Köşe Yazıları

Kemalist aydınlara tartışma çağrısı

‘Cumhuriyetin kuruluş ayarlarına dönüş’ tanımlaması, son dönemde sıkça kullanılan bir özdeyiş oldu. Ülkenin gidişinden endişe duyan yurtseverler, kurtuluş için Atatürk dönemi politikalarına yöneliyor; kurtuluşu orada görüyor. Bu yöndeki istek giderek artıyor ama yönelişin somuta dönük tartışması henüz başlamış değil. Örgütsüzlüğün neden olduğu edilginlik, her konuda olduğu gibi, günümüz koşullarında Kemalist bir programın oluşmasını geciktiriyor… Programları örgütler yapar. Bu doğrudur ama bizler ilerde örgütlü yapıların oluşturacağı program konusunda tartışma başlatabilir, ilerisi için belirli bir birikim sağlayabiliriz. Program konusunu, birey olarak tartışabiliriz. Kemalist aydınlara basit bir taslak sunuyor ve konuyu tartışmaya açıyorum. Düşünelim, araştıralım ve konuyu geliştirelim. Eksiği tamamlayalım, yanlışı çıkaralım. Gerçekleştirilmesini, ilerde oluşacak örgütlere bırakarak , düşünsel anlamda geleceğe yönelik bir sözümüz, bir hedefimiz olsun. Bu taslak ya da başka taslaklar ele alınsın, ulusal birliğe yönelen tartışma süreci başlasın. Her kesimden insanımızın katılacağı tartışmalar, düşünsel bir imeceye dönüştürülsün. Oluşturulacak ulusal bilinç ve yurtsever birikim, yolumuzu aydınlatsın; neyin nasıl yapılacağı araştırılsın.

DURUM

Türkiye’nin, ekonomik olarak Batı’nın yarı-sömürgesi durumuna düşmesi bugün somut bir gerçekliktir. Görmek isteyenlerin kolayca görebileceği bu gerçek, ülkeyi aynı durumdan kurtaran Mustafa Kemal’i ve eylemini güncel kılmaktadır. Gizli İşgal’e dönüşen dışa bağımlılık, Türkiye’yi Türkler için ve Türkler tarafından yönetilen bir ülke olmaktan çıkarmış, ulusal gücü kırmaya yönelen dış karışma, sıradan olay haline gelmiştir. Ülke, halkın gönencini ve ulusun bağımsızlığını sağlayacak bir anlayışla değil, yabancıların isteklerini yerine getiren bir tutumla yönetilmektedir. Türkiye, Osmanlı’nın gittiği yola sokulmuş durumdadır.

Tehlikenin farkında olanlar, henüz yeterince örgütlü ve güçlü değil. Gidişin sorumluluğunu taşıyan yetki sahipleri, ülkenin ekonomik gücünü giderek ortadan kaldıran uygulamalar içindedir. İşbirlikçi anlayışa karşı seçenek oluşturan ve halka ulaşan ulusal siyaset, örgütsüzlük nedeniyle henüz yaratılamamıştır.

Ancak, kötü gidişi yaşayarak görmeye başlayan kitleler, el yordamıyla da olsa, tepkisel bir hareketlilik içine giriyor. Olayları sorgulayanların sayısı her geçen gün artıyor. Özelleştirilen ya da kapatılan fabrika işçileri, tarlasını ekemez duruma gelip toprağından olan çiftçiler, işyerini yitiren esnaf, yoksullaşan memur, işsiz gençler ve ülke için kaygı duyan aydınlar; yaşanan sürecin ne anlama geldiğini, ülkenin nereye gittiğini anlamaya başlıyor.

İZLENECEK YOL

Ulusal uyanış giderek yayılıyor ancak bilgi yetersizliği ve örgütsüzlük nedeniyle yapılması gereken bilinemiyor. Yoksulluk ve bilgisizlik direnç gücünü kırıyor. Türk ulusu, varlığını koruyup geleceğini güven altına almak için gücünü toparlamak, emperyalizme ve yerli işbirlikçilerine karşı bir araya gelmek zorundadır. Emperyalizme karşı direnmek ve başarılı olmak, yoğun emek isteyen güç bir iştir. Halkı, tam bağımsızlık ve ulusal kurtuluş amacıyla kazanmayı gerekli kılar. Bu ise, gerçeklere dayanan bir program çevresinde örgütlenip bilinçlenmeyle sağlanabilir.

Halkın sorunlarının kavranması, çözüm önerilerinin güven veren bir programa dönüştürülmesi gerekiyor. Bunu yapacak bir örgüt henüz yok. Bu nedenle, yapılması gerekenleri belirleyip tartışmak ve program taslaklarına dönüştürmek biz Kemalist aydınlara düşüyor. Taslaklar hazırlanmalı, tartışılmalı, eleştiriler süzgecinden geçirilerek olgunlaştırılmalıdır. Halk nelerin nasıl yapılacağını duymalı, yapılacakların onun sorunlarını çözmeye yönelik olduğunu anlamalıdır.

ÇERÇEVE

Emperyalizme karşı savaşım, ezilen ülke ulusçuluğunu, ırkçılığın dar kalıplarından çıkarır, onu özgürlüğü amaçlayan demokratik bir devinim durumuna getirir. Ezen ülke ulusçuluğuyla, ezilen ulus ulusçuluğu arasındaki fark; despotlukla demokrasi, saldırganlıkla savunma, tutsaklıkla özgürlük arasındaki farktır. Emperyalizme karşı çıkmayan kişi ya da siyasetler yurtsever, demokrat ya da sosyalist olamaz. Ezilen ulus aydınları, herşeyden önce emperyalizme karşı çıkmak, bunun için de ulusçu olmak zorundadır. Ulusçuluk, ezilen ulusların emperyalizme karşı kullanabileceği tek silahtır.

Her sorun, ona uygun araçlarla çözülür. Emperyalizmin boyunduruğu altında, feodal ilişkilerin sürdüğü azgelişmiş bir ülkedeki çalışma türü, bağımsızlığı ve demokrasiyi temel alan bir çalışmadır. Burada sınıfsal değil, ulusal mücadele esastır. Ülkenin ve halkın gereksinimlerini, çalışmasını ulusal hedeflere yönelten örgütlenmeler karşılayabilir. Ülke, emperyalist işgal ya da emperyalist egemenlik altındaysa; program bağımsızlık programı, örgütlenme biçimi ulusal örgütlenmedir. Ülke ileri kapitalist bir ülkeyse, program ve örgütlenme sınıfsal olacaktır.

ÖN TASLAK

1-Tam bağımsızlık ulusal egemenlik anlayışı toplumun ortak iradesi haline getirilmelidir. Bu amaca yönelik olarak, eğitim kurumlarının tümünde yeni ders programları hazırlanmalı, halkın katıldığı etkinlikler düzenlenmeli, yazılı ve görsel basının yayınları bu amaca yöneltilmelidir

2-‘Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ adı verilen kişi yönetimine son verilmeli, halk oylamasıyla yeniden temsili demokrasiye dönülmelidir. ‘Cumhurbaşkanlığı sistemi’nde alınan kararlar incelenmeli, Cumhuriyetin kuruluş ilkelerine ve demokratik işleyişe uygun olmayanlar, doğurduğu sonuçlarla birlikte yürürlükten kaldırılmalıdır.

3-Seçim ve siyasi partiler kanunu değiştirilmeli, siyaset paraya bağlı bir etkinlik olmaktan çıkarılmalıdır. Halkın para ödemeden serbestçe aday olması sağlanmalıdır. Partilerin milletvekili adayları, genel başkanlar tarafından değil, parti üyeleri tarafından seçilmelidir. ‘Seçim barajı’ kaldırılmalı, ’milli bakiye’ sistemi getirilmelidir. ‘Yüksek Seçim Kurulu’ ile ‘Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’ yenilenerek özerkleştirilmelidir.

4-Hukuk düzeni, tümüyle özerk olmalı, köklü değişikliklerle çağdaş işleyişe kavuşturulmalıdır. Yargı bağımsızlığı, koşulsuz sağlanmalı, hiçbir gelişme hukukun bağımsızlığını zedelememelidir. Hakimler ve Savcılar başta olmak üzere, ‘mülakatla’ işe alınan tüm görevliler yeniden sınava tabi tutulmalı, yetersiz olanlar başka görevlere atanmalıdır.

5-Kamu yönetim anlayışı yenilenmeli; devlet görevlilerinin tümü, bir program dahilinde Cumhuriyetin kuruluş ilkelerini öğreten kurslara alınmalıdır. Atamalar siyasetten arındırılmalı, memur alımları sınav başarısına bağlanmalıdır. Görevlendirmeler ve terfilerde yeterliliğe (liyakat) bağlı kalınmalı, bu işleyiş kalıcı kılınmalıdır.

6- Milli Eğitimi ABD denetimine veren ikili anlaşma iptal edilmeli, Amerikalı ‘uzmanlar’ ülkeden çıkarılmalıdır. Eğitimin birliği sağlanmalı, eşit, parasız, ulusal ve laik eğitim ilkokuldan üniversiteye dek her düzeyde gerçekleştirilmelidir. İmam hatip okullarındaki öğrenci sayısı, ülkenin imam gereksinimine yanıt verecek kadar olmalı, imam hatip lisesi mezunları yalnızca Yüksek İlahiyat Fakültelerine gidebilmelidir. Yabancı dilde eğitime son verilmelidir.

7-Üniversiteler özerkleştirilmeli, akademik gelişimi yetersiz öğretim üyelerinin üniversiteyle ilişkileri kesilmelidir. Son 20 yıl içinde üniversiteden uzaklaştırılan öğretim üyelerinin dosyaları yeniden ele alınmalı, hukuksuzluklar giderilmeli, haksızlığa uğrayanlar görevlerine dönebilmelidir. Rektörleri Cumhurbaşkanı değil öğretim üyeleri seçmelidir. Üniversiteler, siyasetin etkisinden kurtarılmalıdır.

8-TRT ve Anadolu Ajansı özerkleştirilerek yeniden yapılandırılmalıdır. Bu kurumlarda, siyasi ayırım ya da yolsuzluk yapanlar saptanmalı, gerekli yasal işlem yapılarak suçlu bulunanlar cezalandırılmalıdır.

9-Ordu siyasetten arındırılmalı, iç işleyişinde tümüyle özgür kılınmalıdır. YÖK’e bağlı ’Milli savunma Üniversitesi’ kapatılmalı, Harp okulları, Askeri Liseler ve Harp Akademileri yeniden açılmalıdır. Ordunun sağlık ve hukuk kurumları Genel Kurmaya geri verilmelidir.

10-Özelleştirme adıyla elden çıkarılan Kamu İktisadi Teşekkülleri (KİT) yeniden devletleştirilmeli, üretimi durdurulanlar yenilenerek üretime geçirilmelidir. Özellikle azgelişmiş yörelere yeni KİT’ler açılmalı, iş alanları yaratılarak kente göç önlenmelidir. Kesin olarak üretim ekonomisine geçilmeli, bu amacı gerçekleştirmek için her türlü özveri göze alınmalıdır. Beşer yıllık kalkınma planları hazırlanmalı, ulusal sanayi ve tarım programları hazırlanıp uygulanmalıdır.

11-Ulusal tarım atılımı gerçekleştirilmeli, ‘köye dönüş’ kampanyaları düzenlenerek tarımsal üretim canlandırılmalıdır. Türkiye toprak haritası çıkarılmalı, tarım topraklarının birleştirilmesi teşvik edilmelidir. Üreticilere yön vermek için yıllık üretim planları hazırlanmalı, ana tarım birimlerine yönelik araştırma enstitüleri açılmalıdır. Makinalı tarım teşvik edilmeli, devlet tarım üreticisine ucuz akaryakıt sağlamalıdır. Tarım ürünleri dışalımına kota getirilmeli, gümrük vergileri arttırılmalıdır.

12-Kooperatif birlikleri kurulmalı, tarım üreticilerinin üyeliği yasal zorunluluk haline getirilmelidir. Her üreticiye, ürettiği ürünün miktar ve kalitesine göre teşvik pirimi ödenmelidir.

13-Ayrı bir Hayvancılık Bakanlığı kurulmalı, Türk hayvancılığına hizmet verecek eğitim ve sağlık kurumları açılmalıdır. Üreticiye; ücretsiz sağlık hizmeti ve aşı, pazarlama ve ulaşım yardımı yapılmalı, ülke düzeyinde dengeli dağılıma sahip hayvan pazarları açılmalıdır.

14-İşsizliğe kısa dönemde çözüm olmak üzere; orman ıslahı, tarım işletmeleri ve büyük enerji alanlarındaki devlet yatırımlarıyla kitlesel iş sahaları açılmalıdır. Kalıcı çözüm için üretime yatırım yapılmalı, büyük küçük fabrikalar, KOBİ’ler açılmalıdır. İç dış ticaretin canlandırılması için girişimde bulunulmalıdır. Yatırımlara ek olarak, ev üretimi, uzaktan çalışma, çağrılı çalışma gibi sistemler geliştirilmelidir.

15-Vergi düzeni temelden yenilenmeli, dolaylı vergiler düşürülürken dolaysız vergiler arttırılmalıdır. Çalışanların ücretlerinden alınan vergiler azaltılmalıdır. 50 dönümden az toprağı olan tarımcıdan, asgari ücretle çalışan işçiden ve küçük esnaftan vergi alınmamalıdır. Varlığının kaynağını gösteremeyen, vergi düzeyini eksik gösteren ve özel vergi aflarından yararlananlardan ‘onarım vergisi’ adıyla özel bir vergi alınmalıdır. Ödediği vergiyle mal varlığı uyumlu olmayanlardan ‘varlık vergisi’ adıyla bir başka vergi alınmalıdır.

16-Dış ticaret, madencilik, iletişim, enerji üretim ve dağıtımı, devlet denetimine alınmalı, özel şirketler devlete ait kuruluşların ancak alt birimlerinde taşeron olarak çalışabilmelidir. Özel şirketlerin tekelleşmesi önlenmeli, tekel yalnızca devlet tarafından oluşturulmalıdır.

17- Yabancılara serbesti getiren tütün yasaları iptal edilmelidir. TEKEL alkol, tütün, tuz gibi çalışma alanlarının tümünde yeniden devlet tekeli haline getirilmelidir. Yeniden kamulaştırılacak işletmelerin ödemesi, ilk özelleştirme bedeli üzerinden ve aynı koşullarla Türk lirası olarak ödenmelidir. Yerli tütün üretimi teşvik edilmeli, yabancı tütün ve sigara sönümlenecek bir süreç sonunda yasaklanmalıdır.

18-Yabancılara satılan toprakların tapuları iptal edilmeli, ödedikleri para, tayiç bedel üzerinden Türk lirası olarak geri verilmelidir. Yabancılara dolaylı ya da dolaysız toprak satışı yasaklanmalıdır.

19-‘Orman vasfını yitirme’ adıyla kamu mülkiyetinden çıkarılan orman alanları kamulaştırılmalı, su havzaları ile tarım alanlarındaki yapılaşma yasaklanmalıdır.

20-Mali piyasalar denetim altına alınmalı; döviz dengelerini sağlamak ve dolar bağımlılığından kurtulmak için kambiyo düzenine geçmenin hazırlıkları yapılmalıdır. Devletin dış borcu dondurulmalı, alacaklılarla uzun vadeli yeni bir yapılanmaya gidilmelidir. Uygun ortam oluştuğunda, ‘milli kambiyo’ düzenine geçilmeli, döviz ticareti yasaklanmalıdır.

21-Dış siyasette yeni birliktelikler kurulmalı, Batı’yla ilişkiler eşitlik ilkesine bağlı kılınarak yenilenmelidir. Doğu’yla ilişkiler geliştirilmeli, Ortadoğu’da barışı sağlamak için etkili girişimlerde bulunulmalıdır. İlk elden Suriye ve Irak’la dostluk ve işbirliği anlaşmaları yapılmalıdır.

22-1938’den sonra imzalanan ikili ya da çoklu uluslararası anlaşmalar gözden geçirilmeli, bağımsızlığı ve ulusal egemenliği zedeleyen ikili anlaşmalar iptal edilmeli, başta ‘ikiz yasalar’ olmak üzere çoklu antlaşmalardan çıkılmalıdır. Kemal Derviş’in çıkarttığı tüm yasalar iptal edilmelidir.

23-Avrupa Birliği üyelik beklentisi sonlandırılmalıdır. NATO’dan çıkılmalı ya da büyük devletlerin yaptığı gibi, ulusal çıkarlardan ödün vermeyen ‘eşit üye’ olarak davranılmalıdır. Bağımsızlık ve Ulusal egemenlik konusunda hassas olunduğu ortaya konduğunda, NATO’nın düşman güç haline geleceği unutulmamalıdır.

24-Suriyeliler başta olmak üzere ülkedeki bütün sığınmacılar sınırdışı edilmeli, bundan böyle sığınmacı kabul edilmemelidir.

25-Cumhuriyetin kuruluş ilkelerine ulaşacak yenileşme hareketine yasal zemin oluşturmak üzere, 1961 Anayasası’nın ruhunu taşıyan yeni bir anayasa kabul edilmelidir.

26-Ülkeyi kurtuluşa götürecek uygulamalara karşı, emperyalizm ve yerli işbirlikçileri harekete geçecektir. Bu gerici kalkışmayı etkisiz kılmak için dayanılacak tek güç, halkın birliğini sağlamak ve ona güven vermektir. Bunu sağlamak için, ülke düzeyinde aydınlanma seferberliği yapılmalı, halka gerçekler anlatılmalıdır. Kentte, köyde, ilçelerde mahallelerde yapılacak kitle çalışmalarına devlet örgütleri de katılmalı, denetim altına alınmış olan televizyonlar ve sosyal medya yoğun olarak kullanılmalıdır.

25 Yorum

  1. “…
    Ulusal uyanış giderek yayılıyor ancak bilgi yetersizliği ve örgütsüzlük nedeniyle yapılması gereken bilinemiyor.

    Halkın sorunlarının kavranması, çözüm önerilerinin güven veren bir programa dönüştürülmesi gerekiyor. Bunu yapacak bir örgüt henüz yok. Bu nedenle, yapılması gerekenleri belirleyip tartışmak ve program taslaklarına dönüştürmek biz Kemalist aydınlara düşüyor.
    …” Metin Aydoğan

    Bence İLK AŞAMA gereklilikleri;
    bir EKİP ile ütopya (önce kendi ulusumuz ve ama tüm insanlık için) kurmak, simgelerini ve adını oluşturmak ve ilk hedefleri oluşturup +1′ diye başlayıp devam etmek. Bugün sabah başlayıp öğleden sonra seçimi kazanıp ülkeyi/dünyayı kurtarma meraklılarından uzak durmak ama 22./23. yüzyıla da sarkıtmamak (6 ayda 1 yılda askeri çözümler bulabilirsiniz belki ama sosyal çözümler bulamazsınız). Bunun bir süreç olduğunu ve sıfırdan başlayıp, 1938’in üstüne ellerimizle kurmamız gerektiğini, hazır bir şeyin olmadığını ve çok zor bir yol olduğunu kavramak. Kişi odaklı değil ama ilk aşama hedefleri için kişi/ler etrafında, demokrasi budalası olmadan örgütlenmek…
    Ve insanlarımıza EKMEK, BÖLÜŞÜM, ADALET, HAK peşinde koşmak! Örneğin her şehirde köylüye avukat olmak, çiftçiye/yaşlıya yardımcı olmak, bir evsize ev yapmak, bir çocuğun okulunu karşılamak İŞLERİNE en azından anlatı kadar kafa ve emek ayırmak. Sonu gelmez teori tartışmalarına/anlatımlarına girmemek, herkesin teorici olmadığını ve olamayacağını kavramak, teoriyi kurup biraz daha basit, gerçek ve İŞ ODAKLI Nihat Genç’in söylediği gibi “gerçek aşıklarla” sonraki aşamalara yürümek.

    Saygılarımla…

  2. Yorum yapan tüm okurlara teşekkür ediyorum. Her yorumda yararlanacağım bir yan var. Kisisel hesaplarıma gelen yorum ve öneriler buradakilerden daha fazla. Tümünü kaydettim. İlerde değerlendirerek daha ileri bir taslak sunabilirim. Tatışmanın yayılmasıyla amacıma ulaşmış durumdayım.

  3. Şartlar yeterince olgunlaşmamış anlaşılan. Facebook sayfamda bu çağrıyı paylaşmama rağmen sayın Metin Aydoğan’ın çağrısına bu köşeden başka bir yerde yanıt verilmemiş ne yazık ki.Demek ki büyük bir çoğunluk kendi dar ve partizanca yaklaşımına ısrarla devam ediyor. Öyleyse daha çekilecek acılar ve dertler var demektir. Umarım çok geç olmadan doğrunun ve acı gerçeklerin zorlaması aklımızı başımıza getirir.

  4. Ne zaman birinin arkasina takilsak şimdiye kadar hep uçuruma doğru götürdüler. Çaldıkları kavalın melodisi hep güzel olmasına rağmen..Bu hangi müzik çeşidi veya grubu olursa olsun. Demek ki çok cabuk ve kolayca ele gecirilebiliyor..Olacak iş değil yani..Çünkü 80 mılyon çeşit dincilik tanımı olduğu gibi ( tek islâm veya tek Ataturk olmasina ragmen) 80 mılyon çeşit kemalizm tanımı da var.. Değişmeyen şey herkesin kendi menfaatine göre bu tanımları yapması ve diğerlerini düşman kabul etmesi…”izm” lerle veya “cilik” lerle bir yere varılamayacağını düşünüyorum..Zaten hepsinin opposite’ i apartta beklerken…Düşünce özgürlüğünde tüm dünya sınıfta kalmıştır ve kalmaya devam eder…

  5. Veryansıntv iyiki kuruldu. Bu oluşumun kurulmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.

  6. Ağlamak istiyorum!..
    Burada bir sürü akıllı uslu lâf edecektim ama anladım ki; Onyedi yılın sonunda, neden boğazımıza kadar pisliğe battığımıza kafa patlatması gereken aydınlar bile hâlâ, böylesine “bizim ahâlinin durumundan bihaber çıkış yollarına” umut bağlayabiliyorlarsa, bizi yıkılıştan kurtaracak hiç bir şey kalmamış demektir…

  7. Sayın Aydoğan,
    Birçok insana umut veren bu harika yazınızda bir de hızla gelişen teknolojiye istinaden yazılım ve donanım maddesi eklenmesi gerektiğini düşünüyorum; bu konuda ilerlemezsek bir çok hedefi ıskalarız…

  8. Hadi Dinciler defolup yok oldu diyelim. Siz batıcı Kemalistler bir araya gelip yine bir halt edemezsiniz. Hem kumaşınız kalitesiz, hem birbirinizi oyarsınız. Bir asra yakındır bu böyle ve değişmez. Onun için oturun oturduğunuz yerde, elimizde kalan vatan parçasını da İttihatçı dedeleriniz gibi çarçur etmeyin.

  9. Yağ,şeker ve un var ama bu malzemeleri helva haline getirecek usta ya da ekip lazım.yol haritası belli “Kemalizm..”, dünyanın en güzel ülkesine, yetişmiş bir nufus potansiyeline sahibiz…ben Sayın Metin beyin “taslak”anlamında sunduğu ve çok güzel açıkladığı yol haritasını onaylıyor ve kendisini tebrik ediyorum.Evet baba evimiz CHP’dir…ama orada 1930 ‘lu yılların güncellenmesi gerektiğini söyleyen bir takım sesler duyuyoruz..elbette 1930 ‘lu yıllara dönmeyi kimse istemez…ama unutulmasın ki Çin bu muazzam başarısını bir anlamda İzmir İktisat Kongresinde açıklanan “karma ekonomi” görüşünü hayata geçirerek şu an bu başarıyı yakalamış bulunmaktadır. Sağcı ,solcu, Milliyetçi, ulusalcı demeden ülkemizi yeniden şaha kaldıracak ekibi,kadroları bir araya getirerek , yol haritasına uygun bir şekilde ve bu çatı CHP olur, Başka bir isimde bir parti olur bu oluşum hemen sağlanmalıdır..zira Ülkemiz Ekonomik,istihdam,sosyal ve eğitim politikaları anlamında acilen Cumhuriyetin kuruluş ayarlarına dönülmesini gerektirmektedir.

  10. Metin Bey yorumunuz için elinize sağlık, sizin CHP’yi fabrika ayarlarına döndürme ve merkez kabul etmekteki ısrarınızı çok doğru buluyorum. şu anda yapılabilecek en pratik ve akıllıca iş sizin yazdıklarınız doğrultusunda olabilir, daha sonrası devam eder zaten bir şekilde,

  11. Sayın Aydoğan,
    Çağrınız için elinize sağlık. Bu sayfa yazılarına yaptığım bir çok yorumda aynı düşünceyi belirttim. Veryansın TV köşe yazılarıyla, haberleri ile emperyalizme ve işbirlikçilerine karşı Cumhuriyetçi Atatürkçü bir yapının oluşması için çaba göstermelidir. Bunun fikri altyapısının ve programının oluşmasına yardımcı olmalı, herkese sizin yaptığınız gibi çağrıda bulunmalıdır. Diğer yazarların da sizin önerdiğiniz taslağa katkıda
    bulunmaları, tartışmaya katılmaları bence çok önemlidir. Tebrik ediyor, bu tartışmanın yankı bulmasını diliyorum.

  12. Yazının parti kurmayla bir ilgisi yok Sayın Gül. Böyle bir niyetim de yok. Herhalde yazıyı okumadan yorum yapmışsınız.

  13. Soylediklerinize tamamen katiliyorum. Ancak bu soyledikleriniz ve siraladiginiz maddeler gercek ulusal bir iktidarin yapabilecegi islerdir. Su anda ulusal diyebilecegimiz ve milletin bagrina bastigi bir orgutlenme ne yazik ki yok. Arada bir ortaya cikan bazi ufak tefek orgutlenmeler ve partilerde ya parasizliktan, ya orgutsuzlukten yada basindaki idari kadronun yetersizliginden yok olup gidiyor. Silivri tahliyeleri sonunda ulusalcilarin orgutlenmesi adina umutlarimiz bir nebze artmisti, ancak gorulen o ki, su anda bu olusum neredeyse bitmis, etkisiz bir halde. Bu girisimin onderlerinden bazilari YCHPye gecti ve Atatuk ulusalciligi ile alakasi olmayan YCHP yorungesini secti, kimileri ise tamamen kosesine cekildi. Baslangicta umut veren Vatan Partisi ise daha sonralari bircok kopmalar yasadi ve simdi bazi soylemleri ile sanki Cin yada Rus mandaciligini savunur bir intiba vermeye basladi. Su anda daha ziyade iktidara destek olmaktan gayri bir islevi gorulmeyen, elestirilere kapali, kati, tek adam merkezli bir kult gorunumune burunmus olmasi, bircok ulusalciyi dus kirikligina ugratti ve kendisinden uzaklastirdi. Bu vesileyle, iyi niyetli kurulmus olsalar dahi, yeni ulusal partilerin buyuyemedigi ve hatta cabuk yozlasabildigi, ancak her seyin otesinde halk destegini almakta basarili olmadiklari tekrar teyid edilmis oldu.
    Su anda, sizinde belirttiginiz gibi, halk nezdinde itibar goren bir ulusal hareket maalesef yok.
    Oteden beridir savundugum birlesik bir ulusal cephe kurulmali ve oncelikle Ataturk’un markasi ve imaji olan CHPyi emperyalistlerin taseronlarindan arindirmalidir. Iskender’in Gordion dugumu CHPdir. Ufak, boluk, porcuk ulusalci partiler bolunmeyi korukler ve hic bir yere varmaz. Bunu ornekleri ile defalarca gorduk. YCHP su anda bu ulke icin, vatan icin tam bir karabasandir, Turkiye’nin yikilmasi icin kurgulanmis bir emperyal proje haline gelmistir. Bu artik kendini acik secik gosteriyor. YCHPnin icindeki isbirlikci “cete” biran once kapi disari edilmeli ve CHP Ataturk’un kurdugu ayarlarina, “Alti Ok” ilkelerine geri donmelidir. Emperyalist kumpastan temizlenmis bir milli CHP ile birlikte dincilerin, fetoculerin bu gucun karsisinda durmasi imkansizlasacaktir. Ilk secimde AKP sandikta cok buyuk hezimete ugrayacaktir. Su anda caresiz bir arayis icinde olan milletimiz, oylarini gercek anlamda Ataturkcu ve ulusal bir CHPye akitacaktir. Bu sekilde Turkiye hem emperyalistlerden ve onlarin yerli taseronlarindan, hem PKKdan, hem Feto’den hemde tek amaclari rantcilik ve arapcilik olan din bezirganlarindan kurtulabilecektir.
    Onumuzdeki yol zordur ancak Istiklal savasi bundan cok daha zordu. Imkansiz sey yoktur, kararlilik ve azim vardir. Ulusal gucler tek yumruk olarak birlesmeli ve ilk is olarak CHPyi Ataturk cizgisine geri getirmelidir. Ufak tefek ulusal partiler alternatif degildir ve bolunmeyi dahada koruklerler. CHP oy kitlesi kemiklesmis, son derece orgutlu bir partidir ve su acinacak hali ile bile yuzde yirmilerin uzerinde bir oy kapabilmektedir. CHPnin tabani Ataturkcu’dur. Bundan hic suphem yok. Emperyal gucler bu partiyi sahte Ataturkculuk ile cok iyi istismar ediyorlar. Sahte ikinci Ataturkler (!) ile bu muazzam oy potansiyelinin emperyalistler tarafindan gule oynaya heba edilmesine seyirci mi kalacagiz? Tum vatansever insanlarin, akademisyenlerin, subaylarin, aydinlarin bir araya gelmesi ve buyuk kurtulus hareketini baslatmasi, Turkiye’yi rayina oturtma zamani gelmistir. Tum vatanseverlerin, tum vatan sathinda orgutlu, devletten partiler kanunu uzerinden buyuk mali destek alan, kendi finansal kaynaklari olan, milletin hatiri sayilir bir kesimi tarafindan destek goren CHP icinde tekrar orgutlenmelerinden baska care goremiyorum.

    Turkiye’nin tek kurtulus recetesi, Ataturk’un kurdugu CHPnin kurtulusudur.

  14. Evet, bir yerlerden başlamak zorundayız. Sayın Aydoğan’ın önerileri tartışılabilir. Olgunlaştırılır ve bir sonuca varabiliriz.

  15. Hem Tarih hemde Sahtekar Mezhepçi Dinciler ile Tartışacak seviyede Aydınımız yok maalesef! Mesela
    Tekke ve zaviyeleri ilk kapatan Fatih sultan mehmet olmuştur akabinde zehirlenerek öldürüldü ve yerine geçen padişahın ilk işi Tekke ve zaviyeleri yeniden açmak oldu ve bu yüzde ” sofu ” ünvanı aldı ve bir dünya siyasi ve dini çekişmeler !!
    Yani Bu sahtekar Osmanlıcıları ve otomatikman Dinci olduğunu zanneden Halk’ın ne osmanlı ile neden Dinle uzaktan yakında alakası yok !!
    Zaten Osmanlı gibi bir Dini Rejimi isteyenlerinde İnsanlıkla bir alakaları yok !!
    Raiya ( Tebaa ) vb…. bunlarında açılımını internette ararsanız bulursunuz !! Ben yazarsam hakaret etti derler.

  16. Metin Bey, ben bu konuda sizden bir adım öndeyim sanırım. Önce Mhp ye, sonra Chp ye, ve en son Vatan partisine oy verdim. Sebebi basit, Mhp nin milliyetçi olmadığını, Chp nin Atatükçü olmadığını fark ettiğimden. Yukarıda yazılı önerilerin çoğunu prensip olarak hayata geçirmeyi vaadeden partidir VP. Yok geçmişi şöyle gibi bir takım değerlendirmelere girebilirsiniz, o vakit kurulsun bu tüzükte başka bir parti ona oy verelim. Ya bu saydıklarınızı, genel olarak Kemalist düşünce tarzını, beğenmiyor halkımız ki o zaman yeni kuracağınız-kurulacak partiye de oy vermez vatandaşımız, ya da Vatan partisinin bunları vaad eden bir parti olduğundan bihaber (siz de tabii ki).

  17. Güzel. Bunlar yapıldı ve refah arttı. Ürettik. Tabi uzun vadede olacak işler bunlar.
    Peki bölüşme?
    Dinci kesim masa ve kasada söz sahibi olmadan nasıl olacak bu işler?

  18. Örgütlenmeyi çok önemli bir konu gibi sürekli tekrarlamışsınız ama maalesef örgüt yöneticileri satın alındığında durum hiç örgütlenmemiş olmaktan çok daha kötü olmaktadır. En büyük örnek sendika yöneticilerinin işçileri satıp işçi haklarının nasıl kuşa çevrildiği gösterilebilir. Ayrıca güç odaklarının oluşturduğu suni örgütler de insan kitlelerini nasıl boyunduruk altına aldığı akıldan çıkmamalıdır. En iyi niyetle oluşan örgütler bile zaman zaman narsisist psikopat liderlerin kontroluna girmekte ve bu örgütler bu psikopatların egolarını tatmin etmekten başka hiçbir işe yaramamaktadır. Bugünkü teknoloji sayesinde bu konular hiçbir formal örgütlenme olmadan hür bir ortamda tartışılabilir. Resmi bir metin olmasa bile bir müddet sonra toplum bir konsensüse olaşabilir ancak şartlar asla konsensüs ile değişmez tam tersi inatçı ve kararlı küçük gruplar çok önemli değişikliklerin önünü açıp konjonktür uygun olduğunda tüm toplumu harekete geçirebilir.
    Maalesef temsili demokrasi de toplumlara değil menfaat gruplarına daha büyük avantajlar sağlamaktadır; toplumun kamu için seçtiği vekiller babalarının şirketine müdür veya aile çiftliğine baş kahya atanmış gibi davranmakta ve milletin varlıklarını kendi mallarıymış gibi görmektedirler. Temsili demokrasinin seçenek olarak ortaya çıkmasının ana nedeni toplumları ilgilendiren konularda İsviçre gibi nüfusu az olan ülkeler dışında toplumun görüşünün alınabilmesi teknik olarak olanaksız veya çok güç olduğuna dayanıyordu. Fakat bugünkü teknoloji ile bu engel aşılıp sahtekar temsilciler elimine edilebilir.
    İyi niyetinizle hazırlanarak sunulan metindeki 10. numaralı madde yine mutlaka çok iyi niyetli ama fazla derin düşünülmeden yazılmış diye kabul etmek istiyorum; özelleştirilen kamu iktisadi teşebbüslerinin devletleştirilmelerini istemek yolsuzlukla milletten çalınan paraların millete ödetilmesi anlamına gelir ki her kapitalist dönem sonunda bütün finansal yükün halka ödetilmesine sebep olur. Şöyle ki; bir kısım menfaat gruplarına peşkeş çekilen KİT’ler şehirlerin en değerli mevkilerindeki arsaları emlak rantı ile değerlendirip karda olanların kasalarının boşaltılarak batık şirketler haline getirilmiş olması nedeni ile eğer o şirketler devletleştirilirse bütün kazançları sömürülüp hiç edilmiş ve borçları da garibanın sırtına yüklemiş olur. Soyguncular malı götürür halk da bir nesil de onlar için çalışır. Tam tersi bu şirketler asla devletleştirilmemeli ama devlet tarafında çok daha sıkı denetlenmelidir. Değerli kupon arazilerinden elde edilen rant gelirlerine vergi konmalı borçları o KİT’leri alanların 7 sülalesinden tıpkı Uzan kanunlarında olduğu gibi sorumlu tutulmalı asla finansal af uygulanmamalıdır.
    Örgütlenme sadece üreticiler için kooperatif şeklinde olmalı, örgütün içerisinde ayrıcalıklı gruplar oluşmamalıdır.
    Esas en önemli aşama bireysel özgürlüklerin ve insan haklarının güvence altına alındığı ve ifade özgürlüğünün tam anlamı ile tesis edildiği bir hukuk sistemi oluşturulması olacaktır. Hukuk karşısında ayrıcalıklı hiçbir zümre olmamalı ve herkes bir adım atarken ayağını denk almalı yoksa verilecek cezaya razı olmalıdır.
    Trafik kazalarında ölenlerin sayısı terör kurbanları ve şehitlerin 10 katına kadar yükselebilmektedir. Bunun en büyük sebebi sürücü hatalarından meydana gelmektedir. Direksiyon arkasına geçen kişi dingonun ahırında at koşturur gibi araba kullanamamalı kural hataları yakalandığında bu günkünden çok daha ağır cezalandırılmalıdır.
    Neticede hukuk bağımsız ama verilecek yanlış karalarda da ağır müeyyideler getirecek şekilde yeni baştan organize edilmelidir.
    Bütün bu konular bugünkü internet teknolojisi ile tartışılabilir ve bilahare sanal ortamdan gerçek yaşama kayabilir
    Emeğinize sağlık

  19. Türk Milletinin kurtuluşu için yaptığınız bu yaşamsal çağrıyı bütün kalbimle destekliyor, tüm yurtseverlerin bu tartışmaya katkı sunarak , Türk Milleti için bir örgütlü mücadelenin başlangıcı ve başarılı olmasını diliyor, sizi ulusal duyarlılığınız için kutluyorum.

  20. çağrıya icabet edenlerin, ufuklarını yCHP ve minvalinde daraltmadan üç kelimelik sloganvari CHP eleştirileri içermeyen kapsayıcı ve ötekeleştirmeyen bir dilde okuyanların istifade edeceği şekilde yazması iyi olur. Hepbirlikte yorumlardan istifade etmiş oluruz.

  21. fıkır guzel de uygulamayı kım nasıl yapacak. orengın ders programları egıtım kımın elınde. hukuk kımın elınde
    bugun orgutsel kurum olarak sıyası kol olarak bır chp vardı. onun durumu da malum yakında kurultayda o da kemalızmı basından atmaya haızırlanıyor.
    ıktıdar olsa bıle boyle bır seyde hevesı yok. sagolun

  22. Atatürk’ün kurduğu Parti’nin hali ortada. Parti PKK li ve devlet ve millet düşmanları ile doldurulmuş vaziyette. Cumhuriyet ayarlarına bu şerefsizlere mi dönülecek? Bunlar kanser ve acilen temizlenmelidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı