Köşe Yazıları

Orta Doğu artık Batı Asya oluyor

Büyük güçlerin yükselişi ve çöküşü gözlerimizin önünde gerçekleşiyor.

Devasa bir transformasyon dönemini yaşıyoruz.

Krizler ve fırsatlar birlikte geliyor.

Dünya devi ABD’nin yularından tutan minik İsrail, onun kaçınılmaz çöküşünü hızlandırıyor.

Nasıl mı?

Anlatayım…

ABD’deki en geniş İsrail yanlısı organizasyon, Yahudiler değil, Evanjelist Hristiyanlardan oluşuyor.

Siyonist AIPAC gibi örgütleriyle Amerikan siyasetinde çok etkili olan 5 milyon Yahudiye karşı, 7 milyon örgütlü Hristiyan Evanjelist var ABD’de.

Neo Con denen eski Troçkist yeni muhafazakar ekip de bunlarla çoğu zaman İsrail’e destek konusunda dirsek temasında.

8 – 9 Temmuz 2019’da, ‘Christians United for Israel’ (CUFI – İsrail için bir araya gelen Hristiyanlar) isimli organizasyon, Washington’da bir toplantı yaptı.

Bu toplantıya İsrail Başbakanı Netanyahu, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, ABD Başkan Yardımcısı (Mormon) Mike Pence, dönemin Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton da katılmıştı.

CUFI’nin başkanı ise John Hagee isimli Evanjelik bir papaz.

Ama tıpkı evanjelik Rahip Brunson gibi çok önemli bir şahsiyet.

İstediği zaman Trump ile görüşebiliyor.

Tıpkı bizdeki Cüppeli Ahmet veya İsmailağa tarikatları gibi.

Zaten sonunda küçük Amerika olmayı başardık, ya da ABD büyük Türkiye oldu.

Siyasette fink atan tarikatlara bakarsak öyle.

Bu evanjelik hristiyanlar aslında ABD’de 20 milyonluk bir kitleyi oluşturuyor.

Bunlar İsrail’e ayrı bir kudsiyet tanıyor ve Mesih’in ikinci kez geleceğine inanıyor. (Tıpkı bizdeki SADAT’çı gibi, sadece mesih ve mehdi kelimeleri farklı. Yobazlık aynı.)

Bunlara çoğu zaman Hristiyan Siyonistler de deniyor.

Aslına bakarsanız bunlar dinden çok paraya tav olan tipler.

ABD’deki milyarlarca hatta trilyonlarca dolarlık Askeri Endüstriyel kompleks, Wall Street ve Petrol devlerinin oluşturduğu büyük sermayenin uşakları.

Neyse uzatmayayım, bu kitle İsrail’deki izdüşümleriyle birlikte bir savaşa oynuyor.

Mescid-i Aksa’yı yıkıp, 3. Tapınak’ı inşa etmek gibi çılgın fikirlerin ötesinde, İran’a karşı savaş çıkartmak en önemli hedefleri.

İşte bu fanatiklerin temsilcileri olan Trump, Netanyahu ve Pompeo’nun tezgahladığı Kasım Süleymani suikasti bu amaca hizmet ediyordu, ama şimdilik geri tepti.

Suikastin asıl sebebi ise  geçen yazımda belirttiğim gibi Irak Hükümeti’nin Çin ile yaptığı Kuşak ve Yol anlaşmasıydı.

Chinese President Xi Jinping, center left, meet with Iraqi Prime Minister Adil Abdul-Mahdi, center right, before during their meeting at the Great Hall of the People, Monday, Sept. 23, 2019, in Beijing. At the invitation of Chinese Premier Li Keqiang, Abdul-Mahdi will be on an official visit to China from Sept. 19 to 23, 2019. (Lintao Zhang/Pool Photo via AP)

Irak Başbakanı Adil Abdülmehdi’nin Bağdat’ta Parlamento’da yaptığı o tarihi konuşmayı da Türkiye’de ilk yazan ben oldum bu arada. (Süleymani Neden Öldürüldü? Dünyayı Sarsan Cinayetin Perde Arkası – 10 Ocak 2020)

Trump’ın kendisini, Çin ile anlaşmaları bozmazsa açıkça ölümle tehdit ettiğini söyledi ve sansüre uğradı koskoca (müstafi) Irak Başbakanı.

Peki bu anlaşmanın önemi ve ayrıntıları nelerdi biraz ondan bahsetmek gerek.

RUSYA VE ÇİN’İN ABD’Yİ BÖLGEDEN ÇIKARTMA PROJESİ

Süleymani (ve Haşdi Şabi 2. Komutanı Mühendis) suikasti ABD’nin Irak ve tüm Batı Asya’dan çekilme sürecini hızlandırdı.

Ama konjonktür zaten bir süredir, ABD’nin artık tüm dünyaya hükmedemeyeceğini ve hegemonyasını sürdüremeyeceğini gösteriyordu.

İran, Rusya, Türkiye, Irak ve Suriye bu konuda birlikte adımlar atıyordu.

Çin de fırsatı kolluyordu.

İran ile büyük altyapı ve enerji antlaşmaları imzalayan Çin, Irak Başbakanı Adil Abdülmehdi’nin 55 kişilik bir heyet ile 23-24 Eylül 2019’da Pekin’e yaptığı ziyarette Kuşak ve yol Girişimi açısından devasa bir adım attı. (Tam 1 Ekim’de de Irak’taki kanlı -Amerikan sniperları tarafından- protestolar da başlamıştı.)

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile karşılıklı görüşen ve 8 önemli anlaşmayı imzalayan Irak Başbakanı Abdülmehdi, bu gelişmeyi ilişkilerde bir “Kuantum Sıçraması” olarak niteledi.

Gerçekten de ABD’nin yıkımına uğrayan Irak, yeniden ayağa kalkmak için büyük bir adım atmıştı.

Çin’e petrol ve doğalgaz verecek, karşılığında ise altyapı yatırımları ve anahtar teslim fabrikalar alacaktı.

Bu ziyarette Irak resmen Kuşak ve Yol’a katılacağını bildirdi.

İran’da Çin tarafından yapılacak 900 kilometrelik elektrikli hızlı tren yolu da Tahran – Kum – İsfahan’dan geçerek petrol, doğalgaz ve petrokimya merkezi Tebriz’e bağlanacak.

Tebriz aynı zamanda Ankara – Tebriz doğalgaz hattının da başlangıç merkezi.

Çin’in Şinciang Özerk bölgesi başkenti Urumçi’den başlayan Kuşak ve Yol orta koridoru da Tebriz üzerinden geçerek, 2300 kilometrelik bir hatla Tahran’a bağlanacak.

Bu Yeni İpekyolu, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan’dan geçecek ve İran ile devam ederek Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlanacak.

Şimdi Çin ve Irak arasındaki yeni anlaşmayla, Bağdat’a da bir kol uzanacak.

Rusya ve Çin birlikte ayrıca İran-Irak-Suriye enerji koridoru da yeniden hayata geçirmek için planlamalar yapıyor.

ABD’nin çıkarılması için meclis kararı alan Irak’ın, Rusya’dan S-400 alım sürecinin başlaması da bu kapsamda değerlendirilebilir.

Daha önceki İran-Irak-Suriye enerji koridoru girişimi üzerine 2011’de, ABD önderliğindeki koalisyon ile Suriye’ye örtülü savaş açılmış ve durum bugünkü hale gelmişti.

Ama şimdi ABD’nin bölgeden çıkarılma sürecinin başlamasıyla birlikte proje yeniden gündemde.

Artık Türkiye ve Katar da, bu projenin 2011’deki köstekçisi değil destekçisi durumunda.

İran Körfezi’ndeki Güney Pars sahasındaki İran ve Katar kaynaklı doğalgazın 3 ülkeden geçerek Akdeniz’e açılmasıyla bölge artık Ortadoğu değil fakat Batı Asya olarak nitelendirilebilecek.

AFRO –AVRASYA INDO – PASIFIC’İ DÖVÜYOR

Ortadoğu ABD’ye göre konumlandırılan bir tanımlama.

En batıda Amerika var, Avrupa ona göre yakın doğuda, Arap-Türk-Fars bölgesi ise Orta Doğu oluyor.

Çin ise Uzak Doğu.

Oysa artık Asya (Avrasya) dönemine girdik.

Sadece Kuşak ve Yol Girişimi değil, bugün BRICS, Şanghay İşbirliği Örgücü (SCO), ASEAN, Avrasya Ekonomik Birliği gibi oluşumlar da dünyanın artık çok kutuplu bir yer olduğunu gösteriyor.

Dünyanın merkezi artık Avrasya oluyor.

Bu büyük jepolitik değişim, eski terimleri de değiştiriyor.

Bizim de içinde bulunduğumuz bölge Asya’nın Batısı’nda yer alıyor.

Yani Batı Asya oluyor.

Mesela artık AB’nin esamesi okunmazken, Asya merkezli Kuşak ve Yol girişimi, dünyanın yeni umut veren projesi olarak ortaya çıkıyor.

Dikkat ederseniz, Türkiye’nin Doğu Akdeniz, Mavi Vatan ve Libya politikaları da bu kapsamda Asya gücünün bir uzantısı olarak kabul ediliyor.

Türkiye bu üç alanda da Rusya ve dolaylı da olsa Çin ile birlikte hareket ediyor.

Bu arada şu saptama da önemli.

Bunu Şam’da yaşayan Fransız gazeteci yazar Thierry Meyssan’dan alıntıladım.

O da şu: ABD ile birlikte İsrail ve İran da Batı Asya’yı terk edecek.

İran deyince şaşırdınız belki ama, durum böyle.

İran’ın bölgede bulunma sebebi, Büyük şeytan ABD ve Siyonist İsrail’e karşı bir direniş ekseni oluşturmaktı.

Lübnan, Suriye, Irak, Yemen ve Bahreyn’de hep bu güçlere karşı savaştı Süleymani’nin başında bulunduğu Kudüs Tugayları ve Devrim Muhafızları.

Şimdi düşman bölgeyi tek ederken, İran’ın üzerinde büyük bir külfet olan bu direniş ekseni de tarihteki yerini alacak.

ABD artık Suriye ve Irak’tan çekilme sürecini başlattı.

ABD askerlerinin Irak’tan (ilk aşamada Kuveyt’e çekilerek) ayrıldığını açıklayan, Irak’taki Amerikan kuvvetleri komutanı General William Sheely tarafından gönderilen ve daha sonra iptal edilen mektup, bu müzakerelerin yürütülmekte olduğunu kanıtlıyor.

ABD ne derse desin, Ortadoğu NATO’su gibi, yeniden asker göndermek gibi laflar havada uçuşa dursun. Sahadaki gerçeklik budur.

ABD’nin Asya’yı çevrelemek için kullandığı İndo – Pacific politikası çökmektedir.

Tabii bu süreçte Amerika ve İsrail’deki fanatiklerin bir sabotajı da hala olasıdır.

Ama somut gelişmeler ışığında kazanan, Avrasya güçlerinin Afro-Avrasya stratejisidir.

Avrasya’daki tüm mevcut hükümetler, (buna Almanya, Fransa, İran ve Türkiye de dahil) bu yeni realiteye ya uyacak, ya da kısa zaman içinde yerini uyacak olanlara bırakacaktır.

KAYNAKLAR:

https://www.globalresearch.ca/did-trump-just-give-middle-east-china-russia/5700660

https://www.mintpressnews.com/hidden-parliamentary-session-revealed-trump-motives-iraq-china-oil/264155/

https://www.voltairenet.org/article208881.html

İLETİŞİM: hvodinali@veryansintv.com

3 Yorum

  1. 21. yuzyila sekil veriliyor su anlarda. Bugunlerde yapacagimiz en kucuk hatanin bedelini en az yuzyil daha cekeriz. Halat cekme yarismasi tum hiziyla devam ediyor.Tam ortasindayiz sanki. Hangi tarafa gecsek o taraf kazanir gibi gorunuyor..Natoya gectik, 40 yilda sovyetler yikildi, ama iligimizi kemigimizi somurduler..Karsiligini almayi birak burnumuz b.ktan kurtulmadi..Uzerine asagilik metres muamelesi gorduk..Bunu bilerek akillica davranmaliyiz…Ayarimizda fazla devlet yok bence..Cesaret, akil, kendine guven ve 20. yuzyidan cikardigimiz tecrube ve dersler bizi bu yuzyilda ayakta tutar..Ayni kafayla vay halimize…Suslu stratejik analizlere gerek yok, halkin anlayacagi dille anlatin yeter….

  2. ya seve seve gidecekler ya da döve döve gönderilecekler NOKTA İçimizdeki Atlantikçiler de hesaplarını buna göre yapsınlar …

  3. Tertemiz anlatmış hoca.Devasa paraya sahip ve insan kanıyla ve insanın zaaflarıyla beslenen kahrolası siyonist evanjelist emperyalist kapitalist köpek sürüsünün yok olması mukadderattır.John Steinbeck,kendi toplumunu eleştirirken,ABD’ye sosyalizm gelemeyeceğini çünkü fakir Amerikalı’nın,bir gün zengin olacağı umuduyla hayatını aptalca tükettiğini söylemişti.Esas husus,tam cahil ortalama ABD vatandaşının uyanması ve bu tufeyli köpek sürüsünü yok etmesidir.300 milyon bahtsız,10 milyon azılı katilin oyuncağıdır.Diyeceksin ki,sen kendine bak.Haklısın.Biz Türk’üz.Kendimize göre çözeriz biz.Kesin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı