Köşe Yazıları

Beylikdüzülü Rockefeller tüccarları

Ekrana çıkmış, ilaç, Rockefeller, yine kimi yiyorsun Soner Yalçın!

Henüz bir yıl önce kimsenin tanımadığı İmamoğlu’na ODA TV binlerce haberi neden yaptı niçin yaptı ne adına yaptı ne karşılığı yaptı cevabını Soner Yalçın susarak kaçarak yan yatarak veremezken şimdi kalkmış, Fatih Altaylı programında, lafı gündemi üstüne yapışmış istifhamları imajı değiştirmeye çalışıyor, neymiş efendim, yine geldik Rockefeller’e.

Gargarayı bırak kardeşim, iki yüzyıldır Amerika tarihi ve derin devletinin omurgası olmuş Rockefeller bir şirkettir, tıpkı programına çıktığınız Habertürk ve Ciner gibi.

İnsanları yeme kandırma manipüle etme konusunda ikisi de aynı kapıya çıkar, birinin gücü Türkiye’ye yeter, biri dünyayla oynar.

‘Aşıyı tartışalım’ ayağına yatma, aşıyı dünyada tartışan yüzbinlerce bilim adamı var, yer yerinden oynuyor, bilim hastalık ilaçlar kökünden tarihinden her yerde tartışılıyor, İmamoğlu’nun adamlarına kalmadı bu işler!

İlacın sınırları belirsizdir, mesela Amerikan halkının müptela olduğu damardan burundan uyuşturucu da bu sınıra dahil midir, ki, Amerikan halkının bir yarısı esrar içimini yasal hale getirmiş desteklemektedir, ekranlar şirketler kelimeler manipüleler hepsi ‘antidepresan’a dahil midir, çünkü şirketler ve kapitalizmin iki ucu boklu değnektir, ve şirketler ekranlar reklamlar hepsi bu aşı ilaç antidepresan dünyayla bir ‘bütündür’.

YALAN HABERLER DE HALK SAĞLIĞIYLA OYNAMIYOR MU?

Yalan, yanlış, kasıtlı, manipüle, algı haberleri de insanların beynini yemiyor mu, manipüle haberler de halk sağlığıyla oynamıyor mu, taraflı haberler halkı çıkarları uğruna kışkırtmak yönlendirmek isteyenler için insan bedenini zehirleyen felç eden en keskin ‘aşılar’ değil mi?

Kitabının reklamını yapan Habertürk ekranı on yıllarca FETÖ’nün etnik milliyetçiliğin açılımın reklamını yapmadı mı? Rockefeller’in asıl başarısı Nagehan Alçı zekalarını her akşam şimdi oturduğun koltukta on yıllarca oturtanlar değil mi? Asıl kanser asıl otizm asıl zehir bunlar değil mi?

Antidepresan ilaçlar niçin bu kadar satılır, çünkü insanlar da ‘şirketler’e dönüşmüştür, yani, insanlar hayata ‘kar-zarar’ ‘girdi-çıktı’sıyla bakmaya başladığından beri, liderlere ve siyasete kar-makam-istikbal diye kapılandığından beri.

CHATTAM HOUSE’U DESTEKLEMEK HANGİ HASTALIĞA GİRİYOR?

İnsan mısın gazeteci mi yoksa şirket misin, Chattam House projesini desteklemek hangi kategoriye giriyor!

Hüzün, sevinç, dürüstlük, mutluluk, başkalarının sorumluluğu, idealizm, saflık, masumluk vs. gibi duygular insan bedeninde beyninde kalbinde yer bulamıyor artık, hak getire, artık herkes ‘kazancına’ göre ‘kişilik’ edinmeye başladığından beri antidepresanlar çoğaldı.

Henüz kırklı yaşlarda Manukyan kadar serveti olan adamların sayenizde haberlerinizle memlekete ‘İkinci Atatürk’ diye ilan edilmesi hangi tür felç otizm antidepresan kızamık aşısı kategorisine giriyor?

Bir insan yalan söylediğinde, hırsızlık yaptığında, yapma, torunundan çıkar, denir, Hititler’den beri bu topraklarda ve bütün kültürlerde.

Yani en etkili antidepresan dürüstlüktür, itiraftır, şeffaflıktır, samimiyettir, temizliktir ve insan sevgisi ve karşılıksız gayrettir ve sabra tevekküle inanmaktır.

Bunlar şaka değil, o kitapların yüzlercesini hıfz ederek okuduk, hastalıklarla ilaçsız başa çıkmak istiyorsan kendine ve etrafına ‘dürüst’ olacaksın, beynine kalbine gizlilik yalan hinlikler sinsilikler sokmayacaksın, paranın şirketin peşinde kendinle ve doğayla oynamayacaksın, Allah hepsini fitil fitil insanın burnundan getirir, sonra da oturup aşıymış zehirli gıdaymış antidepresan beynimi yemiş diye ağlarsın.

Saf insan doğası, nedir, göklerde yerin kayaların altında binbir süzgeçden geçip sızım sızım arınıp yağmur suları gürül gürül kaynak suları gibi temiz kalabilmeyi başarabilmektir!

Arkası karanlık adamların ruhları da karadır. Arkası karanlık insanların parasına gücüne tapanlar arkası karanlık insanların ancak ‘antidepresan’ı olurlar, çünkü arkası karanlık insan süzgeçten eleştiriden geçmemiştir.

Arkası karanlık insanlara havayla gazla şişirmeyle histerik mutluluklar sahte mani coşkular yaşatırlar. Yani karanlık adamların reklam ve para güçleriyle kendilerini geçici olarak tedavi ettirirler ve sonra bir milletin başına Özal gibi Evren gibi Tayyip gibi İmamoğlu gibi bela ederler, bunların hepsinin orjini Rockefeller değil mi?

Karanlık mikrop bakteri kir pislik içinde hastalıklardan hastalıklara savrulmamak için kendinize dürüst olun, yanlışlarınızı eksiklerinizi görün. İnsanlığın gerçek aşısı kendine itiraftır. Kimseden ve kendinden korkmadan apaçık çırçıplak gerçeği söyleyebilmek tehlikelerle zehirlerle çevrili dünyamızda sığınabileceğimiz tek limandır.

Bir şişeye renkli su doldurup ölümsüzlük şurubu diye satanlarla şarlatan siyasiler arasında fark yoktur.

Ekranlar sahte antidepresanlar değil mi, kalkmış kitabının reklamını ekrandan niye yapıyorsun, reklamın kendisi göz boyama, katkı maddesi, aşı değil mi? Reklamın kendisi kapitalizm değil mi? Aynı ekranda deve sidiği üstelik ayetlerle övülüp satılmadı mı, aynı ekran dua okuyup penis öpen cübbelileri pazarlamadı mı? Bunların hepsi dünya ‘aşı’ ‘ilaç’ piyasası ve Rockefeller’la aynı kapıya çıkmıyor mu?

ÖNCE FELSEFE

İmamoğlu başkan olur olmaz yardımcısını niye Koç Holding’ten seçti? Koç Holding’le Rockefeller arasındaki fark nedir? Şimdi senin kitabını pazarlayan Habertürk sümüklü mehdiye de bu ülkede çok sattırmadı hatta iktidar yapmadı mı? Bu aldatıcı reklamlarıyla Koç Holding Ciner FETÖ ve senin kitabın arasındaki derin bağlar, aynı satış aynı oyalama aynı pazarlama, aynı baskı, aynı göz boyama, aynı derin iktidar bağları, devletle iktidar bağları, vs. hepsi aynı kapıya çıkmıyor mu?

Rica edeceğim o ilacın bu şirketin tarihini okumadan önce biraz felsefe okuyun!

Habertürk’te oturduğun koltukta daha bir ay önce Celal Şengör, ‘İngiliz sömürgesi olmak Hindistan’a iyi gelmiş Hindistan’ı kalkındırmış geliştirmiştir’ demedi mi? Karşındaki Fatih Altaylı, Konya’da bir Mercedes içinde elli üniversiteli genç yanarak öldüğünde, olayın üstüne gitmeyin yoksa Mercedes firması Türkiye’ye yatırımdan vazgeçer demedi mi? Aynı Fatih Altaylı Mümtaz Soysal Telekom ihalesini iptal ettirince Mümtaz Soysal hazineye on milyar dolar zarar ettirdi, demedi mi?

Rica edeceğim eşyaların olayların dünyayla siyasetle bedenimizle bağlantı ve karşılıklarını iyi kurun, Rockefeller bunlardan başka bir şey mi?

Kendine yalan söyleyen insana şirketlerin gücüyle parasıyla reklamıyla kendini ‘oyalayan’ insana hiç bir ‘ilaç’ kar etmez, Chattam House ve Rockefeller’i aynı kapıya çıkar.

Bırakın bu şarlatan piyasasını, feryat figan kelimeler ağıtlar şiirler hikayeler dürüstçe itiraflar insanlığın en mucizevi ilacı’dır.

Şirketler, insanların beynini ve kalbini ‘kelimeleri’ ele geçirerek ve kelimeleri ekranlarda topu tüfeği en ölümcül silahları haline getirip, insanları ruhsuz oyuncak robot haline getiriyor, bu vahşete karşı tek ilaç, o şirketlere meydan okuyabilmektir.

Kardeşlerim, insanlık dersine iyi hazırlanmadan insan içine çıkmayın, önce, içinizdeki neşe size saygı duyacak!

Önce, duyduklarınız gördükleriniz şahit olduklarınız muhakeme ettikleriniz size saygı duyacak!

Bedeninizde kalbinizde beyninizde olup bitenlere karşı kutsal bir saygınız yoksa, beyniniz kalbiniz bedeniniz insanlık alevi saçan ilahi bir araba değilse, iki günde rezil olur, sattığınız pazarladığınız siyasilerin şirketlerin uçurumuna yuvarlanırsınız.

Ancak, kimseye eyvallahı olmadan konuşan anlatan insan, siyasetle tıbbı ayrım gayrım demeden her şekilde her yerde kusabilme cesaretini gösteren insan rahatlar, ve insanlığı bir nebze sağlığına saf doğasına kavuşturur.

Yani, ilacın aşının en sahtekarı ekranda oturduğun o pazarlama koltuğudur!

21 Yorum

  1. Uzun zamandır Soner Yalçın ‘ın hiçbir kitabını almıyorum.TV programının bir kısmını izledim.Zorlama bir konuşma tarzı,söylediklerine kendisi de inanmıyor.İmaj değişikliği kendisini sanki ele veriyor.Silik bir şekilde programında oturuyordu.Fatih Altaylı bu ezikliğini biraz kurtarmaya çalıştı ama nafile.Bu adam bitmiş.Bundan sonra ancak oyuncak olur.

  2. Size daha önce de söylediğim gibi Nihat bey,
    “Efendi”yi, “Network”u, “Türkiye Üzerine Tezler”i yani bu saçma sapan Sabetaycılık tehdidi üzerine kurulan ideolojiyi ve doğurduğu “isimli davalar”ı birbirine baglamadiginiz sürece hakikatin odak noktasına varamamış olursunuz.
    Bu süreçte yani 2000lerin başında S.Yalcin ve Y.Kucuk’e bu kitapları yazdıran neyse veya kimlerse onun peşine düşmek gerek. Saygılarımla.

  3. Insanlarin zihninin nasil bulandirilabilecegi, bulandirma teknikleri, insanin nasil yasayan bir olu haline getirtilebileceginin en yogun sekilde arastirildigi, tartisildigi yer, seytana tapan organizasyonlardir. O organizasyonlarda bircok teknik o dernek uyelerine ogretilir. Ornegin kelimeler nasil kullanilir, insanin duygulari, dusunceleri nasil programlanir (ve ileri asamalarda da kara buyuler ogretilir). Bilgisayar programlasina benzer bir islemdir bu. Ayni fikir yuzbinlerce kez degisik yerlede degisik zamanda bu gizli derneklerin uyeleri tarafindan gelecek 20-30 yil icinde defalarca islenir. Ornegin “bunun disinda bir yol yoktur, bunu kabul etmen gerekir, bak baskalari da kabul etti, vazgec direnmekten” bunun en tipik orneklerindendir. Zamanla insanin kendi ic dunyasiyla iliskisi kesilir, yasayan bir olu haline gelir insan. Bu asamada kisinin kendi gucune olan inanci zayiflamistir (zayiflatilmistir), tepki vermesin diye de korkutulmustur.

    Bunun en guzel yapildigi zamanlar kurtulus savasi anlaridir ve bu hain programlamayi yikan kisi de Ataturk’dur. O yuzden onun temiz ruhuna cok sey borcluyuz.

    Bu gizli derneklerle kimin iliski icinde oldugu aslinda onlarin davranislarina bakilarak, yazdiklari incelenerek tespit edilebilir. Ahmet Altan cocuklarla cinsel iliski yanlis olmayabilir diyor ve Fethullah Gulen sempatizasi (kibarcasi). Imamoglu yine Fethullah Gulen sempatizasi (kibarcasi). Soner Yalcin (Oda TV) Fethullah Gulen sempatizani gorunmuyor ama Sozcu ile birlikte secim zamani Imamoglu’nun ovulmedik yerini birakmadi.

    Bu kisilerin emirlerini bir yerden aldigini gormek icin ille de agizlarindan boyle bir cumlenin cikmasini beklemek cok buyuk bir aptallik olacaktir. Hepsi ayni kaynaktan beslenmedirler, ayni kaynaga hizmet etmek icin de gonullu olmuslardir. Cok dikkatli gozlerseniz, kendi aralarinda bir ahenk oldugunu goreceksiniz.

    Yuce yaraticimizin bizlere kendimiz olabilmemiz icin verdigi kisiligimizi korumaliyiz. Kisiligimizdeki butunluk herseyden daha onemlidir. Bunu basarmak icin yapilmasi gereken, taviz vermeden kararlilik gostermektir. Bunu yaparken de gundelik ekmegimiz bize saglamasi icin yuce yaraticimiza dua edelim.

  4. Freni patlamış kamyon uçuruma yuvarlanmadan son çare şoför kamyonu devirecektir kaçış yok herkes kemerlerini bağlasın sıkı tutunsun!

  5. Nihat abi senin yazilarindan benim anladigim ozet olarak devlet bir kamyon, fren muhalefet, motor akp, direksiyon cumhurbaskaninda..Kamyonun frenleri patlak oldugu icin yokus asagi devamli hizlanan kamyonu sofor sadece motor freni ile yavaslatmaya calisiyor ve motor bu yuzden cabuk rektifiye istiyor ve cabuk isiniyor.. Yokus asagi devamli hizlanan kamyonun soforu kan ter icinde herseye ragmen ucuruma savrulmadan direksiyonu birakmadan devam ediyor suruse..Hatta son sahnede direksiyonu ucuruma dogru dondurmeye kalkan yillardir soforun yaninda oturan muavini bile yolcular son saniyede mudahale ederek tekme tokat on kapidan disari attilar.. Sofor muavinsiz, yolcular bagirisiyor…Bu durumda Tum yolculari rahatlatacak aslinda cok cok elzem bir seye ihtiyacimiz var. O da bu hizda yokus asagi giderken iyi bir fren sistemine ilk firsatta acilen sahip olmak…Cunku onumuzdeki yol hep yokus asagi ve bol keskin virajli.. Bizim frenler hicbir zaman tutmadigi icin yada hep cakma fren kullandigimizdan virajlari hep cok hizli aliyoruz her seferinde yuregimiz agzimiza geliyor..Iyi bir fren hem sofore hem motora hem yolcuya hemde kamyonun emniyetine cok fayda saglayacaktir. Sizde devamli fren sisteminden yakinmiyor musunuz aslinda hakli olarak…Freni tutmayan kamyonu hangi sofore verirseniz verin sonunda ucuruma yuvarlanirsiniz…Kafayi buraya yormak lazim aslinda.. Sofor mutlaka bulunur, zamani gelince degismiyor mu zaten..Zamani gelmeden zorla degistirip yeni buldugumuz soforlerle her seferinde yoldan cikmadik mi, tekrar yola girene kadar yillarca geri kalip zaman kaybetmedik mi…Cakma frenle bir yere kadar gideriz belki ama destinasyona varmamiz imkansiz…

  6. Sn. Soner Yalçın adeta Amerikan silah sanayisi hakkında bir kitap yazmış havalarında cengaver gibi ortalarda dolaşıyor… Bilim adamları diye referans verdiği adamların çoğu hiçbir akademik başarısı olmadan Prof ünvanı almış şarlatanlar.
    Meraklı olanlar Dünya Sağlık Örgütü’nün web sitesinden ortalama insan ömrünün tüm dünya ülkelerindeki tarihsel gelişimine bakarak olaya Sn. Yalçın’dan da çok daha geniş açıdan bakabilirler

  7. Sayın Nihat Genç, ekranlar bu üç kâğıtçılarla dolu. Sizi o ekranlarda yer almanız lazım, mücadele böyle olmalı. Bu şerefsizlerin sahtekarlıklarını kitlelere böyle duyurabilirsiniz. Lütfen bundan kaçınmayın. Saygılarımla

  8. Anonim ismini kullanan arkadaşa; Omurga olmaz ise ne kadar okursan oku, ne kadar bilimsel söz edersen et boştur. Çok okumuşsun ama düşünceni örgütlemeyi beceremediysen üzülürüm. Boşa gider her şey.. Bir de son cümleni çok kaba buldum. Nihat Genç adına içim yandı: ” şengör biraz felsefe ve sosyoloji okumuş ama sizden şüpheliyim.” Sevgili Ülkemiz düşünce ve insan kalabalığı açısından çöle döndü”. Kaç tane Nihat Genç var.

  9. Soner Yalçın, Ruzi Nazar hakkında yazdığı makalede Alevi Mezarlığı`na gömüldüğünü yazınca, “Alevi Mezarlığı da ne demek, Alevi mahallesindeki mezarlık demeniz gerekirdi, diye uyarmıştım. Cevaben ” ben de aleviyim” dedi, yazıyı kitabına koyduğunda düzeltmediğini gördüm. Ben, “Aleviyim” diyerek ortada gezmiyorum. Bilen biliyor. Ancak, Alevi etiketi yapışık kişilere baktığımda şüpheleniyorum. İzzettin Doğan, Reha Çamuroğlu, İbrahim Kaypakkaya, Hüseyin İnan’a bakınca ne Alevilik ne de Türklük görüyorum.

  10. Sn. Genç,
    İmamoğlu ve Soner Yalçın’a olan tepkinizi anlıyorum ve size hak veriyorum. Ancak bu yazılarınızda ve videolarınızda gereğinden fazla yer alıyor diye düşünüyorum. O yüzden Sn. Özcan’ın yazdıklarına katıldığımı söyleyeceğim.

  11. Hindistan a ingiliz sömürgeciliğinin iyi geldiğini söyleyen Celal şengör e veryansın etmişin de bu söylem Karl Marx ın şengör biraz felsefe ve sosyoloji okumuş ama sizden şüpheliyim.

  12. “Yani, ilacın aşının en sahtekarı ekranda oturduğun o pazarlama koltuğudur”

    Son cumle herseyi anlatmis, Soner Yalcin’i kabak gibi ortaya cikarmis. Sone Yalcin’in da kitap kurnazi Yilmaz Ozdil’den farki yok. Prensibli adam Rockefeller, Rothschild’lerin bariz Turkiye bayileri ile is tutup, ondan sonrada fazilet edebiyati yapmaz. Bu bir celiskidir, riyakarliktir. Eskiden sevdigim ve okudugum biri olan Soner Yalcin bitmistir. O da paranin, sohretin cazibesine kapildi ve kimligini satti. Bu cok acik.

  13. Nihat Abi,

    Siz ve bu siteyi takip eden çoğunluğun hissettiği gibi, hassas insanların bu haklı haykırışları, rotasından hiç sapmadan, muhataplarının bir kulağından girip diğerinden çıkıyor. Toplumun en üst sınıflarından en dibine kadar yapay zekalı ruhlarla dolmuş memleket. Size nacizane tavsiyem, yine yazmaya devam edin bu konularda fakat daha çok sosyoloji, hikaye, sinema, tarih yazın; edebiyat yazın. Günümüzden güzel insan hikayeleri bulamayacaksanız da eski devirleri yazın, ordan da çıkmazsa bir cacık, hiç yaşamamış ve yaşamayacak güzel insanları , ütopyaları yazın. Bize umut gerek, aşk gerek…

    Kaleminize sağlık, sevgiler,

  14. Soner Yalçın’ın samimiyeti ve anti emperyalistliği konusunda son dönemde kafamda oluşmaya başlayan soru işaretleri dün akşam katıldığı tv kanalı ve sunucuyu görünce bitti.Artık daha fazla rol yapmaması, insanları kandırmaması ve insanların anti deprasan kullanmalarına neden olmaması gerekiyor.
    Teşekkürler ve saygılar gerçek Atatürkçü ve Devrimci Nihat Genç.

  15. İktisadi bağımsızlığı olmayan bir ülkenin hiçbirşeyi bağımsız değildir ne siyasi partisi ne medyası ..asıl üzücü olan oynanan tiyatroda aldatılan seyirci olan halk veya figüran olmaktır.Cehalet bütün kötülüklerin anası ve sömürme aracıdır

  16. Nihat abinin tespitleri çok doğru. Zaten Soner YALÇIN daha önceki yazılara da hala cevap veremedi. Cevap verebilecek kapasitesi de olduğunu düşünmüyorum. Nihat abinin kelimelerinin gücü, inancı ve vuruculuğu muhteşem…

  17. Nihat Bey
    Ekrem Imamoglu konusundaki kaygilarinizin coguna katilmakla beraber Ekrem Imamoglu sebebi ile sizin gibi ülkesi daha iyi olsun diye emek veren insanlar bu denli agir konusmak konusunda bir öz degerlendirme yapmaniz gerektigini düsünüyorum.
    Bahsi gecen programda tanitilan kitap halk sagligi icin dikkat cekmek adina zolu bir sürec sonucunda yazilmis. Bilgilerin dorulugu yanlisligi zaman icinde oraya cikacaktir, ama burada önemli olamn halkin en azindan bir kere daha düsünmesini saglamak.
    Begenelim yada begenmeyelim Türk hakli dün aksamki programlari daha cok seyrediyor ve bu türde programlar halka ulasmanin yollarindan birisi. Insanlar icin birsey yapmak istiyorsaniz, beni bilen bilir yerim yurdum belli deyip kösenizde durmamalisiniz diye düsünüyorum. Sevdiginiz ya da sevmediginiz mecralarda onlara ulasmayi denemelisiniz.
    Sagilarimlara

  18. Helal sana üstad. Eğer senin bu yazını okumamış olsaydım bugün bu kitabı almış olacaktım. Bunları bir Tv kanalında da anlatman lazım

  19. sayın genc sız durust ve dosdogru bır ınsansınız haksıza hataya yanlısa susamıyor veryansın gıdıyorsunuz. fevrı bır bır ınsansınız.
    bıraz fal bakar gıbı oldu ama .
    neyse sadede gelelım bızım tıpışlar da (kı bunlar sozum ona entel okumus yazmıs kesım) dahıl sızın ıcınızı doken samımı yazılarınızı feryat fıgan olarak goruyor. lar.
    bakın megoloman olanl kısıler ozellıkle sıyasette. o kadar cok konusurlar ortada dolanırlar kı hatta o kadar cok sısırılırler kı , gun gelır hataları cok olur egoları onalrın gercek yuzunu ortaya cıkarır. azıcık sabır saygılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı