Köşe Yazıları

Soner Yalçın kimin kavalı?

Soner Yalçın bugünkü yazısında iyi Sorosçular – kötü Sorosçular ayrımı yapıyor.

Can Paker ve ekibini hakiki FETÖ’cü Sorosçular, Kavala ve ekibini insan haklarından yana ‘mazbut’ Sorosçular safına koyuyor.

Yani Sorosçular Kavala’nın sahibi olduğu Cezayir Lokantası’nda toplanmış ve liberaller bu toplantıda iki büyük hizbe ayrılmışmış. Bu toplantıdan sonra Kavalacı liberaller FETÖ’nün kumpas davalarına karşı çıkmaya başlamışmış, bu yüzden Kavala iyi huylu Soroşcuymuşmuş.

Böylelikle İmamoğlu’nun propaganda makinesine Oda Tv’yi peşin peşin neden lokomotif yapıverip teslim ettiği de ‘açıklığa’ kavuşuyor. Milletin .mına koyan Cengiz Holding’e yaptığı paralı reklamlar başını döndürmüş olmalı.

Hukuku savunmak başka şeydir, Kavala’yı savunmak başka şey. Bir hukuk skandalı yaşandığı açıktır. Müebbet isteyip beraat veren mahkemelerin trajik hali hukuku karikatürleştiriyor.

İnsan, hiç değilse diyor, en azından hukukunu kurtarabilmek için, kılıfına uydurabilseler, yardım yataklık neyse beş-on yıl verip sonra yattığı süre infazına sayıp ne şiş yansın ne kebapla pekala hukukun açıkta kalan .ötü kurtarılabilir…

Ve bu hukuk skandallarının mağdurlarını da adları sanları ne olursa olsun mutlaka savunabilmeliyiz, bu başka, ancak bu hukuk skandalının mağdurunu ‘mazlum’ mertebesine çıkartmak, sonra bu ‘mazlum’dan bir kahraman yaratmak, bu da başka bir aydın ‘skandalı’.

Sanki birileri düne kadar eleştirdikleri, yanaşamadıkları ya da dönemin havasıyla düşman kesildikleri ‘kesimleri’ bu hukuk skandallarını, mağduriyetini fırsat kolluyor.

Kavala gibilerden bir kahraman yaratıp, tapınmak barışmak uzlaşmak affetmek, maşeri vicdanda temize çekmek için bir telaşa gayrete düşüyorlar. Örnek mi, Cumhuriyet ve Odatv ve Sözcü yazarları ve işte bugünkü yazısıyla Soner Yalçın bey, nihayet tüyünü dikip, Soros’un bayrağını çekiverdi.

Soner Yalçın, Kavala’yı ‘temizleme’ işini sana mı verdiler?

Yoksa sen Kavala ve liberallerle barışmak için bir fırsat mı kolluyordun?

On yılı aşkın süre Odatv’de yazmış biri olarak, fırsat kolladığını iddia ediyorum.

Dönemin havasına göre fırfır döndüğünü döndürüldüğünüzü, Sözcü, Cumhuriyet Odatv, onlarca yazar arkadaşınızla asli orjin tıynetinize dönmeye karar verdiğinizi iddia ediyorum.

Şimdi, Nasreddin Hoca’nın üstüne işediği salatalıklar gibi, ‘ona değdi buna değmedi’ diye Soner Yalçın, dün üzerine işediği liberalleri bugün ‘ayıklayıp’ afiyetle yemeye başlamış, hayırdır?

Liberaller katıksız Cumhuriyet ve Atatürk düşmanıdır.

Dost-düşman ayrımı ve öncelik sıralamasında liberallere göre Kemalistler, PKK’dan IŞİD’den FETÖ’den ‘daha tehlikelidir’.

Liberallere göre Mustafa Kemal faşizmin adıdır, Hitler ve Franco’dan farkı yoktur, İslamcı işbirlikçilerine göre de ‘şeytan’ ‘deccal’dır.

Cumhuriyet düşmanlığının zirve yaptığı 2010, 2011, 2012 yıllarında liberallerin Atatürk düşmanlığı FETÖ’cü ve İslamcılarla en büyük ortaklık ve ‘dayanıklık’ noktasıdır.

Cumhuriyet’e düşman liberaller FETÖ ve PKK’ya sarılıyor ve Atatürk’le alay ediyorlardı.

Evet, FETÖ kumpasları öyle ayyuka çıktı ki, liberallerden birkaç kişi FETÖ davalarını artık savunamayacak hale geldiler, ama FETÖ siyasetini bulundukları yerlerde halen canla başla sürdürüyorlar. PKK destekleri de hızını hiç kaybetmedi.

15 Temmuz hain darbesinin bir anlamı da sağ-sol liberallerin çöküşünün tarihidir.

15 Temmuz kıyametleri oldu. 15 Temmuz sonrası sol liberaller T24 sitesinde, sağ liberaller Karar Gazetesi’nde yeniden toplaştılar, açın okuyun işte, şirretliklerinden zerre bir adım geri atmış değiller.

Yani ‘kefaretlerini’ ödemiş hiç değiller, sağolun, Soner Yalçın gibiler vasıtasıyla aklanıp paklanıyorlar!

T24 ve Karar Gazetesi’ne -yerleşmiş sağlı sollu liberaller peki neden özeleştiriye, kefarete hiç yanaşmıyorlar? Şundan, çünkü hâlâ bir umutları var, her iki kanat da yeni sığınak bulmuşlar: Yeni CHP.

İşte bu Yeni CHP, sağ-sol liberallerle, Sözcü, Odatv yazar ve haberleriyle sizin de ‘toplaştığınız’ yer.

Dönün 2010’lu yıllara, Cumhuriyet’in yıkılışından çok memnun halleri vardı. Ekranlarda tutuklu generallerle dalga geçiyorlar, karpuz kesiyorlardı. Mesela bugün Taha Akyol ‘delil olmadan hukuk karar veremez’ diyor, doğru, ancak İlker Başbuğ’a 250 yıl ceza verildiği gün, o gün, delil olmadan bu cezanın verilebileceğine hukukçu kimliğiyle kalıbını basıyordu! Soner Yalçın, Taha Akyol, dönemine göre ‘hukuk’ hiç olmaz.

Oysa, her büyük savaş, her büyük tarihi olay, aydınları fikirleri sarsar, değiştirir, sonuçları konuşulur, özeleştiri, eksiklikler, yanlışlar, günahlar itiraf edilir. Neden, insanlığın ve fikrin selameti için, yepyeni bir ‘başlangıç için’.

Ancak tam tersi, hesaptan-hesaplaşmadan kaçan bu libareller nasıl oluyor da her yeni dönemde ‘baskın ses’ olmayı sürdürüyor ve ittifak alanlarına Odatv ve Soner Yalçın’ı Cumhuriyet Gazetesi’ni vs. dahi katacak kadar ilerleyebiliyorlar?

Henüz ‘şok’u atlatamadığınıza mı verelim!?

Benim aptal kardeşlerim, şoku bir atlatabilseniz, göreceğiniz ilk manzara, oyunun kurallarının çoktan değiştiği.

Yani artık yok öyle yağma, yok öyle hem yirmibeş kuruş hem şoför mahallinde oturmak. Liberaller artık şoför mahallinde oturmuyor, oturamayacak, itiraf etmedikleri ihanetleriyle yüzleşmedikleri sürece ‘aydın’ ‘insan’ yerine hiç konulmayacak.

Mesela Soner Yalçın liberallerin ihanetleriyle yüzleşmemelerini sorgulamıyor, bu yüzleşmemenin hesabını sormuyor, tam tersine, liberallerin insan içine çıkamayacak yüzlerine, yeni bir yüz oluyor ve onların yerine kendini şoför mahallinde-merkezde oturmuş mu hissediyor!

Benim para düşkünü kardeşlerim, uyanın, oyunun kuralları değişti, hem dünyadaki küreselcilik-neoliberalizm yıkıldı ve etkili sivil kurumlarının kumpasları çöktü rezil oluverdi ve Türkiye ayakları afişe olup, yapayalnız kaldılar hem de felsefi dayanakları tuzla buz oldu.

Oyunun kuralları değişti ve FETÖ’cü ve PKK’lı trollerin kendilerine dönemin havasından destek verip pişpişledikleri de ortaya çıktı. Cezayir Lokantası’nda nihayet başbaşa kaldılar, FETÖ’cü PKK’lı troller çekilince sitelerinde okunma izlenme oranları gülünçlük düzeyine düştü.

Çünkü büyük kumarda bütün peylerini FETÖ ve PKK’ya sürmüşlerdi, kaybettiler dostum. İmamoğlu’na rüzgar verip FETÖ ve PKK’ya yeniden pey sürmelerine el ayak olmanız da üç-dört ayını doldurmadan dağılıverdi, İmamoğlu fırını üstünde aynı kumarhane çalışmaz, dostum.

Liberallerin tek kariyer planları ekranlar, ellerinden gitti. İki, ideolojik troller PKK ve FETÖ’cüleri ‘kalabalık’ ‘millet’ ‘halk’ sanmaları, ellerinde patladı. Artık parçası olacakları bir ortaklık bulmaları imkansız, sizlerin gayretlerinden başka…

Ancak bugünlerde, İmamoğlu’yla birlikte, şimdi, yavaş yavaş el altından faşist-ulusalcı-ırkçı yaftası (ideolojik etiketi) yapıştırdıkları Cumhuriyet, Sözcü ve Odatv ile gizlice işbirliği-uzlaşma sinyalleri görüyoruz, işte Kavala’nın mahkumiyeti mağduriyetini birlikte bayraklaştırarak, bu geç kalmış ‘kucaklaşma’ pekala sağlanabilir mi, yürü aslanım, kim tutar sizi dostum!

Liberaller kendileri dışındakileri ‘dinlemekten’ hiç haz etmezler!

Sessizlikleri histeri halleridir, niye bir özeleştiri vermezler? Hatalar, eksiklikler söylenmese bugünden sonra yazıp çizdikleri mesnetsiz kalmaz mı?

Özeleştiri kendine dürüst insanların işidir.

İçine düştükleri hepsini körleştiren bu büyük felaketleri, hüsranları, tarihsel yanılgıları tek tek sayıp söylemedikleri sürece, değil aydın, insan sınıfına girebilmeleri mümkün mü?

Aydınların yükümlülük-sorumlulukları vardır, entellektüel namus bunu gerektirir. Bir köpek salyalı sümüklü mehdinin peşinden sürüklenip Atatürk’le alay edip Cumhuriyet’i parçalamak ne demek! Daha ağır bir aptallık delilik insanlık suçu olabilir mi?

Liberallerin kafasında bize karşı duydukları nefret dışında bir Türkiye yok, nefretleri dışında, insanlık, bizler ve Cumhuriyet düşüncesi hiç yok.

Özal’dan beri iktidar torpili ve maaşıyla ekranlara baş köşelere kurulup kendilerini ‘merkez’ sanıyorlardı, artık sen de öğren Soner Yalçın, böyle bir merkez hiç yok.

Bir ‘merkez’ olabilmesi için önce toprak bütünlüğü, sonra Cumhuriyet değerleri en baş mesele olmalı. Cumhuriyet, Sözcü, Odatv, sayenizde Veryansın TV dışında ‘merkez’ kalmadı.

Bir zamanlar 60’lı 70’li yıllarda dünya Fransız entellektüelleri konuşurken, Fransız aydınlar dünyada ‘moda’ olmuşken de, aynıydı. Karşılarına çıkan her şeyi ‘faşist’likle damgalıyorlardı ama hiç biri elli uzun yıl kalkıp bir gün bir cümle Stalin’i eleştiremedi. Hâlâ T24 ve Karar’da mevzilenen sağ-sol liberaller dil ucuyla olsun bir kaç cümle FETÖ’yü PKK’yı eleştirebilmiş değil, sen neyin tezgahındasın Soner Yalçın?

Şimdi kalkmış Kavala’yı şirinleştirmeye çalışıyorsun, haklısın, parayı bulanlar başka bir sınıf, aynı sosyal sınıftır, er-geç kucaklaşacakları tarihin diyalektiğin yasası, hiç şaşırmıyoruz Soner Bey.

Merkezde bir yazar olmak istiyorsan, istiyorlarsa bir dönemin kötülüklerini ihanetleri tek tek itiraflarına-hesaplaşmalarına yardımcı olacak sert sorular sorabilmelisin, onları okşayarak, kol kanat gererek değil.

Savaşı ve düşmanlığı hiç kimse istemez, aydınlar asla, ancak, bu ülkeye bir savaş açtılar ve bizler savaşın felaketlerini kurumlarımıza iliklerimize kadar yaşadık. Şimdi bize düşen, bu savaşın nimetlerine (tecrübelerine) saygı göstermek. Nedir savaşın sonuçları: Herkes tıyneti namusuyla bok gibi suyun yüzüne vurdu.

İşte bu bok manzara bu ülkenin ve hepimizin ‘kazancıdır’.

Aksine bu ihanetin baş aktörlerini mazlum mağdur kisvesine sarmak için neden pek acelecisiniz.

Savaş, bir ulusun kimliğini, aydınların kimliğini, ülkenin ruhunu, insanların ruhunu anlayabilmemiz için hepimize büyük imkanlar sunar. Kimse, bu Cumhuriyet’e ve Atatürk’e karşı bu savaş hiç olmamış gibi yazıp-çizemez, konuşamaz, ahkam kesemez!

Soner Yalçın, Enver Altaylı’nın CHP’li uzantılarına tek satır değinmeyişiniz, Cengiz Holding’e paralı reklamınız, anladığımız artık tıynetiniz kalmamış.

Anladık ama, liberallerin üst kimliği tek kimliği olmuş ‘küstah rahatlık’ bakıyorum yeni ittifaklarınıza uygun parıltılı havalı pek yakışır bir üniformanız oluvermiş.

Evet, yargının kararları skandal, karikatür, ancak, yargının bu çok utandırıcı kararları, kendi hukuklarını, kendi fikirlerini sorgulamayana zerre hiç yanaşmayan sizleri, hiç haklı çıkartmaz.

Savaşın bir sonucu da ‘şok’tur, uyuşturucu etkisidir, ancak bu liberal güruhun tadıyla bir travma yaşadığına dahi inanmıyorum. Onların ‘şok’u ekranı ve maaşı ve parayı kaybetmek.

Parayla ekranla şöhretle ‘kandırılanların’ bir ‘şok’ yaşayacaklarını hiç sanmıyorum, bunların alayı savaşın değil hâlâ uyuşturucu ‘para’nın etkisinde.

Özal’la bu ülkenin tepesine liberaller taşınmadan, bu ülkenin aydınları bu ülkenin buğdayıydı üzümüydü kaysısıydı zeytinyağıydı, Özal’dan sonra başka tür ekim yapıldı, egzotik meyveler tadlar getirildi, işte, kırk uzun yıl yaşadık, hiç biri tutmadı.

Çünkü kökleri bu tarihte bu ülkede değil, duyguları sevinçleri kalpleri bu ülkeyle bizim insanımızla atmıyor, çünkü para şöhret küstahlık, duygusuzluğun sonuçlarıdır, Soner Bey çok deşme, acı yaşayacak organları yoktur.

İşte Ahmet Altan işte Nazlı Ilıcak işte Şahin Alpay ve bir çoğu yattı yatıyor biri çıktı girdi, hiç biri bu ülke insanının acılarını, bu ülkenin acılarını bunca felakete rağmen anlayabilmiş mi, tek satır yazabilmiş mi?

Siz anlayabildiniz mi Soner Yalçın? Cumhuriyet yazarları, bunca acıyı felaketi yaşamış, girmiş-çıkmış kıdemlerini neye tahvil etmeye, hâlâ kimleri temizlemeye çalışıyorlar?

Hukuk, delirmiş, skandal üstüne skandal, doğru, hep birlikte mücadele etmeliyiz, ama, bu mücadele hattı liberalleri keseleyen tarihi Çemberlitaş Hamamı ya da hamamın hemen yanındaki döviz bürosu da hiç değil.

Ne Soros ne CIA ne FETÖ ne PKK, hepsi denedi, hepsi karşılarında bizi buldu hüsrana uğradı. Hiç biri bizi yok edemez. Bizi ancak kendimiz öldürebiliriz, Cumhuriyet, Sözcü, Odatv yaptığınız budur!

Uyarıyorum, nasılsa herkes susturuldu, bu ülkede hiç bağımsız yazar kalmamış gibi. Bu ülkede nasılsa hiç cumhuriyetçi nasılsa bizden başka da gazete, site kalmamış gibi. Başınız havalarda nasılsa hesap soran yok gibi. Cumhuriyet kurum ve değerlerine de, nasılsa uzakta kalmış artık sesi çıkmaz sönmüş bir yanardağ, bize dokunamaz der gibi rahatlıkta yazıp çizmekten vazgeçin.

Sizin için ağır olacak ama etrafınıza bir bakın, o yazarları hâlâ yüzbinler okuyor ve o yanardağın başı yine dumanlı homurdanmaya püskürtmeye çoktan başladı, çok gergin.

Etiketler

36 Yorum

  1. hepiniz oradaydınız, hepiniz fetullahı, fetöşü destekliyordunuz. şimdi mi ayrışçı olup laf çakıyorsunuz?
    askeri de destekliyordu, polisi de, nihatı da osmanı da!!!
    maklubeci takımdınız alayınız!

  2. Sn. Kadir Yavuz.
    Kendimi ifade edebilmek için, asla goygoyculuk yapmak istemezdim. Ancak mecbur kaldım.
    Yazınızdaki “Liberaller” tanımlamalarının hepsine katılıyorum.
    Buradaki yorumlarımdan birinde, “Osman Kavala’ ya ayılıyor, bayılıyor değilim de demiştim.
    Yaşınız tutar mı bilemiyorum. Bunlar en cüretkar çıkışlarına, bence bu günlerine gidişin, ABD ana dizaynının başlangıcı olan 12 Eylül sonrası, Özal iktidarında başlamışlardı. O zamanki sıfatları 2. Cumhuriyetçiler idi.
    Devlet şiddeti ve korkusuyla, kendilerine ihsan edilen yağlı yaşamlar karşılığında, ABD, Özal- Devlet –İktidar kucağına öyle bir oturdular ki, artık alıştıkları safahat ve saltanattan vazgeçemeyerek, her daim iktidar yanaşmaları oldular. Ve bu günlere geldik.
    Ayrıca Nihat Genç’in CHP İle ilgili tespitlerine de, çok çok büyük, oranda katılıyorum.
    Ancak, burada çıkan yorumlarımın da hepsinin arkasındayım. Eeeee,ne olacak şimdi.
    Ben ulusçu sosyalist olduğumu yorumlarımda belirtmiştim. Ancak ben Faşist değilim. Demokrasiyi de savunuyorum.
    Bırakalım demokrasiyi, hukuk devletini, kanunsuz devlete, süratle gidiyoruz.
    Orada devlet falan kalmayacak. Bu diyalektik olarak öyle bir geriye gidiştir ki, parçalanırız, un ufak oluruz.
    Bu gidişe karşı ses çıkarmak, kanunsuzluklara karşı çıkmak, görevimiz değil mi.
    Ayrıca; memleket elden gidiyor, Uğur Dündar, sonra Soner Yalçın, Yılmaz Özdil, CUMUHURİYET GAZETESİ vb. bir avuç aydınlık gücü, armudun sapı, üzümün çöpü, gözünün üstündeki kaşı, denilerek, hepsi silip atılıyor.
    Mesela, halbuki ben; Uğur Dündar’ın, memleketin üzerine çökmüş, bu karanlık, kirli havada, memleket insanları için bir yudum oksijen olduğunu düşünüyorum. Yani Uğur Dündar çok mu rahat yapıyor bu işleri, ailesi, çocuklarıyla hiç mi korkmuyorlar. Buradaki yorumların da çoğunun, düzeylerinin yüksek olduğu görüşünüze de katılmıyorum.

  3. Öncelikle çok güzel bir yazı, kalemine yüreğine sağlık. Karanlıkta ışığı açtığınızda gözleri kamaştırır rahatsız eder işte öyle bir yazı. Işığı özleyenlerin rahatsızlığı, sonra gerçekleri görmenin verdiği mutluluğa dönüşür. Birde, ışık açıldığında karanlıkta beslenen haşerat sağa sola, deliklerine kaçışıverir. Ortalık aydınlandıkça görülüyor ki birilerinin mutsuzlukları da artıyor. Soner Yalçın benimde saygı duyduğum, beğendiğim bir aydınımız. Gerçeklerin aşkına, bedel ödemiş, bu uğurda çok daha rahat bir hayat yerine zoru seçmiş biri. Ancak dost acı söyler misali N. Genç in eleştirileri çok yerinde. Bu olağanüstü dönemde namusluluğuna inandığımız, hiç kimsenin şavuldan (şakülden) kayma hakkı yoktur. Yorumların çoğunun da düzeyinin yüksek olduğunu belirtmem lazım bu çok sevindirici, yararlandım. Demek ki pervaneler ışığa doğru toplaşıyor.
    Kavala ya da liberaller meselesine gelirsek daha önce yazdığım bir yazıyı affınıza sığınarak tekrar ediyorum:
    Bu liberaller güzel çocuklar. Şık giysileri, çoğunun düzgün tipi ve fiziği, hanımefendi ve beyefendi tavırları, çok bilmiş okumuş entelektüel birikimleri vs. vs. göz kamaştırıcıdır. Hepsi “iyi okullarda” okumuşlardır. Çok çok güzel kokan bir Paris parfümü gibidirler. Ağızlarını açtımı; gak derler: demokrasi, şeffaflık, STK lar, insan hakları, guk derler: kadın hakları, azınlıklar filan, yetmez ve dahi hayvan hakları hep bunlardan sorulur. Faakaatt bunca bilgi birikimine ve kutup ayılarını düşünecek kadar ince, duygusal bir ruha ve duyarlılığa sahip olmalarına rağmen ! yanı başlarında milyonlarca insanın katledilmesini görmezler. Bunca bilgi birikimine rağmen Dünya da çevrilen düzenbazlıkları görmezler. Hayranı oldukları “gelişmiş” “uygar” “demokrat” ülkelerin, gelişmiş silahları ve bombaları ile küçücük çocukların, parça parça edildiğini görmezler. Bu katledilen insanların, kadınların, çocukların, koskoca bir emperyal çetenin, silah, enerji, finans sektörlerinin sürdürülebilir çıkarları için bir kağıt mendil gibi yakıldığını görmezler. Binlerce yıllık tarihi eserlerin, kadim kültürlerin Moğol yağmacılarının Sekiz yüzyıl önce yaptığı gibi yağmalandığını, kentlerin vahşice yıkıldığını görmezler. Onlar küresel güçlerin organizasyonlarından bolca fon ve ödül alıp, cafcaflı dünyaları içinde, görkemli medya plazalarında, vicdanlarını köreltip, mutlu, mesut yaşarlar. Hani tam da Cem Karaca’nın “Yarım Porsiyon Aydınlık” şarkısında ki gibi. Bu liberallerin ve liberalizm’in Dünya daki işlevi, görevi, yamyam kapitalist-emperyalist bloğun yaptığı insanlık dışı pis işlerin çıkardığı kazuratı güzel ve şık görünümleri ile, güzel lafazanlıklarla örtmek, Paris parfümü ile osuruk kokusunu, çürümüş insan cesetlerinin kokusunu kapatmaktır.

  4. “Mesela Nihat Genç, te Bahçelievler katliamında henüz yirmiiki yaşında bir ülkücü genç değil miydi.”
    demişim.
    Hiçkimsenin, hiç bir bir alaka kurma ihtimali yok ise de, ben yine de, özensizliğimden dolayı özür dileyerek düzeltmek istiyorum.
    “”Mesela Nihat Genç, te Bahçelievler katliamının “yaşandığı süreçte” henüz yirmiiki yaşında bir ülkücü genç değil miydi.””

  5. Kavala’nın Soros kuklası olmadan önce Pentagon kuklası paşalarımızla yatıp kalktığını ve şimdi çapulculara dağıttığı paraları zamanında Türkiye’nin savunma projelerinden kazandığını Veryansın bile araştırmıyor dediğimiz için mi yorumlarımız yayınlanmıyor!

  6. Nihat Genç herkese çatıyor. Eleştiriyor. Daha önce yazdığı medyayı yerden yere vuruyor. Aydınlıkta yazdı. Ulusal Kanalda veryansın programını yaptı. oda tv de yazdı. Ne oldu da şimdi bunları eleştiriyor acaba. Madem bu insanlar anlattığınız gibiler ise, neden yıllarca onlarla beraber çalıştığınız. Biz hepimiz muhalefetiz. Ama siz işi gücü bırakıp CHP ile uğraşıyorsunuz, evet eleştirilerde de çok haklısınız ama AKP ni bile bu kadar eleştirmiyorsunuz. CHP nin bu yönetimdeki çatlak ses verenlerden kurtulması gerekir. Bunu da biliyoruz, ama nasıl.

  7. Kavala Soros’tur. Sorosla yatağa girmiş Kavala vatan hainidir. O halde Soner Yalçın’da vatan’a ihanet sınırında dans etmektedir.

  8. SON OLARAK: yorumlarıma izin verdiğiniz için teşekkür ederim.
    Yıllar önce Soner Yalçın’ın, Oda TV de, galiba bir nedenle Nihat Genç’i savunma zaruretiyle, kardeş sevgisiyle, baba şefkatiyle, Nihat Genç’in insani ve ebedi kişiliği hakkında yazdığı, uzunca bir yazıyı hatırlıyorum.
    Ben de, Nihat Genç’in, biraz Aziz Nesin, biraz Uğur Mumcu, biraz Nasreddin Hoca, biraz Pir Sultan Abdal, Yunus Emre olan ebedi kişiliğini ve, 68 kuşağından (İ.T.Ü 68-73) gelen, 2002 yılında Bağımsız Cumhuriyet Partisinin kurucu değil de, kuruluş üyesi olan, rahmetli Mümtaz Soysal’ın önerdiği tanım olarak, Ulusçu (millici) bir sosyalist olarak, Nihat Genç’in, millici duruşunu çok beğenen bir kişiyim. Kartal gözleriyle, gayri millici her duruşu ve davranışı görüp yakalamasını hep izler, değerlendirir ve yararlanırım. Ama kendisiyle her zaman her konuda aynı fikirde değilim. Genel tutumunu da doğru bulmuyorum.
    HAMİŞ:
    http://m.radikal.com.tr/radikal2/militan_liberallik-1012722
    Bknz: Osman Kavala, “acaba ne diyor” diye ağzının içine bakılan, çok önemli bir, Liberal kanaat önderi olarak, yazısının sonunda,
    bence bulunduğu ortama göre cesurca, 2010 Evet, Hayır referandumunda, evinde oturup, oy vermeye gitmeyeceğini, cümle aleme, ilan etmiş. Ben Osman Kavala’ ya ayılıyor, bayılıyor değilim. Ben sadece, gerçeeeeeeeeeeeeeğin peşindeyim.

  9. BEN, Levent Ünsal,
    Mimsinelif’e “ulan osman kavala da masumsa biz içeri girelim bari.” diyorsunuz. O zaman Balyoz ve Ergenekon davalarını da savunun, Nagehan Alçı gibi. Osman Kavala’nın, Gezi davasından müebbetle yargılanırken beraat etmesi ve sonra, daha önce takipsizlik kararı verilen bir suçtan tutuklanması, bir hukuk devleti rezaleti olmasından öte, kanunsuz bir devlet olduğumuzu tanımlar. Halbuki kanunsuz bir devlet artık devlet bile olamaz. Devlet, toplumların evriminde, kanun, yargı, ceza (kolluk kuvvetleri) ihtiyacından ortaya çıkmıştır. (Engels, Ailenin Özel Mülkiyetin Devletin Kökeni)
    Deve’ye, yorumunuzu “biz sıradan yurttaş” diye bitirmişsiniz. Ben başka mesela medyada bilinen başka bir Levent Ünsal’dan kendimi ayırtabilmemin, etik olduğunu düşünmüştüm.
    Synonym’ye, Sabetay kitaplarını ben de çok yadırgamıştım. Ancak şu anda Soner Yalçın nerede diye bakmak daha doğru değil mi. Mesela Nihat Genç, te Bahçelievler katliamında henüz yirmiiki yaşında bir ülkücü genç değil miydi.

  10. BEN, KİMSE, yani Levent Ünsal,
    Mimsinelif’e “ulan osman kavala da masumsa biz içeri girelim bari.” diyorsunuz. O zaman Balyoz ve Ergenekon davalarını da savunun, Nagehan Alçı gibi. Osman Kavala’nın, Gezi davasından müebbetle yargılanırken beraat etmesi ve sonra, daha önce takipsizlik kararı verilen bir suçtan tutuklanması, bir hukuk devleti rezaleti olmasından öte, kanunsuz bir devlet olduğumuzu tanımlar. Halbuki kanunsuz bir devlet artık devlet bile olamaz. Devlet, toplumların evriminde, kanun, yargı, ceza (kolluk kuvvetleri) ihtiyacından ortaya çıkmıştır. (Engels, Ailenin Özel Mülkiyetin Devletin Kökeni)
    Deve’ye, yorumunuzu “biz sıradan yurttaş” diye bitirmişsiniz. Ben başka mesela medyada bilinen başka bir Levent Ünsal’dan kendimi ayırtabilmemin, etik olduğunu düşünmüştüm.
    Synonym’ye, Sabetay kitaplarını ben de çok yadırgamıştım. Ancak şu anda Soner Yalçın nerede diye bakmak daha doğru değil mi. Mesela Nihat Genç, te Bahçelievler katliamında henüz yirmiiki yaşında bir ülkücü genç değil miydi.

  11. Parayı bulan adamlar bizi hafife alabilirler, eski ezberlerle milleti yemeye devam edebileceklerini düşünebilirler, herşeyi istedikleri plandan görürler. Adnan Kaşıkçı cinayetinin konuşulduğu ilk günlerde batılı liderlerin prensle görüşmeye devam etmeleri üzerine Soner Yalçın, işte bu kapitalist emperyalist adamlar insan hayatını hiçe sayıp bununla görüşmeye devam ediyorlar şeklinde bir yazı yazmıştı Trump’ ı kast ederek. Yazıdan bir iki gün önce uluslararası bir toplantıda Putin bütün dünyanın gözü önünde prensle ellerini havada tokuşturup üstüne milyarlarca dolarlık anlaşmalar yapmıştı. Bunu hiç görmedi, hiç anlatmadı. Önemli olan gerçek değil, ezberlerin tazelenmesiydi. Devir hızla değişiyor ezberler bozulmaya başladı. Yalanlar dağılmaya başladı. Projeler çökmeye başladı. Kimse kendi kaderini ülkesinin kaderinden ayrı görmesin.

  12. Çevremde bir kaç kişiden Soner Yalçın hakkında absürt diyebileceğim bazı şeyler duymuştum.
    Odatv’deki değişim bende, bu absürt iddiaların dogru olabileceği duygusu uyandırdı.
    Çok güzel bir yazı.
    Sağol Nihat Abi!

  13. Nihat abi seni bu yüzden çok seviyorum.
    Daha uzun yaz,sen yazdıkça suratlarına tokat gibi şaklasın cümlelerin.
    Aynaya bakmaya korksun içinde zerre adamlık olan,olmayanlar alınlarına kazınmış kalleş yazısıyla gezsinler.

  14. Nihat Genç, yazının akışına göre Soner Yalçın hakkında şöyle diyor. “Benim para düşkünü kardeşlerim, uyanın, oyunun kuralları değişti …” Bunu diyebilmek o kadar kolay mı. Soner Yalçın, İBB den, vakıflardan kültürel ihaleler aldı ise bu açıklanmak zorundadır. Çünkü benim de referans yazarlarımdan biri olan Soner Yalçın hakkında bu gerçeği bilme hakkım vardır. Yok ise, Soner Yalçın’ı yandaş medya mensupları düzeyine düşürmek çok vicdansız bir tutumdur. Kimse Nihat Genç’in tam ekseninde olmak zorunda değildir. Eksen yerine bir yürüyüş kulvarında, birlikte, aynı yönde yürüyor olmak daha doğrudur. Bu tutum bana, Veryansın tv nin, Oda tv ye açtığı bir marketing savaşı gibi gelmeye başladı.

  15. Zavallı Mahir Çayan,daha 20 yaşındayken tümörü söylediydi.Emperyalizm içsel bir olgudur.Yani diyordu ki,ruha işlemiş kölelik olgusu başı dik dolaşmayı,tam bağımsızlığı,kendine uygun yaşamayı engeller.Baktılar ki,milleti uyandıracak hemen astılar,katlettiler.Nihat Genç’in yazısı yakışık almamış mış?Ruhunda hicran ve eziklik neylesin aşk?Adam,Kavala soy isimlinin işbirlikçiliği,apaçık etki ajanlığı,parayla beslemeleri beslemesi,kahrolası katil CİA casusu ile olan illiyetini dert etmiyor ama antin kuntin,politik doğruculuk geyiğinden vazgeçmiyor.Liberal kusmuğun getirdiği aptal kültürü derisine nakşetmiş.Üstüne filtre kahve de içti mi oh.Yanına da bir iki meşaş tevatürü (twit) tamam vatan görevini yaptı.Sen böyle alık gezmekte ısrar ettikçe Nihat,Ahmet,Mehmet hep bağıracak.Kendi için değil senin için.Nazım ise Akrep Gibisin Kardeşim şiirini bi daha bi daha yazacak.İnsan zıvanadan çıkar bu kadar aymazla.Soner Yalçın neden bir ayağını işbirlikçilerden yana sallıyorsun?Buna cevab istiyoruz.Sen de iste.

  16. Dikkat ediyorum da hâlâ esas soruyu sormuyorsunuz eski iş arkadaşınıza…
    o kavala üfleyenler mi yazdırdı 2000lerin başında o saçma sapan “sabetay” kitaplarını? hem sonere hem de yalçın hocaya…mesele burdan başlar daha doğrusu operasyon burdan başlar… o gün kavala üflenen besteyi ele alan fetö mevzuyu isimli davalara getirdi…
    bu tespiti yapalım ve o esas soruyu tekrar soralım; o kitapları kim/kimler yazdırdı?
    Elinize, yüreğinize sağlık.

  17. Yüreğine sağlık Nihat bey. Sizi her zaman takdir ediyorum, seviyorum aynı zamanda kişiliğinizi, duruşunuzu. Yazının içeriği ile ilgili yazacak bir yorumum yok, net her şey. Nihat bey yorumları eminim okuyorsunuzdur. Sizlerden bir ricam var. Sizin kadar değerli sözü özü bir vatan evladı bugün cezaevinde yazdığı kitaplar yüzünden hapiste. Aslen Malatyalı ama yıllardır Manisa da bulunan Beşeri Kitapevi’nin sahibi ve aynı zamanda araştırmacı yazar MEHMET BEŞERİ’den bahsediyorum. O da tıpkı vatansever Metin Aydoğan gibi saklı aydınlarımızdan biri. Şahsi çıkarlar peşinde koşmadıkları için medya da yer edinemiyor. Vatansever aydınlarımız, araştırmacı yazarlarımız birbirlerine sahip çıksınlar lütfen. Halkımız kirli insanların eline kalmasınlar…

  18. Nihat abi daha kısa yazmanı bekliyoruz çoğu insan yazının sonunu görmüyor emin ol. Ben yazarım okumayan okumasın deme yazarın kibre kapılmadan okuyucusundan gelenlere duyarlı olması lazım.
    Daha kısa daha öz.

  19. Mak.Yük.Mühendis Levent Bey eleştiri getirmiş.Somut detay vermiş Soner Bey diye.Nihat Bey’e neden somut detay üzerinde tartışmıyorsun diyor.Peki.Neyini tartışacak somut detayın?Kavala’nın yaptığı,güzel ticari işleri yazmış ve o kadar.Başka somutluktan kasıt,bu adamın efendim Soros karşısına geçti filan söylemi mi?Rica ederim.Soros soros değildir.Tehlikeli ve zehirli bir siyonist mantardır.Can Paker (Türk Henkel genel müdürüydü dimi),Kemal Kılıçdaroğlu (Seyit Rıza’nın zihin müdürü) veya diğerlerinin iyisi kötüsü olabilir mi?Bizi soyuyorlar.Hepsi.AKPli hırsızı,liberal hırsızı,sol sağ ileri geri kıble keşiş cemil cümle çete.Hepsi bizi soyuyor.Bu hizmeti bize verirlerken,fikren de tiyatrolarını oynuyorlar ki biz çatışalım,donumuzun içindeki parmağı gönül rahatlığıyla yiyelim.Demek somut detay!Peki,buyrun somut detay:Hakim soruyor;18 Temmuz akşamı senin ceple bu CİA Barkey’in cep,senin şirketin merkezinde aynı lokasyonda.Cevab.Kavala:Galiba yakın bir yerdedir yani.Çok otel var oralarda.Hakim:Diyarbakır’a gitmişsin aynı lokasyonda yine bu Barkey.Cevab.Kavala:Hatırlamıyorum ajandama bakıyım.Böyle gidiyor duruşma.Bulun okuyun duruşma tutanaklarını,internette mevcut.Nihat Genç,ortasından,tam Türk usülü yarmış geçmiş.Nesi dokundu ki?Politik doğruculuk yapmadı diye mi,sıfatı hakedene hakettiği gibi kullandı diye mi nedir?Mecburiyet vardır,hayatın kuralıdır;her yurttaş önce hak ve sonra ödevi olduğu halde,yurttaş olduğu için milli olmak zorundadır.Kavala milli değildir.Macron milli değildir.İbiş Kemal milli değildir.Ahmet milli değildir.Sarkozy milli değildir.Prenses Diana milli olma halinden sapma niyetini trafik kazası ile ödedi dimi,ödetir milli devlet sistematiği.Putin millidir,Mustafa Kemal Atatürk milli olmayı boşver,milli şuur ve milli terbiye ve milli coşku halinin kurucu babasıdır.Nihat Genç,sanırım,bu hasletler orijininden hareketle kaldırıyor şamarlıyor Soner Bey’i,indiriyor şamarlıyor Soner Bey’i.Bundan daha güzeli nedir?Çünkü Soner Yalçın’da değerli bir aydın ve fakat neden kuyruk sapması yapıyor diye kavga ediyor Nihat Bey.Yazıdaki diğerleri?.suruktan tayyare.Biri gidiyor diğeri geliyor ve fakat biz bu zihin,beden,akıl ve maddiyat hırsızlarından neden kurtulamıyoruz?Somut olarak bunu düşünelim.Biz.Sıradan yurttaş.

  20. Herkes kendine göre bir strateji geliştirip, yenilgilerini galibiyete dönüştüreceklerini düşünüyor olmalı. Sonra da kendilerini, en az taktiklerinin “karesi” kadar strateji/taktik geliştirmiş olan “üst aklın” kucağında buluveriyorlar her defasında. Tarihe göre anlık sayılsa da yaşam sürecinde gözlemlediğim siyaset erbabı, yandaş ve taktikçilerinin kısa tarihi genelde bu minvalde oldu. Herkes sizin gibi firavun piramitlerini delip geçen “bağımsızlık karakterimdir” demiyor ya da diyemiyor Nihat Genç! Bazı kısa vadeli, kurnazca strateji ve taktiklerin, “üst akla” hizmet ettiği görülse bile belki bazıları için “hafıza kartı” yetersizliğinden dolayı, değişik olaylarla karşılaşınca her defasında kartların boşalmış olmasıyla, benzer sonuçlar almak üzere benzer taktikler yine/yeniden deneniyor.

  21. Bilemiyorum… Soner Yalcın ın da bir hesabı var… Gelecek medya düzeninde aktif dominant bir rol üstlenmek hevesi hissediliyor. Bu anlaşılır, çok kötü bir şey değil. Nihat Genç in yüzüne tükürdüğü anasından haklı doğan liboşlara yeniden rol vermektense, 40 yılın mücadelesini vermiş insanların rol üstlenmesi kazanımdır.
    Nihat Genç gökten yere haklı uyarılarında, gerçekleri görüyor ve söylüyor. Nihat Genç bu uyarıları düşmanlık etmek için yapmıyor.
    Nihat Genç son 20 yıllık deneyimlerimizle toplumun açık seçik gördüğü düşmanların hala at oynattıklarını, bu baştan çıkarıcı Batı, Yozlaşmış Şirketler, Bürokrasi ve yeniden kendi iktidarlarını inşa ettiklerini haykırıyor. Uyanık olun diyor eski yoldaşlarına! O hükumet olmadı bu hükumet olur anlayışıyla yeni bir iktidar karılıyor. Gelecek iktidardan rol kapmayı düşünenleri uyarıyor, yapmayın, bu kaçıncı, artık son olsun diyor. Gençliğimiz bir 40 yılımız gitti mahvoldu bu milletin bir 40 yılını daha mahvetmesin İmamoğuları ve arkasında açık seçik gözüken güçler.
    Bir 40 yıl daha açlık sefalet çatışma soygun imtiyaz adaletsizlik, taa ki Anadolu zapt edilene kadar, yeter ki bunlar baş köşelerde ihalelerini maaşlarını alsınlar diye.
    Ömer Kavala K.V.K ortaklarından yanılmıyorsam k.v.k nın Türkcell de bir miktar hissesi var. Ömer Kavala nın üzerine gidilmesi yıldırılması acaba akçeli işlerden ötürü mü…

  22. detaylardan bahsedılıyor altı cızılmesı gereken ıfadelerde bahsedılıyor. fılan. yukarda bır arkadas demıs kı ; soroscunun ıyısı kotusu olmaz. dogru demıs.mesele zaten bastan bellı olmus, detay dedıgınız nedır kı sn MAKINE MUHENDISIı. kaldı kı gezı olayları ukraynadakı turuncu devrım ozentısı unku kısı Gene sharp ın kıtabını okumanzı tavsıye ederım(Gene Sharp siyaset bilimi profesörü. Dünya çapındaki hükûmet karşıtı hareketleri etkileyen “pasif direniş” konulu yazılarıyla bilinir.)
    soner yalcınlar ozdıller dundarlar colasanlar bır zamanlar benım en kıymetlı gazetem olan sımdı ne ıddugu belırsız elıne gecen cumhurıyetım .sonu olmayanbır yolculuga cıkmıs gıbıler. tıpış tıpış gıdıyorlar. oylekı …neyse fazla yazarsam sansure ugrarım .

  23. Sasirilacak bir sey yok …YCHP nin HDP/PKK uzerinden meclise soktugu A.Sik durumu acikladi: FETOculer disari cikacak sizler gireceksiniz! Durum bu kadar kiran kirana..S.Y ise dun milletin .mina koyanlarla birlikte o seyi yapmayi icine sindirmis anlasilan…Artik Turk milleti mi koyar onlar mi koyar yasayarak gorecegiz…

  24. Hic aklim almiyor bu cennet vatan ugruna 1071’den beridir yuzbinlerce sehit kaniyla sulanmis bu topraklardan nasil amerikanciklar nasil
    ruscuklar nasil emperyaslit piyonlari cikiyor aklim almiyor.Bir seyi unutmasinlar ama bu toprakalardan vatan hainleri cikiyorsa onlari o topraga
    gomecek kahramanlarda cikiyor en son Musatafa Kemal Ataturk cikti yine bu cennet vatan kendisini kurtaracak bir kahraman cikaracaktir.
    Nihat Abi Allah seni bu cakal surusunden korusun uzun omurler ve saglik versin.

  25. Sn. Nihat Genç
    Önce, yazınızda değindiğiniz, Soner Yalçın’ın yazısını, sonra da sizin yazınızı okudum.
    Soner Yalçın, bir kaç önemli somut detaydan bahsetmiş. Körün tuttuğunu öptüğü bu ortamda, detaylar tabi ki önemlidir.
    Ben, bir müridiniz imişim gibi sorgusuz sualsiz, size inanmak yerine, yazınızda, bu detaylar hakkındaki, görüşünüzü beklerdim.
    Ancak siz yazınızda bu detaylara hiç yanıt vermemiş ve aynı genellemeleri sürdürmüşsünüz.
    Yakışmamış.
    Levent Ünsal mak.yük.müh (var olan başka Levent Ünsal’lardan kendimi ayırabilmek için, kendimi böyle etiketledim)

  26. Nihat Genç bu ülkede senden başka doğru, dürüst kimse yok mu ? Senin ruhun saldırmak ile dolmuş, herkese sorular soruyor ve eleştiriyorsun ya, bir soru da ben sana sorayım. AKP yi eleştirmeyi neden minumuma indirdin ?

  27. bir başka bakış acısı olusturdunuz bende.Neye kime neden inanacağımı daha ciddi sorgulamalıyım.

  28. Varolsun Nihat Genç, Varolsun Veryansıntv, Cumhuriyeti yıkmaya yemin etmiş liberal, Soroscu, fetöcü, PKK’lı gayrimeşrulara karşı mücadele eden tek cephe, pırlanta gibi, lekesiz, saf bir cephe, para yok, makam yok, sadece vatan sevgisi var bu cephede, hepiniz varolun.

  29. Sorosçunun iyisi kötüsü olmaz çok doğru bu söz ..kötünün hainin iyisi kötüsü olmaz..Kavala sorosun içinde ajanmıdır? Bu kadar sahip çıkılıyor bunuda bilemiyoruz ? Ancak şunu iyi biliyoruz benim Fetöcüm iyi seninki kötü oyunu bugün ateşli bir şekilde oynanıyor..yazılıp çiziliyor ..bunu yazanlar şimdide senin Sorosçun benim sorosçuma başlamış ..bence bu yola başvuran yazların alayı yok olur …halka giden yol bu değil..iktisadi yönden site yönetmek bağımsız yazar olmak çok zor ülkenin iktisadi bağımsızlığı yok zaten …ancak sonuç değişmez …oynak yollara dalan yaZarların topluma yansımasında halk daha çok bölünür daha çok ayrımcılık ortaya çıkar daha çok kaos olur .. günü birlik yaşarlar günü birlik fikir yayarlar ..zaman içinde herkes kaybeder hele hele İmamoğlu’na sahip çıkanlar hepten şapa oturur İmamoğlu karikatür bile değil artık .gülelim…halka hizmet bu mudur?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı