Köşe Yazıları

Erdoğan intihara teşebbüs etmek üzere!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Libya’ya asker göndermesine izin veren tezkere, 2 Ocak tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) onaylandı. Tezkerenin kabulü, Libya’ya asker göndereceğimiz anlamına gelmiyor. Biz meselenin görünmeyen yönünü anlatalım, karar vericiler durumu tekrar değerlendirirler belki.

ARAP BAHARI BİR İSTİKRARSIZLAŞTIRMA OPERASYONUYDU

2011’de başlatılan Arap Baharı Operasyonunun amacı, hedef ülkelerin tamamını istikrarsızlaştırmaktı. Ordusu bölünen Libya ve Suriye gibi ülkeler bu kaderi yaşadı. Ordusu bölünmeyenler durumu daha ucuz atlattı.

Libya enerji kaynakları açısından zengin bir ülke. Dünya petrol rezervleri sıralamasında 9’uncu, doğal gaz rezervi sıralamasında ise 20’nci sırada. Enerji kaynaklarının paylaşımı Libya’ya müdahalenin önemli sebeplerinden birisidir. Ama en önemlisi değil. Gerçek sebep, Libya’daki Çin varlığının giderek artıyor olmasıydı. Olaylar başladığında Libya’da çalışan 30 bin Çinli işçi vardı. Çin’in ülkedeki ekonomik kontrolü yatırımlarıyla doğru orantılı olarak giderek artmaktaydı. Libya, Çin’in kuzeyden Afrika’yı kuşatma hamlesinin bir üssü haline gelmeye başlamıştı.

ABD’nin asıl derdi, Çin’i Libya’dan söküp atmaktı. Bunun için 2 ana aktörü kullandı. Birincisi Türkiye, ikincisi Fransa. Büyük Ortadoğu Projesi ile eşbaşkanlık unvanını kabul eden Erdoğan, Müslüman Kardeşler’in (İhvan) bölge ülkelerinde iktidara gelmesiyle Yeni Osmanlı hayalinin gerçekleşeceği yalanına inandırılmıştı. Fransa ise Kaddafi pes ettirildiğinde veya devrilip yerine yandaş bir lider geçirildiğinde Libya enerji kaynaklarından büyük pay alacağını zannediyordu. Bu iki ülke, Libya’nın iç savaşa sürükleneceğini tahmin etmemişti.

Sosyal medya üzerinden organize edilen “Öfke Günü” protestoları kapsamında 17 Şubat 2011’de olaylar başladı. 21 Şubat’ta Kaddafi’nin oğlu Seyfülislam, isyandan Türkleri sorumlu tutan açıklamalar yaptı. Kısa süre sonra ABD’nin teşvikleriyle olaya NATO’nun müdahale etmesi dillendirilmeye başlandı. 1 Mart’ta Erdoğan, “Libya’da NATO’nun ne işi var dedi. Aynı çıkışı 14 Mart’ta dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül yineledi. Türkiye’nin isteği, 11 Şubat’ta istifa eden Mısır Cumhurbaşkanı Mübarek gibi Kaddafi’nin de çekilerek yerini Müslüman Kardeşlere bırakmasıydı. Ama yanılıyordu. ABD’nin derdi Kaddafi’yi hemen devirip yerine istikrarlı bir rejim kurmak değil tam tersine ülkeyi istikrarsızlaştırmaktı.

17 Mart’ta Birleşmiş Milletler Güvenlik Kurulu, Libya’da sivil halkı korumak maksadıyla uçuşa yasak bölge ilan edilmesini ön gören 1973 sayılı kararı onayladı. Bu karar Libya’ya müdahalenin önünü açmıştı. Karar üzerinden daha 48 saat geçmeden, 19 Mart’ta Fransa ön aldı, Paris’te Türkiye’nin çağrılmadığı, 22 ülkenin liderleriyle bir toplantı yaptı. Toplantı bittikten birkaç saat sonra Fransız uçakları Libya’yı bombalamaya başlamıştı. Başlangıçta Fransa liderliğindeki harekata, ABD, İngiltere, İtalya ve Kanada, koalisyon ortakları olarak destek verdii. Fransa’nın amacı Kaddafi’yi dize getirerek pastadan büyük payı kapmaktı. Bu yüzden NATO’nun harekata dahil olmasını istemiyordu. Türkiye ise harekâtı başlamadan durdurmak için çok çaba göstermiş, taraflar arasında arabuluculuğa soyunmuştu. Ama olmadı.

ABD ve İngiltere’nin niyeti başkaydı. 27 Mart’tan itibaren operasyon NATO’ya devredildi. Bundan sonra ABD öncülüğündeki NATO, Libya güvenlik güçleri tamamen dağılana, Kaddafi ölüp, ülkede kontrol tamamen kaybolana kadar bombalamaya devam etti. Ülke bilerek ve istenerek iç savaşa sürüklendi. Böylece boyundan büyük işlere kalkışan hem Türkiye hem de Fransa avuçlarını yalamış oldu.

Bütün bu Libya hikayesini niçin anlattım?

Dikkat edin! Başkasının kurduğu oyunda Fransa gibi emperyalist bir ülke bile piyon olabiliyor. Türkiye, bu oyuna 2011 yılında parası ve çabasıyla piyon olarak iştirak etmişti. Ders almamış olacak ki 2020 yılında bu sefer piyonluğa askerini feda edecek şekilde tekrar soyunuyor.

DENGE OYUNUNA BEDAVA TAŞERON DAHA ÇOK YAKIŞIR

Bakın altını çizerek söylüyorum: Libya’da taraflardan birinin galip gelmesi, böylece ülkenin bütünlüğünü koruyarak tekrar istikrara kavuşması istenmiyor. Tam tersine ülkedeki istikrarsızlığın devam etmesi planlanıyor. ABD ve İngiltere artık istikrarsızlaştırma operasyonlarını kendi ordularıyla para harcayarak yapmak istemiyor. Onlar açısından taşeron kullanmak çok daha ucuz ve emniyetli. Bu oyunda hedef ülkede istikrarsızlığın devam etmesi için savaşan tarafların birbirine üstünlük sağlayamaması gerekiyor.

Libya’da birbirine karşı üstünlük sağlamak isteyen 2 ana grup var: Birincisi halen uluslararası tanınırlığı olan Fayiz el Serrac liderliğindeki Ulusal Mutabakat Hükümeti. Birileri her an artık ben bu hükümeti tanımıyorum dese ne olacak oda belli değil. Diğeri, CIA ile bağlantılı olduğu bilinen Halife Hafter liderliğindeki sözde Libya Ulusal Ordusu.

Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu, 4 Nisan 2019 tarihinde Trablus’u ele geçirmek ve Ulusal Mutabakat Hükümetini devirmek hedefiyle taarruza geçti. Şu an başkent Trablus’un kenar mahallelerine dayanmış durumdalar. Türk kamuoyunda, “Yok Libya topraklarının %80’i Hafter’in kontrolünde, yok nüfusun çoğunluğunu Ulusal Mutabakat Hükümeti elinde tutuyor” gibisinden boş tartışmalar yapılıyor. İç savaşta kimin ne kadar toprak veya nüfusu kontrol ettiği çok önemli değildir. Önemli olan para kaynağı, petrol ve doğal gaz yataklarını kimin kontrol ettiğidir. Bu bölgeler Hafter’in eline geçti. Bir süre sonra denge Hafter’in lehine değişecektir. Takiben Hafter, başkent Trablus’u ele geçirerek bütün gücü tek noktada toplayarak iç savaşı sonlandırabilir. Yani dengeler birilerinin istemediği şekilde değişiyor.

Olaya ABD ve İngiliz penceresinden bakarsanız ne yapmanız gerekir? Hafter karşısında zayıf düşen Ulusal Mutabakat Hükümeti’ni acil olarak desteklemeniz gerekir. Yani sönmek üzere olan ateşe odun atmanız gerekir. İşte bu senaryoda yangına körükle gitme görevi, bedava taşeronluğa soyunan Erdoğan’a verilmiş gözüküyor.

Sakın ola hiç kimse Hafter’i falan tuttuğumu zannetmesin. Kesinlikle Hafter taraftarı değilim. Burada yapmak istediğim İngiltere ve ABD’nin düşünce tarzını ortaya koymaktır. Yüzyıllar önce İngilizlerin keşfettiği bu denge oyununda, terazinin iki kefesi arasındaki dengeyi sağlayacak ufak dokunuşlarla, iki zıt kutup sürekli birbirine tokuşturularak sonuç alınmaktadır. Bizim askerimiz, bu oyunda teraziye yapılan küçük dokunuş vazifesi görecek. Endişem budur.

Bakın Türkiye, Libya’ya asker gönderme kararı alıyor, uluslararası ortamdan doğru düzgün ses yok. Sizce bu normal mi? Hatırlayın, ABD ve AB’ye rağmen Suriye sınırımızda Barış Pınarı Harekatı’nı başlatmıştık. Batılı güçler yıllarca eğitip donattıkları PYD/PKK’nın bize karşı bir varlık gösterebileceğini zannediyordu. Vekalet savaşçılarının varlık gösteremeyip hızla eridiğini görünce hemen harekâtı durdurdular. Çünkü onlar adına, bedavaya savaşan daha fazla vekalet savaşçısı kaybetmek istemediler.

Demem o ki, Türkiye Libya’ya müdahale ederek dengeleri kendi lehine değiştirecek olsa, hemen bir yolunu bulup frene basarlar. Bu fren mekanizması ekonomik kriz tehdidi mi olur, mal varlığı şantajı mı olur onu bilemem.

Tekrar ediyorum. Libya’ya asker göndermemize şu an ses çıkarmayanlar kambura yatarak denge oyununda onlar adına taşeronluk yapmamızı beklemektedir. Dada da önemlisi, bizi Suriye’de sopalayamayanlar, deplasmanda, Libya çöllerinde bir yıpratma savaşına bulaştırıp, güç kaybetmemizi sağlayarak hedef ülke sırasına girmemizi istemektedir. Hafter’i destekleyen ülkeler arasında Mısır, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Rusya ve Fransa’nın adı geçiyor. Bir de bu ülkelere Doğu Akdeniz konusunda ciddi sorunlar yaşadığımız Yunanistan’ı dahil ederseniz, nasıl bir vekalet savaşının içine sürüklenmek istendiğimizi görürsünüz.

TÜRKİYE’NİN LİBYA’DA DENGELERİ DEĞİŞTİRECEK GÜCÜ YOKTUR

Türkiye’nin Libya’ya dengeleri kendi lehine değiştirecek büyüklükte bir güç aktarması ve o gücü orada idame ettirmesi mümkün değildir. Basında yer alan haberlere göre, Libya’ya en az 6-8 adet F-16 savaş uçağı, 1 adet Havadan Erken İhbar ve Kontrol (HİK) Uçağı, 1 adet firkateyn, 2-3 adet korvet, 1-2 adet denizaltı ve 3 bin kişilik mekanize bir tugay gönderecekmişizii. Bu büyüklükteki bir güç, Libya Ulusal Mutabakat Hükümetini ayakta tutmaya yetmez.

Eğer oraya asker gönderirsek, birliklerimizin çatışmaya girmesi durumunda onlara sağlayacağımız hava desteği açısından da çok ciddi sıkıntılarla karşılaşırız. Bir örnek vereyim: NATO, Kaddafi’yi devirmek için 26 bin sorti uçuş gerçekleştirdi. 5600 hedefte, 9600 vuruş noktasını bombaladıiii. Türkiye’nin, devasa büyüklükteki bir ülkede 6-8 uçakla etkinlik sağlaması mümkün değildir. Kaldı ki F-16’larımızı ve HİK uçağını Libya’ya intikal ettirmek çok çok tehlikelidir. Hafter kuvvetleri, Trablus’un kenar mahallerine kadar yaklaşmışken oradaki hiçbir üs, bizim uçaklarımız için güvenli olmayacaktır. Uçaklar yerdeyken, sabotajlara, insansız hava aracı (dron) taarruzlarına veya havan atışlarına mutlaka maruz kalacaktır. Çok ciddi hava savunma sistemleri ve güvenlik önlemlerine sahip olan Rusya bile benzer taarruzlar soncu Suriye’de yerde çok sayıda uçak kaybetmiştir. Libya’ya uçak indirirsek, bizim de aynı akıbetle karşılaşacak olmamız aşikardır.

Türkiye, benzer akıbetle karşılaşmamak için Tunus ve Cezayir’i üs olarak kullanma yolunu denemiştir. Erdoğan 25 Aralık’ta Tunus’a bir ziyaret gerçekleştirdi. Ancak olumlu bir cevap alamadı. Şimdilik her iki ülke de Türkiye’nin Libya’daki harekâtını destekleme işine bulaşmak istemiyor. Dolayısıyla uçaklarımızın harekata katılması çok mümkün gözükmüyor.

Teorik olarak havada yakıt ikmali ile savaş uçaklarımızın operasyona katılması mümkündür. Dalaman’dan kalkacak bir F-16 uçağımızın Libya’nın Türkiye’ye en yakın noktasına harekât icra etmesi için 630 km, başkent bölgesi Trablus civarında harekât icra etmesi için 1400 km yol gidip, aynı mesafeyi geri dönmesi gerekmektedir. Bu mesafeler hem gidişte hem de dönüşte havada yakıt ikmalini mecbur hale getirir. Peki diyelim dönüşte tanker uçağı arızalandı uçaklara yakıt veremiyor veya savaş uçaklarından birinin yakıt alma sistemi arızalandı yakıt alamıyor. Ne olacak? Uçaklarımız Yunanistan’ın Girit adasına mı inecek? Ya da pilot yakıtsızlıktan denize düşmeyi mi tercih edecek? Diğer yandan bu tarz operasyonlarda hedefler zamana duyarlıdır. 30 dakika sonra hedef ortadan kaybolabilir. Dalaman’dan kalkacak bir savaş uçağı, 1 saat 30 dakika sonra hedef üzerinde olduğunda belki de iş işten geçmiş olacaktır. Bu değerlendirmeler ışığında uçaklarımızın havada yakıt ikmali ile operasyona katılması çok mantıklı gözükmüyor.

Peki uçakların olmadığı bir harekatta ne olur? Olası bir çatışmada, kara birliklerinizin vereceği zayiat belki 10 katına çıkar. Hele karşı tarafın hava kuvveti varsa, perişan oluruz. Libya’dan artarak gelen şehit cenazeleri, Ankara’da hükümeti sallar, büyük ihtimalle de devirir. Bakın bugün İran rejimi benzer bir olayla sallanıyor. Suriye ve Yemen savaşlarına milis görünümlü birlikler göndermeleri, bu birliklerin çok zayiat vermesi, ailelerin ölen çocuklarının cenazesini dahi teslim alamaması, bu savaşlarda ülkenin ekonomik kaynaklarının çarçur edilmesi, açlık sınırında yaşamaya başlayan halkın sokağa dökülmesine neden oldu. Kısa aralıklarla tekrar eden gösteriler artık güçlükle bastırılabiliyor. Sıra yavaş yavaş İran’a geliyor. Emin olun Libya’da bu tuzağa düşersek aynı şeyler bizim de başımıza gelecektir.

LİBAYA’YA ASKER GÖNDERMEMİZİ SAVUNANLARIN YANLIŞ ARGÜMANI

Libya’ya asker gönderme kararını Meclisten çıkartan Erdoğan’ın ana argümanı, Ulusal Mutabakat Hükümetinin devrilmesini önleyerek Libya ile imzaladığımız deniz yetki alanları anlaşmasını korumaktır. Bu anlaşma “Türkiye’nin Marmaris-Fethiye-Kaş kıyı hattı ile Libya’nın Derne-Tobruk-Bordiya kıyı hattını komşu yapıyor. Bu sayede Türkiye, Yunanistan’ın Girit adasının birkaç mil doğusundan itibaren çok geniş bir deniz sahasının kendisine ait olduğunu, burada kendisinin sondaj yapabileceğini hukuki bir şekilde iddia ediyor. Aynı zamanda Türkiye, bu anlaşma ile İsrail, Mısır, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Yunanistan arasında imzalanan Doğu Akdeniz’deki doğal gazı Avrupa’ya taşımayı amaçlayan EastMed boru hattının izini olmadan bölgeden geçemeyeceğini söylüyor. Buraya kadar çok iyi. Anlaşma Türkiye’nin yararınadır.

Ancak bu anlaşma, Türkiye’yi tuzağa çekmek için mi kullanılıyor? Bu konuya dikkat etmek gerek. Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarının paylaşımı söz konusu olmasaydı, Erdoğan Libya’ya asker göndermeyi aklından bile geçiremezdi. Türk milletine boş işler için asker feda etmeyi kimse kabul ettiremezdi. Gerçi şimdi de pek mümkün olacağa benzemiyor ama Erdoğan’ın eli önemli ölçüde güçlendi.

Türkiye ile Libya arasında deniz yetki alanları anlaşması 27 Kasım tarihinde imzalandı. Aynı gün iki ülke arasında gözlerden kaçan bir başka anlaşma daha imzalandı: Askeri ve Güvenlik İşbirliği Anlaşması. Bu anlaşma, Türkiye’nin Ulusal Mutabakat Hükümetine askeri yardım yapmasını öngörüyor. Bakın şimdi şu tarihlere dikkat edin:

4 Nisan 2019 – Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu, Trablus’a doğru taarruza geçti.

30 Temmuz 2019 – Bayraktar TB2, Libya’da destan yazdı. Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti, Milli İHA Bayraktar TB2’nin de desteğiyle BAE-ABD destekli Hafter güçlerine ait olan Al-Jufra Hava Üssü’nü yerle bir ettiiv.

13 Ağustos 2019 – Savaş tarihinde bir ilk! Türk lazer silahı, Libya’da casus İHA’yı vurdu. Türkiye’nin geliştirdiği lazer silahının, Çin yapımı silahlı insansız hava aracı Wing Loong II’yı Libya’da düşürdüğü iddia edildiv.

Bu tarih sıralaması ve haberlerden neyi anlıyoruz? 27 Kasım’da Libya ile Askeri ve Güvenlik İşbirliği Anlaşması imzalanmadan aylar önce bizimkiler çoktan gitmiş Libya’da savaşmaya başlamış bile. Ortada tezkere var mı? Yok! Artık nasıl bir yöntemle gittilerse? TBMM’nin haberi ve onayı olmadan Sarayın emriyle biz bu işe çoktan bulaşmışız. Anlaşılacağı üzere, örtülü yapılan bu katkıda, gönderdiğimiz silah ve birliklerin gücü yeterli olmayınca resmi asker gönderme ihtiyacı hasıl olmuş. İşte şu bizim deniz yetki alanları paylaşımı anlaşması var ya işte o anlaşma, Libya’ya asker gönderebilmek için kamuoyunu ikna operasyonu kapsamında imzalanmış gibi duruyor.

Günümüzde uluslararası hukuku dinleyen yoktur. Uluslararası arenada güçlünün hukuku geçer. Sen istediğin kadar Libya ile anlaşma imzaladım burası benim de. Hak iddia etiğin alanı, elinde tutacak gücün yoksa, geçmiş olsun. Gücün varsa, karşı tarafın bu bölgede sondaj yapmasına, buradan boru hattı geçirmesine kesinlikle izin vermiyorum dersin. Bu sefer onun hukuku değil senin hukukun geçerli olur. Bu işler güç meselesidir. Anlaşmaya fazla takılmamak lazım.

Kaldı ki Libya ile yaptığımız bu anlaşmayı korumak istiyorsak, her iki tarafa oynamak daha akıllıca bir taktik olacaktır. Hafter’e karşı savaşır bir de kaybedersek, Libya ile yaptığımız deniz yetki alanları anlaşmasını da kesinlikle kaybederiz. Arabulucu rolü oynayıp her iki tarafa birden yatırım yapmak anlaşmayı muhafaza etme şansımızı yükseltecektir. Çünkü hangi taraf kazanırsa kazansın, ülkesine menfaat sağlayan bir anlaşmayı muhafaza etmek isteyecektir.

AMAN DİKKAT

Suudi Arabistan basını ve bazı internet sitelerinde haftalar öncesinde Türkiye’nin, Libya’ya Hafter karşısında savaşmak için 7 bin kişilik bir milis kuvveti gönderdiği, bu kuvvetlerin Suriye’de savaşan Suriyelilerden oluştuğu, Sultan Murat Tugayı gibi Özgür Suriye Ordusu’nun parçalarının artık Suriye’de değil de Libya’da Türkiye adına savaştığı, Halep ve civarındaki askere alma merkezlerinde Türkiye’nin aylık 2 bin dolar maaşla Libya’da savaşacak asker toplamaya çalıştığı yönünde haberler yer aldıvi. Bu haberler doğru mu?

TBMM tezkereyi 2 Ocak 2020 tarihinde onayladı. Ama biz Sarayın talimatıyla ne olduğu belli olmayan adamlarla Libya’da çoktan savaşmaya başlamışız. Buradan bütün yetkilileri uyarıyorum. Bu paralı asker savaştırma işi başımıza çok büyük belalar acar. Küresel güçler isteği zaman Türkiye’yi terörü destekleyen ülkeler listesine koyuverir. Suriye’deki mücadelede, kendi davaları için Suriye kökenlileri eğitip donatıp savaştırabilirsiniz. Bu harekât tarzı, bir noktaya kadar kabul edilebilir. Uluslararası toplumdan da çok fazla tepki çekmez. Ama siz, Suriye’de savaştırdığınız adamları toplayıp başka bir yerde savaştırmaya götürürseniz, o başka. O aman bu adamların Suriye’de kendi gelecekleri için savaşmadığı, sadece ve sadece paralı asker oldukları gerçeği ortaya çıkar.

Bu 7 bin kişi kimdir? Bu 7 bin kişinin arasında hangi ülkeden devşirilmiş paralı katiller vardır? Bunların arasında resmi asker olmayıp para karşılığı savaşmaya giden Türk vatandaşları var mıdır? Bir asker, vatan savunması için öldürüyorsa kahraman, ölüyorsa şehit sayılır. Ama başka birilerinin çıkarları uğruna lejyoner olarak para karşılığı adam öldürüyorsa katil, ölüyorsa leştir.

Paralı lejyonerler tahmin edeceğinizin çok çok ötesinde tehlikelidir. Bugün seninledir, yarın bir başkasıyla. Kontrol edemezsin. Güneş neredeyse yüzünü oraya döner. Güce tapar. Yeri geldiğinde hiç çekinmeden seni arkandan vuracaktır. Lejyonerler ve cihatçı savaşçılar günümüzde bir ülkeyi istikrarsızlaştırmanın en önemli araçlarıdır. Allah muhafaza Türkiye’de bir iç savaş çıksa, Türk Silahlı Kuvvetleri kontrolü kaybetse, hiç şüpheniz olmasın Erdoğan’a da ilk sıkacak olanlar işte bu paralı askerlerdir. Kaddafi’nin başına geldiği gibi. Daha da kötüsü, bunların emeklileri bile bin bir türlü bela üretir.

SAYIN CUMHURBAŞKANINA TAVSİYEMDİR:

Bu işler bir askeri birliğin komutanıyken elinde tahta çubukla yatır aradığı için emekli edilen, şimdilerde mehdi bekleyen boş danışmanlarla olmaz. Libya’ya asker göndermek sınır komşumuza asker göndermeye benzemez. Libya’ya asker göndermek, siyaseten intihara teşebbüstür. Gelen şehit cenazelerinin altından kalkamazsınız. Seçim yatırımı olarak düşünülüyorsa yanılırsınız, ters teper. İç ve dış kamuoyuna yönelik yapılacak, “Erdoğan, oy için askerin kanını kullanıyor” konulu algı operasyonu kesinlikle taraftar bulur. Libya bataklığına girerseniz çıkamazsınız. Bırakıp dönmeye çalışsanız, yenik bir lider olarak iktidarı kaybetme korkusu sizi oraya mahkûm eder. Çırpındıkça daha çok batmak kaçınılmazdır. Libya’ya asker göndermek Türkiye’ye kurulan bir tuzaktır. Ülke zaten zor durumda daha fazla sarsmayın. Libya’ya asker gönderip bizi benzer kadere sarmayın.

Bir de sizden küçük bir ricam olacak: Libya’ya asker gönderecekseniz, son kararınızı vermeden önce, medyada bu işi çok savunanlar var ya işte onlardan bazılarını veya çocuk ya da damatlarını Libya’ya gönderilecek gönüllü asker listesine ekleyiverin. Bakın bakalım ne yapacaklar? Savaşın ne olduğunu düşünsünler biraz! Savaşa başkasının oğluyla gitmek ya da kendi oğullarıyla gitmek arasındaki farkı hissetsinler isterim.

Savaşı televizyonda kahramanlık taslayanlar değil, kan akıtanlar bilir…

Saygılarımla.

i http://file.setav.org/Files/Pdf/20121126133624_seta-libyada_donusumun_sancilari.pdf

ii https://www.al-monitor.com/pulse/originals/2019/12/turkey-russia-libya-military-capacity-erdogan-ambitions.html

iii http://file.setav.org/Files/Pdf/20121126133624_seta-libyada_donusumun_sancilari.pdf

iv https://www.yenihaberden.com/bayraktar-tb2-libyada-destan-yazdi-1101258h.htm

v https://www.star.com.tr/teknoloji/libyadaki-casus-ihayi-turk-lazer-silahi-vurdu-haber-1473838/

vi Erdoğan sends mercenaries to fight in Libya, Arab News, Sunday, December 29, 2019

Etiketler

42 Yorum

  1. Allahtan ayet gelmis gibi Erdogan ve onun gibilerin sözlerine inananlar yüzünden Türkiye Cumhuriyeti Devleti tek bir dostu olmayan siyasetten uzak,kabadayilikla yönetilen bir aile devleti olmustur ,kendisi gibi düsünmeyenlere terörist diyen daha düne kadar Türklüge hakaret edip Türk kimligini “alt kimlik olarak “yorumlayan,Bu ülkede terör sorunu yok Kürt sorunu var diyerek dünkü isgalci güclerin SARK SORUNU adi altinda yürüttükleri Kürtcülügü savunan,Öcalan’a Sayin Mehmetcige Kelle diyen,Diyarbakirda Türk düsmani Sivan Perver’lemegri megri söyleyen,Atatürk ve Inönü’ye Ayyas diyecek kadar ileri giden,Ben BOP Es baskaniyim diyerek ABD’nin kendisine verdigi Arap ülkelerini karistir Israilin isine yarasin görevini gururla kabullenen,ABD ile isbirligi yaparak Suriye’yi Irak gibi parcalama görevini üstlenen basaramayinca Libya’ya yönelen,Öso denilen terör gurubunu Kuvayi Milliye ile es tutan ve adini degistirip SMO yani Suriye Milli Ordusu yapan birisinin Akdeniz ve Libya maceralarina Sayin Osman Basibüyük cok isabetli ifadelerle uyari görevini yapiyor diye aktrollarin saldirisina ugruyor.Bu Aktrollar Erdogan miting yapacagi zaman onlara birer simit parasi verilerek meydana tasiniyor ve orada hepsi onu görerek haci oluyor.Ve buralarda da trolluk görevlerini yerine getiriyorlar.Herhalde puanlari artiyordur.

  2. İkinci bir Sebahattin ÖNKİBAR’a ihtiyacımız olsaydı Oda TV okurduk Sayın Başıbüyük Komutanım..

  3. Ben sahsen koltugumu ve iktidarimi devamli kilmak istesem, Abd ile anlasir, onlar ne derse sozlerinden cikmaz, yaptiklarini gormez, yuzlerine vurmaz, tum dunyaya ifsa etmez, onun icerideki gruplariyla anlasir, ne suriye ne akdeniz ne Libya ile ugrasmaz, ekonomik saldirilara maruz kalmadan medyayi kullanarak herkesi uyutup hic bir risk almadan icime kapanip keyfime bakardim…Tamami buyuk ekonomik bedellere sahip bu riskler koltuk sevdasi ile nasil aciklanabilir…Kurtulus savasi dahil risk almadan elini tasin altina koymadan kazanilmis tek birsey soyleyebilir misiniz bu dunyada…Oyle bir dunya hic olmadi ve olmayacak ta…Bizim de tek farkimiz boyle bir millet olmamiz degil mi..Bunu ben degil tarih soyluyor…

  4. Burada tum yazarlarin ve yorumcularin vatansaverliginden zerre kadar suphe yoktur. Corbada benim de tuzum olsun derken veya bizim oralarda(farkli siyasi gorusler) corbaya bu da katilir diyerek elindekileri kaynayan kazanin icine dokenler aslinda iyi yapiyormus gibi gorunurken pisirilen corbayi aslindan uzaklastiriyorlar da olabilir..Iyi ihtimal en sonunda asure yeriz belki mis gibi kellepaca yerine…

  5. Ve ben de editör arkadaşımdan rica ediyorum: Lütfen bir daha, yorumculara karşı saygısız bir üslup kullanan, hakaret eden yazıları yayınlamayınız!!

  6. “Vlkns” rumuzlu arkadaşım, beğenmediğiniz yorumları ve bu yorumları yapan şahısların itibarını zedelemeye yönelik: “Eminim hayatlarında üç beş kitap okumuşluklarıda yoktur.” Demişsiniz ya…Bu sözlerinizle sadece kendi cehaletinizi ortaya koymuşsunuz…Şöyle ki: Üniversite sınavında gerçek manada başarılı olan bir birey bilir ki; okumuşlukları da derken, “da” ayrı yazılır.. Maalesef paçanızdan akan cehaletiniz sizi ukala yapmış. Kendimden de biliyorum ki, Serdar Varol(Serdar Bey, burada sizi referans göstermemi mazur görün lütfen..:) en başta olmak üzere, burada yorum yapanların geneli, en az 4 yıllık üniversite mezunu.

  7. Aşağıdaki abuk subuk yorumları görünce sizin gibi hiç bir hesabı olmayan vatansever insanlarımıza üzülüyorum. Benzer tepkileri Metin Aydoğan büyümüz içinde göstermişler. Sanırsınız ki uluslararası eğitim görmüş akademisyen, diplomat, uzman, kurmay. Hadi bunlarıda geçelim araştırmacı yazarlar mı acaba! Tezleri teorileri olan doktora yapmış kişiler mi acaba! Herkes her konuda çok bilgili maşallah, her şeyide biliyoruz. Son yıllarda bu tipler oldukça çoğaldı. Trol var mıdır? Kesin vardır. Ama kesin birde ukala olanlar var. Ki eminim hayatlarında üç beş kitap okumuşluklarıda yoktur. Editör arkadaşımdan yorumları onaylarken dikkat etmesini tavsiye ederim. Benzer yorumları yayınlamayın. Belliki burada da algı oluşturmaya, bilgi kirliliği hedefleyenler var. Aman dikkat!

  8. Bilgi dunya uzerindeki su anda parayla pulla degeri olculemeyecek tek hazinedir. Bilgi ayni zamanda hergun her saat guncellenmesi gereken ve cok cabuk son kullanma terihini gecebilen birseydir. Guncellenmemis bilgiler aynen raf omru gecmis tavuk eti gibi sizi zehirleyip oldurebilir de. Sizler hangi bilgiye bilgilere veya kaynaklara dayanarak bu kadar hayati konularda kesin yargilara ulasabiliyorsunuz hayretle bakiyorum sadece…Ha biz kendi aramizda egleniyoruz diyorsaniz o zaman baska tabii…Iyi eglenceler…

  9. Söz konusu ulke cikarlari ise devlet kimseden izin almaz. Siz yazinin sonuna dogru sn erdogan karsitligi na gecmissiniz.
    Bu yazi tamamen ak parti karalamasi icin yapılmış.
    Bir tek siz akullisiniz zaten ulke cikarlarini onca drvlet adami ve mit personeli vatansever düşürmüyorda bir tek sizmi dusunuyorsunuz ?

  10. Kıbrıs ada girmeseydik ,Suriye’ye de girmeseydik ,Akdeniz’de ne işimiz var,Libya’da zaten işimiz olmaz ..elin oğlu ta AA bilmem nerden geliyo ,batı gelsin bize Anadolu’da bulaşsın diye beklersek iş çoktan bitmiş olacaktır.sorunlar Anadolu’ya gelmeden önleyici tedbirleri dışarıda almak kadar doğru karar olamaz. Bu arkadaş , bu günlerin tabiriyle yerli ve millimi acaba?

  11. Recep bey, yahudiden aldığı üstün cesaret madalyasını hak eden bir görevlidir. Tavsiyeye de ihtiyacı yoktur çünkü, BOP eş başkanı yapanlar tavsiyeleri de vermektedir. Binlerce yıllık Türk tarihi ve islam dini bu denli kötü bir yönetimi görmemişti. Şu anda recep bey emekli olup “tasarruf ile” biriktirdiği paralarını harcamak için, AKP nin seçimleri kaybetmesi için elinden geleni yapmaktadır.

  12. Komutanım harika bir yazı olmuş. Siz burada boş yazı falan diyenlere bakmayın hepsi bariz troll. Bir de sizi akpli sananlar olmuş sanırım onun hayal kırıklığı içindeler hepsi.

  13. Sayın Başıbüyük,
    Yaşamsal konulara değindiğiniz ve benim de önemli bölümüne katıldığım yazınızın; ilgililer tarafından çok dikkatlice değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.
    Özellikle; ”Bu fren mekanizması ekonomik kriz tehdidi mi olur, mal varlığı şantajı mı olur onu bilemem?” sözünüze özel önem verilmesi gerektiği kanaatindeyim.
    Saygılarımla,
    Alim Gürerk

  14. Tamamen çözüm üretmekten uzak bir yazı. Bir iş nasıl yapılamaz onu yazmışsınız. Bir tane çözüm içeren cümle yok. Eee ne yapalım o zaman. Bırakalım, kapımıza dayanmalarını mı ve petrol ve gazımıza çökmelerini mi bekleyelim. Sanki kendi menfaatimiz için değilde, ileri atıla atıla kuklacılık oynuyormuşuz gibi yazmışsınız. Konu başlıkları ve değinilen haberler toplumu aydınlatmak için değil, kendisini kanıtlama çabasıyla yazılmış. Teyit edilmeye muhtaç iddia ve yorumları, net hakikat gibi yazmışsınız. Yok öyle olursa böyle olur falan. Daha Tunus ve Cezayir’den resmi bir açıklama gelmemişken reddedildiğini nasıl bu kadar net söylüyorsunuz. Kaldı ki, Libya’dan sonra sıranın Tunus ve Cezayir’e geleceği bu kadar aşikarken, Tunus ve Cezayir’in bu olaylara kayıtsız kalacağını öngörmek çok gülünç tespitler. Bu denli mesnetsiz iddialar toplumu ne kadar gerer farkına varın. Doğu Akdeniz, “İkinci Musul Vakası”dır. Biz Musul’u da bunun gibi zihniyetler yüzünden kaybettik. Aman karşı karşıya gelmeyelim, aman aramız bozulmasın. Musul’un kaybedilmesine bugün ne kadar lanet okuyorsak, yarın Doğu Akdeniz karşısındaki tutumunuz da asla unutulmayacak ve lanet edilecektir.

  15. Emekli generalimizin can alıcı noktalara değinerek olası felâketleri önlemek amacıyla iktidarı uyarması çok yerindedir. Ufuk açıcı yazısı ve vatansever duyarlılığı için kendisini kutlar, bazı kendini bilmez çapulcuların densiz ve terbiyesiz lâflarına aldırmadan bizi aydınlatmaya devam etmesini can-ı gönülden diler, saygılar sunarım.

  16. Bence yapmamız gereken bu petrol ve gaz işinden vazgeçmek. Bu petrol ve gaz işi ancak bela getirir, inşallah da yoktur. Varsa da vazgeçelim, bulaşmayalım, bırakalım başkaları alsın. Bunu da karşılıksız yapmayacağız tabi, karşılığında 40 yıldır yapmamız gerekeni yapacağız, KKTC’yi anlaşma yoluyla alacağız veya ilhak edeceğiz. Kıbrıs’ta birleşme falan olacağı yok, petrol size, KKTC bize diyeceğiz yani. KKTC’nin kuzeyinde petrol çıkarsa, o ayrı, onu alırız. İşin Türkiye’nin güvenliği için en önemli kısmı KKTC’dir. Burnumuzun dibindeki KKTC’yi ana vatanla birleştirelim, ondan sonra da sakince sınırlarımızın güvenliğine bakalım, Orta Doğu’nun, Akdeniz’in başka belalarına bulaşmayalım. Dünyayla entegre ticaret yaparak, ülkeye yatırımcı çekerek Orta Doğu’yu bölüp kırıp geçiren bu belalı petrol ve gaz işinden daha çok refah elde ederiz.

  17. Bir yorum disinda ki tüm diger yorumlar ayni matbaadan yani trol matbaasindan cikmis bos laf kalalabiligi.Bu yorumlara bakildiginda,bu yorumlari yapanlarin nasil bir odaga biat etmis olduklari anlasiliyor.Saray’a biat Allaha degil.Eger Allaha biat edilmis olsaydi vatan evlatlarinin Libya cöllerinde kanlarinin akmasina evet demeye gücleri yetmezdi.Libya’da kime karsi Türk askeri savasacak?Müslümanlara karsi.Yani Saray’in gözünde Ihvan yani Müslüman kardesler örgütünden degilsen müslüman degilsin gibi bir zihniyet var.Bir yandan Müslüman kani akitan ISID’i yillarca besle,bir yandan Müslüman Kardesler örgütü ile isbirligi yaparak diger müslümanlari öldür gerekce avanta kazanmak.Yillardir Kibris konusunda tek adim atma,Katar’a Tank Palet Fabrikasini sat ama Katar’dan Kuzey Kibris Türk Cumhuriyetini tanimasini isteme.Kimi kandiriyorsunuz.Okadar bu ülkenin cikarlarini savunuyorsaniz ozamanburada klavye kahramanligi degil Libya’ya gidin savasin.Atatürk neden Libya’da savasti.Atatürk Libya’yakendi istegiyle degil bu ülkeyi Ingilizlere satan Osmanli’nin emriyle gitti ve Libya cöllerinde Mehmetcigimizi kanlari akti.Savas birilerine cok kolay geliyor baskasini ogluyla savasa gitmek kolaydir kendi oglunuzlagidin en azindan Tyyibin ogullari gitsin damatlari gitsin yoksa onlar Türk degil mi?Biriside SÖZCÜ Gazetesinden bashsetmis vah vah tuh keske Fetulahin gazetesi ZAMAN dan bahsedilseydi.Dün Süleyman Sah’in türbesini Isid korkusuyla kaciranlar simdi Libya icin kahramanlik edebiyati yapiyorlar.Libya’ya asker gönderilmesi bir cinayettir.Türkiye diplomasi atagina gecmelidir.Gerci artik diplomasi yapacak diplomat kalmadi normaldir diplomasizlarin yönettigi ülkelerde diplomat olmaz yandas olur.

  18. Haklı olduğunuz bazı noktalar var. Özellikle de hava üssü konusunda. Yazının girişinde Çin’den bahsetmişsiniz ama daha sonra Çin ya da Rusya’nın tutumu hakkında herhangi bir görüş bildirmemişsiniz. Hafter güçleri ile de iletişimde olalım diyorsunuz ama onların Türk şirketlerine ve gemilerine karşı yaptığı es geçilmiş. Bizde istemeyiz askerimiz orada bulunsun ama küresel bir güç olmaktan söz ediyoruz enerji kaynağından uzakta kalarak bunu nasıl yapabiliriz? Tüm dünya oraya çöreklenmişken bizim karşı kıyıdan el sallamamızın bize yararı ne olur?

  19. Ici bos tekrarlayan cümlelerden oluşan anlamsız sözcü gazetesi ağzı ile yazılmış bir yazı. Zaman kaybı

  20. “TÜRKİYE’NİN LİBYA’DA DENGELERİ DEĞİŞTİRECEK GÜCÜ YOKTUR”

    Bu yukardaki söylem gerçekse ülkeyi kapatıp gidek bence!

  21. Mısır Hava Kuvvetlerinin bir günlük işi var. Cahillik başa bela. Ayrıca ABD ve İngiltere veya Rusya bizi Libya da engellemeye calışırsa Suriye de 4. askeri operasyonu uzu başlayırız. Bunlar nasıl TSK ya girmiş hiç bir bilgi ve vizyonu olmayan aşağılık kompleksi ile yaşayan kişiler Bunlar Yunanistan ile bile savaşacak cesarete sahip olamayan zavallılar. Ayrıca sizin zorunuza giden nedir ki paralı askere leş diyorsunuz? Hafterin Rus paralı askerleri orada. Bae nin finanse ettiği Cad Nijer Sudan dan gelen paralı askerler orada. Bunlara laf yok.. Mısır gibi fakir ve zayıf kukla ülke orada buna da laf yok. Bae orada buna da laf yok… Bir Türkiye bataga batacak öyle mi zihniyete bak bunlara kalsa Kıbrıs’ı bile verirler kaldı ki gafil KKTC cumhurbaşkanı coktan Kıbrıdı vermeye hazır le

  22. Bizden görünüp bizi dizginlemeyi amaçlayan, iyi niyetli görünüp bilerek veya bilmeyerek yanlış algı ve saplantılı analizlerle ülkenin önünü kesmeye çalışan bir akıl görüyorum. Çok tehlikeli ve ülke çıkarlarını savunmaya yönelik bşr alternatif sunamayan kısır bir akıl. Tehlike, hem bu akılı yönetenin durduğu yer, hem de bu akılla yönetilmeye çalışan maksadın neticeleri açısından korkutucudur. Türkiye elzem ve doğru olanı yapmıştır, alternatif maalesef ihanettir, Rusya, amerika, BAE, suud, fransa vs. Kendi ifadelerinle mğslğman toprağında ne arıyor. Asıl hedef söylediğin gibi çin değil Türkiye dir zaten. Korkunun ecele faydası olmadığı gibi daha büyük tehditlere karşı risk almak ülke için doğru ve zorunlu milli bir görevdir.

  23. Selam,

    Anlayabildiğim kadarıyla, Türkiye ilk etapta, Haftere karşı dengeyi sağlamaya yetecek ölçekte bir destekte bulunacak, bir oldu bittiye engel olup, Hafterin son anda vazgeçtiği barış masasına oturmasına yol açacak bir açılım sağlamaya çalışacak.

    Hafter için ABD/Rusya/Şahsi menfaatlerine ulaşmanın tek yolu iktidarı silahlı güçle ele geçirip Sisi gibi askeri bir diktatörlük kurmaktan geçiyor, o yüzden barış masasına oturmaktan kaçıyor. Silahlı gücü de yetmiyor, daha doğrusu elindeki silahlı gücü kaybetmekten korktuğundan ihtiyatlı davranıyor, bu da süreci uzatıyor.

    Erken hava ihbar uçağının ve onu koruyan F16’ların Libya’ya gitmesinden ziyade, D.Akdeniz’de az daha güneybatıda faaliyet göstermesi diye okuyorum ben, zaten oralarda dolanıyor medyaya düşürülmüştü Mısır tarafından bir ara.

    Hafterin İHA/SİHA saldırılarını dengeleyebilecek bir EH desteği olabilir hava savunması bağlamında. Hafterin hava saldırısı imkan ve kaabiliyeti zaten çok zayıf, ya yokedilecek ya da henüz bilmediğimiz bir hava savunma sistemi gönderilecek.

    Uzatmadan, küçük bir destek, ‘ilk etapta’, askeri anlamda bir çözümsüzlüğü dolayısıyla Hafterin barış masasına oturmasını sağlayabilir. Lakin Mısır, hava kuvvetleriyle, modern tank desteğiyle, donanmasıyla desteğe tam manasıyla soyunursa bu operasyon tarihe bizim açımızdan fecaat olarak geçebilir. Ki bence bu kaçınılmaz gibi görünüyor, zira bununla başa çıkacak büyüklükte sonradan bir kuvvet aktarımı yapılamaz, Mısır Hava Kuvvetleri belirleyici faktör olur bunda. Hafter’e destek veren Rusya’yı ifade etmedik bile henüz, Mısır’la ortak hava savunma tatbikatlarını, radar satışını, bölgesel hava sahasını kapatma riskini de düşününce olur tarafı yok bu maceranın. Gerçekçi düşünülürse tabi ve bilmediğimiz bu sayılanları karşılayacak ikili anlaşmalar mevzu bahis değilse tabi, onu da bilemiyoruz.

    Saygılar

  24. Bu Kafayla giderseniz Patreon’dan da cekilirim. Üzücü … Sözcü 2.0 olmaya basliyorsunuz, ve ben buna destek olmam!

  25. Sayin moderator. Buyuk harflerle yorum yazan arkadaslari ‘normal’ bicimde yazmalari konusunda uyarin, yada bu tur yazilari lutfen yayinlamayin. Bircok forumlarda bu temel yayin prensiplerinden biridir. Bu tip yazilari okumak goz icin hem guc, hemde internet yorum kulturunde buyuk harfli yazi, “yuksek sesle bagirmak” (hakaretvari) anlamina gelmektedir. Simdiden Tesekkurler.

  26. …. TÜRK ORDUSU DÜNYANIN EN GÜÇLÜ ORDULARINDAN BİRİDİR!NATO NUN AMERİKA DAN SONRA İKİNCİ BÜYÜK ORDUSUDUR!SİZE TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNİN 1974 KIBRIS BARIŞ HAREKATINI NASIL YAPTIĞINI İNCELEMENİZİ TAVSİYE EDİYORUM.TÜRKİYE YE KARŞI 40 YILDIR SAVAŞAN AMERİKASINDAN, RUSYASINA ALMANYASINDAN, FRANSASINA KADAR BİRÇOK ÜLKENİN DESTEKLEDİĞİ PKK YA TSK NIN VERDİĞİ DESTANSI MÜCADELEYİ İNCELEMENİZİ TAVSİYE EDİYORUM!TSK ASLINDA 40 YILDIR YALNIZ PKK İLE SAVAŞMIYOR.PKK YA DESTEK VEREN 40 TAN FAZLA ÜLKEYLE SAVAŞIYOR.PKK YA KAÇ ÜLKENİN DESTEK VERDİĞİNİ SİZE BİR ARAŞTIRMANIZI TAVSİYE EDİYORUM. TSK DÜNYANIN EN ZOR COĞRAFYASINDA PKK TERÖR ÖRGÜTÜYLE KAHRAMANCA MÜCADELE ETMİŞTİR.BUNUN YANINDA LİBYA DÜMDÜZ BİR ARAZİ!BİZİM ORAYA 50-60 FIRTINA OBÜSÜ, 150-250 M 60 TANKI, 30-40 TANE 122 MM LİK ÇOK NAMLULU ROKET ATAR BATARYASI, 30-40 TANE 120 KM MENZİLE SAHİP KASIRGA ROKET ATAR BATARYASI, 50 ADET 280 KM MENZİLE SAHİP BORA FÜZELERİ, 10-15 ADET HİSAR HAVA SAVUNMA SİSTEMİ, ÇOK SAYIDA STİNGER HAVA SAVUNMA FÜZESİ, ÇOK SAYIDA 12.7 MM LİK UÇAKSAVAR TOPU, ÇOK SAYIDA LAZER GÜDÜMLÜ TANKSAVAR FÜZESİ VE 50 BİN ASKER VE 18 UÇAKTAN OLUŞAN BİR FİLO F 16 SAVAŞ UÇAĞI, 10 TANE ATAK TAARRUZ HELİKOPTERİ , 15-20 ADET SİLAHLI İHA VE DENİZDENDE 2 FIRKATEYN, 2 KORVET, 2 DENİZALTI LİBYA YA GÖNDERMEMİZ DAHİLİNDE BİZE YAN BAKACAK ADAMI YAMULTURUZ!BU GÜÇLE LİBYA YA GİDİLİRSE KARŞIMIZA HİÇBİR SİLAHLI GÜÇ ÇIKAMAZ!SİZİN YAZINIZDA BAHSETTİĞİNİZ GİBİ TÜRKİYE LİBYA YA ZAYIF BİR SİLAHLI KUVVETLE GİDERSE TÜRK ASKERİNİ LİBYA DA BOĞARLAR.AMA TÜRKİYE 1974 KIBRIS BARIŞ HAREKATINDA OLDUĞU GİBİ GÜÇLÜ BİR SİLAHLI KUVVETLE GİDERSE LİBYA DA DÜŞMANLAR KORKUDAN TÜRK ASKERİNİN YANINA BİLE YANAŞAMAZLAR!İNŞALLAH BENİM BU YAZDIKLARIMI DEVLETİMİZİN YETKİLİLERİ OKURLAR!

  27. Suudi kaynaklı habere kadar çok iyiydi. Halbuki bu haber tipik bir dezenformasyon gibi görünüyor. Yazıda bu haber niye o kadar ciddiye alınmış? Türkiye’nin dış politikasını teyid edilmemiş, şüpheli olabileceğini bile düşünmeden, Suudi kaynaklı haberlere göre mi belirleyelim?

  28. 1-Asil olan Erdogan ile tek adam iktidarinin devamidir. Yasama, yurutme, yargi tek kisiye bakar.
    2-Tum planlama ve ic/dis politikalar yalnizca bu esasa gore sekillenir (Libya dahil).
    3-Su anda Turkiye’de iktidara rakip olabilecek hicbir guc yoktur. Etkili bir ulusalci guc ise hic yoktur.
    4- Muhalefet rolu oynayan YCHP, IYI ve HDP ayni dis odakli merkeze hizmet eden isbirlikci organize orgutlerdir. Buna Davudoglu ve Gul’de dahildir
    5- Muhalefet iktidardan daha tehlikelidir ve eger iktidar olursa Turkiye’nin anahtari dis emperyalist guclere bir dakika tereddud etmeden teslim edilecektir. Bu Turkiye’nin parcalanmasi anlamina gelecektir.
    6- Turkiye’nin kurtulusu icin tek cozum CHPnin tekrar Ataturk cizgisine getirilmesidir. Baska bir cozum yoktur.

    Bunun disinda her soylem havanda su dovmektir, bosa kurek cekmektir.

  29. İyi bir askeri rapor olmuş. Kendi çapı dahilindeki herşeyi bilen ve doğru yorumlayan bir kurmayın elinden çıkmış gibi. Ama başta da dediğim gibi iyi de olsa neticede sadece bir asker raporu. Bizim kurmaylarımızın sorunu kendi çapından daha büyük çapta daha büyük çemberler olduğunu görmemeleri. Mesela perde arkasındaki esas oyuncu olan İsrail’den hiç bahis yok. Wagner denilen lejyoner grubuyla Hafter’e destek veren Rusya’dan bahis yok. En önemlisi, başta ABD’nin Çin’i durdurmak için Libya’yı karıştırdığı yolundaki doğru tesbite rağmen, Çin’in şimdi bu iç savaşa neresinden nasıl bulaştığından bahis yok. İşte bunları görmesi gereken de siyasi liderler. Umarız Erdoğan bu mücadeleye tek başına değil tercihan Rusya (ve mümkünse Çin), olmazsa İtalya-Fransa-Almanya kombinasyonlarından biri, o da olmazsa mecburen İngiltere veya ABD ile işbirliği şeklinde müdahil olacaktır. Kırmızı çizgimiz İsrail, Mısır ve Yunanistan ile yakınlaşma ihtimali olmalı. BAE ve Suudi köpeklerini saymıyorum bile.

  30. Sevgili Komutanim, peki ne yapalim, ortaligi bu ac sirtlanlara mi birakalim gelsin istedikleri gibi somursunler at oynatsinlar, turkiyenin elini kolunu baglasinlar, turkiyeyi 6 mile hapestsinler? Sizce Ataturk neden zamaninda Libyada savasti sayet Turkiyeyi ve Turkleri Libya irgalamiyordu? Endiselerinizde haklisiniz ancak gerekirse can verecegiz pozisyonumuzu korumak icin.

  31. BİRİLERİ DE BUNU FIRSAT BILEREK SEHITLER VERECEK OLMAMIZI BILMESINE RAGMEN ELLERINI OVUSTURARAK ITIDAR FIRSATI BEKLIYOR. . SADECE MECLISTE OYUNU KULLANARAK KARSI CIKTIM DIYECEK. AMA GEREKEN GIRISIMLERI YAPMAYA HUKUMETI IKNA ETMEYE UYARMAYA HIC DE ISTEKLI DEGIL.

  32. Libya da 30 bin Çinli vardı diyorsunuz ama o dönem 25 bin Türk çalıştığını görmezden gelmişsiniz. Nüfusa oranla bizim Çin den daha etkin şekild eorada olduğumuz gerçeği atlanıyor. bu işten en çok biz zarar gördük. Halbuki Çin ile birlik olup su savaşı o zaman engellemeliydik. Ama pardon siz Çin e de karşıydınız değil mi:)

  33. Osman Bey selamlar,

    Yazilarinizi dikkatle okuyan biriyim ve yazdiginiz yazilarin mantik cercevesinde ilerlemesi hep hosuma gitmistir, ayrica cogunlukla sadece ‘Boyle boyle yapmayin.’ deyip cekilenlerden degilsiniz, bir alternatif sunuyorsunuz. Bu yazinizda da belirttiginiz gibi asker gonderme Dogu Akdeniz’de yapilan antlasmayi koruma temelli olarak aciklaniyor, siz de diyorsunuz ki antlasmaya takilmayin cok da onemli degil, guclu iseniz sorun yok zaten. Fakat asagidaki paragraflarin ilkinde onemli degil diyorsunuz, ikincisinde ise iki tarafi da destekleyin antlasma icin diyorsunuz. Yani ilki antlasma onemli degil mantigini iceriyor, ikincisi antlasma onemli mantigini iceriyor. Burada mantik celisiyor sanki.

    ””
    Günümüzde uluslararası hukuku dinleyen yoktur. Uluslararası arenada güçlünün hukuku geçer. Sen istediğin kadar Libya ile anlaşma imzaladım burası benim de. Hak iddia etiğin alanı, elinde tutacak gücün yoksa, geçmiş olsun. Gücün varsa, karşı tarafın bu bölgede sondaj yapmasına, buradan boru hattı geçirmesine kesinlikle izin vermiyorum dersin. Bu sefer onun hukuku değil senin hukukun geçerli olur. Bu işler güç meselesidir. Anlaşmaya fazla takılmamak lazım.

    Kaldı ki Libya ile yaptığımız bu anlaşmayı korumak istiyorsak, her iki tarafa oynamak daha akıllıca bir taktik olacaktır. Hafter’e karşı savaşır bir de kaybedersek, Libya ile yaptığımız deniz yetki alanları anlaşmasını da kesinlikle kaybederiz. Arabulucu rolü oynayıp her iki tarafa birden yatırım yapmak anlaşmayı muhafaza etme şansımızı yükseltecektir. Çünkü hangi taraf kazanırsa kazansın, ülkesine menfaat sağlayan bir anlaşmayı muhafaza etmek isteyecektir.
    ”’

    Saygilar,

  34. peki paralı asker günderirsek maf oluruz kendi askerimizi günderirsek maf oluruz senin gibi düşünenlere güre hiç bişey yapmasakta maf oluruz ayrıca sanki kadafiyi Türkiye devirdi imasında bulunman senin bu uzun ve içi boş makalenin inandırıcılığı olmazki çünkü sen açıkça tarafsın Türkiyeden başka her tarafa açıksın bunu Türkiyeden her vatandaş anlaya bilecek bilgi ve donanıma sahiptir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı