Köşe Yazıları

Soykırımcı ROK’u Bahçeli kurtarıyor

12 Haziran 2011 seçimlerinden birkaç ay önceydi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, okyanus ötesine tepki gösteren bir söz söyledi. Gülen’in faaliyetlerini askıya almasını istedi.

Sen misin bunu söyleyen!

Bahçeli, cemaat yazarları tarafından istifaya davet edildi.

Önder Aytaç ve Mümtazer Türköne burada başı çekiyordu.

O ara Türköne, Zaman’daki köşesindeki bir yazısında garip bir şekilde bir sitenin takip edilmesi ve okunması gerektiğini yazmıştı. Aytaç da benzer ifadeler kullanmıştı.

Bahçeli’nin bu sözlerine tepki gösteren ve bu sitelere sahip çıkan bir isim daha vardı.

O ismi az sonra açıklayacağım…

***

Seçime bir buçuk ay kalmıştı.

Türköne ve Aytaç’ın “mutlaka okuyun, okutun” dediği ülkücügazete ve farklıülkücüler adlı merkezi Amerika olan iki sitede bir anda birçok kaset yayınlandı. Sitenin paralarını dönemin AKP milletvekili Faruk Bayındır’ın verdiği ortaya çıkmıştı. Aynı Bayındır, 15 Temmuz sonrası özel bir jet uçağında bulunan bir tabutun içerisine saklanarak Türkiye’den kaçmıştı.

İşte bu sitelerden MHP’ye kaset operasyonu yapılmıştı…

Türköne’ye göre bu operasyonu yapan kişiler güya Bahçeli’ye baskı yapmışlar, Gülen karşıtı açıklama yaptırmışlar, ancak daha fazla bir şey yaptıramadıkları için MHP’yi cezalandırmışlar. Kimmiş onlar?

E tabii ki bir asker! Yani Ergenekon.

Hatırlatmakta fayda var! Bunu yazan kişi, Nagehan Alçı’nın “özgürlüğüne kavuşsun” çağrısı yaptığı Türköne…

***

Operasyon yapıldı.

7’si MHP Genel Başkan Yardımcısı olan 10 yönetici MHP’den istifa etti ve 12 Haziran seçimlerinde parti çok büyük bir darbe aldı.

Operasyonun gerçek amacını gazeteci Sedat Ergin 2017’nin sonlarında açıklamıştı.

Amaç, MHP’nin baraj altında kalması ve AKP’nin referanduma gitmeden Anayasa’yı değiştirmesi için gerekli sayıya ve siyasi güce ulaşmasıydı.

Bunun için 367 sandalye gerekiyordu ama MHP barajı geçti ve AKP’nin vekil sayısı 341’de kaldı.

O dönemden sonra operasyona maruz kalan Deniz Bölükbaşı ‘Siyaset İskelesi’ adlı bir kitap yazmıştı.

Kitapta kumpasın kurulduğu internet sitesi “ülkücü gazete”nin sahibinin ABD’de olan Onur Kurutçu adlı kişiye ait olduğu açıklandı.

Bölükbaşı kitabında şu ifadeyi kullandı:

“Bu sitenin ABD’yle temaslarında iletişim numarası olarak verdiği telefon numarasının sahibi görünen Onur Kurutçu’nun, forum sitelerinde kendisine ‘Abim’ diye hitap ettiği Taraf Gazetesi yazarı Bülent Şirin’in, Rasim Ozan Kütahyalı ve Önder Aytaç’la bu site üzerinden bir bağı var mıdır?”

***

Evet, yukarıda ismini vermediğim kişi Rasim Ozan Kütahyalı’ydı.

O hafta MHP’nin yayın organı Ortadoğu gazetesinde manşetten ilgililere sorular soruldu.

Sorulardan biri şuydu:

“Taraf gazetesi yazarı Rasim Ozan Kütahyalı, MHP’li yetkililerin ilk kasetleri çıktığında Beyaz TV ekranlarından ‘www.ulkucugazete.com’ sitesinin reklamını niçin yapmıştır? Bu sitenin hacklendiğine dair üzüntülerini niçin belirtme ihtiyacı hissetmiştir?”

***

Kütahyalı tabii ki bu soruyu yanıtlamıyor. Ama ne yapıyor biliyor musunuz?

TV’lerde kasetlerin ayrıntılarını ballandıra ballandıra anlatıyor. Kasetlerdeki konuşmalarda ne var, kim ne diyor, MHP’li yetkililer hangi kadınlarla ilişki kuruyor… vb. gibi.

***

Sitenin bağlantılı olduğu tespit edilen isimlere MHP’liler suç duyurusunda bulunuyorlar. Melih Gökçek, Osman Gökçek, Mümtazer Türköne, Hüseyin Gülerce gibi isimlerin arasında Rasim Ozan Kütahyalı da var… Yani o da listede.

Suç duyurusu dilekçesinde “kaset komplosunu işleyen suç örgütünün içinde yer alanlar” ifadesi kullanılıyor.

Ve bu kişilerin “şantaj” yaptığı belirtiliyor.

***

Evet, acı ama gerçek, MHP’ye tarihinin en büyük kumpaslarından birini yapan ekibin elemanları arasında sayılan kişiye geçen gün Devlet Bahçeli teşekkür etmiş. Teşekkürle kalmamış, Kütahyalı’nın programda sarf ettiği sözlerinden memnun olmuş…

O da yetmemiş… Rasim Ozan Kütahyalı ile telefon görüşmesi yapmış ve kendisin ekranlara dönmesini neden istediği ve onu ekranlarda görmeyi neden özlediğini anlatmış.

Hani şu Boşnaklara çok ağır hakaretler ettikten sonra TV’lerden kovulan ve şimdi de yavaş yavaş ekranlara yeniden ısıtılan kişiye söylemiş bunları.

***

Affedersiniz Sayın Bahçeli, siz Kütahyalı’yı niye özlediniz?

Ya da Kütahyalı’nın neyini özlediniz?

Samanyolu’da yaptığı yayınları mı özlediniz, yoksa kaset kumpasına maruz kalan MHP’lilere bas bas bağırdığı sözlerini mi?

“Gülen devrim yapıyor” cümlesini duyunca şaşırmadınız mı zamanında? Ya da “Fetullah Gülen’in Türkiye’nin geleceğine çok yararlı bir insan olduğunu” söylediğinde siz de bizler gibi “vay be” demediniz mi?

Hayır, şu söz olmalı: “Bana Fetullahçı denilmesinden hiçbir zaman rahatsız olmadım, olmam. Ben Fetullah Gülen’i seven bir insanım.”

Bu sözünü daha önce duydunuz da, şimdi yeniden kendisinin “Ben FETÖ’cüyüm” demesini mi bekliyorsunuz?

“Açılım süreci Barzani ile güzelleşecek” demesini nereye koyuyorsunuz?

Mesela “Büyük adam Gülen’in imparatorluk ruhu” vardı ona göre. O hem Gülen’in hem de Erdoğan’ın bu imparatorluk ruhuna aşıktı. O ruhun kombinasyonunu yeniden anlatmasını mı istiyorsunuz ekranlarda?

“Çok değer verdiğim” dediği “memleketin kahraman savcısı” Zekeriya Öz’ün heykelini dikti de sıra heykelin açılışına mı geldi yoksa?

Bank Asya kredisiyle aldığı yalısında yazılarını pekâlâ yazıp gönderiyor bir gazeteye. Şimdi de ekranlara mı çıksın?

Şike davasından dolayı gıcık olduğu Fenerbahçe’ye ve Aziz Yıldırım’a, “Dick’i tutmayı bırakmalı, Toşak’ı tutmalı” diye terbiyesizce televizyon ekranlarından Türk milletine ahlaksızlığı aşılamaya çalışan bu adamın nesini özlediniz Sayın Bahçeli?

Bir söyleyin bize siz bu adamla telefonda ne konuştunuz?

Konuşmadıysanız neden bu haberi yalanlamadınız?

Devletin başka sorunu kalmadı da, ülkede başka gazeteci kalmadı da ROK’a mı geldi sıra? O televizyona çıkınca mutlu mu olacağız?

FETÖ’ye karşı amansız mücadele veren Barış’ları “zillete” dâhil edip, Zekeriya Öz’ün heykelini diken adamı özlediğini söylemek, teşekkür etmek nedir?

Bu şahsa, sizin vekiliniz değerli Saffet Sancaklı’nın büyük mücadelesi sayesinde televizyonlar yaklaşık 2 yıldır ambargo uyguladı. Bu millet Saffet Sancaklı’ya dua etti.

Şimdi Tansu Çiller’in destekleriyle gazeteci olan iki zat açık açık ROK’un ekranlara Bahçeli’nin talebi nedeniyle çıktığını iddia etti.

Bu doğru mudur Sayın Bahçeli?

Türk düşmanlığına devam etmesi, Türk milletini cepheleştirmesi ve birbirine kırdırmasını ivmelendirecek hamlelerini mi izleyecek bu millet?

Yoksa filmin sonu “mafya babası” ile mi bitecek?

Bakın Sayın Bahçeli…

Bu ekranlarda görmeyi özlediğiniz şahsın 27 Nisan 2015 tarihli yazısını hatırlar mısınız?

Ne diyor biliyor musunuz?

“Artık kendimi kandıramıyorum. 1915’te bu topraklarda bir büyük facia, bir soykırım yaşandı. Bir insanlık suçu işlendi. Bu suç karşısında söylenecek her ‘Ama…’ artık midemi bulandırıyor.”

Okudunuz mu bu satırları?

Türk milletini soykırımcı ilan eden, bu milleti aşağılayan birini biz midemiz bulanarak izledik.

Ya siz?

Türk milletinin geniş mutabakatla iğrelti duyduğu bu karı kocadan bu topraklara şimdiye kadar ne fayda gelmiştir, bize iki cümleyle açıklayabilir misiniz?

Rasim Ozan Kütahyalı’yı Türk milletinin sofrasına mı oturtmaya çalışıyorsunuz?

Hangi Müslüman-Türk o sofrada midesi bulanmadan orucunu açacaktır?

Mübarek Ramazan ayındaki son sorumuzu Allah’ın önünde Türk milletinin vicdanında şahsınıza soruyoruz.

Etiketler

13 Yorum

  1. Tebrikler. Güzel bir yazı olmuş. kronolojik sıralama eşliğinde iyi bir. Aydınlatma ile mesaj verilmiş. Şunu belirtmek isterim ki bu karı koca gazeteciler iyi birer ajan veya işbirlikçi değil biz salağız. Göz göre göre bunları dikkate alanlar var. Bahçeliye söz yok bahçeli herzamanki bahçeliliğini yapıyor. Samimi çıkar duygusu olmayan milliyetçi partili yurttaşlarım ileride vay be deyip yıllarımızı boşa heba etmişiz bunu birşey sanarak diyecekler. Siyasi parti tutmuyorum. İyilikten ve doğruluktan yanayım. Sizede tavsiyem partizanlık yapmayın. Bu arada müslüman gözüken partilere oy vermezseniz cehennemde yanmayacaksınız haberiniz olsun.

  2. o yazı internetten kaldırılmış olabilir. ayrıca Y. Halaçoğlu’nun kitaplarında, D. bahçeliyle ilgili bilgilerin olduğunu biliyorum.

  3. Bahceli Fetöcü ve AKP yandasi olan kim varsa ona sahip cikmayi kendisine görev edinmis bir kisidir.Onun AKP yani Erdogan bagimliliginin nedeni hakkindaki kasetlerdir.Evet Bahceli ile ilgili en azindan Pelikanclilarda bircok kaset oldugu bir gercektir.Bahceli bundan korkmaktadir.Yoksa dün Türk’üm diye mangalda kül birakmayan Bahceli bugün Türklügü ayaginin altina almis olan birine neden biat etsin ki?

  4. Sayın Lale Akcan

    Deminden beri bakıyorum bahsettiğiniz yazıyı bulmaya ama bulamadım. Sizden bahsettiğiniz yazının linkini rica etsek

  5. Eeeeyy Sağ sol, dindar seküler, alevi sunni, türk kürt diye birbirini yiyen çomarlar, alttan alta işini yürütenler sizin bu saçma kavgalarınızın meydana getirdiği kaosu, sis perdesini kullanıyorlar. Siz didişirken birileri devlet kadrolarını, ihaleleri, milletin parasını emeğini kamyon kamyon cebe indiriyor. Bize de açlık, sefalet, fakirlik kalıyor. Bu fakirliğin sefaletin içinde bile birbirimizin gırtlağına yapışıyoruz hâlâ, işte bu çok can sıkıcı. Halbuki ben ve benim gibiler neden bu haldeyiz, çıkış yolu nedir diye düşünmek gerekirken birbirimizi yiyen üç beş sefil oluyoruz.

  6. bir de, Yusuf Halaçoğlu’nun, D. Bahçeli’nin aile ağacını açıkladığı yazısını bulup okuyun.

  7. Hatirlar misiniz Zeki Alasya ile Metin Akpinar’in “BACANAK” filmini. Zeki sevdigi kizi gormek icin catilarda dolasirken gurultu olusmasina neden olur ve bu gurultunun kaynagi ne olabilir diye mahalleli kafa yorarken onlarin dikkatini kendinden uzaklastirmak icin, Zeki Alasya bu “Kasimpasa Canavaridir” der.

    Tabi Metin Akpinar kafasinda olcer, bicer. Kasimpasa Canavari diye de birseye inanmaz ve bu “kedidir kedi” der.

    Sizce Devlet Bahceli Rok gibi birisini ozledim diyerek zaten az olan oylarini daha da azaltmak ister miydi? Ya da Rok onun akrabasi degil, is ortagi degil, neden Rok’u ovsun, ozledigini soylesin.

    Bahceli’nin Rok’u ovmesi Bahceli’nin de bir kasetinin oldugu ve bu kasetin de Rok’un elinde oldugu ihtimalini guclendiriyor.

    O yuzden ben de diyorum ki bu “kasettir kaset”

  8. Sanırım eksen fazla kaydı yerine oturtmaya çalışıyorlar. Ver Bilal’i al Hilal’i dönemine dönüyorlar sanırım. Zaten merkez binalarındaki saatler 17:25’te durmuştu. Mehter Marşı gibi bir ileri iki geri sayıp duruyoruz yerimizde. Sürekli rüzgar yön değiştiriyor ve kendi içimizde birbirimizi yiyip duruyoruz. Atatürk’ün bizlere bıraktığı cennet vatanı birbirimize cehennem edip durduk yıllarca. Hayırlısı olsun demekten başka elden birşey gelmiyor. Allah, Vatana Millete zeval vermesin.

  9. Erdem Bey kaleminize sağlık. Kurt postunda çakallar oturur olmuş neyse ki içimizde nice Kürşadlar, nice çeriler var.

  10. Bunlar,
    Engerekler ve çıyanlardır,
    Bunlar,
    Aşımıza, ekmeğimize
    Göz koyanlardır,
    Tanı bunları,
    Tanı da büyü…
    Allah razı olsun bunları bize tanıttığınız için.

  11. Hay agziniza saglik erdem atay. Kiliciyla bir saga bir sola vurup gecerken “savulun uleyn” diyen battal gaziyi hatirlattiniz..Bahcelinin bu ROK denen adamla niye konustugunu acilen aciklamasi gerekir..Insallah fircalamak icin aramistir…Bu kahvehane agzi ile konusan rok denen televoleci adam hukuken beraat etmis olsa bile yukaridaki cumleleri nedeniyle milletin gonlunde muebbet cezalidir..Magazincilerle isimiz olmaz zaten bizim, bu sitenin de olmaz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı