Köşe Yazıları

Atatürk neden güncel?

GÜNCEL VE EVRENSEL

25 Kasım 2016’da ölen Küba Devlet Başkanı Fidel Castro, Atatürk’ü emperyalizme karşı savaşan ‘en büyük devrimci’ olduğunu söyler. Kemalist eylemin kendileri için esin kaynağı olduğunu belirterek güncelliğini evrensel boyutuyla ele alır ve şu açıklamayı yapar:

“Mustafa Kemal Atatürk’ün yaptıklarını ben asla yapamazdım. Gerçek devrimci Atatürk’tür. Büyük bir devrim yaptım ancak Mustafa Kemal’in yaptıklarını başaramazdım. Devrimci Kemal Atatürk varken Türk gençleri neden kendilerine başka önder arıyorlar… Atatürk 1919’da, düşmanları kovmak için Bandırma gemisiyle Samsun’a çıktı ve anti-emperyalist savaş verdi, zafere erişti. Biz Atatürk’ün devrimci savaşından etkilendik, esinlendik. Ve tam 40 yıl sonra, 1959’da Gramsi gemisiyle Havana’ya çıktık. Ülkemizde emperyalizmi ve işbirlikçi faşist Batista rejimini yıkmak için biz de zafere eriştik. Bizim ve tüm ezilen halkların esin kaynağı Mustafa Kemal Atatürk’tür”.1

Castro, Atatürk’ün ülkesi olarak Türkiye’yle yakından ilgilenmiştir. Örneğin, PKK kalkışmasını, “ABD’nin petrol bekçiliği” olarak değerlendirmiş ve şunları söylemiştir: “Türkiye’deki olayları yakından izliyorum… Umarım ve dilerimki, sizin oradaki Kürt hareketi Yankee’nin petrol bekçisi olmaz. Ancak, gördüğüm kadarıyla bunlar ABD’ye bağımlı, ABD’nin denetiminde hareket ediyorlar. Kürtlerin hareketi bağımsızlık değil, ABD’ye bağımlılıktır”.2

ATATÜRK GÜNCEL Mİ?

Atatürk’ün ölümünden günümüze dek 81 yıl geçti. Bu iki kuşak demektir. 1938’de yirmi yaşında olanların çocukları bugün yaşıyor ve ortalama yetmiş yaşındalar. Bu iki kuşağın yaşam süresi içinde Türkiye; özgüveni yüksek, geleceğe umutla bakan, sevinci ve üzüntüsü ortak insanların yaşadığı bir ülke olmaktan çıktı. Toplumun her kesiminde, yaygın ve etkili bir yozlaşma var. Bugün, Türkiye’de, çökmekte olan bir ülkenin yaşayacağı sorunların tümü yaşanıyor. Sorunların çözümü için, doğal olarak benzer sorunların içinden çıkmış olan Atatürk’ün uyguladığı politika gündeme geliyor. O’nun yarattığı değerler korunup aşılmadığı için yüzyıl önceye geri dönüldü. Atatürk’ün güncel olmasının nedeni bu.

Büyük bir devrim gerçekleştirip tam bağımsız bir ülke yaratılmışken, insanlar kula kulluktan yurttaşlığa yükselmişken ve aydınlık bir geleceğin yolu açılmışken; nasıl oluyor da bu denli geri, bölünmüş ve umutsuz bir ülke durumuna geliyoruz. Geriye düşmenin, karşıtına dönüşmenin ya da değerlerini yitirmenin bu denli yoğun yaşanmasının nedeni nedir? Bunun sorumlusu kimlerdir?

Geri dönüşün nesnel ve öznel nedenleri var. Öznel nedenden söz edeceksek, sorumluluğun ülkeyi yönetenler başta olmak üzere, Atatürk’ten sonraki iki kuşakta olduğu söyleyebilir. 11 Kasım 1938’de başlayan geri dönüş, sürekli artan bir ivmeyle, karşıtlıktan düşmanlığa, bireysellikten kitleselliğe evrildi ve bugüne gelindi.

Seksen yıl süren bu olumsuz sürecin temelinde Kemalizmden kopuş, bunun temelinde de eğitimsizlik vardır. Atatürk kendi ülkesinde kendi insanlarına öğretilmedi, ilkeleri sistemli programlarla ortadan kaldırıldı. Türk halkı, çoğunlukla, onu kurtarıcı kahraman olarak sevip saydı ancak ilkelerini öğrenemedi. Bir bölüm insan, yanlış ve kimi zaman kara çalmaya varan yakıştırmalarla, ondan uzaklaştırıldı ya da karşıt hale getirildi.

Atatürk karşıtlığı, Amerikalıların Türkiye’ye girdiği 1946’dan sonra sistemleştirilerek devlet politikasına yerleştirildi. 1949 yılında imzalanan eğitimle ilgili ikili anlaşmayla ulusal eğitim ulusal olmaktan çıktı ve Atatürk ders kitaplarına Amerikalı uzmanların uygun gördüğü biçimiyle girdi.

YAPILMASI GEREKEN

Bu koşullarda yapılması gereken, benzer koşullar altında geçmişte verilen savaşımdan yararlanmak ve bu yönde çalışmaktır. Atatürk’ü ve başardığı eylemi bugün yeniden gerekli kılan, yaşanmakta olan koşullardır. Samsun’a çıkan anlayış, Kuvayı Milliye ruhu, Müdafaa-i Hukuk örgütlenmesi önümüzdeki yakın dönemi belirleyecek biçimde, yeniden gündeme geliyor.

Kurtuluş Savaşı, öncesi ve sonrasıyla dikkatlice incelenmeli, güncelliğini koruyan bu eylem, günün koşullarına uyumlu kılınarak, ulusal birlik anlayışıyla uygulanmalıdır. Bu ülkenin parçalanmasını önlemek isteyen herkes, Mustafa Kemal’e başvurmak, savaşımından ders almak zorundadır. Türkiye’de yükselmekte olan ulusal uyanış, geçmişteki benzersiz deneyimden, kesin olarak yararlanmalı, bu konuda bilgilenmelidir.

Bir değerin nasıl kazanıldığını bilmeyen, onu koruyamaz. Kurtuluş Savaşı’nın hangi koşullarda, nasıl ve kimlere karşı kazanıldığını, ne bedel ödendiğini, ulusu ayakta tutan kalkınmanın nasıl sağlandığını bilmeden, Türkiye Cumhuriyeti’ni ayakta tutmak olanaklı değildir.

Yapılanlar çabuk unutuldu ya da unutturuldu. Unuttukça da geriye gidildi. Ve bugün, içinde sıkışıp kaldığımız sorunlarla dolu koşullara gelindi. Bu koşullar, nitelik olarak, Osmanlının 20.yüzyıl başında yaşadığı koşullardır. Bunu artık herkes görmelidir. Atatürk günceldir ve doğaldır ki emperyalist boyunduruktan kurtulana dek güncelliği sürecektir. Her kesimden yurtsever, bu nedenle Atatürk’e yöneliyor; Kuvayı Milliye ruhu bu nedenle yayılıyor, Müdafaa-i Hukukçular bu nedenle yeniden ortaya çıkıyor.

KEMALİST OLMAK

Atatürk’ü incelemek, tarihle ilgili araştırma yapmak değil, yaşadığımız sorunlara çözüm aramak ve onun başarılı olduğu savaşımından günümüze yönelik ders çıkarmaktır. Ülkenin kurtuluşu için savaşım verenler ve verecek olanlar, Mustafa Kemal’in karşılaştığı engellerin benzerleriyle karşılaşacaklardır. Özellikle onlar, aktarılan bilgileri, eleştirici gözle incelemeli, bugüne uyarlamalı ve girişilecek savaşımda nelerle karşılaşacaklarını bilerek hareket etmelidirler.

Atatürk’ü anlamak ve ‘izinden gitmek’ bilinçli olmayı gerekli kılar; yaptığını yapmak, insana, üstelik en ağırından, sorumluluk yükler. Atatürk öldükten sonra, Atatürkçülerin başına gelmedik kalmamıştır. Bu sorumluluğu yüklenmek isteyenler, eyleme geçtiklerinde bu işin, ‘karga kovalamak’ ya da ‘sarı saç mavi göz’ edebiyatından çok ayrımlı bir iş olduğunu göreceklerdir. Emperyalizmle doğrudan ve sürekli savaşım demek olan Atatürkçülük, sert çatışmalara, görünür görünmez engellere her zaman hazırlıklı olmayı gerekli kılar. Kemalist olmak, kolay bir iş değildir.

Bu ülkede, gelecek kuşaklara acı çekecekleri bir gelecek bırakılmayacaksa Atatürk bugün her zamankinden çok önem kazanmış demektir. Bu ülkenin parçalanmasını önlemek isteyen herkes, Mustafa Kemal’e başvurmak, savaşımından ders almak zorundadır. Atatürk’ü incelemek, tarihle ilgili araştırma yapmak değil, yaşadığımız sorunlara çözüm aramak ve onun başarılı olduğu savaşımdan günümüze yönelik ders çıkarmaktır. Türkiye’de yükselmekte olan ulusal uyanış, geçmişteki benzersiz deneyimden, kesin olarak yararlanmalı, bu konuda bilgilenmelidir.

DİPNOTLAR

1 Jale Özgentürk, Yeni Yüzyıl Gazetesi, ak; www.68dayanışma.org

2 “Fidel Castro ve Kürtler”, Cemal Şener, ahmetdursun374blogcu.com

5 Yorum

  1. 20. yüzyılın en büyük adamı Atatürk’ tür. Bu yetersiz bir tanımlama. Atatürk 21. Yüzyılın da en büyük adamı olacak. Cenabı hak onu dosdoğru bir yol üzerine kılavuzlamış ve bu yol kolay kolay yıkılmaz. Darbe aldı ancak sapa sağlam duruyor.

  2. cunku Atatürk devrımcıdır. cunku Atatürk halkçıdır. cunku Atatürk ilericidir. cunku ataturk milliyetçidir cunku Atatürk laıktır. cunku Atatürk cumhurıyetcıdır. bugun onun koltuğunda oturanlar. ve sürakası altı oku ve ilkelrini partıden soyutlamay calısmaktadır. CHP ve ychp arasındaki fark budur. bu basit ıkılemı bile cozemıyenler tıpışlar okumuşu cahılı halen farkında degıllerdır.
    Kemalizm CHP dir CHP kemalsıttır.ataurkcu olmak baska kemalist olmak baska, Kemalizm onun ılkelrıne sahip çıkmaktır . ulkeyı bu ilkelerle yonetmektır. bu ülke Kemalizmle kurtulur.’ Kemalizm ne 1930 larda kalmıştır’ ‘ne yanı bu saatten sonra 1922 ere mı donecegız ‘zırvalrı bostur.
    bırılerıne yalakalıktır. Bu yüzden Atatürk daıma gündemde kalacaktır.

  3. Ne acıdır ki Türkiye’de muhalefeti ABD yörüngesine girmiş CHP ile ABD’nin bölgedeki petrol bekçisi PKK/HDP yapıyor. Bizim sözde Atatürkçülerimiz ise tecavüze uğramış evini temizleyeceğine ABD’ne dik duran Erdoğan’ın helvasını yemek için dua ediyor.

  4. Atatürk 100 yıldır Anadoluda günceldi aslında,ama, geldiğimiz noktada artık kaçınılmaz olmuştur.Liberalizmin ana felsefesi “bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” politikası çökmüştür.özel sektör ile kamuculuğu harmanlayan, tarımı ihmal etmediği gibi geliştiren KEMALİZM güncellenmiş şekliyle şu an Ülkenin kurtuluşu gibi gözükmektedir.teknik eğitime yeniden önem verilmeli,Üniversite sayısı azaltılarak kalite yükseltilmeli, Parlamenter sisteme geri dönülmeli ve Türkiye tam bağımsız ve komşuları ile dünya ülkeleri ile barışık Çağdaş ülke olarak yoluna devam etmelidir.

  5. “Cumhur İttiâfkı” Vs “Millet İttiâfkı” tasnîfi sosyolojiktir. Eytişimsel-özdekçi tasnif “KOZMOPOLiT CEPHE (Erdoğan+Kılıçdaroğlu+Bahçeli)” Vs “ATATÜRKÇÜ CEPHE (diğer partiler)” şeklinde yapılmalıdır. Bu ikincisi, birincisini, “Atatürk’ün doğru yolunda sapmak” ile ne denli suçlasa azdır. Atatürk güncelliğini bundan korumaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı