Sağlık Bakanlığı ‘ithal kan ürünleri pazarı’nın neresinde?

featured
service

Türkiye Cumhuriyeti’nde modern anlamda kan ve ürünlerinin Türk halkına, hastasına, askerine temini Türk Kızılay Derneği ile başlatılmış. Türkiye Kızılay Derneği’ne Kızılay adını veren Atatürk’tür. Osmanlı’nın son dönemlerinden Cumhuriyet’in ilk dönemlere kadar olan süreçte kurum temel amacını, savaş alanında hastalanan ve yaralanan askerlere ayırım gözetmeksizin yardım etmek olarak belirlemiş.

Dünya’da İkinci Dünya Savaşı sonrasında kanın ve kan ürünlerinin ekonomik bir karşılığının olduğunun anlaşılmasıyla sağlık tekelleri, bu alana hâkim olmaya aynı zamanda sektörü geliştirmeye çalıştılar. Türkiye’de kan ve kan ürünlerinin bir ederi olduğunun anlaşılması “Sağlıkta Değişim Süreci”nin başlamasıyla hız kazanmış durumda.

Türk Kızılay’ı Türkiye Cumhuriyeti için stratejik önemi olan bir kurum. Özellikle savaş ve felaket durumlarında Türk toplumunun sağlığının idamesinde stratejik önemi olan bir kurum. Bu aslında tüm ülkeler için geçerli; bir ulusun Kan Bankası’nın uluslararası tekellerin eline geçmesi, cephaneliğinin düşmana geçmesi kadar önemli. Gözümüz gibi koruyacağımız, evladımız gibi sarmalayacağımız ve destekleyeceğimiz bir kurum. Türk Kızılay’ı yönetiminden gelen  sansasyonel haberler Türk toplumunun hassasiyet noktası…

Türk Kızılay’ı önemli bir bilimsel gelişmeyi 2007-2008 yıllarında başardı. Kızılay, bir atılım yaparak tam kandan, değerli ve sağlık için zorunlu alt ürünler üretmeyi, aynı zamanda kanla geçen hastalıkları engellemek için denetimi sağladı. Biz bunları Eritrosit Süspansiyonu, Taze Plazma, Trombosit süspansiyonu vs olarak biliyoruz. Bu değerli ürünler doğal kaynağımız kanın işlenme potansiyelinin sadece ve sadece ilk evresi.

Dünyada gelişmiş sağlık teknolojisine sahip ülkeler kandan çok değerli sağlık için elzem ürünler üretmekte. Bunlara Albumin Süspansiyonu, bir takım pıhtılaşma faktörleri, bazı antikorlar vs dahil.

Bu ürünlerin ticari karşılığını bilen Avrupalı ve Asyalı birçok devlet bu ürünleri üretiyor ve satıyor. Biz Türkiye olarak bu tür ürünlerin tamamını ithal ediyoruz. TEB’e (Türk Eczacılar Birliği) göre bu ürünlerin ithalinin 5 Milyarlık bir piyasa karşılığı var. Şimdiye kadar ithal edilen bu ürünlerin satışı Yüksek Sağlık Şurasının kararlarıyla ve TEB’in düzenlemesiyle, tüm eczaneler arasında kurulan sıralı ve eşit dağıtım sistemiyle temin ve ulaşım sistemiyle çözülmekte idi. TEB’in bu sistemden bir kazancı da elbette mevzubahis.

Türk Kan Piyasasını ele geçirmek başta ABD olmak üzere aslında bütün uluslararası sağlık tekellerinin amacı. Defalarca girişimde de bulunulmuş ancak Türk Kızılay Yönetiminde bulunan ismi meçhul birçok vatanseverin direnciyle işgal başarılamamış.

Ancak üretemediğimiz bir alan olan yukarıda bahsettiğim tamamı ithal albümin, pıhtılaşma faktörleri, antikorlar vs alanındaki açığımızın birtakım tekellerin iştahını kabartmakta. İthal sürecinden TEB bertaraf edilmeye çalışılmakta. Süreç her zaman ki gibi Sağlık Bakanlığı’nın (SB) kaynağı meçhul projeleriyle başlatılmış. SB’ı bu ürünlerin Türkiye’de üretilmesini amaçlayan bir projeye PLAZMA FRAKSİYONU PROJESİ ismini vermiş. İhale açılmış ve 2017 yılında proje iş adamı Ethem Sancak’ın yeğeni olduğu belirtilen Murat Sancak’a ait MAXICELLS firmasına verilmiş. Her zamanki gibi proje destekleri, muhtemel Silivri’de yer tahsisleri; alım garantisi vs vs…

Ancak firma bu iki yıl içinde Türkiye’de üretim adına tek bir çivi çakmamış ve bu ürünlerin tek yetkili ithalatçısı ve satıcısı olmak üzere girişimlerine başlamış. Yabancı kan ürünü firmalarının ülkemizdeki yerli temsilcilerinin ilaç ruhsatlarına sahip olmak için girişimlerini hızlandırmış. Bu tekelleşme, hem uluslararası firmaların hem de TEB’in zoruna gitmiş olacak ki iki yıl boyunca susan muhalifler bugün konuşmaya başlamış.

Peki Kızılay bu işin neresinde? İçeriden göremediğimiz için dışarıdan göründüğü kadarıyla hiçbir yerinde! Ancak tek bir açıklamasının olmaması enteresan.

Gelelim bu ürünler nereden alınacak sorusuna! Öyle ya üretilmediğine göre bir yerden alınacak. Meselenin diğer boyutu da bu. Avrasya açılımının bir parçası bu olabilir mi? Bilemiyoruz!

Son söz Sağlık Bakanlığı’na. Bir ülkenin Sağlık Bakanlığı üretmeyip, üretim adına yapılan girişimleri denetlemeyip İthal Ürünler Bakanlığı gibi çalışırsa bu sonuç kaçınılmaz. Sağlık Bakanlığı bu işin neresinde bilemem! Onu ancak Allah bilir!

Sağlık Bakanlığı ‘ithal kan ürünleri pazarı’nın neresinde?

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

1 Yorum

  1. Son yıllarda savunma sanayi alanında yapılan girişimlerin benzerlerinin mutlaka ama mutlaka sağlık alanında da yapılması gerekiyor, yıllık 5 milyar dolarlık ilaç ithal ediyor bu ülke, binlerce eczacı, kimyager çıkıyor bu ülkenin üniversitelerinden ama ortada doğru dürüst bir yatırım yok, kayda değer yatırım yok.

    Cevapla
Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!