Kazakistan’da ve dünyada aslında ne oluyor?

featured
service

Hüseyin Vodinalı yazdı…

Jeopolitik açıdan bakarsak dünyada bir güç transferi yaşanıyor.

Dünyanın ağırlık ve gelişme merkezi batıdan doğuya kayıyor.

Ancak bu aynı küresel ısınma meselesinde olduğu gibi öyle homojen ve istikrarlı bir süreç değil.

Pek çok iniş çıkış ve çatışmayı içinde barındıran döngüsel bir etaptayız.

Çünkü küresel kapitalizmin farklı vektörleri belirleyici rol oynuyor.

Dünyadaki güç geçişleri hiç bir zaman barışçı olmaz.

Dost İngiltere’den ABD’ye geçiş bile bir dünya savaşı gerektirmişti.  

Ancak 1945 sonrası dünya lideri ve polisi olan ABD, artık çöküş sürecinde.

“İç savaş koşulları oluştu” diyen CIA Analisti Barbara Walter‘dan sonra, 40 yıldır şiddetli çatışmalar üzerine akademik çalışma yapan Kanadalı Profesör Thomas Homer-Dixon da, ülkenin (bir sonraki seçimi kastediyor. 2024 seçimleri ve görev değişikliği 2025 başı) 2025’ten itibaren çöküşe geçeceğini ve 2030’da bir diktatörlüğe evrileceğini öngörüyor. Geçen aralık ayında Amerikan Washington Post gazetesinde, üç emekli general tarafından kaleme alınan ortak bir yazıda da ABD’de bir darbenin ayak seslerinin duyulduğu dile getirilmişti. Zaten pek çok uluslararası ekonomist de, bu yıl, yani 2022’de ABD’de yeni bir büyük buhranın başlayacağını söylüyor.       

Ve fakat derin Amerikan devleti gündeminden sapmıyor.   

Derin Amerikan devleti denilen şey aslında ideolojik bir yapı değil.

Müesses nizam adıyla da bilinen sistem, Amerikalı büyük şirketlerin, işadamlarının, batılı kapitalistlerin kurulu düzenini anlatıyor.

Buna oligarşi diyen de var, tekelci kapitalizm olarak adlandıran da var.

Son 20 yılda bu düzenin siyasetteki temsilcileri neo-con yani yeni muhafazakârlar olarak adlandırılıyor.

Bunlar son derece pervasız bir ekip. Savaş çıkartmaktan, insanların ölümünden çekinmeyen, paranın dinine tapan tipler.

2 dünya savaşı çıkartıp, diğer görünmeyen uzak savaşlarda da milyonlarca mazlumun kanına girenlerin torunları bunlar. 

Şimdi bu kapitalist elit, evrilerek yeni bir döneme giriyor.

Dijital Finans Kapital çağı bu.

Dünyada güç merkezi batıdan doğuya kayarken, bunlar da yeni pozisyonlar alıyor.

ABD batsa bile bu adamlar onun yerine koyacak bir yeni düzeni yaratmanın peşinde.

Çin ve Rusya ise onların kolayca nüfuz edemediği dev ülkeler olarak hedefte.

Tabii Çin ve Rusya ile birlikte onlara yakın duran ve durması gerekecek olan diğer hepsi de.

Kazakistan’daki olayların 2 sebebi var.

Birisi ekonomik ve siyasi, diğeri ise tamamen dış kaynaklı.

Demokrasisi olmayan ve ekonomisi yolsuzluğa batmış bir ülke için en büyük tehlike nedir sizce? 

Tabii ki sayıları 16 bini bulan batı kökenli STK’lar. 

Düşünsenize 20 milyon nüfusu olmayan bir ülkede tam 16 bin sivil toplum örgütü var.

Bunların içinde pek çok FETÖ ve SOROS bağlantılı olanları var. Ve elbette NED gibi CIA güdümündeki diğerleri de.

Peki bu ayaklanmalar için ekonomik altyapı nasıl oluştu?

Tabii ki tüm dünyada olduğu gibi pandemi süreciyle gelen ek ekonomik krizle birlikte oluştu.

Bugün başta ABD ve Çin olmak üzere, tüm dünya pandemide uygulanan sıkı kapatma tedbirlerinden kaynaklı çok ciddi bir arz krizi yaşıyor.

Bizim ülkemiz de dahil pek çok ülkede hiper enflasyon ve durgunluk krizi var.

DİJİTAL FİNANS KAPİTAL İLLA ‘GREAT RESET’ İSTİYOR

Bu sürecin kodlarını uzman bir isimden, Alman Ekonomist-Yazar Ernst Wolff’tan alalım.

72 yaşındaki Wolff, “World Power IMF: Chronicle of a Robbery” (Dünya Gücü IMF: Soygunun Tarihçesi-2014), “The Financial Tsunami” (Finansal Tsunami – 2017), “U.S. Wars and Proxy Wars since 1945” (1945’ten bugüne Amerikan Savaşları ve Vekalet Savaşları – 2019) isimli kitapların yazarı.

“Uncovering the Corona Narrative: Was Everything Carefully Planned?” (Corona Anlatısını İfşa: Herşey Dikkatlice Planlanmış mıydı?) başlıklı ve Ağustos 2021 tarihli konuşmasında şunları söylüyor: 

“ABD Başkanı Franklin Delano Roosevelt bir keresinde, ‘Politikada hiçbir şey tesadüfen olmaz. Bir şey olduğunda, tam olarak o şekilde planlandığına bahse girebilirsiniz’ demişti.

Son bir buçuk yılda olanlara bakıldığında, bu sözler özellikle endişe verici.

18 ay boyunca bu konuyu detaylı bir şekilde inceledikten sonra tam da o yöne işaret eden etkileyici sayıda olgu ve emare olduğunu söylemeliyim. Bahsetmek istediğim şey bu ve bunun sonuçları.

Kendimizi içinde bulduğumuz mevcut durum, insanlık tarihinde benzersizdir. Dünya, şu anda yaşadığımız gibi bu tür bir zorlayıcı rejimin egemenliği altına hiç bir zaman girmedi. Ve ilk bakışta bu kadar anlaşılmaz, kısmen bu kadar saçma ve çoğu durumda bu kadar çelişkili görünen bu kadar çok önlem hiç alınmamıştı.

Bu en ciddi sağlık krizine karşı alınan önlemler durumu iyileştirmedi, sürekli daha da kötüleştirdi. Bugün çoğu doktor, insanların sağlık durumunun kriz öncesine göre daha kötü olduğunu onaylayabilir.

Hepsi bu kadar değil.

Dünya çapında üretim yani arz tam bir kargaşa içinde. Şimdiye kadarki tüm karantinaların bir sonucu olarak ciddi bir küresel ekonomik krizle karşı karşıyayız. Küresel lojistik ve tedarik zincirleri kırıldı. Hasatlar kayboluyor, gıda arzı darboğazları kapıda. Temel yarı iletkenler bulunmuyor.

Sorunlar ele alınmıyor ve çözülmüyor, aksine daha fazla yeni kısıtlamalarla çoğaltılıyor ve büyütülüyor.

En son örnek Çin’den; dünyanın en büyük üçüncü liman yük terminali oradaki tek bir işçinin pozitif testi nedeniyle kapatıldı. Yeni Zelanda’da 58 yaşındaki bir kişinin testi pozitif çıktığı için tüm ülke 3 gün boyunca tecrit edildi. Kriz, dünya çapında en fazla istihdam yaratan ve vergi gelirlerinde en büyük paya sahip küçük ve orta ölçekli işletmeleri etkiliyor.

Şu anda, özellikle üretici fiyatları ile hammadde ve gıda ürünlerinde, dünya çapında vahşice artan bir enflasyon yaşıyoruz. Ancak durumu hafifletmek için hiçbir şey yapılmıyor.

Para basma seli devam ediyor ve daha da artacak.

Merkez bankaları, krizin başlangıcından bu yana, dünya çapındaki para sistemine neredeyse 20 trilyon ABD doları eklediler.

Dünyanın en güçlü finansal kuruluşu olan Uluslararası Para Fonu IMF, 650 milyar dolarlık özel para çekme hakkı yaratmak zorunda kaldı.

ABD’de yaklaşık 4 milyon kişi kiralarını ödeyemedikleri veya mortgage ödemelerini yapamadıkları için evlerinden atılıyor.

Dünyanın en zengin ülkesi ABD kendi geliriyle beslenemiyor.

Neden dünya çapında, insanlığı sefaletlerinden kurtarmak yerine, birbiri ardına felaketlere neden olan ve uçuruma doğru iten önlemler alındı?

Bu küresel krizden kimin çıkarı var?

Cevap açık.

Mevcut krizin en büyük vurguncusu ve perde arkasındaki en önemli yöneticisi dijital-finansal komplekstir (DFK).

Dünyanın en büyük Bilişim Teknolojisi (BT) şirketleri arasında Apple, Google’ın ana şirketi Alphabet, Amazon, Microsoft ve Facebook bulunuyor.

Bu beş şirketin tek başına piyasa değeri şu anda 9,1 trilyon doları buluyor.

Karşılaştırmak için bir örnek vermek gerekirse, Almanya, Fransa ve İtalya’nın brüt GSYİH’si 8,6 trilyon dolardır.

Bu dijital sermayenin yanı sıra, BlackRock, Vanguard, State Street ve Fidelity gibi büyük varlık şirketleri de var. Bunlar tüm BT şirketlerinde yer alırlar. Bu 4 şirket şu anda toplam 33 trilyon doları yönetiyor.

Yine karşılaştırmak için, geçen yıl (2020) 28 AB ülkesinin tamamının GSYİH’si 15,7 trilyon dolardı.

Ancak dijital-finansal kompleksi bu kadar güçlü yapan sadece bu devasa yekünler değil.

Önce bilişim şirketlerini ele alalım.

Kendileri sadece muazzam bir güce sahip değiller. Ayrıca yüz binlerce başka şirketi de kontrol ediyorlar çünkü diğer işletmelerin dijital sistemlerini organize ediyorlar. Bu şekilde veri akışlarına sürekli olarak hakimler.

Bunlar adeta tümör gibi ekonominin diğer dallarına metastaz yaparak onları kendilerine bağımlı hale getiriyor.

Varlık şirketleri de aynı. Dünyadaki her büyük şirkette yer alırlar ve dünyadaki her popüler markayı etkileyebilirler. Bunların en büyüğü olan BlackRock, 40 yılı aşkın bir süredir veri analiz sistemleri sağlıyor.

“Aladdin Data Cloud” dünyanın gördüğü en büyük fon ve finansal bilgidir.

Arka planda, BlackRock bu bilgiyi dünyanın en büyük merkez bankacılarına tavsiyede bulunmak için kullanır: Federal Rezerv ve ECB (Avrupa Merkez Bankası).

BlackRock’un sahip olduğu devasa bilgi avantajı sayesinde kimin kime bağımlı olduğu çok açık.

Bu, benzersiz tarihi finansal güçle, hayal edilemeyecek kadar büyük bir veri havuzu üzerindeki isteğe bağlı güçle ilgilidir.

İşte bu kombinasyon, söz konusu şirketlerin işi büyütmesine izin verdi.

Krizin başlangıcından beri bu şirketler tarihlerinin en büyük kârını elde etti.

Her şeyi yönlendiren, küresel bir güç merkezi olan bu dijital-finansal komplekstir.

Dijital-finansal kompleks, tüm hükümetlerin üzerinde duruyor ve dünyadaki her hükümet kabinesini dize getirmeye ve onu uyumlu hale getirmeye hazır.

Ancak bu durum çelişkiyi de içeriyor. Kendi bindikleri dalı kesiyorlar.

DFK, küçük ve orta ölçekli işletmeleri yok ediyorsa, o zaman kendi geçim kaynağını da yok ediyor demektir. Küçük ve orta ölçekli işletmeler, vergi ve istihdam sağlamakta başı çekiyor. Ve enflasyon arttığında bu durum dijital-finansal komplekse de zarar veriyor. Artan eşitsizlik yoluyla toplumsal barışı yok olduğunda, DFK’ya en büyük geliri sağlayan kesim de yok oluyor.

Ancak DFK’nın şu anda yaptığını yapmaktan başka seçeneği yok.

Şu anda yaşadığımız şey, daha fazla para ve güç biriktirmesi formüle edilmiş yazılı bir gündemdir.

Muhtemelen bu, tüm insanlık tarihinde meydana gelen en büyük çaresizlik durumu.

Bu çaresizliğin nedeni, dijital-finansal sistemin varlığı ile bağlı olduğu sistemin artık eski iş modeli ile birlikte yaşatılamamasıdır.

2007-2008 arasındaki dünya mali krizi sırasında zaten çöküşe çok yakındı.

Devlet bankaları o zaman büyük miktarlarda vergi gelirlerini seferber etmemiş olsa ve merkez bankaları yoktan yaratılacak tonlarca para basma talimatını vermeseydi sistem oracıkta çökerdi.

Ama kurtuluş sadece geçiciydi.

Para miktarının 12 yıllık bir süre boyunca sürekli olarak artırılması ve sistemin daha da istikrarsız hale gelmesi için faiz oranlarının birkaç kez düşürülmesi gerekiyordu.

Uzun vadede, bu hiçbir yere varamazdı ve geçen yıl (2020) bir sonraki çöküşün tehdit edici olduğu noktaya geldi. Ve bu çöküş de, faiz oranlarının sıfıra indirilmesi ve milyarlarca dolarlık yeni enjeksiyonlarla son bir kez ertelendi.

Ancak bununla birlikte yeni bir durum ortaya çıktı.

Daha fazla erteleme, faiz oranlarının eksi aralığına düşürülmesini gerektirecek ve bu, mevcut bankacılık sistemini kökten yok edecekti.

Bankalar, negatif faiz oranları ile uzun vadeli faaliyet gösteremezler. Bu, daha önce kullanılan yaklaşımla başka bir ertelemenin mümkün olmayacağı anlamına gelir.

Mevcut durumda, sisteme milyarlarca ve milyarlarca dolar enjekte edilebilir.

Ancak bunun sonucu, artan enflasyon oranlarıyla hiperenflasyona sürüklenmek olacaktır.

Dijital-finansal kompleksin içinde bulunduğu ikilem, bir yanda nihai çöküş, diğer yanda hiperenflasyondur.

Yani bu, paranın değerindeki toplam kayıp anlamına gelir.

Dijital-finansal kompleksin iki farklı çöküş biçimi arasında seçim yapma zorunda olduğu bir noktaya geldik.

‘GREAT RESET’ SAHNE ALIYOR

Ve onlar bu noktada açıkça yeni bir sistem kurmayı seçtiler.

Arka planda kamuoyundan uzakta yeni bir sistem hazırlıyorlar ve mevcut can çekişme sürecinin son aşamasını ellerindeki tüm hilelerle yağmalamak için kullanıyorlar.

Mart 2020’den bu yana gördüğümüz tam olarak budur.

Yeni bir sistemin merkez bankaları aracılığıyla ve BT şirketleriyle işbirliği içinde eşzamanlı olarak hazırlanması.

Ve dijital-finansal kompleksin genişletilmesi için dünya ekonomisinin kasıtlı ve önceden tasarlanmış yıkımı.

Nakit sistemi ve geleneksel bankacılığın iptal edilerek merkez bankalarına dijital paranın getirilmesi isteniyor.

Nihai hedef, göründüğü gibi, hepimizin tüm işlemlerimizin yürütüldüğü tek bir hesaba sahip olmamız.

Bu hesap ticari bir bankada değil, merkez bankasında bulunacak.

Bu planın perde arkası şudur: Dijital merkez bankası parası programlanabilir ve merkez bankaları yoktan sınırsız para yaratabildiklerinden, aslında bu şekilde negatif faiz oranları ile çalışılabilir.

Sistemi yok etmek zorunda kalmadan, dijital merkez bankası parası, hükümetlerin yapılan tüm işlemleri izlemesine, çeşitli vergi oranları atamasına ve bireysel para cezaları uygulamasına izin verecek.

Hükümetler de paramızın bir kısmına son kullanma tarihi koyabilir ve belirli zaman dilimlerinde belirli tutarları harcamamızı isteyebilir.

Paranın belirli amaçlar için kullanılmasını ve belirli tutarların sadece belirli ürünler için ödenmesini de isteyebilir.

Her şeyden önce hükümet, tüm işlemleri tek bir tıklamayla yapma yeteneğimizi engelleyecek konumda olacaktır. Bizi finansal olarak iptal edebilirler.

Dijital merkez bankası parası, toplum için tüm insanlık tarihinde meydana gelmiş en verimli vergi toplama yöntemi – her şeyi kapsayan bir diktatörlüğün gerçekleştirilmesi anlamına gelecektir.

Bununla birlikte, halktan beklenen bir direnç olacak veya toplum büyük ölçüde bu sistemi kabul etmeyecektir.

Dijital merkez bankası parasının piyasaya sürülmesinin büyük toplumsal huzursuzluk yaratması bekleniyor ve dijital-finansal kompleksin en temel kaygısı da bu.

Büyük direnç riskinden kaçınmak için dijital para birimine bu kadar hızlı geçiş yapmaya çalışmazlar. Tam tersini yapacaklar. Dijital merkez bankası parasını tüm sorunlara bir çözüm olarak, yani evrensel bir temel gelir (UBI-Universal Basic Income) biçiminde sunmak için toplumu kaosa sürükleyecekler.

Son 18 ayı bir hastalıkla mücadele bahanesiyle panik içinde yaşıyoruz.

Bu durum, sağlığa, ekonomiye ve maliyeye yıkıcı ve onarılamaz tahribatlar yaratıyor.

Ama aynı zamanda bu zararları artırmaya yönelik çalışmalar yapılmakta ve buna paralel olarak toplumdaki sosyal çatlak sistematik olarak derinleştirilmektedir.

İnsanlar arasında sürekli yeni uçurumlar oluşturuluyor. Tüm bunlar dünya çapında bizi kasıtlı olarak tek bir yöne, toplumsal huzursuzluğa, bir iç savaş durumuna yönlendiriyor.

Elitlerin görmek istediği şey bu. (Ölümü gösterip sıtmaya razı etmek. HV)  

Bugün maksimum sosyal kaosu yaşıyoruz ve sonra bu kaosun en yüksek noktasında, değişimi sağlamak için evrensel temel geliri getiriyorlar- maksimum kaostan maksimum kontrole.

Bunun için ikinci neden ise dördüncü sanayi devrimi denilen yapay zekalı dünyaya giriyor olmamız.  Evrensel temel gelir sistemi (UBI), önümüzdeki dönemde yapay zeka [AI] nedeniyle milyonlarca iş kaybına bir çare olarak sunulacak. Bu, milyonlarca tüketicinin ortadan kaybolacağı anlamına geliyor. Mevcut ekonomik sistem tüketici odaklı olduğundan, tüketim mallarına olan talebin giderek çökmesi ekonomiyi de çökertir.

Son 18 ayda olup bitenler ve halen devam etmekte olan şey, açıkça hazırlanmış bir planı izliyor – mevcut ekonomik sistemin elitlerin yararına yıkıma uğratılması.

Azami ekonomik ve sosyal kaosun oluşması ve insani yardım kisvesi altında yeni bir sistemin kurulması planlanıyor.

Bu kavram, Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) tüm bu gündemde kilit bir rol oynayan direktörü Klaus Schwab’ın “4. Sanayi Devrimi” ve “Covid-19: Büyük Sıfırlama” (Covid 19: Great Reset) isimli her iki kitabında da bulunuyor.

WEF, son 50 yılda dijital-finansal kompleksin en önemli kontrol merkezi olmayı başardı.

Önce iş dünyası liderleri bir araya getirildi, ardından politikacılar bulundu, ardından hepsi birbiriyle ağ oluşturan, komuta rolündeki medya yaratıcıları ve önde gelen isimler geldi.

90’lı yıllarda seçilmiş kişiler hedefe yönelik bir eğitim programına tabi tutuldu.

1992’den beri “Yarının Küresel Liderleri” (Global Leaders of Tomorrow) ve 2005’ten beri “Genç Küresel Liderler” (Young Global Leaders), WEF’den sistematik bir eğitim aldı.

Bunlar arasında BT alanından Bill Gates, Jeff Bezos, ister Jack Marr, finans sektöründen BlackRock CEO’su Larry Fink, IMF başkanı, Kristallina Georgieva, eski İngiltere Merkez Bankası başkanı, finans sektöründen Mark Carney, ABD eski Hazine Bakanı Larry Summers veya siyasetten Nicolas Sarkozy, Emanuel Macron, Sebastien Kurz, Sanna Marin ve Angela Merkel de vardı.

(WEF’in kendi sayfasındaki “Genç Global Liderler” listesinde Türkiye’den: Bilge Demirkoz, Özlem Denizmen, Ayla Göksel, İpek Ilıcak Kayaalp, Ümit Kumcuoğlu, Demet Mutlu, Burcu Öztürk, Şafak Pavey, TRT World Spikeri Andrea Sanke, Murat Saraylı –Norveç’ten, Serpil Timuray – İngiltere’den ve Arzuhan Doğan Yalçındağ bulunuyor.HV)    

Tüm bu insanlar ya WEF tarafından eğitildi, ya da 2012’den beri dünya çapında ipleri elinde tutan bu seçkin öğretmen grubunun 1300 üyesi ile liderlik kurulunda bulunuyorlar.

Ayrıca, “küresel şekillendirici” (Global Shaper) olarak adlandırılan 30 yaş altı 10 bin kişi kulübe katıldı ve dünya olaylarının gidişatını etkileyen WEF tarafından bir araya getirildi.

Lütfen WEF’in kurucusu Klaus Schwab’ın çalışmalarını kontrol edin.

Yaşadığımız her şey bir planı takip eder.

“Covid-19: Great Reset” isimli kitabı, dünya çapındaki karantinadan sadece dört ay sonra, 20 Haziran 2020’de yayımlandı ve kitap, dünyayı yıkıp yeniden inşa etmek için COVID-19’un nasıl kullanılması gerektiğine dair kesin talimatlar içeriyor.

Bu bize, totalitarizmin en karanlık zamanlarını hatırlatıyor. Nitekim burada izlenen gündem sadece planlı değil, aynı zamanda kötücül de.

İnsanlığı bir hastalığın etkilerinden koruma kisvesi altında dünya ekonomisinin tam bir çöküşe sürükleneceğini kim tahmin edebilirdi?

İnsanların seyahat, toplanma ve konuşma özgürlüğünü elinden almak ve 100 milyondan fazla insanı açlığa mahkum etmek, kötücül değilse nedir?

Klaus Schwab adındaki bir öjenistin, insanın makine zekasıyla [AI] birleşmesi konusundaki vizyonunu dünyaya yaymakla kalmayacak, yeni bir sistem önerecek bir konuma geleceğini kim düşünebilirdi ki?

Bütün bunlar, şu anda acı çekerek yaşadığımız, herhangi bir rasyonel düşünce, duygu ve empati sahibi insanın hayal bile edemeyeceği, derinden yıkıcı gelişmeler.

BAŞARISIZ OLACAKLAR

Bunun bir de diğer tarafı var.

Seçkinlerin planı- Klaus Schwab’ın vizyonları – çeşitli nedenlerle başarısız olmaya mahkumdur.

En önemlisi, insanlık için varoluşsal bir tehdit olan ölümcül bir virüs anlatısının uzun vadede sürdürülemeyeceğidir.

Biz zaten yalan yığınını görüyoruz ve bu saçma argümanları meşrulaştırma çabalarında, medyanın bugünlerde sergilediği şiddetin, aslında onların gücüne değil, zayıflığına tanıklık ettiğini de görüyoruz.

Sağlıklı insanları bir numaralı halk düşmanı ilan eden ve tek bir hastalığa veya test “vakasına” dayanarak bütün bir ülkeyi kilitleyen aşısızların pandemisi gibi.

Bunu sadece tartışmaları bittiği ve çaresizlik içinde körü körüne saldırdıkları için yapıyorlar.

Abraham Lincoln bir keresinde şöyle demişti.

“Bazı insanları her zaman kandırabilirsiniz. Ve tüm insanları bazen kandırabilirsiniz. Ama bütün insanları her zaman kandıramazsınız.”

Gerçek bizim zamanımızda ortaya çıkacak ve bunun çok büyük bir anlamı var.

Çünkü ironik bir şekilde, Klaus Schwab’ın “eşsiz bir fırsat penceresi” olarak adlandırdığı şey bizim için de geçerli.

Anlatı günden güne çöküyor ve bu nedenle, geniş ve kapsamlı bir aydınlanma kampanyası ve başkalarını aydınlatma yeteneğimiz için hepimize eşsiz bir fırsat penceresi açıldı.

Pandeminin gerçek arka planını, dünyadaki güç dengesinin gerçekte kimin elinde olduğunu ve karşılaştığımız gerçek tehditleri öğrendik.

Giderek inandırıcılığı azalan yalanlar ve yeni bir para birimi sisteminin getirilmesi ancak kapsamlı bir zorlayıcı sistem altında işe yarayabilir.

Sürekli yeni ücret kontrolleri getirilecek, aşırı baskıyla kalıcı enflasyon yaratılacak ve bu da çoğunluğun sürekli yoksullaşmasına ve otorite ile sürekli çatışmaya yol açacak.

Anlamamız gereken şey şu: şüphesiz çalkantılı ve tehlikeli zamanlarda yaşıyoruz. Seçkinler aklın kurallarına göre hareket etmezler, açgözlülük ve güce sahip olma güdüleriyle yaşarlar ve bu nedenle kendilerini daha büyük zorluklara sokarlar.

Tam olarak bu zayıflığı kullanmalı ve seçkinlerin daha fazla parayı, daha fazla mülkü sevdiğini ve dünyadaki tüm silahlara sahip olduklarını daima göz önünde tutmalıyız.

Güçleri paralarına, mal varlıklarına veya silahlarına dayanmaz, yalnızca bir faktöre dayanır – insanların çoğunun cehaletine.

Yani çoğunluk, azınlığın onlara oynadığı kötü oyunu anlamıyor.

Dijital-finansal kompleks ve hempalarının son 18 ayda yaptıkları ne kadar korkunç olsa da, kendilerini içinden çıkamayacakları bir duruma soktular.

Ve giderek artan umutsuzluklarıyla daha fazla kırmızı çizgiyi aşmaları gerekiyor.

Bu da, bu istisnai durumda barışı korumamız ve sürekli olarak tüm yalanları ifşa etmemiz ve insanlara neden ve kim tarafından aldatıldıklarını göstermemiz için fırsat anlamına gelir.

Bunu yaptığımızda, o zaman mevcut sorunu çözebiliriz ve muhtemelen çok daha büyük bir şeyi başarabiliriz.

Tarihin yönünü değiştirmek için, insanlığın en derin krizlerinden birini bu kez biz kullanabiliriz.

Öyleyse yeni ve daha iyi bir çağın kapısını aralayalım.”

Kimine biraz uzun ve karmaşık gelse de, bugün dünyada ve Kazakistan’da yaşanan olayların perde arkasında Ernst Wolff’un bu saptamaları var.

Umarım Wolff’un dilekleri gerçekleşir.

Gerçekleşmezse yandığımızın resmidir.

KAYNAKLAR:

https://www.globalresearch.ca/uncovering-the-corona-narrative-was-everything-carefully-planned-analysis-of-ernst-wolff/5766108

https://www.younggloballeaders.org/community?utf8=%E2%9C%93&q=&status=&class_year=&sector=&region=#results

 

 

Kazakistan’da ve dünyada aslında ne oluyor?

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

8 Yorum

  1. 4 ay önce

    Tüm bu adı geçen elitleri toplayıp, uzay gemileri ile başka bir gezegene postalamak nihaî çözüm olabilir. (Bakınız : “Don’t Look Up” filminin jenerik ardı son sahnesi)

    Cevapla
  2. 4 ay önce

    Iki Dunya Savasi yapip, milyonlari olduren “Finans Kapital’in”, guncel durumunu anlatan yaziniz ekonomi k politika acisindan tam bilimsel ders niteliginde, umarim yararlanan cok olur, tesekkurler sayin Vodinali.

    Cevapla
  3. 4 ay önce

    mükemmel bir özet

    Cevapla
  4. 4 ay önce

    Hangi sistem iyi diye yırtınanlara şunu söylemek lazım.Sistem ne dijital nede yüksek teknoloji gerektiriyor,nede karmaşık ekonomik yapılar,aranan sistem çok basittir.İnsan bedenen ve beynen dengeli çalışması gereken bir canlıdır.Biri çalışmazsa diğeri bozulur.İnsanın yıkıcılığını alan tek şey bedenen ve beynen doğayla bütünleşerek çalışmaktır.Gündüzleri tarlada akşamları ders kitaplarının arasında olan kişi hem rahat uyur,hem kazanır ,hemde enerjisini kullanmış olur.Dijital sistemler işsiz ordusu yaratırsa mutsuzluk, umutsuzluk, yoksulluk, zombi sistemini getirir.Buda dijital kafalar üzerinde yok edici etki yaratır.Bunun için bir salgın uydursanız bile, başka mikroplar dijital kafaları bozabilir.Paranın gücü bir yere kadardır.Paranın yapamayacağı şeyler vardır.Onuda sadece insan yapar.İnsanı azaltmak için yırtınsanız bile Suriyeliler beşe katlanmış haberiniz olsun.

    Cevapla
  5. 4 ay önce

    Görmeyi öğrenin
    Herşeyin birbiriyle bağlantılı olduğunu fark edeceksiniz…..
    Leonardo da Vinci

    Cevapla
  6. 4 ay önce

    hüseyin bey burada kazakistan işgal edildi rusya tarafından. putin’in “kazakistan diye bir yer yoktu geçmişte” gibi sözlerini hatırlarsanız esas amacın ne olduğu ortada. kazakistan olayında batı ve rusya birlikte hareket etmiştir. amaç türk devletleri teşkilatını engellemektir. “müesses nizam , abd oyunu vs” bunlar inandırıcı değil maalesef.
    türk devletler teşkilatı yara almıştır bu süreçte. tokayev rengini belli etmiştir.
    olan bundan ibarettir.

    Cevapla
  7. 4 ay önce

    gaflet, delalet ve hatta hıyanet içinde olan birini görmek istiyorsanız işte tokayev. bati tasmalı tipleri kendisi bastirabilirdi. ama yapmadı. nazarbayev olsaydı, böyle olmazdı. yazıklar olsun bu insanlara.

    Cevapla
Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!