Kandilli’den çok önemli İstanbul depremi açıklaması: Fil ayağını kırmış oturuyor!

Kandilli Rasathanesi'nden Deprem Değerlendirme Merkezi Müdürü Dr. Doğan Kalafat, İstanbul depremiyle ilgili, 'Ufak depremler bize bu coğrafyada hazırlık safhasında olduğunu, fayın aktif olduğunu ve büyük deprem üretme potansiyelinin çok yüksek olduğunu işaret ediyor'

Kandilli’den çok önemli İstanbul depremi açıklaması: Fil ayağını kırmış oturuyor!

Boğaziçi Üniversitesi (BÜ) Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Bölgesel Deprem-Tsunami İzleme ve Değerlendirme Merkezi Müdürü Dr. Doğan Kalafat, Marmara’da gelecekte önemli bir deprem beklediklerini belirterek, “Küçük depremler hiçbir zaman büyük depremin enerjisini almazlar. Büyük deprem üretme potansiyelinin çok yüksek olduğunu ve hazırlık safhasında olduğunu bize işaret ediyor” dedi.

Tehlikeli fayda korkutan deprem… İstanbul sallandı, gözler uzmanlara çevrildi

Dr. Kalafat, Kandilli Rasathanesi’nin Bölgesel Deprem ve Tsunami İzleme-Değerlendirme Merkezinde Marmara Denizi Silivri açıklarında meydana gelen 4,6 büyüklüğündeki depreme ilişkin düzenlenen basın toplantısında, depremin sahil boyunca olan yerleşim yerlerinde vatandaşlar tarafından kuvvetlice hissedildiğini aktardı.

Boğaziçi Üniversitesi (BÜ) Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Bölgesel Deprem-Tsunami İzleme ve Değerlendirme Merkezi Müdürü Dr. Doğan Kalafat, Marmara Denizi Silivri açıklarında meydana gelen 4,6 büyüklüğündeki depreme ilişkin düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulundu.

Dr. Doğan Kalafat, depreme teknik olarak bakıldığında önemli bir deprem olduğunu, Marmara Denizi’nde zaman zaman farklı kaynakta depremler olabildiğini söyledi.

Kalafat, “Bu bölgede her yıl yaklaşık bine yakın deprem oluyor. Dolayısıyla bu da nadir de olsa yılda birkaç tane olabilecek depremlerden biri ama bu deprem bizi rehavete sokmamalıdır. Bize bu coğrafyada muhakkak her an deprem olacakmış gibi hazırlıklı, dayanıklı, dirençli bir toplum olmamızı öngörüyor.” diye konuştu.

İKİ KOLU VAR

Basın toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kalafat, “Büyük İstanbul depremi olursa Marmara Denizi’nin batısında mı beklemek gerekiyor?” şeklindeki soruya, Kuzey Anadolu Fayı’nın Marmara bölgesinin batısına doğru geldiği zaman iki kola ayrıldığını, birinin İzmit Körfezi’den geçerek Saroz’a bağlandığını, diğerinin ise İznik Gölü’nün güneyinden geçip güneye doğru uzandığını vurguladı.

Kalafat, “Marmara Denizinde iki önemli sistem bir şekilde çarpışıyor. Dolayısıyla hangisinin daha güçlü olacağı konusunda bir sonuç vermemiz gerekirse, burada ağırlıklı olarak Kuzey Anadolu Fayı’nın daha tehlikeli olduğu ve daha büyük deprem üreteceğidir.” ifadelerini kullandı.

Dr. Kalafat, “Marmara’da beklediğimiz depremler 6 ile 7 civarındaki depremlerdir. Bunlar depremin olacağı parçanın özelliğine bağlı olarak değişebilir. Biz bu depremin hangi kolda olacağını bilemiyoruz ama iki kolda da olabilir, hangisinin önce olacağı konusunda bir şey söylememiz söz konusu değil. İkisi de önemli derecede tahribata ve kısmen de olsa yaralanmalara, can kaybına neden olabilir.” şeklinde konuştu.

Bir gazetecinin depremin kırılma noktasına ilişkin soruya da Kalafat, bugünkü depremin biraz daha sığ bir derinlikte gerçekleştiğini, bunların kendilerine ana fayla, olası büyük depremlerle ilişkili de bilgi verebildiğini, aynı zamanda da fayın mekanizmasının, depremin olduğu episantrın lokasyonunun da önemli bilgiler olduğunu dile getirdi.

O BÜYÜK DEPREM OLACAK

Bir soru üzerine ufak depremlerin coğrafyamızda hazırlık safhasında olduğunun bir işareti olduğunu söyleyen Kalafat, “Küçük depremler hiçbir zaman büyük depremin enerjisini almazlar. Büyük deprem üretme potansiyelinin çok yüksek olduğunu ve hazırlık safhasında olduğunu bize işaret ediyor. Kuzey Anadolu Fayı, 1999 depremleri öncesinde de aynı şekilde aynı özellikleri taşıyordu. Kuzey Anadolu Fayı büyük deprem üretmeden önce önemli deprem aktivitesine sahipti. Ama bunlar hiçbir zaman büyük depremin enerjisinin hiçbir şekilde sıfırlamaz. O büyük deprem olacak.” diye konuştu.

Olası Marmara depreminin 7 civarında olacağını belirten Kalafat, “Ama bu hiçbir zaman 17 Ağustos depremi büyüklüğünde olmayacak veya Erzincan gibi 1939 depremi gibi 7,9’lar gibi olmayacak.” dedi.

Kalafat, doğa olaylarının hiçbir zaman yüzde 100 konuşulamayacağını kaydederek, buna rağmen doğa olaylarını iyi takip edip mevcut bilgilerin iyi değerlendirilmesinin çok önemli olduğunu ifade etti.

DEPREM ÜRETME POTANSİYELİ ÇOK YÜKSEK

Kalafat, “Küçük depremler hiçbir zaman büyük depremin enerjisini almazlar. Ben şöyle tasavvur ediyorum, yaklaşık Marmara Denizinin 15-17 km altında bir fil ayaklarını kırmış yatıyor. Siz yalnızca 3’lük depremle filin tüyünü kopartıyorsunuz ama fili ayağa kaldırmak için gerekli olan kuvveti veremezsiniz. Dolayısıyla ufak depremler bize bu coğrafyada hazırlık safhasında olduğunu, fayın aktif olduğunu ve büyük deprem üretme potansiyelinin çok yüksek olduğunu işaret ediyor. Kuzey Anadolu fayı 1999 depremi öncesinde de aynı özellikleri taşıyordu. Dolayısıyla Kuzey Anadolu fayı deprem üretmeden önce 10’lu yıllar içerisinde önemli derecede deprem aktivitesine sahiptir ama bunlar hiçbir zaman büyük depremin enerjisini sıfırlamaz. Yaklaşık ortalama 7 civarında ama hiçbir zaman 17 Ağustos büyüklüğünde olmayacak. Veya Erzincan depremi gibi 7.9, 7.8’ler gibi olmayacak ama yine 7’nin üzerine bir deprem İstanbul ve Marmara bölgesi için yıkıcı ve tahripkar bir deprem olacaktır” diye konuştu.

JAPONYA’DAKİ GİBİ OLMAZ

Depremin tahrip gücüyle ilgili konuşan Kalafat, şunları söyledi:

“Depremin büyüklüğü artıkça depremin tahrip gücü de artmaktadır. İkincisi, maalesef Marmara Denizi’ndeki kaynaklar şehirlerimize çok yakın. Depremin merkezi ne kadar yakınsa o kadar etki alanı fazla olacaktır. Üçüncüsü, depremin derinliği. Sığ odaklı depremler ülkemizi çok olumsuz olaylarını yani Japonya depremleriyle mukayese edemezsiniz. Japonya’daki depremler 600 kilometre derinliğe kadar iner. Onların yüzeydeki ve tahrip alanları daha azdır. Ama bizimkiler çok sığ olduğu için tahrip gücü çok fazladır. Diğer olumsuzluk da zemin koşulları. Zemin koşullarına uygun yapı tasarımları yapılması gerekir.” şeklinde konuştu.

AİLELERE UYARI: PLANINIZ OLMASI GEREKİR

Kalafat, doğal afet öncesi alınan tedbirlere göre depremin ortaya çıkaracağı risklerin en aza indirilmesinin bağlantılı olduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bölgede irili ufaklı depremler farklı kaynaklardan da olsa çalışırlar. Bunlar bu bölgenin doğal süreci içerisinde değerlendirilmeli. Ama bu hiçbir zaman ‘Deprem olmayacak, rahat edelim’ anlamına gelmiyor. Bu, bize burada yaşayacaksak bu coğrafyanın tamamında aktif fayların olduğu ve bunların deprem potansiyellerinin yüksek olduğunu bize ifade ediyor.

Yapmamız gereken deprem anında, öncesi ve sonrası neler yapmamız gerektiğini bilinçli bir şekilde birey olarak, aile olarak, mahalle olarak toplum olarak ortaya koyabilmemiz. Mesela aile afet planı dediğimiz deprem öncesi her ailenin bir afet planı olmalı. Çünkü elektrikler belli bir yükten sonra kesilecektir. Bu büyük depremden sonra artçı depremler de olacaktır. Aile olarak tahliye planlarımız olmalı ve depremde eğer çok katlı binalarda yaşıyorsak aşağıya inme şansınız olmayacak. Üst katlar çok sallanacak. Bu üst katlarda herhangi yapısal olmayan tehlikeli unsurları sabitlememiz ve onların vereceği zararları en aza indirmemiz gerekmektedir.”

Marmara Denizi Silivri açıklarında 4.6 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Depremin merkez üssüne yakın bazı bölgelerde, öğrenciler tedbir amacıyla okulların bahçesine çıkarıldı.

TAHLİYE PLANI YAPIN

Doğan Kalafat, basın toplantısının ardından AA muhabirinin sorularını da yanıtladı. Kalafat, orta büyüklükteki bu depremlerin herhangi bir hasara veya can kaybına neden olabilecek niteliği bulunmadığını ifade ederek, “Bu depremlerden çıkardığımız şudur; Marmara’da gelecekte önemli bir deprem bekliyoruz. Bu deprem yakın bir gelecekte olacaktır. Yakın gelecek derken de bunu 10’lu yıllar olarak telaffuz etmek lazım. Depremin tehlikesi bu bölgede bellidir ama alacağımız önlemlerle depremin riskini en aza indirebilmek mümkündür. Burada yapmamız gereken, eğer bu coğrafyada yaşıyorsak muhakkak deprem bilinci yüksek, afet bilinci yüksek bir toplum haline gelebilmemiz ve depreme dayanıklı binalarda oturmamız gerekir.” diye konuştu.

Kalafat, bunun içinde önce birey, aile ve mahalle daha sonra yerel yönetimler ile kamu birimleri olmak üzere topyekun olarak depremin öncesi, deprem anı ve sonrasındaki hazırlıkların yapılması gerektiğini dile getirerek, büyük bir deprem sonrasında elektriklerin kesileceğini anımsattı.

Aileleri afet ve tahliye planı olması gerektiğini vurgulayan Kalafat, “Büyük deprem sonrasında bilmemiz gereken başka husus da artçı depremler olacaktır. Tahliye ederken de güvenli tahliye olması gerekir. Doğalgaz vanalarını kapatıp artçı depremlerin geçmesini güvenli bir şekilde beklememiz gerekir. Bu deprem ‘Ben hazırlık yapıyorum. Bu coğrafyada yaşıyorsanız muhakkak tedbirli ve hazırlıklı, bilinçli bir toplum olun’ mesajını vermektedir.” şeklinde konuştu.