Köşe Yazıları

Gâvurun Herkül’ü Feto-4

Fetullahçı Terör Örgütü, “Herkül” adını kullanarak çeşitli haber siteleri açtırmıştı. Bu sitelerin adlarını burada anmıyorum. Mahkeme kararıyla kapatılan bu sitelerden birinde geçen “Herkül” nedir, ona bakalım.

Yunan mitolojisinde Heracles, Roma mitolojisinde Hercules yani Herkül, Zeus ile Miken Kralı’nın kızı Alkmene’nin oğludur. Bir takım anlaşmazlıklar yüzünden Herakles kendi karısını ve çocuklarını öldürür. Suçlarından arınması için Miken kralı Eurystheus’un hizmetine girip, onun her istediğini yapması gerekmiştir. Kralın Herakles’e yaptırdığı 12 işe mitolojide Herakles’in 12 görevi veya işleri denir. Soyundan gelen Heraklidler’in Lidya’da bir dönem yönetici hanedanlık yaptığı söylenir.

Heracles, Latinlerin söyleyişiyle Herkül, güçlü, mahir ve korkusuzdur. İşte Fetullah yandaşları, Feto’yu Herkül ile özdeşleştirirler. Yunan mitolojisinden seçilen mitolojik kahraman, Feto olur. Müslümanlara egemen olmak, onları yönetmek, istediğini yaptırmak ve her görevi eksiksiz başarmak için Herkül adı kullanılır.

Feto, yazı ve konuşmalarında, Allah’lık, Peygamberlik, meleklik ve kurtarıcılık iddialarında bulunurken, mitolojik kahraman Herkül’ün kendisine verilen 12 farklı görevi yerine getirebilen olağanüstü güce, ilahi bir kudrete sahip olduğunu her fırsatta öne sürer. O kendisini gâvurun Herkül’ü gibi görerek Müslümanları hem mitolojik-dinsel, hem de askeri-sivil örgütçü olarak hakimiyeti altına almayı amaçlamaktadır.

Peki, kimin adına?

Mitolojik figür Herkül, Yunan mitolojisinde, bazı anlaşmazlıklar nedeniyle kendi karısını ve çocuklarını öldürüyor. Bu suçlarından arınmak için, yani bir diyet ödemek için Miken Kralı Eurystheus’un hizmetine girip o ne emrederse onu yapıyor; kendini kralın hizmetine adıyor.

Şimdi bakalım.

Fetö, Türk milletine ve İslam dinine ihanet etmiştir. Tıpkı Herkül’ün karısını ve çocuklarını öldürdüğü gibi kendi milletini sadece darbe girişiminde değil, maddi ve manevi olarak çok önceden katletmiştir. İslam dinine ihanet etmiştir; çünkü bu dini yalanlayıp kendi dinini kurmuştur. Bu ise İslam’ı katletmekle birdir. Şimdi bu iki cinayetin suçlarından kendince arınmak için, ömrünün sonuna kadar daha önce himayesine mazhar olduğu emperyalistlerin “hizmet”ine girmiştir. Çünkü Herkül lakabının gereği budur. “Hizmet” burada sihirli bir sözcüktür. Feto’nun emperyalizme ödediği diyet borcunun adıdır. Ama ne var ki karşımızda gâvurun şeytanı vardır: omzuna yüklenen uluslararası “hizmet”i, kaldırıp Türk milleti’nin sırtına vurmuştur. İşte bu yüzden Fetö, bir “hizmet” hareketi olarak kendini tanımlar. Sen varınla yoğunla Fetö’ye hizmet edeceksin; Feto da bu hizmetleri toplayıp bir Herkül edasıyla gâvur efendilerine kendi damgasıyla aktaracaktır. Güç ve başarı, Feto’ya, “hizmet” ise kullarına yazılacaktır. Nitekim öyle de olmuştur.

ALLAH’IN NAMUSU VE FETO’NUN İÇ ÇAMAŞIRLARI

Herkül Feto, bütün kutsal değerlere, ahlaki ilkelere ve ilahi kavramlara karşı son derece saygısızdır. Nasıl mı?

Açıklanması ve anlamı bakımından Kuran’daki ayetler iki ana gruba ayrılır: ilki Muhkem ayetlerdir. Bu ayetler çoğunlukta olup anlamı açık ve belirgindir. Farklı tevil ve yorumlara uygun olmayacak kadar açıktır. İkincisi, Müteşabih ayetlerdir. Sayısı azdır ancak Kuran tefsirlerinde en fazla sözü edilen bu tür ayetlerdir. Anlamları karmaşıktır ve çok yönlü açıklamayı gerektirir. Soyut, kapalı ve tevile açıktır. Bu şu demektir: Müteşabih ayetler, her zaman verildiği anlamı taşımayabilirler.

Örneğin “Allah Arş’a oturdu”, “Allah’ın kürsüsü”, “Allah’ın eli” gibi ifadeler, Müteşabih ayetlerde yer alır. Birebir çevrildiklerinde, bu somut anlamlar verilmez. Örneğin “Allah’ın eli”, aslında bildiğimiz el değildir; O’nun gücü ve kudretini anlatmak için alegorik bir ifadedir. Böyle olunca Müteşabih ayetler zaman zaman kötü niyetli kişilerce eğip bükülmüş ve halkın bu konudaki bilgi yetersizliğinden yararlanılarak, karanlık amaçlar için istismar edilmiştir. Oysa Müteşabih ayetlerin tefsir edilebilmesi, açıklanıp en doğru anlamının verilmesi başta Kur’an bilgisi, filoloji, din bilimleri, edebiyat, mitoloji, tarih ve kültür bilimleri bilgisi gerektirir.

Bunu bilen Feto, özellikle Müteşabih ayetlere istediği anlamı verir ve kullanır. Kuran ilimlerini iyi bilen bir kimse onun bu hilelerini kolayca anlar. Ama ne var ki Diyanet İşleri Başkanlığı gibi bir Cumhuriyet Kurumu, hala Feto’nun cahil hocası Said-i Deccal’in Risalelerindeki bu tür dinsel karartmalarını deşifre edecek yerde, yayınlanmasına önayak olmayı sürdürmektedir. Kuran Müteşabih ayetleri keyfince evirip çeviren, eğip büken şarlatanları uyarır: “ Kalplerinde bir eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onun olmadık yorumlarını yapmak için Müteşabih ayetlerin ardına düşerler.” ( 3 Al-i İmran 7).

Ayette geçen eğir kalpliler sınıfından olan Feto bakalım hangi Müteşabih ayeti nasıl yorumluyor:

Rahman /Allah) arşa istiva etti” (20 Taha 5).

Onun kürsisi, bütün gökleri ve yeri kuşatmıştır.” ( 2 Bakara 255).

Ayetlerde geçen “Arş” ve “Kürsi” ilahi güç, kudret ve egemenliktir. Başka bir deyişle Tanrı bütün evreni yarattığı gibi ona tam olarak egemendir; çünkü onun düzeni ve yönetimi yalnız O’na aittir, demektir. Hemen bir not ekleyeyim: Bu egemenliğin siyasal dinsel egemenlikle ilgisi yoktur. Allah için siyasal egemenlik tezini savunanlar, bu görüşlerini doğrudan Kitab-ı Mukaddes’ten kopyalarlar.

Şimdi bakalım. Zavallı kulları ve köleleri Feto’ya Herkül sıfatını verirken, bu ayetlerde geçen “arş ve kürsi”yi de ilahlarına nispet etmiş olmaktadırlar. Önceki yazılarıma bakın, Feto zaten kendini Allah yerine koymaktadır.

Feto bu ve benzeri müteşabih ayetlerde geçen “Allah’ın arşı ve kürsisi” kavramlarını, saygısızca, utanmazca diline dolar ve der ki:

Arş ve Kürsi hakkında istifhama (soruya-şf) müstenid (dayalı-şf) herhangi bir soru sorulmadıkça konuşmamayı tercih ederim. Zira bunları rabbimin namusu gibi telakki ediyorum. Çok mahrem bir yakınımın iç çamaşırlarından nasıl bahsetmiyorsam, Arş ve Kürsi’den de bahsetmek istemem…” (Gülen, Fasıldan fasıla1, Nil Yayınları, İzmir 1995, s. 45).

Feto, Arş ve Kürsi hakkında kimsenin bilmediği ancak kendisinin bildiği bir takım özel bilgilere sahiptir. Bu bilgiler ona göre Allah’ın namusudur. Öyle bir namus ki, Feto’nun en yakınının-her kimse bu yakını-onun iç çamaşırları kadar mahremdir.

Arş ve Kürsi’yi, sözüm ona laf ebeliği yapayım derken bir insanın iç çamaşırlarına benzetmekte; doğrudan Allah’a ve onun kudretine karşı saygısızca konuşmaktadır. Her mahremi insanın üreme organını örten iç çamaşırı gibi görmesi, Feto’nun sekso-manyak bozuk bir kişilikte olduğunu gösterir. Sümüklü mendilini, çorabını, kılını tüyünü havada kapan müritleri, kim bilir iç çamaşırlarını nasıl kutsamaktadırlar? Allah saydıkları Feto, her ne söylerse Hakk’tan, her ne emrederse Hz. Muhammed’den ve her ne yaparsa evliyadan hareket ederek davrandığı için, bütün kutsalların gücü adına cemaatinin Herkül’ü konumundadır.

Hadi sıradan, bilgisi kıt, görgüsü yetersiz, okuması kısa bir takım ayak takımı Müteşabih ayetlerdeki bu yorum hilesini kavramakta zorluk çekiyorlar, diyelim. Kaldı ki onlar da akıllarını kullanmadıkları için ayrıca sorumludurlar. Profesör, siyasetçi, akademisyen, sözüm ona kanaat önderi, TSK’da erinden generaline kadar rütbeler almış bir güruh, Feto’nun apaçık küfür ve şirk olan bu sözlerini nasıl tevil etmektedirler? Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk halkının sırtından çaldıkları bu makam ve mevkileri hala ona açık ya da gizlice kölelik yaparak nasıl içlerine sindirmektedirler? İslam’la, tevhitle, insanlıkla hiçbir alakalarının kalmadığını nasıl olur da fark edemezler?

Bilinçsizlik mi? Cahillik mi? Yoksa bilerek ve isteyerek Feto dinine, neden Nurculuğun bu post-modern istismar mekanizmasına teslim olmakta ve “hizmet” etmekte ölümüne ısrarlıdırlar?

Cevap müteşabih değil, çok muhkemdir, yani açık-seçiktir: Onlar, İslam’ı çökertmek için kurulan Nurculuk dininin yeni versiyonu olan Fetullahçılık dininin mensubudurlar. Tanrıları mitolojik kahraman olan Herkül, Müslümanları kandırmak için güç ve egemenlik yetkisini İslam’ın Allah’ından devralmıştır. Yeni dinin örgütlenmesi yine, 1500 yıllık geleneği olan İslam dini üzerinden yapılmış; ancak örgütsel içerik gâvurdan alınmıştır.

Feto, ilahlık sırlarını içeren ufka ulaştığını söyler. Allah’ın zatı hakkındaki sırlara ulaşabilir. İnsan ile Allah arasında Feto, yeni bir varlık formu olan Herkül’ü simge olarak getirir. Buna göre Herkül Feto, insan-Allah ilişkisini düzenleyen yarı-insan yarı-tanrı bir varlıktır. İşte o varlık, Feto’nun ta kendisidir. (Ayrıntılı bilgi için bkz. Gülen, Fatiha Üzerine Mülahazalar, Nil Yayınları, İstanbul 2011, s. 29 ve devamı).

Feto Allah’ın planını da bildiğini öne sürer. Allah’ın planını bilmek, planı O’nunla birlikte yapmakla aynı yola çıkar. Allah neyi yapacaksa Feto, kendi deyimiyle o ilahi plana herkesten önce muttali olur (bilir). Açıktır ki Allah adına insanlar ve tüm evren hakkında her şeyi bildiğini, kadere hükmedebileceğini zımnen (üstü kapalı) söyler. ) Kader-1, dk. 23-42). Şu halde, Allah’ın takdirini, planını ve kaderini önceden bilen Feto ve köleleri, 15 Temmuz darbesini de çok önceden bilmişler; hatta Amiral Cihat Yaycı’nın görevden alınacağını da günler öncesinden sosyal medyadan duyurmuşlardır. Allah, darbe ve görevden alınmalar hakkındaki planını Feto’ya önceden bildirdiği için köleleri bu özel bilgiyi sosyal medyada bizlere lütfetmişlerdir. Önümüzdeki günlerde Feto ve avenesi Allah’ın bizler için hangi kaderi ve planı hazırladığını bildirmeye devam edeceklerdir.

Kur’an Feto’yu ve Fetöcüleri her adımlarında yalancılığa ve şirke mahkûm eder. Kader, Allah’ın dünyanın sonuna kadar olacak her şeyle ilgili aşkın (transandantal-müteal) bir planıdır. Bu planı Yüce Allah’tan başka kimse bilemez, kimsenin bilme yetkisi de olamaz. O’nun bilgisi her şeyi çepeçevre kuşatmıştır, göklerde ve yerde olanlara, gizli ya da açık her şeye vakıftır; insanların açıkladıklarını ve kalplerinde sakladıklarını bilir. (Bkz. İlgili ayetler: 65 Talak 12, 49 Hucurat 16, 16 Nahl 19, 9 Tevbe 78, 2 Bakara 77).

Feto bu birçok ayete karşın İslam adına yalanlar üretmeyi sürdürür:

“…şayet Allah, kendi katından göndermiş olduğu bir kısım ışınları, onun üzerinde kırıp başkalarına yansıtıyorsa, bu yüce ve kutsi (kutsal-şf) iş için o insanın, kendisini seçen Rabbi’ne karşı şükran duyguları ile iki büklüm olması gerekmez mi?…” (Gülen, Fasıldan Fasıla4, Nil Yayınları, İzmir 2009, s. 108).

Feto, kurnazlık ve hinlikle Allah’tan gelen ışınların ya da nurların kendi zatında kırılarak cemaat üyelerine yansıdığı öne sürer. Kendinden her ne yansırsa yansısın, müritleri her yansımayı Allah^tan bileceklerdir. Çünkü Feto Allah’ın nurunu yansıtmaktadır. Bir prizmadır. Bu yalanı seri halinde yazdığı prizma adlı kitaplarında sürdürür.

Oysa islam’da Allah, elçileri dışında kimseye vahiy göndermediği gibi, hiçbir insanda da yansımaz.

Feto, cennet ve cehennem zebanisi rolüne de soyunur. Ona göre cehennemlik olanlar, kendisine güvenip de yola çıkmamalıdır. Yufka yüreği, onlara acımayabilir. Çünkü Feto Allah katında hatırlıdır, bütün duaları yerini bulur. Devlet büyüklerinden normal vatandaşa kadar cennet ya da cehennem için o yetkilidir. (Bkz. 15-Sesli Sohbetler-2/Bamteli_11-20 (Bamteli) 20_02 Buyuk Ortadogu Projesi, dk. 16.35-18.00).

Feto Kur’an’a ve İslam’a taban tabana aykırı bu söylemleriyle Allahlık iddialarına bir yenisini daha eklemiş olmaktadır:

Yoksa Allah’ın tuzağından emin mi oldular? Ziyana uğrayan topluluktan başkası Allah’ın tuzağından emin olamaz.” (7 Araf 99)

Çünkü biz korkunç, çetin bir günden ( o günün azabından) Rabbimizden korkarız.” (76 İnsan 10).

Kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O, Allah’a karşı gelmekten sakınanları en iyi bilendir” (53Necm 32-35).

Feto ve kölelerini İslam ve Kur’an dışına atan daha pek çok ayet sıralayabiliriz. Ancak anlayan için yeterlidir.

Gâvurun Herkül’ü Feto ve örgütlü terörü Müslümanlar üzerinde hala oyun oynamaya, gücünü toplamaya ve ülkemizi hizmetinde olduğu içerdeki ve dışarıdaki gâvurlara teslim etmekten caymış değildir. Müslümanların Kuran’ı yerine yalanlarla dolu konuşma ve yazıları, Allah ve Peygamber yerine kendini, Türk milletinin bağımsızlığı yerine taşeronluğunu yaptığı emperyalizmin terörünü koymuştur.

İslam dinine karşı Nurculuktan türeme Fetullahçılığı din olarak kurmuş; uydurma diniyle İslam dini üzerinden Herkül oyunları oynamaktadır.

Ona kölelik yapmaktan vazgeçmeyen her kim varsa, bu yazıda yer verdiğim (ve yer veremediğim) ayetlerin muhatabıdır. Hukuk, adalet, siyaset ve insaniyet Fetöyü hak ettikleri oranda mahkum etmelidir. Ama onları asıl mahkûm eden, iftiralar atarak yalanlarına alet ettikleri İslam dinidir.

Bütün bu hakikatlere rağmen, kim ki Allah’ın Arş ve Kürsisi’ni en yakınının iç çamaşırıyla kıyaslayan ve gâvurun Herkül’ü olup Müslümanlara Türkiye’yi dar etmeye kalkan Fetöcülere açık ya da gizli kol-kanat geriyorsa bilsin ki, İslam’dan kovulmuş şeytandır.

Ben söylemiyorum, Kur’an söylüyor.

Devam edeceğim.

Not: “Kendi Dilinden Fetö Örgütlü Din İstismarı”, DİBY., Ankara 2017’den yararlanılmıştır.”

3 Yorum

  1. Cenneti sevdigim kadar cehennemi de seviyorum..Allah cc. o cehennemi bos kalsin diye hazirlamadi elbet..Zalimlerden olacagina masumlardan olmak evladir..Hz.Adem’ den bu yana bilinen buyuklu kucuklu tum gunahlari islemis bu fetoculer..Bunlarla ayni dunyada ayni nefesi almak bile mekruhtur.

  2. Feto diyor ki cennetin yolu irandan geçse beşka yol yok mu derim.niye amerika irani sevmiyor.islami bolmek istiyor.baska sebep söylüyor mi.neden böyle diyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı