Gündem

Bir operasyonun perde arkası… Cinayetin izi nasıl sürüldü?

Makamında polis memuru İsmail Hakkı Sarıcaoğlu'nun kurşunlarıyla şehit olan Rize Emniyet Müdürü Altuğ Verdi cinayetindeki FETÖ izini çözen soruşturma kritik bir ihbarla başladı.

Rize Emniyet Müdürü Altuğ Verdi, 11 Aralık 2018’de makam odasında, polis memuru İsmail Hakkı Sarıcaoğlu’nun saldırısıyla şehit olmuş, Personel Şube Müdürü Ercan Polat ile koruma polisi Yiğit Can Köksal da yaralanmıştı. Saldırgan Sarıcaoğlu bacağından vurularak yakalandı.

Saldırı, tayin işlemi yapılmayan Sarıcaoğlu’nun kişisel husumeti olarak kayıtlara geçti. İddianamede de böyle yer aldı.

Ancak önceki gece düğmesine basılan operasyon, cinayetin ardındanki FETÖ izini araladı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada, Sarıcaoğlu’nun el konulan cep telefonu ile mail ve sosyal medya hesaplarında yapılan incelemelerde, bulunduğu hücre yapılanması içerisindeki diğer örgüt üyelerinin de kimlik bilgileri belirlendi. Yapılanma içerisinde polis, doktor, araştırma görevlisi, öğretmen ve kapatılan Cihan Haber Ajansı çalışanı 27 kişinin bulunduğu ortaya çıktı.

Söz konusu gelişme üzerine, Başsavcılık, 9’u aktif polis memuru 27 kişi hakkında gözaltı kararı çıkardı. Bunlardan 20’si gözaltına alındı.

Cinayetteki FETÖ izinin nasıl çözüldüğüne ilişkin bilgiler de ortaya çıkmaya başladı.

Hürriyet’ten Toygun Atilla, konuyla ilgili yayınladığı analizde şu ifadeleri kullandı:

“Karşımdaki üst düzey polis şefi heyecanla konuşuyor: ‘Şehidimizin, Altuğ Verdi’nin katilinin FETÖ bağlantılarını ortaya koyduk.’ Bu bilgi gazeteci olarak beni de heyecanlandırıyor. Kafamda bir anda tüm süreç hızla dönüyor. Şaşkınlığımı atar atmaz soruyorum: ‘Rize Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianamede FETÖ bağlantısı olmadığı yazıyordu. Hatta 500’e yakın kişi ile görüşmüşler. Gittiği dershaneleri, yurtları incelemişler ancak örgüt bağlantısına rastlayamamışlar. İddianamede böyle yazıyordu’ diyorum.

Polis şefi aniden durgunlaşıyor. Büyük bir olayı çözmüş olmanın gururunu yaşıyor. Benimle bunu paylaşmak isterken, sorduğum sorunun anlamını fark ediyor.

İSTANBUL VE RİZE’NİN FARKI NE?

Öyle ya, Rize Emniyet Müdürü Altuğ Verdi’nin cinayetindeki FETÖ izini göremeyen Rize polisi ve savcısının, İstanbul’daki polisten ve savcılardan farkı ne? Polis şefi, ‘Bu konuya girmesek’ diyor. Kendince haklı sebepleri var. Yaptıkları başarılı operasyonun gölgede kalmasını istemiyor. Meslektaşlarını ve Rize’deki soruşturma yürüten savcılığı da töhmet altında bırakmak istemiyor. ‘Bu konuyu mutlaka müfettişler inceleyecek soruşturacaktır’ diyor. Peki, Rize Cumhuriyet Savcılığı’nın ‘FETÖ bağlantısı tespit edilememiştir’ dediği Sarıcaoğlu’nun FETÖ bağlantıları 15 ay sonra gün yüzüne nasıl çıkmıştı?

15 Ekim 2019’da İstanbul Emniyet Müdürlüğü 155 Polis İmdat hattına gelen bir ihbar telefonu Altuğ Verdi cinayetinin ardındaki FETÖ izinin belirlenmesi için ilk ipucuydu. Telefondaki ses, İsmail Hakkı Sarıcaoğlu’nun FETÖ üyesi olduğunu söylemekle kalmayıp, İstanbul’da görev yaptığı sırada kendisinin ‘polis imamı’ olan Evren Ersoy’un da ismini veriyordu. Evren Ersoy, aynı zamanda Yıldız Teknik Üniversitesi’nde akademisyendi.

‘POLİS İMAMI’ İLE KATİLİN ‘PATATES HATLAR’DAN GÖRÜŞMESİ

Bilgi hemen değerlendirmeye alındı. İstanbul Kaçakçılıkla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri Sarıcaoğlu ile imamı olduğu öne sürülen Evren Ersoy arasındaki bağı arıyordu. İlk tespitler olumlu değildi. Ancak dedektifler, FETÖ’cülerin çalışma yöntemlerini biliyorlardı. Polis imamları ve örgüt mensubu FETÖ’cü polislerin ‘patates hat’ olarak tabir edilen üçüncü kişiler üzerine kayıtlı telefonlarla bağlantı kurma yöntemi vardı. Dedektifler adeta iğne ile kuyu kazmaya başladı. En sonunda polis imamı Evren Ersoy ile katil polis memurunun iletişim kurdukları ‘patates telefon hatları’ tespit edilmişti. Onlarca telefon görüşmesi ve yüz yüze görüşme delillendirilmişti. Bundan sonrası çorap söküğü gibi geldi. İsmail Hakkı Sarıcaoğlu’nun tüm FETÖ ilişkileri patates telefon hattında belirginleşmişti. Dedektifler 13 bin telefon görüşmesini tek tek taradı. İsmail Hakkı Sarıcaoğlu’nun doğduğu yer olan Trabzon’dan, Niğde’deki polis okuluna, ilk görev yeri olan İstanbul’dan Ardahan’a kadar uzanan tüm hatta örgütün mahrem imamlarıyla, polis ‘abi’leriyle hem yüz yüze hem telefonla görüşmeleri tespit edilmişti. Ayrıca lisede örgüte ait dershanelere gitmiş, lise sonrası da örgütün yurtlarında kalmıştı.

KOĞUŞ ARKADAŞI KONUŞTU

Aynı cezaevinde kalan koğuş arkadaşı Okan Ünal da onun FETÖ’cü olduğuna dair bilgiler vermişti. Bu bilgiler tek tek incelendi ve doğrulandı. Soruşturmanın sonlarına gelindikçe ailesindeki FETÖ örgütü mensupları da belirginleşmeye başladı. Samsun’da doktor olarak çalışan ağabeyi M. Sarıcaoğlu da örgüt mensubuydu. Ağabeyinin eşi hemşire olan yengesinin de örgüt mensupları ile telefon görüşmeleri ortaya çıkmıştı. Hatta askeri lisede öğrenci olan bir yeğeni de FETÖ örgütü mensubu olduğu gerekçesi ile ihraç edilmişti. Daha önce Rize’de yürütülen soruşturmada bir türlü bulunamayan tüm FETÖ ilişkisi ortaya konmuştu.

Etiketler

3 Yorum

  1. Butun bu kanitlar ve iliskiler olmasina ragmen gec saptanmasi iyice incelenmelidir.Bu olay da gosteriyor ki Kripto Fetoculer devlet icindeler henuz temizlenmediler..

  2. Suçsuz bir çok insan içerde yatıyor diyenler ibretle okusun bu haberin detaylarını. Bu satılmış mankurtlar heryerdeler. Alakasız görünen her suçun, cinayetin veya kazanın altında FETÖ ve NATO var.

  3. Feto cinayet yaptıracak adamı çok iyi secer.kolay kolay bulunmaz ya pkk ci ya solcu ya jitemci ya haksızlığa ugramis

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı