Köşe Yazıları

Özelleştirmenin maliyetleri: Elektrik üretim ve dağıtım örneği

Hafta başında, Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurulu (BDDK), bankalara
bildirimde bulunarak, bankacılık sektöründe takip hesaplarına aktarılması gereken
ve ağırlıklı olarak inşaat ve enerji sektörlerinde kullandırılmış 46 milyar TL
büyüklüğünde kredi için karşılık ayrılmasını istedi.
BDDK, 2019 Temmuz banka finansal tabloları üzerinde etki analizleri sonucunda
sektörün yüzde 18,2 olan sermaye yeterlilik rasyosunun yüzde 17,7’ye gerilediğini,
takibe dönüşüm oranının ise yüzde 4,6’dan yüzde 6,3 seviyesine çıktığı tespitini
yaptığını duyurdu.
Yapılan değerlendirmeler bu 46 milyar TL’lık takipte olması gereken borç içinde
enerjinin sektörünün payının %20 dolayında yönündeydi. 46 Milyar TL’in bugünkü
kur ile 8 milyar dolar düzeyinde olduğu, enerji sektörünün payının 1.6 milyar dolara
geldiği hesaplanabilir.
Sadece enerji sektörü ele alındığında, sektör yetkilileri enerji üretim şirketlerinin
yaklaşık 40 milyar dolar, dağıtım şirketlerinin ise 7-8 milyar dolar borcu çevirmekte
zorlandıklarını belirtiyorlar.
Burada çok ciddi bir sorun var. Elektrik üreticileri, özellikle doğal gaz çevrim
santralleri, fizibilite yaparken elektriğin kilovat saatini 10 centten satabileceklerini,
bankalar kredi verirken ise 7 cent üzerinden hesaplama yapmışlar. Şimdi ise elektrik
kilovat saati 5 cent. Diyeceksiniz biz kullandığımız elektriğe kilovat saat başına 10
cent ödüyoruz. Bu 10 centin yarısı dağıtıma ve vergilere gidiyor. Yani ayda 200 TL
elektrik faturası ödüyorsanız, bunun yaklaşık yarısı üreticilere, diğer yarısı dağıtım
şirketlerine ve vergilere gidiyor.
Sorun oldukça ciddi. Her ne kadar BDDK’dan yapılan yazılı açıklamada, bankaların
mevcut durumunun sağlıklı olduğu yönünde vurgu yapılsa da, BDDK tarafından
takibe alınması ve karşılık ayrılması istenen miktar, sadece enerji sektörü ele alınsa
bile, sorunun küçük bir boyutunu oluşturduğu açık.
Elektrik üreticileri ve dağıtım şirketleri elektrik satış fiyatlarına yüksek zam istiyorlar.
İster hane halkı olsun, ister sanayi sektörü olsun zaten yüksek olan mevcut elektrik
fiyatları altında eziliyorlar. Geçtiğimiz son iki ay içinde doğal gaza %32 zam yapan
iktidar sadece tüketicileri değil, üreticileri de köşeye sıkıştırdı. Doğal gaz ile üretim
yapanların maliyeti arttı, zam talebi ise daha da arttı.
Bunun sürdürülebilir bir durum olmadığı ortada. Elektrik üretim ve dağıtımın
özelleştirilmesi, sadece elektrik maliyetleri hem hane halkı ve sanayi için
arttırmakla kalmadı, bankacılık sektörünü de kırılgan hale getirdi.

BAĞIMLILIK VİRÜSÜ

Dağıtım şirketlerinin özelleştirilmesi  toptan yanlış idi. Devlet elindeki elektrik santrallerini özelleştireceğine, özel sektörü güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerji üretimine yönlendirebilir, sanayi ve bilim politikalarıyla  yenilenebilir enerji konusunda Türkiye’nin  ciddi bir teknolojik atılım yapmasını sağlayabilirdi.  Enerjide hem ithalata bağımlılıktan kurtulabilir, hem de  cari açık ve enflasyonist baskıları hafifletebilirdik.

Geçtiğimiz hafta sonu Suudi Arabistan petrol üretim tesislerine yapılan saldırıların, petrol fiyatlarında  geçici bile olsa yarattığı tedirginlik, dışa  bağımlılığın sonuçlarını yansıtmak açısından önemli idi.

Dışa bağımlılıktan bahsederken, yapımı devam eden Mersin Akkuyu Nükleer Santralini de geçmemek gerekir.  Çevresel tehlikeleri kadar, bir başka konu da maliyetleri ve Rusya’ya enerji konusunda artan bağımlılık. Türkiye 2023 yılında üretime geçtikten sonra  nükleer santralde üretilecek elektriği  kilovat saati 12.35 centten alacak.  Yani önümüzdeki yıllarda elektriğe ödeyeceğimiz fatura artacak.

Halbuki Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nca, 2017’de bin megavatlık rüzgar enerjisi kapasitesi oluşturulması için açılan ve Türkiye’nin ilk Rüzgar Enerjisi Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA-1) ihalesinde, kilovat saat başına 3.48 cent fiyat  oluştu.

Kaldı ki, gerek güneş gerekse rüzgar enerjisinde elektrik üretim fiyatları giderek daha da düşüyor. Türkiye’nin çevresel tehlike oluşturmadan, yerli kaynaklara ve teknolojiye dayanarak ucuz elektrik üretmesi mümkün.

Bu bağımlılık virüsü ne biçim şeyse, 1945’ten sonra girdi ve  bu ülkede her alanda akıl ve sağduyuyu ortadan kaldırdı.

Bir Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı