Dıj güçler

featured
service

Hüseyin Vodinalı yazdı…

Zeytin mevsimi geçiyor.

Arazideki zeytinler az.

Sanki siyasi ekonomik ortama ayak uydurur gibi zeytinler de küsmüş.

Bir çırpıcı tutup 3 – 5 çuval ne varsa toplayalım dedik.

Kemalpaşa’da Erzurumlu çoktur.

Bir tane bulduk 250 TL günlük yevmiye ile.

Allah ne verdiyse topluyoruz.

Bir ara mola verince ortaya çıktı ki bizim Erzurumlu sıkı bir Reisçi.

“N’oldu bak” dedi. “Dolar alanlar bozum oldu. Tayyip Reis yine yaptı yapacağını”.

Yav şimdi bu bankada hesabı olanların dolardan kaybını sen ödeyeceksin dediysek de inandıramadık.

“Kılıçdaroğlu gelirse PKK’lıyı savunma bakanı yapacak” dedi.

“E, peki de” dedik, “Reis de açılım yapmıştı hani daha önce, o ne olacak?”

“O barış için yapmıştı, gelin silahları bırakın barışalım dediydi”

“Dıj güçlerle ortak yıkmaya çalışıyorlar Türkiye’yi” filan deyince, dayanamadım, “Yahu dış güçler dediklerin 20 yıl önce yaptı operasyonu, Erbakan hoca’ya kazık attılar, ayrı parti kurdular”.

İkna olmadı yine de tabii.

Lafı uzatmadık daha işimiz vardı.

Dıj güçler etkili bir propaganda yöntemi.

Her zaman etkili oldu.

Mesela Hitler’in Propaganda Bakanı Goebbels, 29 buhranında iyice kötüleşen ekonomiden “Dış güçleri ve onların sözde Almanya’daki maşaları Yahudileri suçlamış, bunda da başarılı olmuştu.

Bizde genel olarak “Dış Güçler” dendiği zaman ABD, İngiltere ve İsrail anlaşılır.

Tersinden bakarsak ‘dış güçlerle’ iktidar olunup, ‘dış güçler’ tarafından iktidardan indirilmek yaygın bir inanıştır.

Aslında doğruluk payı da çoktur.

Hele bizimki gibi NATO ve AB bağlantılarıyla tam bağımsızlığını 70 senedir yitirmiş ülkeler açısından.

Ancak bu son dönem farklı işliyor.

Dış güçler de zor durumda.

Ekonomik olarak zor durumda çünkü 1945 sonrası ele geçirilen üstünlük büyük bir dolar rehavetine yol açtı.

Üretimden kopuldu.

Üretimden kopulunca finansallaşıldı.

Bu da üç kağıt ekonomisini, mafya ilişkilerini ve belden aşağı işleri yaygınlaştırdı.

Bugün ABD’nin en büyük sorunu 50 trilyon dolardan çok daha fazla karşılıksız dolardır.

Bunları eritmek için faiz artırımına gidiyorlar, kripto paralar üzerinden operasyon çekiyorlar ve de altın fiyatlarını speküle ediyorlar.

Daha da önemlisi Rusya ve Çin gibi iki büyük ülkenin başlattığı dolarsızlaştırma çabalarına silahlı kuşatma ve nükleer tehdit ile cevap veriyorlar.

Peki bunda başarılı oluyorlar mı?

Hayır, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yıllık basın toplantısında verdiği mesajlar çok önemliydi.

Putin Ukrayna üzerinden ülkesine karşı oluşturulacak askeri tehditleri eylemli biçimde yok edeceklerini söyledi. Buna ABD’den hemen gerilimi azaltıcı cevap geldi. Güvenlik görüşmeleri Ocak ayı içinde yapılacaktı.

Basın toplantısında Putin, Çin ile ileri silah teknolojilerinde işbirliği yaptıklarını duyurdu.

Bu da sene içinde Çin’in uzaya gönderdiği hipersonik füzeleri açıklıyordu.

Çin de Rusya’ya destek verdi ve ABD-Ukrayna kuşatma operasyonunda Moskova’nın yanında olduklarını açıkladı.

Öte yandan Rusya ve Çin aynı zamanda Batı Asya ve Avrupa’da, ABD’nin hegemonyasını kırmaya başladı.

Özellikle Ortadoğu’da Rusya ve Çin’in etkisi günden güne artıyor.

Suudi Arabistan’ın Çin’in yardımıyla balistik füze geliştirdiği haberi, Rusya’nın arabuluculuğunda İran ve Suudi Arabistan barış görüşmelerinin yapılması, Rusya’nın (ABD, İran, Türkiye ve İsrail ile onlara bağlı silahlı güçlerin Suriye’den çıkarılması şeklindeki) Suriye planında adım adım ilerleme sağlanması, BAE’nin ABD’ye karşı F-35 çıkışı, bunun gibi önemli göstergeler bunu doğrular nitelikte.

Rusya ve Çin’in Avrupa ile diyaloğu da etkili oluyor.

ABD ve AB’nin Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’ne alternatif diye öne sürdüğü projeler hep kof çıktı.

Ama Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’ne başta Almanya, Fransa ve İtalya olmak üzere Avrupa’nın başat ekonomileri (örtülü veya sessiz de olsa) destek veriyor.

Rusya’nın Avrupa ile olan enerji bağlantısı da kritik seviyede.

Almanya’nın yapımı yeni biten Kuzey Akım 2’den vazgeçme lüksü bulunmuyor.

Biden yönetimi elinden gelen her şeyi yapsa da işler pek istediği gibi gitmiyor.

Biden’a iç kamuoyunda destek yüzde 20’li rakamlara düştü.

İçe dönmeci Trump yine heveslendi ve ortalarda gezinmeye başladı.

Yardımcısı Kamala Harris de en sevilmeyen politikacılardan biri haline geldi.

Biden’ın neocon ekibi de artık sevimsiz bulunuyor.

George W. Bush dönemini anımsatan şahin siyasetçiler dünyanın içinde bulunduğu aşamaya uygun düşmüyor.

ABD’nin kendi iç sorunları var.

Hem de büyük sorunlar bunlar.

Bakınız Amerikan demokrasisinin kırılganlığı, Batı yanlısı uzmanlar, hatta CIA analistleri için bile dillendirilebilir durumda.

2021 Kasım’ında, Stockholm merkezli Uluslararası Demokrasi ve Seçim Yardımı Enstitüsü, Amerikan demokrasisini dünyanın en geri demokrasilerinden biri olarak nitelendirdi.

Enstitü, 2020’deki seçim şiddeti, sürekli seçim sahtekarlığı iddiaları ve pandemi uygulamalarına bakıldığında, ABD’de otoriter eğilimin ortaya çıktığını vurguladı.

ABD’nin geleceğine ilişkin bu olumsuz ve “kötümser” görüş artık CIA analistleri tarafından bile paylaşılıyor.

CIA yönetici danışmanı ve siyasi istikrarsızlık senaryoları analisti Barbara F. Walter, ABD’nin bir iç savaşın eşiğinde olduğuna dikkat çekti.

Barbara F. Walter, bu konuda “İç Savaşlar Nasıl Başlar” (How Civil Wars Start) isimli bir kitap da yazdı.

Ona göre, Amerikan toplumunun kutuplaşma süreci, “isyan öncesi” ve “başlangıç çatışmaları” aşamalarını çoktan aştı ve ülkeyi kelimenin tam anlamıyla silahlı iç çatışma başlatmanın eşiğine getirdi.

Şunlar Barbara F. Walter’in ifadelerinden bazıları:

“İç savaşa herhangi birimizin inanmak istemediğinden daha yakınız (…) Amerikalılar sevgili demokrasilerinin düşüşte olduğuna veya savaşa doğru gittiğine inanmak istemiyor. […] Yabancı bir ülkede Amerika’daki olaylara bakan bir analist olsaydınız – aynı Ukrayna, Fildişi Sahili veya Venezüela’daki olaylara baktığınız gibi – bir kontrol listesinde bu iç savaş koşullarının her birine olumlu işaret vererek değerlendirirdiniz. (…) Artık dünyanın en eski sürekli demokrasisi değiliz (…) Bu onuru şimdi İsviçre, ardından Yeni Zelanda ve ardından Kanada takip ediyor. Politika endeksinde tümü +10 olarak derecelendirilen Kanada, Kosta Rika ve Japonya gibi ülkelerle artık aynı düzeyde değiliz.”

Walter, özellikle bu yılın Ocak ayı başında protestocuların Kongre binasını işgal ettiği olaylardan sonra, ülkesinin çok tehlikeli bir siyasi güvenlik aşamasına girdiğine inanıyor. Ona göre bu olay, Washington’un bir iç savaşa doğru tehlikeli bir adım olan “açık isyan” aşamasına girdiğini gösteriyor.

Tüm bu faktörleri göz önünde bulunduran ve objektif verilere dayalı endekslere işaret eden CIA danışmanı, ABD’nin siyasi durumunun, 19. yüzyıldaki iç kutuplaşma ve savaş (1861-65 Amerikan İç Savaşı) senaryosuna gerçekten benzeyen “yüksek iç savaş riski” olarak tanımlanabileceği sonucuna varıyor.

Öte yandan Paul Eaton, Antonio Taguba ve Steven Anderson isimli emekli generaller de 2024 seçimlerinde silahlı çatışma çıkabileceği uyarısında bulundu.

Emekli generaller, ordu konusunda da iyimser değiller.

Emekli Amerikan Generalleri ortak duyurularında, “ABD Başkenti’ndeki ölümcül ayaklanmanın birinci yıldönümüne yaklaşırken,” diye yazdılar, “2024 başkanlık seçimlerinin ardından ve ordumuzun içindeki tüm Amerikalıları tehlikeye atacak ölümcül kaos potansiyeli konusunda giderek daha fazla endişe duyuyoruz” uyarısı yaptılar.

Kamuoyuna açık mektubun sonu şöyleydi:

“Kısacası: Bir dahaki sefere bir darbe olacağı düşüncesiyle iliklerimize kadar titriyoruz.”

Bir anket de benzer endişeleri ve uyarıları ortaya çıkardı.

2021 Kasım’ında Kamu Dini Araştırmalar Enstitüsü, seçmenlere şu ifadeyi kabul edip etmediklerini sordu: “İşler yolundan çok saptığı için, gerçek Amerikan yurtseverleri ülkemizi kurtarmak için şiddete başvurmak zorunda kalabilir.”

Ankete katılanların yüzde 18’i bu düşünceye katıldı. Cumhuriyetçiler arasında bu oran yüzde 30’du.

İç savaş artık dünyanın ‘en büyük gücü’ için uzak bir senaryo değil.

ABD’deki sosyo-ekonomik kutuplaşma çok fazla.

Irksal gerilimler, siyasi çatışmalar, ayrılıkçı gruplar, ekonomik gerileme, gelir dağılımı bozukluğu, eğitim düzeyinin düşüklüğü ve buna benzer pek çok faktör, ülkenin iç krizindeki artışa katkıda bulunuyor.

Yukarıdaki ankette 35 milyon (baştan ayağa silahlı) Trump destekçisi gerekirse silaha sarılabileceklerini söylüyor.

Amerika’da silahlanmanın alabildiğine serbest bir çılgınlıkta olduğu düşünülürse bu önemli bir alarm sinyali.

Zayıf bir demokrasi tablosu ortasında kutuplaşma ve totaliter eğilimler alan kazanmakta ve bununla birlikte iç savaş, Balkanlaşma ve hatta bir diktatörlüğün başlangıcı gibi gelecek senaryoları artık kimseyi şaşırtmıyor.

Bize dönersek, biz de 1950’lerden beri küçük Amerika olma hayalleriyle, 1930’lardaki Almanya’ya benzedik.

Bizde de bu tehlike mevcut ama Allah’tan bizim toplum yapımız (ilginç biçimde) çok daha anlayışlı ve sağduyulu.

Bizim meselemiz esasen yönetenlerin liyakat açısından sorunlu olması ve iktidara aday olanların da benzer yönlerden kuşkulu gözükmesi.

İktidar ve muhalefet, “Dıj güçler” denilen tek dişi kalmış canavarı hala gözlerinde büyüterek gelecek planları yapıyor.

Oysa artık başka bir dünyada yaşıyoruz.

Batılı kapitalistler istedikleri kadar Great Reset, Pandemi mandemi, savaş mavaş planı yapsınlar, artık çok geç.

2022’de yaşanacak küresel çaplı devasa krizleri gördüğünüzde ne demek istediğimi anlayacak ve “Yine, yeniden ve ebediyen Mustafa Kemal Atatürk” diyerek bana hak vereceksiniz.

Bizim asıl sorunumuz dış güçler değil, onların enfekte ettiği, hatta genetiğiyle oynadığı iç güçlerdir.

Bu arada Erzurumlu Reisçi zeytin çırpıcısı arkadaş konuşmamızın en sonunda ne dedi biliyor musunuz?

“Türkiye’ye Atatürk gibi lider lazım başka türlü kurtuluş yok.”

Buyurun buradan yakın!

 

KAYNAKLAR:

https://www.theguardian.com/us-news/2021/dec/20/us-closer-to-civil-war-new-book-barbara-walter-trump-capitol-attack

http://infobrics.org/post/34817/

Dıj güçler

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

4 Yorum

  1. 5 ay önce

    Eninde de Atatürk sonunda da Atatürk ,ne mutlu Türküm diyene

    Cevapla
  2. 5 ay önce

    -(Bizim asıl sorunumuz dış güçler değil, onların enfekte ettiği, hatta genetiğiyle oynadığı iç güçlerdir. Epeydir böyle anlamlı bir cümle okumamıştım, Cumhuriyet i kuran şehir Erzurum’dan selamlar :))

    Cevapla
  3. 5 ay önce

    ABD/NATO/AB, Türkiye’ye “Mental Savaş” uyguladı. Yaşadıklarımızın sonucunun sebebi, bu savaşı kaybetmiş olmamızdır.

    Cevapla
  4. 5 ay önce

    Zeytin toplayan Erzurumlu kardeşimizin yanlış söylediği bir şey yok. Dış güçler bir gerçek ve içeride de onlara çalışan bir güruh var. Yani siz bu yazınızda “Dıj Güçler” diye ti ye almışsınız. Fakat sizin bakış açınızla yola çıkarsak 12 Eylül’ü Tsk içerisinde kendisine paye çıkartan bir kaç darbeci generalin gerçekleştirdiği sonucuna varırsınız.
    27 Mayıs ve 12 Mart’da böyle olmaz mı. Yani “Dıj Güç sorunu yok” demek kısaca bunu demektir. Ayrıca Erzurumlu kardeşimiz çok da güzel söylemiş sonunda “bize Atatürk lazım” diye. Bunda “buyrun buradan yakın” bakış açısının anlamsız olduğu kanaatindeyim çünkü bu kardeşimiz tutarsız bir durumdan bahsetmiyor. Oysa siz her zaman dünyanın dışarıdan dizayn edildiğine inanan birisiniz. Nasıl olur da böyle bir yazı kaleme alabildiniz şaşırdım.

    Cevapla
Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!