Analiz

Jack London ve Demir Ökçe

Özsevi Eröz yazdı

Demir Ökçe 1908 yılında yayımlandığında, Jack London, ilk dönem romanları ( Vahşetin Çağrısı- 1903, Uçurum İnsanları- 1903, Deniz Kurdu- 1904, Beyaz Diş- 1905, Ademden Önce- 1906) [i] sayesinde çoktan hatırı sayılır miktarda bir kazanca ve dünya çapında bir üne kavuşmuştu.

Kendi deyimiyle artık bir ‘Yük Hayvanı’[ii] olmaktan kurtulmuş olan London -yaşadığı Oakland’da bilindiği üzere ‘Oakland’lı Sosyalist Çocuk’ – hem Sosyalist Parti üyeliği hem de Amerika’nın birçok yerinde ateşli bir şekilde sosyalizmi anlattığı konferanslar ile farklı kesimlerden bir çok kişinin dikkatini çekmekteydi.

Ancak hikayeleriyle ilgili övücü yazılar, yapılan hücumlarla iç içe geçmişti. Natüralist akımdan nefret eden gelenekçilerin, sosyalizmden nefret eden kapitalistlerin, fikirleri ile yaşam tarzının[iii] bağdaşmadığını düşünen sosyalistlerin saldırıları altındaydı.

İşte ikinci dönem romanlarının ilki olarak nitelendirilebilecek olan Demir Ökçe’yi  genel olarak  bu atmosfer içinde yazdı. Bu döneminde eserlerindeki mekan, şahıs kadrosu ve zaman gibi yapısal niteliklerde değişime gitmesi kaçınılmaz hale gelmiştir. London muhtemelen kitabın fikrini William J. Ghent’in Our Benevolent Feudalism (Cömert Feodalizm) adlı 1902 de basılmış çalışmasından almıştı. Ghent’in fikrinin kaynağı da Independent gazetesinde çıkmış bir makaleydi. Demir Ökçe de daha sonra, Eric Arthur Blair adlı bir İngiliz sosyalist tarafından okunmuş, o da aynı konuyu, George Orwell takma adıyla kaleme aldığı 1984 [iv] adlı romanında kendi bakış açısıyla incelemişti.[v]

DEMİR ÖKÇE

Jack London’ın toplumsal öngörülerini roman olarak okuyucuya aktardığı distopik (distopya/karanlık gelecek) karakterde bir eseridir. Amerikan kamuoyunda filizlenen işçi hareketlerinin, sosyal örgütlenme ve sendikalaşma bilincinin kapitalizme karşı bir cephe oluşturmaya başladığı bu dönemde yeni bir edebi tarzın ilk örneği olması bakımından da büyük ilgi uyandırmıştır.

Yine romanında yarattığı Ernest Everhard karakteri ile devrim sonrası Sovyet Rusya’sının benimsediği Marksist sanat anlayışındaki ‘olumlu kahraman tipi’nin [vi]  ilk örneklerinden birini vermiştir.

İlk dönem roman ve hikayeleri ile ulusal ün kazanan Jack London için onun eserlerine hayranlık duyan ancak politik fikirleriyle hiç ilgilenmeyen okuyucuları büyük bir üzüntü kaynağı olmuştur.

Demir Ökçe, Jack London

Ölümünün ardından ise politik kişiliğinin hatırası unutturularak, sadece serüven kitapları yazan bir yazar şekline sokulmak istenmiştir. Ölümünden üç yıl önce 37 yaşında kaleme aldığı John Barleycorn adlı otobiyografik eserinde London’ın şu sözlerini  okuruz:

” …gençlik hevesi ile gerçeği amansızca kovalamak yanlışına düşmüştüm. Onun peçesini yırtıp atmıştım. Gördüğüm ise, karşısında duramayacağım kadar korkunçtu. İnsanlık dışında hemen her şeye olan inancımı kaybetmiştim. İnandığım insanlık da epey çıplak bir insanlıktı doğrusu… gerçekteyse beni kurtaran geride kalan tek bir hayaldi: Halk. Uğrunda savaşacak bir şey, içimde savaşacak bir güç daha kalmıştı. Halk ile hayata kelepçelendim.”

NOTLAR

[i] Bu dönem hikaye ve romanlarında işlediği konular ile Amerikan Edebiyatı’nda  ‘Doğalcılık Akımı’nın ilk örneklerini vermiştir.

[ii] Çok düşük ücret ve uzun vardiyalarla çalıştığı: gazete dağıtıcılığı,  konserve fabrikasında ve kenevir imalathanesinde işçilik, elektrik santralinde kömür küreyiciliği, okul çamaşırhanesinde ütücülük vb… 

[iii] Kaliforniya Sonoma’da aldığı 1400 dönüm arazi üzerinde yaptırmaya başladığı, içinde 50 kişinin aynı anda yemek yiyebileceği büyüklükte yemek masası, parti salonu, şarap mahzeni ve süs havuzu olmasını istediği ‘Kurt Evi’ projesi ve 14 metrelik yelkenlisi, Japon özel uşağı,özel aşçısı…

[iv] Demir Ökçe’de işçilerin ceza olarak inşa ettikleri şehrin tamamlanış tarihi 1984 ‘tür.

[v]Jack London’ın Uçurum İnsanları’nı yazmadan önce denizci kılığında Londra’nın kenar mahallelerinde bir süre yaşayıp gözlem yapması gibi aynı şekilde George Orwell de kıyafet değiştirip İngilte’nin sanayi bölgelerinde, işçi sınıfının yaşadığı yerlerde kalmış ve yaptığı gözlemleri Wigan İskelesi Yolu isimli kitabında aktarmıştır.

[vi] Olumlu Kahraman: Politik erdemin mükemmel bir temsilcisi olarak okurda saygı uyandıracak, okurun gıpta ederek benzemeye çalışacağı bir örnek olacak; şimdiki durum ile gelecek arasında bir bağ kurarak sosyalizmin başarabileceğini gösterecek roman karakteri. Romanlarda bu tip, kendini görevine adamış, nefsine hakim ve güçlü bir kişidir. Olumlu kahraman karşılaştığı tüm güçlükleri yener, yardım etmek istediği insanlar içinde düştüğü yalnızlığa katlanarak tarihin kendisine verdiği görevi yerine getirir.

Etiketler

Bir Yorum

  1. resmen şok oldum.ben george orwel i bir kişi sanıyordum.meğer takma admış.tamam metin güzell yazılmış.dipnottaki bilgi benim ne kadar salak olduğumu itiraf etmeme sebepoldu.elinize sağlık.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı