Köşe Yazıları

Diren Emre Kongar diren demokrasi!

Cumhuriyet yazarı ve Tele 1 yorumcusu Emre Kongar köşe yazılarında DİREN DEMOKRASİ diye yırtınıyor. Ne zaman köşesine baksanız, yazının altında DİREN DEMOKRASİ… Son günlerde umudunu yitirmiş olmalı ‘Demokrasi’ye diren diren diye yalvarmaktan vazgeçti, hayır, Diren Kongar Diren Demokrasi, yanındayız!

Bu demokrasi puştu da Emre Kongar’ı çok üzdü, insan bir direnir yahu.

Bilmem nasıl olacak, bir el atsak, altına baksak, tamirci çağırsak, yoksa komşuya mı sorsak, bu demokrasi yine niye direnmiyor.

Zavallı adam yıllardır köşesinden yırtınıyor, bin feryat insanın içi kıyılıyor, ben size bir şey söyleyeyim mi bu puştun direneceği yok, sıkacaksın kafasına mermiyi, bu demokrasi gerçekten hayırsızın teki.

Hadi çocuğum, ayıptır, bir diren, ağlatma koca aydınlanmanın büyük yazarlarını rönesansın büyük filozofunu, hadi amcalarına direnen yerlerini bi göster, mahalleye rezil etme bizi.

Belki de biraz rahat bıraksak, şöyle çıkıp bir hava alıp açılsa, bilmem çok mu baskı kuruyoruz, bilemedim.

Üstelik demokrasinin direnmemekte inat etmesi insanlığa da aykırı. Geçen gün içim acıdı dayanamayıp telefona sarıldım. Bırak Emre hocam, .iktir et gitsin sana demokrasi mi yok, İmamoğlu neyine yetmiyor, beş yüz dairesi varmış kimde var böyle demokrasi, vallahi İngilizler bile kıskançlıktan çatlıyor, Chatte House, çat kapı kapımızı çalmaya başladı.

Biz bu demokrasinin direnmeyeninden almışız, üstüne biraz tereyağ mı sürsek, hamurunu mu beceremedik mayası mı bozuk kabartma tozu mu eksik, niye direnmez bu meret, ayıp ki ne ayıp, bu kadar kitap okuduk şunun yaptığına bak, direnmiyor puşt!

Adama bak bunca yıl yemiş yutmuş tonlarca ağırlıkta kitaplar yazmış ordiyanüstbokist şöhretüsmakus dillere destan olmuş, gelin görün ki direnmiyor hiç.

Geçen gün sokakta yürürken görmüşler Kongar hocayı, halk esnaf alkış kıyamet, hepsi bakın bakın demokrasiyi kurtaran amca geçiyor, diye bağırış çağırış, içim kıyıldı, iyi de hoca ne yapsın, direnmiyor hergele!

Yani demokrasi seninki de iş değil, yedirip içirdi büyütüp besledi her gün suladı toprağını havalandırdı ne diyeyim sana hayırsız demokrasi, zırnık yerinden oynayıp direnmiyor.

Geçen gün büyük dava arkadaşı demokrat Eren Erdem’den alıntılar yapmış yazısına, malum, İktidarın Yolu diye kitabı var, ulan dedim kendime, yine demokrasinin yollarına düşmüşler, bir de bunun on kelimeyle yazan eski Fetö övücüsü eski AKP’lisi Levent Gültekin’i var, Allah muhalefete belasını daha nasıl versin, ulan demokrasi bu kahraman demokratlara yapılır mı bu. Sputnik’in yalancısıyım Putin’in kulağına gitmiş, Türkiye’de İmamoğlu diye bir şey peyda oldu bir dudağı yerde bir dudağı .ötte. Vallahi Putin korkudan titremiş. Kafasını Kremlin sarayının mermerlerine vurmaya başlamış, silahına davranmış zor almışlar elinden.

Moskova’dan bir akademisyen arkadaşı aradım, sen gözünle gördün mü dedim, ben de şaşırdım dedi. Yahu dedim koskoca Emre Kongar gözümüzün önünde gidiyor adam, bu demokrasi ne kadar huysuz çıktı arkadaş, hiç direnmiyor, adam infilak edecek, bir şey yapalım.

-Ha o zavallı mı, otuz kelimeyle yazı yazıyor, şu cahil yobaz hocalar neyse o da aydınlanmanın yobazı.

-Öyle deme, ağzını burnunu kırarım.

-Şu cübbeli hoca var ya onun bu taraftaki karşılığı dedi,

-Bak, canımı sıkıyorsun. Neyini çekemiyorsun bu adamın. Yazılarını okumuyor musun, geçen söyledi, bu kadar büyük lafı bu ülkede kim edebilir, Tarım Toplumu, dedi.

– Ulan keşke ben de bir kerecik tarım toplumu diyebilsem.

– Oğlum, bugüne bugün bu ülkede Tarım Toplumu lafını kaç kişi söyleyebiliyor.

– Hatta geçen gün de 60 İhtilali dedi.

-Vallahi ben de duydum, herifteki engin bilgiye lafım yok mübarek ansiklopedi.

– Ulan böyle adama demokrasi niye direnmez, adam tarım toplumu dedi yine direnmedi. –Anlamadım, tarım toplumu da mı direnmemiş.

– Yok anam bu Emre Hoca çok kısmetsiz, sanayi toplumu bile dedi, duydun mu?

– Okudum-okudum, sanayi toplumu da mı direnmemiş.

– Yok anam, bunların yedi sülalesini, hiç biri direnmemiş, geçen de 5G teknolojisi demiş, o da direnmemiş anam.

-Ee ne olacak bunun hiç direneni çıkmayacak mı? Sarıgül, Ekmeleddin, İnce, İmamoğlu, direnmiyor arkadaş, ama bu sefer İmamoğlu kesin direnecek.

-Bak İmamoğlu dedin içime su serptin, iyi o zaman sorun yok, sonunda huzuru bulmuş, biri bir dirensin de biz de bu eziyetten kurtulalım.

– Ne diyeceğim, direnince bana da haber verir misin?

-Merak etme zaten duyarsın.

– ‘Nasıl?’.

-Fox TV canlı yayınında birlikte direnecekler.

-Hadi hayırlısı? Zeki Müren de direnecek mi? Açmayın Dedeler, Şeyma Subaşı da instagramdan direnecek mi?

– Vallahi Kaftancıoğlu, Nihat Doğan hatta ben de direneceğim.

-Bana da öğretsen ağbi, direnme nasıl oluyor, direnmeden önce abdest mi alacağız..

-Bayağı böyle öfkeli suratın oluyor korkunç olacaksın, şey diyorlar ona protesto, yanına da manifesto koyuyorsun.

-Vallahi gençken aklımda kaldıydı ‘sömürge’ de deniyordu di mi, bir tane daha var neydi, dur dur aklıma gelecek, haaa ’emperyalizm’ denirdi, şimdi niye demiyorlar?

-O zaman geri kalmış ülkeydik bilmeden anlamadan cahilce sürükleniyorduk, şimdi 5G teknolojisine geçtik, şimdi İmamoğlu var, ezilenmiş emperyalistmiş yok ağbi, onlar eskide.

-Ağbi sana bir şey söyleyeyim mi, Emre hocanın analizleri yorumları olmasa Türkiye var ya, çöp çöp.

Bak geçen ne oldu, Tayyip Erdoğan sarayda kaybolmuş ara ki bulasın, bin tane oda.

-Hayırdır?

-Gene sabah sabah Emre Kongar’ın yazısını okumuş, ne zaman okusa korkudan sarayın odalarına kaçıp saklanıyormuş.

-Bulmuşlar mı?

-Korumalarına tembih etmişler, reise sabah sabah Emre Kongar yazısı okutmayın.

-O derece korku salmış, diyorsun!

-Ağbi senin dünyadan haberin yok, adamın yazılarına baksana, ideolojik psikolojik sosyolojik, gırla gidiyor, yanında fırında ahtapot güveç.

-Ulan bu Emre hoca Fransa tarihi gibi adam, fularını gördün mü, iyi bak Fransız İhtilali filminde Robespierre’in taktığı fuların aynısı.

-Sorma ağbi?

-Ama tam Fransa’nın içinden sayılmaz, Hindiçin’de büyümüş.

-Bak sen, burayı bilmiyordum filmi var ulan.

-Hadi sana bir soru gavurlar Türklere niye artık ‘barbar’ demiyor? Emre hoca bunların hepsini demokratik bir tartışma ortamında ikna etmiş, koymuş önlerine Locke’u Montaigne’i utandırmış.

-Vallahi yaman adammış.

-Bak ne diyeceğim, şimdi bir telefon etsem bana da tarım toplumu der mi?

-Niye demesin.

-Ne bileyim ağbi, tarım toplumu deyince ateşte şöyle haşlanarak sotelenmiş et geliyor aklıma, sonre çatal bıçak yok elinle sıyırıp kemiğin iliğini emiyorsun.

-Öyle değil oğlum, tarım toplumu cüzzam, cüzzam.

-Belki de ağbi bizim gibi cahil adamlar yüzünden direnmiyordur demokrasi? Belki de cahil adamlardan kimse rahatsız olmadığı için demokrasi direnmiyordur. Biliyor musun ağbi, bunlar yazılarını yazınca gazetede önce siren çalıp sonra birbirlerini alkışlıyorlar, işte o dayanışma ağbi, bunlar yazarlığı da aşmış, çok konukseverler. Konuksever olunca birbirlerini ağırlamaktan demokrasi de direnme şansı kalmıyor.

-60 Anayasasının sonuçları bunlar?

-Bak ağbi, orayı iyi hatırlattın, 60 anayasasına da hayranım bu kadar karizmatik zeki aydın yetiştirdi!

-Öyle deme bunları 60 anayasası mahvetti, her biri üç kelime yazıp fazla mahsul toplamak istiyor.

-Ne yapsak bilemedim 60 anayasasının önüne biraz yerli şaraplarımızdan mı koysak, şöyle bir zeytin peynir tabağı, üstüne halis süzme yağı, baharat mı, kim bilir içi açılır, bakmışsın direnmeye başlamış. Biliyor musun ağbi, şimdi bu sofraya İmamoğlu’yla birlikte oturmuşlar, şu İmamoğlu çok şanslı adam?

-Niye ki?

-Ağbi düşün o sofrada Emre Hoca İmamoğlu’na kaç sefer tarım toplumu demiştir.

-On kere demiş midir?

-Çık çık..

-Yüz kere?

-Çık çık…

-Ohaa.. Kesin İmamoğlu tarım toplumunu duyunca keyfi yerine gelmiştir! İmamoğlu tarım toplumunu duyunca ne dedi ağbi? 

-Arım balım peteğim?

-Vay anasını, bak sen, kırk yıl düşünsem aklıma gelmez, babası Özalcı ya oradan, ulan ne hazırcevap adamlar, ne büyük kafalar?

-Öyle deme, her ülke tarihinde böyle büyük adamlar çok, bakma bizim millet kapsalak anlamıyor, mesela Dante İtalya’nın, Goethe Almanya’nın..

-Görüyor musun ağbi böyle dehşet adamlarımız var şu demokrasinin yaptığı .bneliğe bak sen, hala direnmiyor! Ağbi Emre hocadan valla bir tane daha yok..

-Öyle deme zibil gibi, şu Yeni Şafak’ın korkunçcuk yazarı Yusuf Kaplan.

-Onun da mı demokrasisi direnmiyor!

-Yok yok onun İslamı direnmiyor!

-Hayat işte herkesin bir yeri direnmiyor diyorsun!

-Öyle deme bu büyük adamların her biri yıllarca dik yamaçlara vurmuşlar, vücutları zayıf, takatsiz kalmışlar, hatta sinir hastası olmuşlar, kolay mı, demokrasi direnmeyecekse bu kadar yolu niye geldik?

– Ağbi şimdi yanlış anlama da demokrasiye de bazen hak veriyor insan, bak ne diyeceğim, bu kadar yüklenirsen demokrasinin de aklı dağılır. Çok baskı var üstünde. Geçen bir demokrasi diyeyim dedim elektrik çarptı. Allah inandırsın seni ağbi, geçen gece bir kabus gördüm. Bu demokrasi niye direnmiyor ki diye düşün düşün uyumuşum. Gece rüyama Stephan King gibi demokrasi geldi.

-Eee?

-Yapıştım yakasına, niye direnmiyorsun ulan! Şöyle yakasını kurtardı geri çekildi, şöyle bir otur hacı, dedi, geçtim karşısına oturdum!

-Sonra?

-Demokrasi, bana, ulan it, sen ne yaptın, şöhretini düşünmekten başka, ulan piç, bir tek eser mi yazdın, ulan hergele, kasılmaktan bilgiçlikten başka ne yaptın? Hepinizin para reklam hepinizin derdi bir projenin peşine takılmak..

-Eeee?

-Kendine güvenmeyen adama demokrasi ne yapsın, dedi, onun bunun hesaplarının peşine takılan adama demokrasi mi dayanır, dedi.

-Sen ne dedin?

-Hiç korkmadım, o kadar Emre Kongar yazısını boşa mı okudum, yapıştım yakasına, ulan demokrasi, karanlıkta yapayalnız kalmışız, şafağın sökeceği hiç yok, elimizde bir Emre Kongar bir de Tarım Toplumu var, bu bizim son şansımızdır. Onlar, özgürce çağıldar sesleri önümüzü açar, içimizdeki bütün bilge kişileri topladık, hepsini İmamoğlu’nun peşine taktık, bizden daha ne istiyorsun? Sana da Fetö’yü beğendiremedik Ekmeleddin’i beğendiremedik Sarıgül’ü beğendiremedik, biz ‘demokrat devrimciler’ daha ne yapalım!

-Emre Hoca’yı arayıp rüyanı anlatsaydın.

-Açtım açtım telefon, hocam dedim dün gece demokrasiyi rüyamda gördüm ağzının payını verdim, dedim, niye direnmiyorsun .ibne puşt tekme tokat giriştim…

Emre Hoca: -Yine hangi bahaneleri sıralamış hergele?

-Siz hep birilerinin peşine takılıyorsunuz, dedi.

Emre Hoca: Söyle o hergeleye İmamoğlu’nu desteklemeyelim de Tayyip Erdoğan’ın mı kuyruğuna takılalım.

-Hocam, onu da söyledim, dedi ki, siz beni yanlış anlamışsınız benim adım demokrasi, benim adım iki ucu boklu değnek hiç değil…

-Söyle o puşta, bize başka şans mı verdi?

-Söyledim hocam, dedi ki, benim adım demokrasiyse her zaman temiz bir uç mutlaka vardır, açık olun dürüst olun saf olun kendinize güvenin kimsenin arkasına saklanmayın, harbi olun canımı yiyin, dedi, ve bana iki ucu boklu değnek muamelesi yapmayın, iki ucu boklu değnek direnemez, dedi.

Emre Hoca: -Bak sen, söyle o puşta, tarım toplumundan bugüne bir gün yüzümüze baktığı mı var?

-Ya hocam rüya mı görüyorum Tarım toplumu dediniz sizden Allah razı olsun, Tarım Toplumu lafını bana da söylediniz.

Ya hocam bana bu kadar demokratik mutluluk yeter, bırak demokrasiyle uğraşmayı hocam, biz burdan gidelim, Tarım Toplumu deyince var ya hoca aşıyorsun her şeyi, peygamber demeyeceğim ama Niçe’yi dahi solluyoruz, valla Tarım Toplumu deyince siz ben de kendimi kahraman gibi hissettim.

Yani şu an sarhoş oldum, galiba şimdi direndim hocam, bu bilgelik bu üslup, hocam var ya, direnmekten titriyorum. Allah sizi inandırsın, bakın hocam, dün akşam Kadir Gecesi’ydi, sabaha kadar tarım toplumu, tarım toplumu, tarım toplumu fesupanallah sabaha kadar tespih çektim.

İşte mucize bu sabah kalktım sizin ağzınızdan tarım toplumu lafını duydum, bu ilahi tevafuk bana yeter, Allah dualarımı kabul etti.

.iktirsin demokrasisi, şu tarım toplumu lafındaki karizma bize cumhuriyetimize aydınlanmamıza aydınlarımıza halkımıza baştan sona Anadolu’ya yeter de artar bile, üstüne bir de İmamoğlu’nu sürdük mü, kaymak gibi milletçe direniriz.

30 Yorum

  1. Nihat Genci bir senedir filan takip etmiyordum. O zamanki kanaatimi doğrulamış oldum bu yazısını okumakla. Nihat Beyin bilgisi, sistematiği, birikimi, anlağı, kavraması, analizi, sentezi v.s. günümüz için artık yetersiz kalıyor. Sırf yazım yeteneği bu tüm işlere olmuyor. Roman, öykü gibi tarzlarda kalsa keşki..

  2. NEDEN Mİ DİRENEMİYOR DEMOKRASİYİ İKTİDARA 3-4 PARTİ KOALİSYONLARI İLE GELE GİDE HER YERİ PAYLAŞIP TALAN EDE EDE TOPAL BIRAKTILAR . VATANDAŞ ARTIK DİYOR Kİ BU SİSTEM DEMOKRASİDEN DAHA İYİ EN AZINDAN CUMURBAŞKANI SEÇİLECEK DİYE 4 AY MECLİS BAŞKANI SEÇİLECEK DİYE İKİ AY KİM HANGİ BAKANLIĞI ALIP KASAYI DOLDURACAK DİYE 1,5 AY BEKLEMİYORUZ DİYORLAR. MİLLET KOALİSYONLARDAN UZLAŞMAZ İNSANLARDAN USANDI…..

  3. Gençtik,cahildik Emre Kongar’ın Mehmet Barlas’la yaptığı programları izlerdik.
    Gençliğim eyvah!

  4. Bu kadar yaziyi ben okumaya üşendim.sen emre Kongar için bu kadar yazmaya üşenmemişsin.issiz misin.derdin mi kalmadı dünyada.emre kongar kim ag

  5. Siz kendi mahallenizin genclerine tokat atip, birbirinizle dalga gecmeye,birbirinizle alay etmeye devam edin , “Ati alan Uskudara gecti “.
    Yazik ,yazik … Koskoca Nihat Genc 2 km uzunlunda yaziyi bunun icin mi yazdi ? Cok yazik.Hayal kirikligi…!

  6. Levent Ünsal teşekkürler.
    Sultan Galiyev gibi bir tez konusu yapılmalıdır sayın Kıvılcımlı.
    Kuva-yi Milliyeci

  7. Demokrasi denilen şey amon tapınagının putudur kendisine faydası yoktuk tapanı yandı kıçını da yırtan duymaz seni ama namussuz öyle bişey ki Bi taptınmı bida bırakmıyorsun şeytan bu demokrasi putuna işemiş duyduğum kadarıyla bunuda ben uydurdum aman dikkat

  8. Veryansın muhalefetin muhalifi bir kanal! İşi gücü muhalefet eleştirmek, ne yapsın geçimleri bu demekki! Bir günde iktidara çak be Genç mesela Atatürk havalimanından oradaki ranttan bahset mesela yani!?

  9. Kemal Kılıçdaroğluyla bir 18 dakika programları vardı ..soru sordular ve Kılıçdaroğlu nasıl yöneteceğini anlattı ve bir makaleden bahsettiler ..Kılıçdaroğlu yazmış ve o makaleye göre ülke yönetecekler film orada koptu işte …Makalenizde var dimi sizin kesin ülkeyi yönetirsiniz artık..ortalık yanıyor millet perişan işsiz aç ..dünya kaos içinde birde maskeli balo var ..makale edebiyatı dinledik …

  10. Demokrasi tüm dünyada bitti kapitalizm çöktü uluslararası hukuk bitti ..ulus devlet yerine koloniler var artık dümenimizde Bill çip takacak Türkiye’de kod taktı kodlu kontrolü seyahat var artık..ekonomi belli bir merkezden tüm dünyaya pompalanan dalgalara ve dalga boyuna bağlı …oligarşi monarşi başkanlık vb karmakarışık ortaya salata yönetimler ..ve bu durum artık çok vahşi ülkende kıtır kıtır gazeteci kesiliyor …hergün biri hapse giriyor ..Fetö maskeli balo yapıyor ..ancak hala aydınlarımız köşe bucak olmayan demokrasi yorumu yapıyor …işte bunu anlamak çok zor …biz mi dünya değiştirdik yoksa orda demokrasili bir gezegen dahamı var?

  11. Demokrasi diye diye demokrasiyi ayağa düşürdüler. Kahvede demokrasi, sokakta demokrasi, statda demoktasi, kerhanedeki pezevenk bile demokrasi anlatıyor bizlere. Topçusu, popçusu demokrasi anlatiyor. Demokrasi çoktan yurdu terketti bile, hatta dünyayı… Cübbeliler, şeriat için tutuşanlar bile demokrasi için şehit olmadı mı! Demokrasi’nin eş anlamını Tdk değiştirip, ibnelik ya da sahtekarlık yapmalı bence. Demokrasi bütün asilliğini yitirdi sayelerinde. Demokrasinin üzerine dört taraftan çullandılar. Onu bir inek gibi sağdılar, ineğin memesinde tek damla süt kalmadı. Demokrasi artık süt vermeyen, işe yaramaz hale getirilmiş bir inekten ibaret. Demokrasi ineği bu Emre Kongar ve islamcılar gibi tecavüzcülerin elinden alıp bir an önce tedavi edilmeli. Teşekkürler yazınız için.

  12. Çok acayip bir yazı.
    Açıkçası Emre Kongar nasıl biridir pek bilmem. Merak edip son köşe yazısını okudum. Slogan atarak bitirmiş yazısını. Bu yazıya kıyasla karikatür gibi geldi bana.
    Bizim Türkoloji âleminde bir ayrım vardır: Tip ve karakter. Tip değişmez, hep aynı kalır, robot gibidir. Karakter ise canlıdır, değişir, çevresiyle etkileşime girer.
    Kongar’ın yazısı tipse, Nihat Genç’in yazısı karakter.
    Tebrikler.

  13. Vallahi çok güldüm. Kuçunun derinliklerine sokup çıkarmışsın adeta bu demokraaasi havarisi liboşu. Kalemine sağlık.

  14. Emre Kongar’dan Hacettepe Üniversitesinde Sosyolojiye Giriş dersi almıştım. Son derece dar görüşlüydü, hala öyledir, bir adım öteye gidememiştir, çapı o kadar. Smokin giyip dans etmeyi Atatürkçülük zanneder, batı hayranıdır. Üzerinde yazmaya değmez, önemli konuları yazın sayın Nihat Genç.

  15. Nihat Genç senin gibi milyarda bir çıkan insanlara bu dünyada yaşamak zordur. Boşver. Emre Kongar kiiim sen kim? Adam geri kalmış ülke okur yazarının canlı bir örneğidir, değmez.

  16. Son günlerin sıcak konusu Cihat Yaycı Paşa konusunda Nihat Genç ne düşünüyor derken Emre Kongar hakkında düşündükleri çok bir açıklayıcı olmuş. Gömlek yoksa pantolon da olabilir ne farkeder ki…

  17. “Aydın yularsız ata binen insandır” – Nihat Genç.

    Bunu yapamayanlar aydın geçinmesin, sabah akşam da diline demokrasi laflarını pelesenk etmesin bi zahmet.

  18. . kongar hoca yanlış düşünüyor olabilir ama namusludur. namuslu insanlarla alay etmeye çalışmak kimseye hayır getirmez… kifayetsiz muhteristen geçilmiyor ortalık. (billur: “billurun sağolsun!” şeklindeki bir kullanımda “koş taşşağı” manasına da gelebilen bir söz öbeğidir. ekseriyette adana ve çevresinde kullanılmaktadır. ekşi sözlük)

  19. EMRE KONGAR’a
    5 Şubat 2011 de, Sabah Gazetesinde, İbrahim Altay, Emre Kongar’ın, bu tarihe göre otuz yıl önce diyerek tanımladığı bir zamanda,
    iki cilt olarak yazmış olduğu Türk Toplum Bilimcileri başlıklı kitabının, “çeşitli güncellemelerle” diye ifade ettiği şekilde,
    2011 de tek cilt olarak yeniden basımı üzerine, Emre Kongar ile bir söyleşi yapıyor.
    İlk basımda (1981 olmalı) yer alan Türk Toplum Bilimcilerimiz aşağıda sıralı.
    Ziya Gökalp, Prens Sabahattin, Hilmi Ziya Ülken, İbrahim Yasa, Niyazi Berkes, Nurettin Şazi Kösemihal, Cahit Tanyol,
    Cavit Orhan Tütengil, Mübeccel Belik Kıray, Mehmet Ali Şevki, Mehmet İzzet, Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu, İsmail Hüsrev Tokin
    Mümtaz Turhan, Muzaffer Şerif Başoğlu, Sedat Veyis Örnek
    Aslında ikinci basımda da (2011) aynı kişiler yer almış.
    Yani iki basımda da Dr. Hikmet Kıvılcımlı, bir Türk Sosyal Bilimci değil diye düşünülmüş.
    Gazeteci, söyleşide, Emre Kongar’a soruyor, “bir üçüncü cilt düşünürmüsünüz”. Emre Kongar, ın yanıtı:
    “Evet falan filan…..Mümtaz Turhan, Baltacıoğlu, Yusuf Akçura, Abdullah Cevdet, belki Behice Boran, vb eklemek isterim”
    Yani, Dr. Hikmet Kıvılcımlı, Emre Kongar’a göre, hiçbir şekilde bir Türk Sosyal Bilimci değil, hiç olamayacak.
    Benim bu yorumum Nihat Genç’in yazdıklarıyla ilgili değil.
    Ben, bu pencereden kafamı uzatarak, Emre Kongar’a bir soru sormak istiyorum.
    Dr. Hikmet Kıvılcımlı, Size göre, hiçbir şekilde bir Türk Sosyal Bilimci değil, niye olamıyor. Lütfen bu sorumu yanıtlar mısınız.
    Önce ben Dr. Hikmet Kıvılcımlı tarafında savunmamı yapayım, siz de yanıtınızı buna göre verirsiniz.
    Ben diyorum ki.
    Dr. Hikmet Kıvılcımlı, Türk Toplum Bilimcileri’nin en başında yer alacak değerdedir.
    Kendisi, üretmiş olduğu, “Orijinal Tarih Tezi” ile, bırakalım Türkiye’yi, Dünya Toplum Bilimine, çok önemli ve orijinal bir katkı yapmıştır.
    Bununla ilgili çok hacimli anlatılar yapılabilinir. Mesela : Osmanlı’nın Maddesi ve Ruhu, İki cilt.
    Ben bunu, Dr. H.K nın tek bir yapıtı ile açıklayabilirim.
    “Tarih Tezi Işığında, İlkel Sosyalizmden Kapitalizme Son Geçiş Japonya-
    ilk basım, Tarih Bilimi Kitapları Mayıs 2000”
    2011 de Japonya’da yaşanan Tsunami felaketi sırasında ve sonrasında, Japon milletinin, tüm dünyayı şaşırtan ve hayran bıraktıran, olağanüstü ahlaki ve dayanışmacı güzellikteki davranışlarına, herkes gibi ben de tanık olduktan sonra,
    daha önce okuduğum bu kitabı hatırladım ve bir kez daha okudum ve daha iyi anlamaya çalıştım.
    Çok kısaca şunu anladım. “Daha çok anlamak isteyen Sosyal Bilimciler ! bu kitabı edinmeli, okumalı ve anlamalı!”
    Ben :
    İsa’nın doğumuna bağlanan yıllarda Japonya aşağı barbarlık konağını henüz aşmış görünüyor.
    Buradaki Barbarlık tanımı Vandal’ lıkla karıştırılmamalı. Barbarlık burada şöyle bir tarihsel konağı anlatıyor.
    Medenileşmemiş, köleci toplum olmamış, köleleşmemiş, kişisel mülkiyet gelişmemiş, yani insan karakteri olarak kirlenmemiş,
    kadın erkek herkesin eşit olduğu, herkesin kararlara katıldığı doğrudan demokrasinin uygulandığı,
    ilkel komünal bir toplum yapısı. Dinsel inançları da bu dokunun bütün maneviyatını biçimleyeen “Şintoizm” idi.
    Bu yapının dokusu hiç bozulmadan bu günlere geliyorlar.
    Şöyle:
    Japonlar, MS 667 yılında, Güney Japonya’dan Kore’ye saldırıp istila ediyorlar ve geri püskürtülüyorlar.
    Dolayısı ile çökkün bir medeniyetin aşısını yiyip bu medeniyet içinde erimiyorlar. (Osmanlı-Bizans).
    MS 701 yılında, derebeylik, medeniyet aşamasında, ihtiyaçtan dolayı, Çin’in fiziki değil, medeniyet istilası altına giriyorlar.
    “Para, idari yapı, yasalar vb” Ancak Şintoizm, Budizm’in egemenliğine asla girmiyor. Şeklen Budizm hakim görünse bile, halkın yaşam yasalarında Şintoizm egemen oluyor.
    Dr. H. K nın doğrudan anlatımıyla.
    “Ancak, Budizm, tekrar edelim, çöken bir medeniyetin, dünyasından vazgeçme inancı idi.
    Japon toplumu ise medeniyetin eşiğinde bile değildi S71”
    “Daha doğrusu aranırsa, Japon halk yığınlarının hayatı, barbarlığın derinliklerinde kaldıkça, Budizm, Japon inançlarının yıldızı bile olamadı.
    Japon kan kardeşliğine dayanmayan Japon şefi, nasıl ayakta duramazsa, tıpkı öyle, Japon Şintoizminin izin vermediği Budizm de,
    bir avuç medeniyet özentisi üst tabaka dışında, ciddiye alınamadı.
    Türkler, Orta Asya’dan gelip de İslamlıkla karşılaştıkları vakit, Şaman inancı taşıyorlardı. Şamanlık, tıpkı Tenno’ ların (Şaman karşıtı) Şintoizm’i gibi bir tabiat dini, ilkin anaları-ataları kutsallaştıran ANİMİZM idi. S72”
    “Medeniyet “hocalarından” allameler, geniş Japon barbar yığınları içinde, çöle düşmüş yağmur çisentisi gibi eridiler.
    Onun için Budizm, hiçbir zaman, İslam’ın Şamanizm’i erittiği gibi Şintoizm’i yok edemedi.
    Japonya’nın kapitalizme geçişinde, Şintoizm’ in bayrak yapılması, Japon toplumunun büyük çoğunluğuyla, medeniyet soysuzlaşmasında, çürümemiş barbar gelenek-görenek ve kolektif aksiyon gücüne sahip olmasından ileri geldi. S73”
    Tabi ki Dr. H.K bu tezleri rüyasında üretmiyor. Kitabının her sayfasında yer alıntılara bakarsak, yedi dil bilen bir araştırmacı olarak, batılı, Japon bir çok kaynağı okumuş incelemiş.
    Netice de , Japon toplumu, İlkel Komünal Barbar toplum konağından, Derebeylik Medeniyet toplumuna, oradan da Kapitalizme, hep Şintoizmin etkisiyle, İlkel Komünal gelenek, görenek ve yasalarını koruyarak evrilmiş.
    Yani derebeylik konaklarını da, Kapitalizm ide kendine uydurmuş.
    Benden de birkaç not:
    1. Mesela, batılı iktisatçılar, Japon ekonomisi için Japon Komünizmi derler. Öyle “bırakınız yapsınlar, geçsinler vb, serseri aklın egemenliğinde bir kapitalizm yoktur. Memleket envanterinden beş kuruş boşa harcanmaz. Kesinlikle Kollektif aklın -Plan egemenliği vardır. Japonya’da işten atılma yoktur. Bir işyerinde işe başlayan bir Japon sağlık vb olağanüstü nedenler olmazsa o iş yerinden emekli olur. NİYE ACABA
    2. İngiltere’de benzer bir süreç yaşamıştır.
    Bknz: Dr. Hikmet Kıvılcımlı, “Tarih Tezi Işığında İlkel Sosyalizmden Kapitalizme İlk Geçiş İngiltere “
    3. Tabi ki, ben bütün bunları bir Sosyal Bilimci olmayaraktan önerdim,
    ve alt yapısını oluşturarak bir soru sormuş oldum Emre Kongar’a.
    NİYE ??,

  20. Bu kadar absürt gerçeklik karşısında ancak buna benzer yazı yazılabilinir,kapılanlara,gözü yarı açık gezenlere,beyninin yüzde birini çalıştıranlara,kendini sanal avutanlara, direnemeyenlere kapak olsun,kalemin devamlı sivri kalsın

  21. Şu 83 milyonu rondodan geçirip suyunu sıkıp damita damita bir yudum suya dönüştürsen , o bir yudum suyun adı nihat genç olurdu…

  22. Kongar sana söylüyorum ( değneğin bir ucu ), Perinçek sen anla ( değneğin diğer ucu ).

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı