Analiz

Kurt Vonnegut ve Mezbaha No: 5

Özsevi Eröz yazdı

Amerikan yazın tarihinin en büyük hiciv ustalarından Kurt Vonnegut’un (1922- 2007)  Mezbaha No: 5 isimli kitabı, bugüne kadar yazılmış savaş karşıtı eserlerin en meşhurlarından biri sayılsa da yayınladığında ‘Anti-Amerikan ve Anti- Hıristiyan’ olduğu gerekçesiyle ABD’de birçok okul ve kütüphanede yasaklanmış hatta protesto amacıyla yakılmıştı. Daha önce yazdığı Otomatik Piyano, Kedi Beşiği, Tiran’ın Sirenleri gibi eserleri ile her ne kadar bilimkurgu edebiyatına dahil olmuş olsa da, Mezbaha No: 5 (1969) yazarın kendi hayatında önemli bir dönüm noktasını işliyordu: Dresden bombardımanı.

Büyükbabası tarafından Alman asıllı bir Amerikalı olan Kurt Vonnegut, II. Dünya Savaşı’nda Almanlara karşı savaşmak için Amerikan Ordusu’na katılarak Avrupa’ya gitti. Bir çarpışma sırasında Alman hatlarının gerisine düşerek esir alınan Vonnegut, savaş esiri olarak çalıştırılmak üzere diğer Amerikalı esirlerle birlikte Dresden’e götürüldü. Burada bir malt fabrikasında çalıştırıldı, kaldıkları yer ise Dresden’in eski mezbahasının 5 nolu binasıydı. Bombardıman başladığında mezbahanın et deposuna sığınmışlardı.

DRESDEN BOMBARDIMANI

Winston Churchill’in harekat emriyle havalanan 722 adet Birleşik Krallık ve 527 adet Amerikan Hava Kuvvetleri bombardıman uçağı, ‘Elbe’nin Floransa’sı‘ Dresden şehrini 13 Şubat 1945 tarihinde bombalamaya başladı. 2 gün süren bombardıman sonunda yaklaşık 10 bin ton bomba şehrin üzerine bırakıldı, binaların neredeyse tümü yok oldu. Stratejik bombalama yapılan bölgelerde napalm bombası kullanılması ısının 1500 dereceye kadar çıkmasına ve şehrin bombalama yapılmayan diğer yerlerindeki oksijeni emerek çoğu kişinin açık havada boğularak ölmesine neden oldu. 20 bini esir müttefik askeri, 135 bin kişi öldü.

MEZBAHA NO: 5

Romanın kahramanı Billy Pilgrim İkinci Dünya Savaşı sırasında cephede kaybolmuşken kendi hayatı içinde zamanda seyahat etmeye başlar. Esir kampında bit ve pirelerinden arındırıldığı duşun altındayken annesinin banyodan çıkardığı halinde bebekliğine, Lions Kulüp’teki bir toplantıdan, Dresden’de bombardıman sonrası cesetleri toplayıp imha ettikleri ay yüzeyi gibi sokaklara gidip gelebilmektedir.

‘Delirmesinin savaşla ilgisi bulunduğunu düşünmüyordu doktorlar. Küçükken babası havuza atıverdiği için oynattığı görüşündeydiler.’

Ancak Billy’nin uzun süre herkesten sakladığı da bir sırrı vardır: Tralfamador Gezegeni’nden gelen uzaylılarca kaçırılmış olmak. Dünya üzerinde kimse ile konuşamamış olsa bile Tralfamadorlulara bazı şeyleri anlatabilmiştir.

‘Kendi vatandaşlarımın, saf kötülükle mücadele etmenin gururuyla bir su deposunda diri diri haşladıkları küçük kızların cesetlerini bizzat gördüm ben. Haşlanmış cesetleri Dresden’de görmüştü Billy. Ayrıca bir hapishanede geceleri yolumu, aynı küçük kızların babaları ve ağabeylerince katledilmiş insan evlatlarının yağlarından mamul mumlarla aydınlatarak buldum. Evrenin dehşeti Dünyalılardır illa! Diğer gezegenler halen Dünya’nın tehdidi altında değilseler bile önünde sonunda olacaklardır!’

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı