Köşe Yazıları

Pir Sultan, tertemiz Türkçedir

Türk halk edebiyatının bir parçası olan Tekke edebiyatı, hem nitelik ve hem de nicelik olarak başlı başına bir büyük denizdir. Binlerce Hak âşığının yürekten süzerek dile getirdiği ürünler, hiç kuşkusuz, yüzlerce halkın edebiyatından daha zengin bir külliyata sahiptir. Üstelik bu ürünlerin büyük bir kısmı günümüze ulaşmamıştır. Daha da kötüsü, bu ürünlerin müellifleri hakkında çok az bilgiye sahibiz. Bunu kültür tarihimiz bakımından büyük bir talihsizlik saymak gerekir.

Bu büyük edebiyatı yaratanlar kimlerdir? Bu yürek dolusu mısraları söyleyen vicdan, kimin vicdanıdır? Zengin bir bilgi hazinesinin derin izlerini yansıtan bu bilinç, kimin bilincidir? Bu güçlü söyleyiş, kimin nefesidir? Kelimelere yeni anlamlarla derinlik katan bu zekâ, kimin zekâsıdır? Bağrından binlerce yaratıcı çıkaran, sayısız manzum eser üreten bu kültür rüzgârının sahipleri kimlerdir? Çok şanslı olan birkaçı dışında neredeyse hiç biri hakkında sağlıklı ve yeterli bilgiye sahip değiliz.

Peki, Pir Sultan kimdir?

Pir Sultan hakkında da çok az veri ulaşmış günümüze. Onun hakkında verilerin ilk grubu Banaz’da derlenen menkıbeler. İkincisi ona mal edilen şiirler. Sonuncusu ise Osmanlı tahrir defterlerinde Pir Sultan’ın köyü Banaz hakkında tutulan kayıtlar. Bu verilerle hayatının ancak ana hatlarını çizebiliyoruz Pir Sultan’ın. Ancak bunlar bile tartışmalı; hatta adı bile. Adı Haydar mı, yoksa Pir Sultan mı? Bu bile net değil. Annesi, babası, eşi, çocukları… Hepsi tartışmalı; net bir şey demek hiçbir babayiğidin harcı değil bugün için…

Eldeki bilgilere göre konuşursak…

16. yüzyılın başında Banaz köyünde doğdu Pir Sultan. Hayatının büyük kısmını Banaz’da geçirdi. Burada tarımla, hayvancılıkla meşgul oldu. Dede olduğu için din hizmetlerini yürüttü köyünde. Güçlü şiirler söyledi. Şiirlerinde ele aldığı konulara bakarsak hem halk ozanıydı ve hem de Hak âşığı. Okuma yazması vardı. Üç oğlu (Ali, Mehmed, Er Gaib) ve bir kızı (Senem) oldu. Safevi (Kızılbaş) Türk Devletinin propagandasını yaptı. Öyle ki; “Çeke sancağı götüre/Şah İstanbul’a otura” diyordu. Meşhur menkıbelere göre kendi yetiştirmesi olan Hızır Paşa adlı bir bürokrat tarafından idam edildi. İdam edildiğinde 16. yüzyılın sonuydu ve muhtemelen 80 yaşın üzerindeydi.

Kaynaklar çok kısıtlı, kaynaklardaki bilgiler sınırlı. Bu bilgilerin sıhhati daha başka bir açmaz. Mesela ona mal edilen şiirler. Ne kadarı onun, ne kadarı ona nispet edildi, ne kadar eklendi, ne kadar çıkarıldı bilmek zor. Esasen sadece Pir Sultan’ın kaderi değil bu. Onun gibi sayısız halk ozanının, Hak âşığının kaderi. Günümüzde ancak şiirleri ile ete kemiğe bürünen bu kahramanlar, Türk milletinin harcıdır, mayasıdır. Milleti ortak bir duygu dünyasına, ortak bir düşünüşe, ortak bir duyuşa, ortak bir inanışa, ortak ülkülere sevk eden bu gönül ehli derin kişilerdir. Milletin “derin” tabir edilenleri, belki de bu şahsiyetlerdir.

***

Peki, gerçekte Pir Sultan kimdir?

Pir Sultan, tertemiz Türkçedir. En temiz halk Türkçesi ile söyleyen, kelimeleri derinleştirip onlara yeni bir kişilik kazandıran zekâdır. “Bakmaz mısın akan suya coşkuna/Gökten inip otur gönül köşküne/Seni beni yaratanın aşkına/Ötme bülbül ötme gönül hoş değil” diyen arı duru Türkçedir. “Halimizi hal eyledik/Yolumuzu yol eyledik/Her çiçekten bal eyledik/Arıya saydılar bizi” diyen bir estetiktir. “Gözleyi gözleyi gözüm dört oldu” diyerek deyimleri yerli yerinde kullanan bir Türkçe ustasıdır. Meleğe ferişte, sahibe ıssı, tuzağa tor, hukuka töre, zehre ağu, ateşe od… diyen Türkçe bir söyleyiştir.

Pir Sultan, Türkmen duyuşudur. Türkmen’in derdi ile dertlenen bir kederdir. “Bu yıl bu dağların karı erimez/Eser bâd-ı saba yel bozuk bozuk/Türkmen kalkıp yaylasına yürümez/Bozulmuş aşiret il bozuk bozuk.” Türkmen’in bozuk giden her derdinin tasasıdır Pir Sultan. Bitecek dert değildir ondaki, çünkü Türkmen’in derdi hiç bitmez: “Derdimi üç gün üç gece/Söylesem bitmez yalınız”. Pir Sultan, “Gidi Yezit bize Kızılbaş demiş/Meğer Şah’ı sevdi dese yoludur” diyerek temelde bir Türkmen teşekkülü olan Kızılbaşlıkla övünen hatta rakiplerine meydan okuyan bir duruştur.

Pir Sultan, tertemiz bir imandır. O, Muhammed-Ali yoluna bağlı samimi bir mümindir. “Muhammed kılavuz mahşer yerinde/İslam’ın sancağın sancağın’ çeken Ali’dir” diyen bir imanın sahibidir. Onun ikrârı (sözü) tâ Elest Bezminde verilmiştir. “Bizim ikrârımız Kalûbeli’den/Eldedir etekte bu ellerimiz.” İniltisi-derdi, mekânı-yurdu, meşrebi-virdi Muhammed ile Ali’dir. O, arıttığı, pak ettiği gönül sarayından içeri girmiş ve orada Muhammed ile Ali’yi görmüştür. Haram olduğu için, kendisine ikram edilen yemekleri yemeyen ve köpeklerine de yedirmeyen bir temizliktir Pir Sultan. Onun için inanç, bir arınma, temizlenme vesilesidir. Çünkü ona göre; “Mevlam çün yarattı Ahmed’i nurdan/İnsan olan gelir nura çevrilir.”

Pir Sultan, ödünsüz bir duruştur. İçinde “Şah” kelimesinin geçmediği üç şiir söylemektense idamı göze alan bir kararlılıktır. Hz. Muhammed’e, Hz. Ali’ye, On İki İmam’a candan bir bağlılıktır. “Hazreti Ali’nin devri yürüye/Ali kim olduğu bilinmelidir/Alay alay gelen gaziler ile/İmamların öcü alınmalıdır” diyen bir mücadele ruhudur. “Ali’nin uğruna serden geçen” bir çeriliktir. Çünkü hak bildiği değerler uğrunda ölmek onun için bahtiyarlıktır. “Pir Sultan’ım bir gün gider/Er olan ikrarın güder/Ceset bunda seyran eder/Çün Hakk’a ulaştı gönül.”

Pir Sultan, ölümsüz bir gelenektir. Kendisinden sonra nice ozana, nice âşığa, nice şaire ilham veren bir sürekliliktir. Önemli olan Pir Sultan’ın cismi değil, canıdır, ruhudur. Pir Sultan’ı bugüne taşıyan, adını ölümsüz kılan özelliği de tam olarak budur.

 

İleri Okumalar İçin Seçilmiş Kaynakça

Aksüt, Hamza. Belgelerle Pir Sultan, Ankara, Yurt Kitap Yayın, 2014.

Anadol, Cemal. Pir Sultan Abdal, İstanbul, Beyaz Balina Yayınları, 2001.

Aslanoğlu, İbrahim. Pir Sultan Abdallar, 1. Baskı, İstanbul: Can Yayınları, 1997.

Avcı, Ali Haydar. Osmanlı Gizli Tarihinde Pir Sultan Abdal ve Bütün Deyişleri, İstanbul, Lâ Yayın, 2016.

Bezirci, Asım. Pir Sultan, İstanbul, Evrensel Basım Yayın, 1994.

(Ergun), Sadettin Nüzhet. XVII’nci Asır Saz Şairlerinden Pir Sultan Abdal, İstanbul, Evkaf Matbaası, 1929.

Gölpınarlı, Abdülbaki – Boratav, Pertev Naili. “Pir Sultan Abdal”, Derin Yay., İstanbul 2010.

Öztelli, Cahit. Pir Sultan Abdal, Yaşamı ve Bütün Şiirleri, İstanbul: Özgür Yayın Dağıtım, 1985.

Dipçe: Bu yazı, ilk defa Milli Mecmua’da yayımlanmıştır.

Etiketler

3 Yorum

  1. Ali Rıza Hocam,
    Yazılarınızı Veryansın TV’de yayınlandığı günden beri soluksuz takip ediyorum. Aklımdaki bir çok soruya, çok önemli yanıtlar buluyorum yazılarınızda. Öylesine çok sevdiğim, Yüce atamız Pir Sultan Abdal’ı işlediğiniz için ne kadar teşekkür etsem azdır. Pir Sultan Abdal’ın yüceliğini ve hikmetini size nasıl tarif edeyim. Benim gibi Sünni bir ailede doğmuş, alevi inanışını hiç tanımayan hayatında türkü bile dinlememiş, Sünni bir yaşam tarzı ile yaşayan bir adamı, Pir Sultan Abdal aradan geçen 500 yıl sonra bir gün bir dörtlükle yüreğinin ta orta yerinden yakalar da o günden sonra o kişinin yaşamını tamamen değiştirir. Ben gönlümün özünü Pir Sultan Abdal’da onun dörtlüklerinde ve sonrasında da artık araştırarak bilgilenmeye çalıştığım kızılbaşlıkta buldum. Bana sorarsanız bu kaynaktan beslenmeyen bir Türk’ün ruhu solar, ruhum Pir Sultan’dan sonra aydınlandı. O kaynağı, o membağı buldu. Çok yaşa Yüce Pirim çok yaşa!

  2. Çok teşekkürler, kelime kelime okuyup istifade ettiğim bir çalışma oldu. Emeklerinize sağlık.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı