Gündem

Menzil tarikatının Ankara temsilcisi Diyanet’te kadrolu imam!

Gazeteci Saygı Öztürk, Menzil tarikatının Ankara'daki temsilcisinin Diyanet İşleri Başkanlığı'nda kadrolu bir imam olduğunu açıkladı. 

Sözcü yazarı Saygı Öztürk “Menzil-Bir Tarikatın İki Yüzü” adlı kitabını yazma sürecini yine Sözcü’den Özlem Gürses’e alattı.

İlk olarak Buhara Köyü’ne daha sonra da Menzil Köyü’ne giderek tarikatın birbirine dargın iki koluyla yaptığı görüşmeleri anlatan Öztürk, ilginç ayrıntılar açıkladı.

ESKİ BİR BAKAN YARDIMCI OLDU

Öztürk, Menzil Şeyhi Saki Erol’la Adıyaman Kahta’daki Menzil Köyü’nde görüşmesine eski bir bakanın yardımcı olduğunu şöyle aktardı:

“Eski, saygın bir bakanla bir gün sohbet ediyorduk, ‘Ben Menzile gitmek istiyorum’ dedim. Anlattım kitap konusunu… ‘Görüşebilecek misin ki, bugüne kadar kimse görüşmemiş’ dedi.  ‘Valla bir deneyeceğim’ dedim. ‘Bak sana telefon numarasını vereyim, bir dene’ dedi. Şeyh Saki Erol’u değişik günlerde ve saatlerde aradım. Fakat cevap vermedi. Son çare ve son umut olarak bir mesaj geçtim ‘Ben Saygı Öztürk, Menzil’le ilgili bir kitap yazmak istiyorum, sizinle de görüşmek istiyorum…’ Yarım saat sonra bana şu cevap geldi ‘Hay hay Saygı Bey, memnuniyetle.’ İnanamadım ! Herhalde dedim o eski Bakan bana gerçek olmayan bir cep numarası verdi, bunlar da beni işletiyor. Bir kaç gün sonra ‘Saygı Bey, ne zaman geleceksiniz ? Sizi havalimanından alalım’ dediler.”

ANKARA TEMSİLCİSİ DİYANET’İN KADROLU İMAMI

Öztürk, Menzil’e tövbe almaya giden insanlarla birlikte otobüsle gitmeyi tercih etmesiyle ilgili “Gazetecilik merakım yüzünden. Çünkü çok enteresan bir olay bu. O da şöyle mümkün oldu, Menzil’in Ankara’daki temsilcisini buldum” dedi.

“O kadar kolay mı bulmak?” sorusuna Saygı Öztürk, şu yanıtı verdi:

“Çok kolay tabi. Niye biliyor musun? Çünkü Menzil’in Ankara’daki temsilcisi aynı zamanda Diyanet İşleri’nin kadrolu bir imamı!”

Söyleşinin devamı şu şekilde:

“Nasıl olur diyorsun ? Ama öyle. Neyse, sonuçta o temsilci bana şunu söyledi: ‘Sakın Saygı Bey, bunu yapmayın, çünkü o otobüsün içerisinde her türlü adam var, yol da uzun, dayanamazsınız.’ Ben yine de o yolculuğun bir bölümünü karayolu ile yaptım, tesislerine gittim, kadınları girişi ayrı, erkekler girişi ayrı. Onların benzinliklerinden benzin aldıkları zaman daha hayırlı yolculuk yapacaklarına, yemeklerini yerlerse şifa bulacaklarına inanıyorlar. Neyse, böylece Menzil’e vardık. İlk dikkatimi çeken, adı köy ama son derece modern binaların yapıldığı bir yer. Külliyeler, cami, etraf son derece düzgün.

ŞEYHİN ATTIĞI İPİ TUTAN TÖVBE EDİYOR

– Bu hizmet lafı çok aşina hepimize… FETÖ de kendini uzun yıllar “Hizmet hareketi” olarak tanıtmıştı.

Hizmet dediği orada her türlü görevi gönüllü olarak yapması. Bu Menzil Köyü’nde de Hizmet Pastanesi, Hizmet Çayevi, Hizmet Kitapevi, Hizmet Lokantası, hep böyle… Adı Hizmet olan her türlü işyeri, her türlü bina Şeyh ailesine ait.

Köye Türkiye’nin 4 bir yanından insanlar geliyor, en az geldiği gün bile 40 otobüs var. Biz de o kalabalığın içine girdik camiye. Camide en çok merak ettiğim konulardan biri tövbe almak, ip atmak gibi konular…

– İp atarak tövbe ediliyormuş, okudum…

Şöyle, Şeyh ip atıyor, siz bir kenarından tutuyorsunuz, tövbe alıyorsunuz. “Yarabbim ben bugüne kadar çok günahlar işledim, inşallah bundan sonra günah işlemeyeceğim” diyorsunuz… Şeyhe bağlılığınızı açıklıyorsunuz. O andan itibaren siz Sofi oluyorsunuz, yani cemaat mensubu.

ŞEYH, KAPI ARKASINDAN TÖVBE ETTİRİYOR

– Kadınlar nasıl katılıyor bu törene?

Kadınların yeri ayrı, Şeyhin yetki verdiği, halife olarak gösterdiği kadınlar var. O yetkilendirdiği kişiler bunu yapabiliyor. Bazen de şeyh kendisi gidiyor ama bir kapının ya da bir paravanın arkasında oluyor.

– Peki köyde kadınlarla erkeklerin bir arada olduğu hiç bir mekan yok mu?

Hayır, yok. Kendi özel evleri dışında hiç beraber değiller.

ŞEYH BANA “BAKANLAR BİZİM ÇOCUKLARIMIZDIR” DEDİ…

– FETÖ bitti, şimdi Menzil devleti ele geçiriyor iddiası var. Öyle mi gerçekten ?

Bana göre devlet içerisinde önemli bir güç. Bunu bizzat kendileri açıklıyorlar zaten. Ben soruyorum “sağlık bakanı, enerji bakanı…”  “Onlar bizim çocuklarımız” diyor Şeyh. “dün de evimizde 10 tane bakanın olduğu günler vardı.” Açık açık anlatıyor.

– Hiç bir gerginlik yaşanmadan kitabı yazdınız. Peki kitap yayınlandıktan sonra arayıp soran, mesaj atan oldu mu ?

Kitabım daha piyasaya çıktığı günlerde hemen Şeyh Ailesine ulaştırdım kitabı, “eğer bu kitapta sizin söylediklerinizden hatalı bir bölüm varsa, hemen ikinci baskısında bunları düzelttireyim” dedim. Her hangi bir geri dönüş olmadı, demek ki onlar açısından bir sıkıntı yok.

 

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı