Köşe Yazıları

Hafızasını kaybeden fare ya da Ahmet Altan ile yüzleşme

Malum Ahmet Altan darbeyle ilgili olarak 3 yıl önce girdiği cezaevinden, mahkemenin 10 yıldan fazla ceza vererek adli kontrol şartı ile salıvermesiyle çıktı. Onun ve Nazlı Ilıcak’ın tahliyesiyle kamuoyunda yoğun bir FETÖ ile gerçekten kararlı mücadele ediliyor mu tartışması alevlendi. Bunlara girmeyeceğim. Ancak dünyanın en melanet örgütü olan Fetullahçı çetenin gerçekleştirdiği 15 Temmuz’dan çok önce 26 Aralık 2015’te Ahmet Altan ile ilgili yazdığım bir yazıyı önemine binaen yeniden paylaşıyorum.

Ahmet Altan. Gerçekliği kaybolmuş bir adam. Geçtiğimiz günlerde bir yazısında yine bize, yani Balyoz ve Ergenekon sanıklarına saldırmış.

“Adamın elinde başka malzeme yok ne yapsın” denilebilir. Doğrudur. Biz de öyle düşünerek bu meczup tavra cevap vermeyelim, isimli davalarda algı ayağının oluşmasına yaptığı katkılardan dolayı, sanık sandalyesine oturacak, o zaman yüzleşeceğiz kendisiyle zaten dedik, sustuk…

Ama biz sustukça, o bir yerlerde konuştu, yazdı, iftiralarına, yalanlarına devam etti.

Biz; Ahmet Altan her malzeme bulamadığında, her canı sıkıldığında çiğneyeceği sakız mıyız? Geçenlerde yine yazmış bir yerlerde. Yazısını “mükemmel bir yazı, aman okuyun” diye ilk paylaşanlar Nazlı Ilıcak ve Fethullah’ın militan gazetecisi Hanım Büşra Erdal.

Bakın güya iktidara seslenerek ne demiş  o yazıda Ahmet Altan;

“Sen somut insanların, somut suçları üstünde durmayıp, hukuki karşılığı olmayan ‘paraleli’ bütün kötülüklerin anası kabul ettiğinde, sadece bugünkü iktidarı değil, geçmiş iktidarları da aklıyorsun. Nazi Almanya’sında Yahudilik neyse bugünkü Türkiye’de paralellik o. Her kötülüğün sebebi. Üstelik bu ön kabul sorgulanamaz hale geldi.

(…) Bugünkü iktidar askeri vesayetin artıklarıyla kol kola girdiği için bu, hem bugünkü iktidarı hem de ‘eski düşman, yeni müttefik’ darbeciler için müthiş bir aklama sağlıyor.

Artık Balyoz, darbe girişimi değildir. Ergenekon yoktur. Bu tertemiz ülkede paralel denilen kötü bir cadı darbeyi, faili meçhulleri uydurmuştur.

(…) Bu ülkenin medyası korkak ve ahlaksızdır.

İktidarda kim varsa ona muhalefet edilir. Bugün iktidarda AKP var, o zaman ona muhalefet edeceksiniz, bütün suçu ‘paralel’ diye hukuk dışı bir kavrama yıkmayacaksınız.

Ama tabi bunlar insanlar için geçerli ölçüler. Isırırken üfleyen fareler için değil.” Yazı böyle bitmiş.

Şimdi bu yazıyı irdeleyelim…

***

Ne diyor Ahmet Altan; “Paraleli bütün kötülüklerin anası kabul ettiğinizde…”

Ne çabuk unutmuş, yönettiği gazete de, Ergenekon denilen hayali bir örgütün bütün kötülüklerin anası olduğunu ispatlamak için attığı başlıkları…

Ne diyor; “Nazi Almanya’sında Yahudilik neyse, bugünkü Türkiye’de paralel o. Her kötülüğün sebebi o. Üstelik bu ön kabul sorgulanmaz hale geldi.”

Şimdi 2008’lerde biri, yukarıdaki satırlardaki ‘paralel’ kelimesi yerine ‘Ergenekon’ koysaydı; eminim ki Ahmet Altan’ın yönettiği gazete “Ergenekoncu” ilan edilerek, kamuoyu nezdinde linç edilir, daha sonra da içeri tıkılırdı. O günleri ne çabuk silmiş hafızasından Ahmet Altan. PKK’yı bile Ergenekon’un yönettiğini söylememişler miydi? Bu tür sözde haberleri başlıklarına çekmemişler miydi?

İftiranın dayanılmaz cazibesi içerisinde, Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkıyoruz şehvetiyle atılan manşetlerle, hasta yataklarında bile rahat bırakılmamıştı Türkan Saylan’lar, İlhan Selçuk’lar.

Nefret ve kinle atılan manşetlerin sonucu, Ergenekon’un kasası ilan edilerek tutuklanan; öldüğünde, cenaze masraflarını karşılayacak kadar bile para sahibi olmadığı anlaşılan ve belediye yetkililerince defnedilen Kuddisi Okkır’ın yanı sıra Kâşif Kozinoğlu, Ali Tatar, Muzaffer Tekin, Berk Erden, Cem Aziz Çakmak, Murat Özenalp ve şu anda aklıma gelmeyen pek çok kumpas mağduru insan hayatını kaybetmişti. Diğerleri de 2 ila 7 yıl cezaevinde kalmışlardı.

Şimdiki ‘paralel’ soruşturmaları çok yeni. Daha iki yıla bile ulaşmadı! İnşallah olmaz, ama daha burnu kanayan bile yok! Bu ne heyecan…

Devam edelim…

Ne diyor; “Bugünkü iktidar askeri vesayetin ‘artıklarıyla’ kol kola girdiği için (…)”

Ahmet Altan, dün aynı iktidarla birlikte yürüyen ‘paralelin’ koluna değil ama cebine girdiğini, onların ve iktidarın artıklarından beslendiğini, desteklendiğini hemen unutmuş gözüküyor. O gazetenin nasıl çıkarıldığının bilinmediğini mi sanıyor? Gerçekten ciddi bir hafıza kaybı.

***

Alaysı bir şekilde “Artık Balyoz bir darbe girişimi değildir…” demiş ya.

Şimdi buna, “yuh artık” desek, hafızasında ciddi sorunlar yaşayan, gerçekliği yitirmiş bir adama ayıp olmasa da, bize yakışmaz.

Balyoz’un; Ahmet Altan’ın ceplerinde dolaştığı “paralelin” kumpası olduğunu, dağda kulağı iyi işitmeyen keçi çobanı bile biliyor. Bunun kumpas olduğu bilimsel olarak da ispatlandı. Ama Ahmet Altan orada takılı kalmış. Nörolojik veya psikolojik, hangisiyse, ama doktorluk olduğu kesin… Aslında sıkıntı burada, hasta olduğuna ikna edilebilse de doktora götürülebilse, belki bir umut…

Bir de medyaya çatmış; “Medya, iktidarda kim varsa muhalefet eder” demiş ya! Gelin de gülmeyin.

Sormazlar mı sana, Taraf denilen gazetenin genel yayın yönetmenliğini yaptığın 2008-2012 yılları arasına kim vardı iktidarda diye?

Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a 3 Şubat 2009 tarihinde yazdığın “Delikanlı” başlıklı güzellemeyi ne çabuk unuttun demezler mi adama? Ama ne gam, adamda “hafıza gidik.”

Hele “ Bu ülkenin medyası ahlaksızdır” demesi yok mu! Gülmekten ziyade üzülüyorum bir insanın bu kadar çelişkiler yumağında yuvarlanmasına.

Başta genel yayın yönetmeni olduğu Taraf gazetesi olmak üzere pek çok medya organı için ahlaksızdır denmesi kadar doğru bir şey olamaz. Ancak Ahmet Altan’ın ahlak anlayışında iftira atmak, yalan ve kışkırtıcı yayın yapmak, insanları yanlış ve ahlaksız başlıklarla linç etmek, ahlaki kıstasların neresindedir?

Bunları yapan bir insan ahlaktan söz ediyorsa, onun anladığı ahlak başka bir şeydir. Ahmet Altan’ın ahlak kıstaslarıyla benim ahlak kıstaslarımın oldukça farklı olduğunu ifade ederek, onun ahlak anlayışını kendi söylemlerinden hareketle sunmaya çalışayım.

1985 yılında Kadınca Dergisi’yle yaptığı söyleşide; özetle, “Sekste sınır tanımam, hayvanlarla cinsel ilişki normal, yaşlı kadınlardan hoşlanırım, ensest ilişki yanlış olmayabilir” diyor Ahmet Altan. Şimdi Altan’ın ahlaktan ne anladığını sorgulamaya kalksak işin içinden çıkamayacağımız ortada.

Yalnız “Hayvanlarla ilişki normal” demiş ya, en çok ona takıldım. O zamanlar pek sıkı fıkı olduğu Fethullah’ın coplarının, genç subayların evlerine koydukları CD’lerin içerisindeki “hayvan pornoları” geldi aklıma. Ve bunları, Ahmet Altan’ın gazetesinde başlıklara çekişini hatırladım. Ne “şehvetli” manşetlerdi onlar, bazı hayatlar karartılırken.

Neden geçmişte normal gördüğün bir olayı manşete çektin desem, ne sorduğumu bile anlamayacak. Yukarıda da belirtim ya, ihtimal hafızasını kaybetmiş. Dedim ya hasta o!

Sonunda çok vurucu bir cümleyle bitirmiş; “Söylediklerim insanlar için geçerli ölçüler, ısırırken üfleyen fareler için değil.”

Isırırken üfleyen fareyi duymamıştım. Ama “Batan gemiyi ilk fareler terk eder” diye bir özdeyiş hatırlıyorum.

Şimdi buradan bir umut belki bizi duyar, anlar diye son bir kez Ahmet Altan’a seslenmek istiyorum.

Bak Ahmet Altan; Kumpascılarla birlikte çok canlar yaktın, pek çok ah aldın. İnsanlar cezaevi köşelerinde can verdiler. Eskiden iki aile arasında çıkan kavgada birinden ölü varsa; diğeri bırak arsızca konuşmayı, yazmayı, belli bir dönem sokağa bile çıkmazdı. Hatta mümkünse o mahalli terk ederdi. Bu korkunun ötesinde, ölene ve ailesinin yasına olan saygının bir gereğiydi.

Senin manşetlerinle şekillenen kamuoyu, ismi geçenlerin cezaevlerine tıkılmasını da beraberinde getirdi. Ve canlarını verdi o insanların bir kısmı demir parmaklıkların arasında. Ve sen,  bunun sorumlularından birisin.

Bütün bunlara rağmen; sen, bırak mahalli terk etmeyi,  bugün bile kimse senin üzüldüğünü, azıcık insani refleks gösterdiğini, biraz mahcubiyet duyduğunu görmedi. Daha ötesi, sen, dün yaptığını bugün de yapmaya devam etmektesin. Arsızca, pişkince, hayatlarını karartıklarınla ilgili utanmadan, sıkılmadan konuşuyorsun!

Bak, dün sana o manşetleri attıranların bir kısmı, ya kaçtı, ya cezaevinde. Sen ise hala 2008 – 2014 yılları arasında yaşadığını sanıyorsun. Orada takılmışsın.

Üfleyen fareyi bilmiyorum ama batan gemiyi ilk fareler terk eder demiştim ya, fare gemiyi terk etmiyorsa ona ne demeli diye düşündüm. Böyle bir durum, ancak fare hafızasını kaybederse olur.

Hafızasını kaybeden fare, geminin batışını algılayamadığı için gemiyi terk etmez. Bu onun cesaretinden değil, nörolojik rahatsızlığındandır.

Sen de hafızanı kaybetmişsin Ahmet Altan. Yüzüyor zannettiğin “Kumpas Gemisi” sulara gömüldü, boğulacaksın!  Son bir gayret kaç oradan, terk et o gemiyi, hadi…

Etiketler

10 Yorum

  1. Ahmet Altan.. Seni böyle bilmezdim.. Gözlerinde kin.. ülkeme yabancı.. Terket buraları .. Sana göre değil buralar..

  2. Yüzleşmek için önce yüz lazım komutanım! bu herif nasıl da seviniyordu nasıl da çekiriyordu taraf gazetesindeyken? yüzü var mı ki gazetecilik yapmaya yeniden? hapisten çıkmış olabilir ama bu dingile kim sahip çıkacak ona bakmak lazım.

  3. ÖZAL’a bile Marksist usul-erkâna uygun yanaşmış ALTAN familyası öyle FG’e biât edecek denli oportünist değildir. Benim tahmînim, sakalı, fetöcü polis şeflerinin ellerine, o DJ DJF hanım vukuatı yüzünden verdiler.

  4. Gemiyi terk etmesi yetmez bu suları da terk etsinler, yeter tahammül edemiyoruz artık. Üstelik bir bu da değil. Al işte çok lazımmış gibi Arınç orada. Cezalandırılmadıkları gibi bu zevzekleri hergün dinlemek zorunda bırakılan millet cezalandırılıyor…

  5. demekki,ahmet altanın fetoda kasetleri var.ve atık kendini kutarma komleksine takıntı yapmış

  6. Gunlerdir boyle bir yazi bekliyordum bu meme arsizi vatansiz icin….
    Eline saglik mustafa abi….

  7. Şimdi bu arsız,ahlaksız Fetöcüler hiç bir şey yaşanmamış gibi kaldıkları yerden yazmaya ,yaşamaya devam mı edecekler,Kılıçdaroğlu’nun yakın arkadaşları olarak toplantılarda ,mitinglerde alkışlanmaya doyamayacaklar mı? Böyle bir adaletsizliği kabul etmek mümkün değil !Ne yapmamız gerek Türk Halkı olarak bu hapisten çıkışları onaylamadığımızı göstermek için ? Cılız bir protesto değil ,güçlü bir karşı koyuş koymak için?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı