacak topraklarda Siyon kızı’nın egemenliğini kuracaktır.  Yahudilerin Mesihidir.  İsrail halkını kurtarıp bizim Güney Doğu toprakları dâhil Fırat ve çevresini vaat edildiği üzere İsrail’e armağan edecektir. Bindiği eşşek veya sıpa ise, Mesih’e hizmet edenlerdir.

İşte Feto, 1970 öncesinden beri, hem de devletin sağladığı imamlık görevini kullanarak ve camideki cemaatin gözlerinin içine baka baka Mesih’in eşşeği, Siyon Kral’ının sıpası olduğunu defalarca yinelemiştir:

Rabbim ahir zamanda enfasıyla (nefesleriyle-şf) teneffüsatıyla  (nefes alışlarla) insanlığa nefhedecek ( üfleyecek-şf)  mesihin merkebi yaptı, onu şeref bilecek onunla cennete girme ümidine kapılacağım…”

Feto’nun bu ve benzeri mesajları, konuşma kayıtları ve basılı kitaplarında yinelenir. Bu kadar örnek Veryansın TV  okurları için yeterli olacaktır.

Müslümanlara Allah’lık ve Peygamberlik taslayıp onları küçümseyen, Kıtmirlikle sahte tevazu gösterileri yapan ve esasen İsrail’in eşşeği olduğunu fütursuzca ilan eden Feto’ya inanmak ile onu koruyup kollamak aynı yere çıkar:

Müslümanlara Allahlık taslamak, Emperyalizme eşeklik etmek.

¹ Gülen, Yol Mülahazaları, Nil Y., İzmir 2008, s. 8o ve devamı).

² Said-i Deccal’in psikopat olduğu, (hadi ben de Arapça sözcüklerle söyleyeyim)  II. Abdülhamit’in onu altı ay süreyle Tımarhaneye sevkiyle bilimsel olarak müsecceldir. Feto da psikopatlıkta hocası gibi müseccel marka olmuştur. (Önceki yazılarıma bakınız: Bir Psikopatın Portresi: Fetullah, Veryansıntv).

³ En’am, 6/103.

⁴A’raf, 7/143.

⁵ Bakara, 2/118.

⁶ Furkan, 25/21.

⁷ Bkz. Kendi Dilinden Fetö Örgütlü Bir Din İstismarı, Diyanet İşleri Başkanlığı, Ankara 2017, s. 16-17.

⁸ Gülen, Sohbet-i Canan, Nil Y., İstanbul, s. 21 ve devamı; Kalbin Zümrüt Tepeleri 3, Nil Yayınları, İstanbul 2011, s. 98. (aktaran: Kendi Dilinden Fetö Örgütlü Bir Din İstismarı, DİBY., Ankara, 2017, ss. 18-19).

⁹ Şura, 42/51

¹⁰  Şura, 42/11.

¹¹ En’am, 6/59.

¹² Hisar-3 (irade Kahramanları) dk. 15.50 ve devamı.

¹³ Nisa, 4/50.

¹⁴ 1979-07-09_Gonul Dunyamizdan-02-Muhabbet fedailerinin Özellikleri-Berat Gecesi (İzmir-Hisar camii, dk. 38 ve devamı).

¹⁵ Ümitle Şahlanış, dk. 12:12-14:48.

¹⁶  1965 tarihinde dönemin Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Tevfik Gerçeker’in himayesinde Prof. Dr. Neşet Çağatay başkanlığında ilk defa kapsamlı ve bağımsız  bir Diyanet Yüksek Şurası toplanarak Said-i Norşi ve

¹⁷ A’raf, 7/143.

¹⁸ Kehf, 18/18.

¹⁹ https://www.bursakilisesi.com/kutsalkitap/?q=zek.9:9 (Erişim Tarihi: 24.05.2020).

²⁰ http://www.shedai.net/html/Mesih.htm#_Toc65780282 (Erişim Tarihi: 24.05.2020).

²¹ Hutbeler 1 (06.10.1978) Namaz 8, 16 ve devamı)

Etiketler

4 Yorum

  1. Feto akın ipek için ne diyor.akin ipek .melek oğlu meslektir.direk cennete gidecek 1000 kişi varsa biri de odur.cenete gidecekleri bile o işaret edebiliyor.akin ipek direk cennete gidecek demek istiyor

  2. Allah sizden razı olsun. Bunları Diyanetin yapması gerekirken görev size düşmüş. Ne kadar yazsanız da eşşeğe eşşeklik edenler anlamazlar. Çünki anlayarak hiç Kuran okumamışlardır. m …… eşşek olduktan sonra binen çok oluyor, hatta kurnaz eşekler de bu eşeklere biniyor ne yazık..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı