Putin Rusya’ya ‘küresel güç statüsü’ kazandırmak istiyor

featured
service

Nejat Eslen yazdı…

Sovyetler Birliği’nin dağılmasını izleyen ve bütün küresel dengeler değiştiği için bu çöküşü “Yirminci yüzyılın en büyük jeopolitik felaketi’’ olarak tanımlayan Putin, Soğuk Savaş bittikten sonra ABD’nin NATO’yu sürekli doğuya doğru genişletmesini, Rusya’nın güvenliğine karşı en ciddi tehdit olarak tanımladı ve güvenlik stratejisini buna göre planladı.

Putin’in Rusya jeostratejisinin üç ana hedefe yöneldiğini ifade etmemiz mümkündür;

-ABD liderliğinde NATO’nun kendi sınırlarına doğru genişlemesini, NATO ile Rusya arasındaki güvenli tampon bölgenin sona erdirilmesini, Rusya’ya komşu ülkelere NATO birliklerinin ve silah sistemlerinin yerleştirilmesini önlemek; yakın coğrafi çevresinde jeopolitik nüfuzunu geliştirmek;

-ABD’nin tek yanlı dayatmalarına mani olmak, çok kutuplu dünya düzeninin kurulmasına katkı sağlamak;

-Rusya’ya yeniden “küresel güç statüsü” kazandırmak.

Bu amaçları gerçekleştirmek için Rusya, Gürcistan’a müdahale etmiş, Kırım’ı ilhak etmiş, Ukrayna’da Donbas bölgesindeki ayrılıkçılara destek vermiş, Karabağ savaşında etkili olmuş ve en son Kazakistan’daki kalkışmayı bastırmıştır. Bütün bunlara Rusya’nın Suriye ve Libya’daki etkinlikleri de eklenebilir.

Renkli devrimlerle Ukrayna’da Atlantik yanlısı yönetimleri iş başına getirmeye çalışan ABD’nin amacı Ukrayna’yı NATO üyesi yaparak bu bölgede Rusya ile doğrudan komşu olmak, Rusya’ya karşı uyguladığı çevreleme stratejisini güçlendirmek, Karadeniz havzasında Rusya’yı sıkıştırmaktır.

Ukrayna krizinde Rusya NATO’yu, Ukrayna ise Rusya’yı tehdit olarak tanımlamaktadır.

Ukrayna krizi sürecinde Putin, önce, bu ülkenin sınırına askeri güç yığmış, daha sonra güvenlik garantilerini kapsayan bir anlaşma metnini Biden’in önüne koymuştur.

Putin bu anlaşma metni ile Biden’dan NATO’yu daha fazla genişletmeyeceğine, Ukrayna’yı üye yapmayacağına, Rusya’ya komşu ülkelere silah sistemleri yerleştirmeyeceğine dair garanti vermesini istemektedir.

Putin’in askeri güç ile diplomasiyi birlikte kullanmayı kapsayan bu hamlesi, Atlantik yapısının dengesini bozmuş, ABD’nin ve NATO’nun bu garanti anlaşmasını tartışmak için Rusya ile masaya oturmasını sağlamıştır. Putin, bu hamlesiyle ABD’ye “Ukrayna benim kırmızı çizgimdir, gerekirse Ukrayna için savaşırım, savaş istemiyorsan güvenlik garantisi anlaşmasında uzlaşalım” mesajı vermiştir.

Bu gelişme ile Rusya’nın bu krizde, “küresel güç etkinliğine” eriştiği kanıtlanmıştır.

Küresel güç mücadelesi içindeki üç gücün, ABD, Çin ve Rusya’nın jeopolitik amaçları farklıdır.

ABD, küresel liderliğini korumayı, Çin ise küresel liderliğe yükselmeyi amaçlamaktadır.

Ekonomik ve demografik kısıtlamaları nedeni ile küresel liderliğe yükselme imkanı olmayan, Avrasya’nın kıtasal gücü Rusya, küresel etkinlikler ortaya koyabilmektedir. Rusya’nın jeopolitik amacı, “küresel liderlik” değil; dünya sahnesinde “küresel güç statüsü” ve bu statünün itibarını kazanmaktır.

Bir başka ifade ile bu, Putin’in, Atlantik bloğuna “Dünya meselelerinde beni de hesaba katmak zorundasınız” mesajı vermesi anlamına gelmektedir.

Birleşmiş Milletlerdeki veto gücü, silahlı kuvvetleri, nükleer kapasitesi, sahip olduğu doğal kaynaklar ve geniş coğrafyası ile Rusya zaten “küresel etkiler yapma” yeteneğine sahiptir.

SON SÖZ:

ABD’nin liderliğini yaptığı otuz üyeli NATO’nun karşısına tek başına dikilebilen Rusya, küresel etkisini kanıtlamıştır.

ABD karşısında Çin ile her alanda işbirliğini geliştiren Rusya, iki kutuplu düzene dönüşen dünyada, bu nedenle de küresel etkinliğini artırmaktadır…

Putin Rusya’ya ‘küresel güç statüsü’ kazandırmak istiyor

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!