İyi Parti Sözcüsü’nden ABD’ye tepki: Herkese Talat ismi veririz

featured
service

ABD Temsilciler Meclisi’nin sözde Ermeni Soykırımı Tasarısını kabul etmesine tepki gösteren Ağıralioğlu, ‘Herkese Talat ismi veririz’ dedi.

İYİ Parti Sözcüsü Yavuz Ağıralioğlu, ABD Temsilciler Meclisi üyelerinin kararına ilişkin, “Türk Devleti’nin, Türk milletinin aleyhine sopa edilmeye çalışılan bu karar münasebetsizliktir.” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti’den yapılan açıklamaya göre, Ağıralioğlu, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nın önemini vurgulayan Ağıralioğlu, “Orta Asya’da Bilge Kağan’ın kurduğu devlet ile Atatürk’ün Anadolu’da kurduğu devlet arasında bir fark yoktur.” ifadesini kullandı.

Ağıralioğlu, Cumhuriyet kutlamalarının geçmiştekilerden farklı olarak daha coşkulu geçtiğini vurguladı.

ABD Temsilciler Meclisi üyelerinin kararına ilişkin tepkisini de dile getiren Ağıralioğlu, şunları kaydetti:

“Türk devletinin Türk milletinin aleyhine sopa edilmeye çalışılan bu karar münasebetsizliktir. Yüzyılın başında cephe gerisinde devlet aleyhine iş tutmuş Ermeniler ile ilgili bir tehcir kararı alınmıştır. Bugün ABD dahil Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni sıkıştırmaya teşebbüs etmiş her alçak girişime karşı sözümüz alenen şudur; kendi vatanımızda, kendi milletimizin ve devletimizin yaşaması için yapılabilecek her türlü fedakarlığı yapma kararımızla bu topraklardayız. Biz devleti, milleti yaşatma iradesiyle kendi anne babalarından vazgeçmiş bir milletin çocuklarıyız.

‘HERKESE TALAT İSMİ’

Biz yüzyılın başında devletimizin ve milletimizin aleyhindeki tavra tehcir kararı aldık. Soykırım meselesini uluslararası boyut kazandıracak şekilde devletimizin aleyhine çevirmeye çalışılan, tehcir kararımızı soykırıma dönüştürmeye gayret eden herkes bilsin ki biz vatanımızı aynı hassasiyetle bekliyoruz. Çocuklarımıza Enver, Cemal ve Talat ismini verme kararımızla buna mukabele ediyoruz. Eğer bu münasebetsizlik devam ederse tüm cihan bilsin ki kız çocuklarımızda dahil herkese Talat ismini veririz”. Yavuz Ağıralioğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD ziyaretine ilişkin açıklamalarına da değinerek, şayet gidilecekse ABD Başkanı Donald Trump’ın mektubunu iade etmesini istedi.

İyi Parti Sözcüsü’nden ABD’ye tepki: Herkese Talat ismi veririz

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

2 Yorum

  1. 3 sene önce

    Ne kadar zayıf bir karşı koyuş !İyi Parti bu sözcüyü alsın ,yerine aklı daha iyi çalışan birini geçirsin.” Siz bize soykırımcı diyorsunuz ,biz de çocuğumuza Enver diyoruz .”Kuşlar bile güler bu basit bahane üretmeye !

    Cevapla
  2. 3 sene önce

    AİHM KARARLARININ SAPTADIĞI
    HUKUKÎ GERÇEKLER
    AİHM 2. Dairesi ve AİHM Büyük Dairesi, uluslararası hukuk açısından şu tarihsel saptamaların altına mührünü vurmuştur:
    1. Soykırım, bir hukuk kavramıdır, bir suç tanımıdır. AİHM, soykırım tanımına girmekle, aslında 1915 olaylarının hukukî nitelemesini ele almıştır. Başka deyişle, Ermeni soykırımı var mı yok mu konusuna girmiştir. Soykırım kavramı, hukuki bir kavramdır, günlük dilimizdeki kırım, katliam, karşılıklı kırım gibi kavramlardan farklıdır. Sıradan insanlar ve kurumlar, bir eylemin kırım veya katliam veya karşılıklı kırım olduğu konusunda fikir yürütebilir. Ancak “soykırım” olduğuna hükmedemezler.
    2. Soykırım suçunun varlığına, yetkili mahkeme karar verir. Soykırım hükmünde bulunmaya bırakalım parlamentoları, herhangi bir mahkeme bile yetkili değildir. BM 1948 Soykırım Sözleşmesi’ne göre, ancak suçun işlendiği ülkenin mahkemesi veya yetkili Uluslararası Ceza Mahkemesi, soykırım suçunun işlendiğine hükmedebilir. AİHM, bu açıdan kendisinin de soykırıma hükmetme yetkisine sahip olmadığını belirlemektedir.
    3. Soykırım suçunu, hükümetler veya kurumlar veya milletler, başka deyişle tüzel kişiler ve topluluklar işlemez. Soykırım suçunu, tıpkı adam öldürme, yankesicilik veya hırsızlık suçlarında olduğu gibi bireyler işler. Suça katılmak da bireysel bir eylemdir. Bu nedenle Osmanlı Devleti veya Türkiye Devleti veya hükümetleri veya Orduları gibi tüzel kişilerin ve kurumların “soykırım suçu işlediği” gibi iddialar, Ceza Hukukunun temel ilkeleriyle bağdaşmaz.
    4. 1915 olaylarında soykırım işlendiğine dair yetkili mahkeme kararı yok. Ceza Hukuku, bireylerin suç oluşturan eylemleriyle ilgilenir. 1915 yılında işlenen eylemlerin soykırım suçunu oluşturduğuna ilişkin bugüne kadar alınmış bir yetkili mahkeme kararı yoktur. O nedenle “Ermeni soykırımı” iddiaları, bütünüyle hukuk dışıdır. Soykırımın bir suç tanımı olduğu saptandığı an, 1915 olaylarında böyle bir suç işlenmediği de saptanmış olur. Çünkü yetkili Türk mahkemesinin veya yetkili Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin bu yönde bir kararı bulunmuyor.
    5. Herhangi bir parlamento, hükümet, belediye, üniversite, akademik kurum, dernek, toplantı vb, 1915 olaylarında “soykırım yapıldı” yargısında bulunmaya yetkili değildir. Bu tür kararlar, uluslararası hukuka aykırıdır. Hepsi siyasal amaçlı kararlardır.
    6. 1915 olayları “Holocaust” diye anılan Yahudi soykırımından farklıdır, aynı sınıflamaya konamaz. Bilindiği gibi Yahudi Soykırımı, yetkili mahkeme kararıyla hükme bağlanmış tek soykırım suçudur. Oysa 1915 olayları hakkında bir yargı kararı bulunmuyor.
    7. 1948 yılı öncesindeki eylemlerle ilgili olarak soykırım suçu işlendiği hükmü verilemez. Çünkü soykırım suçu, 1948 yılında Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’yle kabul edildi. 1948 yılı öncesinde “soykırım” diye bir suç tanımı yoktu. Kanunsuz suç olmaz ilkesi, çağdaş Ceza Hukukunun temelidir. Hiç kimse 1948 öncesi eylemleri nedeniyle soykırım suçundan mahkûm edilemez.
    8. Doğu Perinçek, Ermenilere karşı bir aşağılama ve nefret söyleminde bulunmuyor. AİHM kararlarına göre, Doğu Perinçek, Ermeni soykırımı yalanını emperyalistlerin uydurduğunu söylüyor, Ermenileri değil, emperyalistleri hedef alıyor. Ayrıca Perinçek’in kimliği ve kişiliği de nefret ve aşağılama eylemine uygun değildir.
    9. Bir tarih konusu olarak 1915 olaylarının tartışılması özgürlüğü güvence altındadır. Ancak mahkemelerin yetkisini gasp etme özgürlüğü yoktur. Tarihçilerin ve herkesin 1915 olayları konusunda istediği görüşü açıklama özgürlüğü vardır. Ancak 1915 olaylarının soykırım olup olmadığı konusunda, kendisini yetkili mahkeme konumuna oturtup hüküm verme yetkisi yoktur. O nedenle tartışma ve düşünceyi açıklama özgürlüğü, 1915 olaylarında ne oldu, nasıl ve niçin oldu konusundadır. Bununla birlikte hiç kimse mahkemenin yerine geçip “1915’te falanca kimse soykırım suçunu işledi” diye hüküm kurma özgürlüğüne sahip değildir. Mahkemelerin yetkisini gasp etme özgürlüğü yoktur. Parlamentolar, hükümetler, üniversiteler vb, 1915 olayları konusunda “soykırım” hükmü veremezler. Hukuka göre, böyle bir özgürlük yok!
    Özetlersek: “Ermeni soykırımı” yalanı, AİHM kararıyla yerle bir edilmiştir. Artık hiçbir devlet ve kurum, böyle bir iddiada bulunamaz. Bulunurlarsa, hukukî bir değeri yoktur. Çünkü yetkili değiller. Ve göndermede bulunabilecekleri bir yetkili mahkeme kararı yok. Bundan sonra da olması mümkün değil.

    Cevapla
Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!