Gündem

Psikiyatr Dr. Arslanoğlu yazdı: Kılıçdaroğlu Seyit Rıza’nın ruh ikizidir!

Psikaytr Dr. yazar Kaan Arslanoğlu Kemal Kılıçdaroğlu'nun değişik tarihlerde yaptığı konuşmaları derleyerek psikolojik durumu hakkında değerlendirmelerde bulundu. Arslanoğlu, 'Kılıçdaroğlu ile birlikte Seyit Rıza zihniyeti CHP yönetimini ele geçirdi' iddiasında bulundu.

“PKK vahşetinin 100 bin can aldığı bir ülkede, HDP’liler Seyit Rıza heykeli dikiyorsa, bu tabii ki yalnızca kültürel bir girişim değildir. HDP zihniyetinin ele geçirdiği CHP’nin ona sahip çıkması rastlantı değildir. Tehlikeli bir kışkırtmadır. Siyasi anlamda Tunceli’ye durmadan ‘Dersim’ demek Cumhuriyet’e meydan okumadır.” diyen Psikiyatr Dr. Kaan Arslanoğlu, Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Başkanı olmadan kısa bir süre önce FETÖ yayın organı Aksiyom dergisine konuşmasından pasajlar aktaran bir yazı yazdı.

Bugünkü Aydınlık gazetesinde yayınlanan Kaan Arslanoğlu’nun yazısından bazı bölümler şöyle:

“2010’da HDP’li belediye Tunceli’de Seyit Rıza heykeli dikiyor, meydana Seyit Rıza Meydanı adı veriliyor. Bunu niye yaptınız sorusunu ‘Türkiye’deki demokrasiyi test etmek için’ diye yanıtlıyorlar. Test gayet pozitif sonuç veriyor. Polisin suç duyurusunu savcılık ‘Suç unsuru yoktur.’ diye reddediyor. Devir Oslo görüşmeleri, açılım devridir, AKP son derece demokrattır, özgürlükler bayıltacak kadar geniştir.  

“HDP’nin diktiği heykele CHP’liler onlar kadar sahip çıkıyor. CHP milletvekilleri o heykelin kaldırılması tekliflerine AKP’lilerle birlikte karşı çıkıyorlar. Orada Seyit Rıza’yı anma toplantıları düzenliyorlar. Bugünkü can dostları İYİ Partililer ateş püskürüyor!

“Tayyip Erdoğan Kasım 2011’de Dersim’de devletin katliam yaptığını belgeler göstererek ilan ediyor, devlet adına özür diliyor. CHP’yi de özür dilemeye çağırıyor. CHP açık bir özür dilemiyor, ama özür dilemekten çok daha ötesine geçiyor: Kılıçdaroğlu ile birlikte Seyit Rıza zihniyeti CHP yönetimini ele geçiriyor!

SÜREKLİ ‘GÖREVLİ’!

Tekrar eskiye dönüp devam edelim. Bianet’in 18 Mayıs 2010 tarihli haberinde, Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Başkanı seçilmesinden bir hafta önce Aksiyon dergisine verdiği geniş röportajın özeti yer alıyor. ‘Eşkiya Torunu Bir Lider Adayı’ başlığı altında sürmanşet: ‘Dersimli Kureyşanlı Aşireti’nden gelen, büyük büyük dedesi Osmanlı’da eşkiyalık yapmış, AKP’li rakiplerini açıkladığı dosyalarla istifa etmek zorunda bırakan Kılıçdaroğlu Deniz Baykal’dan çok farklı bir portre çiziyor.’ ‘Kureyşanlılar’ adının özel vurgulanması da Dersim İsyanı’na bir göndermedir, arada saptayalım. (…)

“O dönem saldırganlığının zirvesindeki FETÖ’nün önde gelen dergisi acaba neden CHP Genel Başkan Adayı’yla bu kadar sempatik bir röportaj yapıyor, adeta muhalif bir yayın gibi uzun uzun Kılıçdaroğlu’nun dosyalar açıklayarak istifa ettirdiği AKP’li yetkililerden bahsediyor? Son derece tuhaf!

“Sizde de dedelik var mı?’ sorusuna, ‘Ailede var, ama ben bu işi yapmıyorum’ diye cevap veriyor Kılıçdaroğlu.

“Yine çok ilginç bir cümle: ‘Hayatımda hiçbir göreve talip olmadım, görevler bana geldi.’ Bu sözü istediğiniz gibi yorumlayabilir, örneğin şöyle diyebilirsiniz: Kılıçdaroğlu’nun hiçbir zaman bir ideolojisi, öz misyonu olmamış, onu sürekli bir şeylerle görevlendirmişler. Bu büyük ölçüde doğrudur, ancak başka bir şeye dikkat çekmek isterim. Bu duruş ve bu cümle bire bir Seyit Rıza duruşudur, Seyit Rıza söylemidir. “

HEYKEL SADECE HEYKEL DEĞİLDİR

“Ya AKP elindeki bunca imkânla Menemen katili Derviş Mehmet’in heykelini dikseydi? Şükür ki böyle bir şeye hiç yeltenmediler. Ancak Menemen anma etkinliklerine zaman zaman katılmayışları büyük öfke yaratıyor muhalefette. Bülent Arınç’ın o adamın torunu olduğu yönündeki iddialar bir yığın küfürle birlikte sık dillendiriliyor. Bülent Arınç bunu kaç defa yalanlasa, Menemen faillerini lanetlese de söylenti üstüne yapışmış halde. Meczup işi bu tuhaf provokasyonun tam bir sapkınlık olduğu açık. Nakşibendi bağlantılarına rağmen AKP olayı sahiplenmiyor. Tayyip Erdoğan’ın üstatlarından Necip Fazıl’ın bile Menemen sapıklarını nefretle andığı biliniyor.

“Peki ya AKP Şeyh Sait’i sahiplenseydi? Heykelini dikseydi? Mart 2017’de referandum oylaması sırasında AKP Diyarbakır teşkilatı bir caddeye Seyh Sait adına evet oyu isteyen bir pankart astı. Kıyamet koptu. HDP pankartı destekledi, bugün Millet Cephesi’nde yer alan ‘Yetmez Ama Evetçiler’in içi yağ bağladı. Fakat AKP olayı üstlenmedi. ‘Tek bir partilinin astığı tek bir pankarttır, partimizi ve il örgütünü bağlamaz’ diye demeç üstüne demeç verdiler. Ya onlar da HDP’liler gibi ‘Evet, yaptık, Seyit Rıza’nın Heykeli Tunceli merkeze dikilirken, bir pankartı bize çok mu gördünüz?’ deselerdi!

Hiçbir heykel, hiçbir meydan ismi sadece heykel değildir, sadece kültürel zenginlik değildir. Arkasını önünü düşünmek gerekir.

“Ne diyeceklerini adım gibi biliyorum: Derviş Mehmet ile Seyit Rıza’yı bir mi tutuyorsun? Bir tutmuyorum. Şeyh Sait ile Derviş Mehmet’i de bir tutmuyorum. Derviş Mehmet çılgın bir psikopattı, kötülerin içinde Şeyh Sait kişi olarak Derviş Mehmet’ten daha iyi bir karakter olabilir. Fakat büyük oynadı ve daha büyük tahribat yaptı, çok daha fazla insanın ölümüne yol açtı. Evrensel hukuk açısından ikisinin arasında fark yok. Hatta Şeyh Sait daha fazla yıkıma yol açtığından daha fazla cezayı hak eder. Her isyan edip ölümlere yol açan bunun hukuki sorumluluğunu üstlenmek zorundadır. Tıpkı bizim 68 ve 78 kuşağının üstlendiği gibi. ‘Biz isyan ettik, ama devlet de hoş görsün”’ demedik. Gerçi sonradan iş cıvıdı, tamamen buna döndü. O isyanın haklılığı ve haksızlığı ayrı bir konudur ve haklı olan isyandaki haklılığını sonuna dek savunmalıdır.

“Seyit Rıza’nın ötekilerden farkı ne? Bize, solculara daha yakın gelmesi mi?

“(…)Hiçbir şey zulme uğrayanların başkalarına zulmetmesini haklı çıkarmaz. Şeriat istemeyenler kendi bölgelerinde başka tür bir şeriat hâkim kılmışsa burada ciddi sorun var demektir. Gelen memurlar neden sürekli taciz ve tehdit edildi? Cumhuriyet hukuku o çok geniş coğrafyaya neden sokulmadı? Neden feodal bir hukukla, mahkemesiz infazlarla birçok ile hükmetmeye kalkıldı? Alışkanlık haline gelmiş soygunlar neden durdurulmadı? Çocuklar okullardan neden mahrum edildi? Hangi devlet daha kaç yıl göz yumacaktı bu kargaşaya?

Halk kahramanı saymak için daha fazla nitelikler gerekir. Bir kere niye isyan etmiş, davası neymiş diye sormamız gerekmez mi? “

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı