TKP'den açıklama: Enerji sektöründeki tüm faaliyetler hemen devletleştirilmelidir!

TKP açıklamasında 'Tek bir yurttaşımızın bile karanlıkta, soğukta kalmaması için enerji sektöründeki tüm faaliyetler hemen devletleştirilmelidir!' denildi.

TKP'den açıklama: Enerji sektöründeki tüm faaliyetler hemen devletleştirilmelidir!

Elektriğe yapılan fahiş zamların ardından vatandaşın faturalara tepkisi sürüyor.

Türkiye Komünist Partisi de bir açıklama yayımlayarak, "Tek bir yurttaşımızın bile karanlıkta, soğukta kalmaması için enerji sektöründeki tüm faaliyetler hemen devletleştirilmelidir!" dedi.

Açıklamada, "Türkiye’de enerji üretim, dağıtım ve perakende satış süreçlerini özelleştirme adı altında eline geçirmiş olan bir avuç büyük sermayedar hem yurttaşlardan aldığı fatura bedelleri hem de AKP’den aldığı sübvansiyonlara rağmen doymuyor, doyurulamıyor. Her zam ile biraz daha ağırlaşan fatura soygununa karşı çözüm hemen devletleştirme!" denildi.

TKP'nin devletleştirme çağrısı şöyle:

Fatura Soygununa Karşı Ayağa Kalk! #HemenDevletleştirme

Elektrik, doğalgaz ve petrol sektöründe tüm kamu işletmeleri yok pahasına yerli yabancı sermayedarlara satılalı yıllar oldu. Ülkenin elektrik ihtiyacı kâr için alınır satılır piyasa malı haline geldi. Evlerimize gelen doğalgaz ve elektrik faturalarında yazan rakamları, borç satırlarına yazılan meblağları, ard arda gelen zamları takip edemez olduk.

Enerjide önce üretim, dağıtım ve perakende satış diye ayrı ayrı faaliyetler tarif edildi, ardından patronlar daha çok kâr etsin diye bu faaliyetler ayrı ayrı özelleştirildi. Sonuç, en az üç-dört şirketin kârının faturalarımıza yansıması oldu. Bir de üstüne AKP’nin her geçen gün yenisini uydurduğu dolaylı vergiler eklendikçe eklendi.

Sonuç mu?

Sonuç, tükettiğimiz elektrik ve doğalgaz maliyetinin çok üstünde gelen faturaları ödeyemez hale geldik.

Evlerimizde aydınlatma ve ısınma gibi temel ihtiyaçlarımız için kullandığımız enerji tıpkı sağlık, eğitim, barınma ve ulaşım gibi temel insan hakkıdır. Bu hak tüm yurttaşlar için bedelsiz olmalıdır. Bunun koşulu enerji, üretim, dağıtım ve kullanımının patronlar için bir kâr kapısı olmaktan çıkarılmasıdır.

Bizlerle dalga geçercesine tasarruf çağrıları yapanlara sesleniyoruz: İnsan gibi yaşamak bizim hakkımız, elbette kışın soğukta evlerimiz ısınacak, yiyeceklerimizi buzdolabında saklayacağız, çamaşırlarımızı yıkayacağız. Halka tasarruf çağrısı yapan AKP ve patronlar, lüks ve şatafatlarına son vereceğimizi iyi bilsinler. Onların zenginliği halkımızın yoksulluğunun nedenidir.

AKP geçmişte bir avuç patron için kamu kaynaklarının yağmalanmasına izin verdiği gibi bugün de patronların kârlarını korumak için seferber olmuştur.

Tüm kurumsal ve yasal altyapısı ile enerji sektöründe piyasalaşmaya son verilmeli, sermayenin elindeki santrallere, dağıtım şebekelerine, enerji kaynaklarına ve madenlere el konulmalıdır!

Tek bir yurttaşımızın bile karanlıkta ve soğukta kalmaması için enerji sektöründeki tüm faaliyetler hemen devletleştirilmelidir!

FATURA SOYGUNU NASIL GERÇEKLEŞİYOR?

Örneğin doğalgaz santrallerini ele alalım ve soygunu adım adım takip edelim:

BOTAŞ yaptığı uluslararası anlaşmalar ile ithal ettiği doğalgazı doğalgaz santrallerine ithal ettiği fiyatın altında veriyor. AKP bunu, halkı doğalgazda dünyadaki fiyat artışlarından koruyoruz diye pazarlıyor.

Aslında korunan elektrik üretim ve dağıtımı yapan özel şirketler oluyor. Örtülü şekilde yapılan bu sübvansiyon sonucu BOTAŞ’ın zararı net olarak bilinmezken 4-6 milyar dolar arası olduğu tahmin ediliyor. Böylelikle halkın vergileri ve alın teri ile yaratılan varlık ve kaynaklar patronların kârı azalmasın diye eritiliyor.

Gazı ucuzdan alan santral sahibi patron piyasada kârlı bir fiyat olursa elektrik satıyor kârlı gelmediği takdirde ise piyasaya girmiyor. Doğalgaza dayalı elektrik üretiminde santraller Sabancı-Enerjisa, Limak, Cengiz, Aksa gibi büyük sermaye grupları elinde bulunuyor.

Elektriği alan özel dağıtım şirketleri ise ayrı ayrı tanımlanmış dağıtım bölgelerinde yine özel perakende satış şirketleri aracılığıyla elektriği yurttaşlara üzerine kârını koyarak satıyor.

Bölgelerde dağıtım ve perakende satış şirketleri de yine aynı Sabancı-Enerjisa, Limak, Cengiz, Kolin ve Aksa gibi büyük sermaye gruplarının elinde bulunuyor.

Faturalarda dağıtım bedeli gibi kalemler ayrıca gösterilmediği için yurttaşlar ödediği fahiş fatura bedellerinin neye karşılık olarak ödendiğini görmüyor. Son zamlarla birlikte soygunun boyutu; yeni zamlı tarifelere göre kaba hesapla 100 liralık bir faturada 30 lira dağıtım bedeli, 20 lira vergi ve bunların yanı sıra elektrik ve doğalgazın üretim ve dağıtım süreçlerini yürüten en az 3-4 özel şirketin kârları eklenerek hesaplanıyor.

Türkiye’de enerji üretim, dağıtım ve perakende satış süreçlerini özelleştirme adı altında eline geçirmiş olan bir avuç büyük sermayedar hem yurttaşlardan aldığı fatura bedelleri hem de AKP’den aldığı sübvansiyonlara rağmen doymuyor, doyurulamıyor.

Her zam ile biraz daha ağırlaşan fatura soygununa karşı çözüm hemen devletleştirme!