Köşe Yazıları

Üç muhabbet -3: Tehlike devam ediyor

ÜÇ MUHABBET – 3

Muhabbet fedailerinin gözünde bizler birer çöptük.

Akşam olunca kapı ziline basıp kaçan ve ardından “çöööp!” diye bağıran görevlinin kastettiği gerçeklikte birer çöptük.

İnsan olamazdık.

Bir insanın diğer bir insana bu derecede lakayt işkence edebilmesi için işkence ettiği bu insan evladını insan-dışılaştırması, hayvanlaştırması ya da bir çöp gibi cansız varlıkların yerine koyması gerekti ve bizler bu kokuşmuşluk içinde atılma vakti gelmiş birer çöptük.

Yükselişler ve alçalışlar, yükseldikçe alçaklaşanlar ve alçaklaştıkça yükselenler…

Hepsi hayata dairdi.

Birdenbire kendimizi tam ortasında bulduğumuz şok dalgası bizi herhangi bir kayaya çarpabileceği gibi, köpüklerinin arasına alıp boğabilirdi de. Bu yozluk içinde bir maktul ya da katil olmak küçücük bir anın freni patlamış sinirlerine sıkıca bağlıydı.

Bir grup arkadaş işkence dolu günlerden sonra kendi isteğimizle (!) ayrılma dilekçelerimizi (zorla) imzaladık. Ardından bizleri ılık bir İzmir sabahı ezilmiş patateslerin ve domateslerin bulunduğu yeşil bir çöp kamyonu kasasına yüklediler. Kara Harp Okulu intibak kampından böylece atıldık.

O gün bugündür askeri okullardaki FETÖ yapılanmasını araştırmak üzerime ciddi bir vazife olarak yüklendi. Kuleli Askeri Lisesi’ne kaydolduğum 2006 yılından bugüne 14 yıl geçti ve tabii anlatacak çok şey birikti.

“Üç Muhabbet” yazı dizisine “muhabbet fedaileri” ile başladım, “muhabbet tayfa” ile devam ettim ve şimdilik bu geniş hatıratın ilk giriş denemesini “muhabbet tv” ile noktalayacağım.

***

Neden “muhabbet tv”?

Muhabbet tv; muhabbet fedailerinin alçak yüzlerini defalarca gösteren bir meczubun zehir saçtığı bir kanal, her ne yaptılarsa hasımlarını onla suçlayan Fetullahçıların donsuz aynası, önlem alınmadığı taktirde bir bir gerçekleşecek Fetullahçı kurguların ön senaryosu, deneme çekimleri…

Muhabbet tv’de ağzını her açtığında salyalarını ekranlarımıza bulaştıran meczup FETÖ Kanada eski imamı. Köpük banyosu görüntüleriyle ünlendi, sonra örgüt içindeki rütbesi zoraki buharlaştı.

Takipçisi yok, dinleyeni az ama zehri kuvvetli, bir muhabbet fedaisinin barındırabileceği bütün günahların ve sapkınlıkların vücut bulmuş halini göstermesi bakımından önemli.

Ne diyor bu meczup?

“Yağız Aksakaloğlu… Belki bu ismi ilk kez duyuyorsunuz, Yağız Aksakaloğlu. Bütün fişlemelerin başında. Perinçek grubunun en üst düzey asker kökenli fişleme MİT elemanı.”

El cevab (!): FETÖ, kuruluşundan itibaren bir istihbarat/casusluk örgütüdür. Fetullahçılar uluslararası ajan şebekesi borsasında satılığa çıkarılan süzme hıyarlardır. Fişleme, ışık evlerinin vazgeçilmez rutin bir ayinidir.  Örgüt içinde kendi mensuplarının dahi yatak odasına kadar uzanan sürekli gözlem ve raporlama (ispiyon) faaliyetleri gerçekleşir.

“Yaşı Ahmet Zeki’ye göre genç olmasına rağmen konum ve zekâ itibariyle bütün fişlemeler bu adamın elinden geçiyor ve hala Veryansın diye bir kanalda her gün yazı yazıyor, televizyonlara çıkıyor. Yağız Aksakaloğlu fazla ön plana çıkmaya çalışmıyor, kendi grubuna gaz veriyor, Ali Türkşen’e gaz veriyor.”

El cevab (!): FETÖ’ye önce giren daha kıdemlidir, yaşı-başı-rütbesi fark etmez. Yıllar geçtikçe TSK’ya daha çok sızan muhabbet fedaileri doğal olarak normal emir-komuta zincirini de aşındırmış, mevcut hiyerarşik düzeni de yıkmıştır. Mesela bu durumda 22 yaşında bir teğmen kendinden çok daha kıdemli bir albaya emir verebilir. Ya da 25 yaşlarında bir FETÖ mahrem imamı, babası yaşındaki komutanları parmağında oynatabilir.

Bir mahrem imam “yerdeki hamamböceğini ye!” diye emrettiğinde koskoca paşalar “hayırdır inşallah-maşallah, bir keramet vardır elbet, ya Allah” deyip düşünmeksizin bu emri yerine getirebilir. Paşaların zirkonyum kaplama dişleri arasında çatırdayan yerdeki bu savunmasız zavallının kabukları boğazlara takılabilir ve henüz ölmeyen sinirlerinin verdiği kuvvetle kımıl kımıl eden ayacıkları nefes borularına kaçıp dans edebilir.

“Oda TV, Yağız Aksakaloğlu’nun hazırladığı askerlerin twitter hesaplarını yayınladı, hedef gösterdi.”

El cevab (!): TSK’ya sızan muhabbet fedaisi askerlerin ve askeri öğrencilerin atılmasıyla bu ar damarı çatlamış utanmaz çift karakterli takiyeci hainlerin ilk işlerinden birincisi “kaçmak”, ikincisi “twitter üzerinden 10-15 sahte hesap açmak”, üçüncüsü “ideolojisi fark etmeksizin her gruba sızmak” oldu. Özellikle twitter üzerinden algı yönetimi çalışmalarına odaklandılar. Bunların alçak algı yönetimi çalışmaları deşifre edildikçe canları yandı.

“Yağız Aksakaloğlu, gözaltına alınıp hesap vermesi gereken bir fitneci, ortalığı karıştırmaya çalışıyor. NATO müdahale edecek, dış müdahale geliyor diye gaz veriyor, soykırıma devam edin diyor. Yoksa ABD’nin NATO’nun pek müdahale etmeye niyeti yok.”

El cevab (!): Fitneciliğime sebep; 2 Eylül 2019 tarihinde “Hazır olun dış müdahale geliyor” başlıklı yazımdır. Bu yazıda; 2012-13 yıllarında Kara Harp Okulu’nda Fetullahçı olmayan öğrencilere işkence yapan Hüseyin I. (ABD-Pittsburgh Üniversitesi) ve 2012 yılında yayınlanan askeri okullarda yaşananları araştıran TBMM raporunda FETÖ işkencelerini yok sayan-yalanlayan Genelkurmay Başkanlığı eski temsilcisi Hasan Ü.’nün (Belçika – Antwerp Üniversitesi) karanlık çalışmalarını deşifre ettim. İki ihraç-kaçak bu muhabbet fedaisi askerlerin “Türkiye’ye nasıl bir dış müdahale yapılır?”, “Türkiye’de nasıl bir iç karışıklık çıkarılır?” konularında kaçtıkları bu ülkelerin üniversitelerinde yoğun çalışmalarda bulunduklarına dikkat çektim.

***

Ne diyelim?

El cevab da desen, al sana cevap da desen boş…

Tehlike devam ediyor.

Her ne yaptılarsa hasımlarını onla suçlayan şizofrenik bir örgütle karşı karşıyayız.

Rüyalarla kerametlerle beslenen bir yığın kesin inançlı holiganla komşuyuz.

Suçlarını inatla inkâr eden boş donuk bakışların ve özgürlük korkusuyla kavrulan ruhların tehdidi altındayız.

Bu zihinleri ele geçirilmiş beyinlere kendini ifade etmek ne derecede mümkün?

Belki ileride bir gün muhabbet fedaileri de göründüğü gibi olmanın ya da olduğu gibi görünmenin tadına varabileceklerdir, ne dersiniz?

Etiketler

6 Yorum

  1. İşkence -Huk ve Hukuk – ( İlk Basım 1991 ) adlı kitap fetoşun işkenceci vatansız hainlerinden detaylıca bahseden ilk kitap. Bulabilirseniz okumanızı tavsiye ederim.

  2. Mühendis olduğunu ifade eden fetöcü gibilerinin ifadeleri neden yayımlanır? Anlamıyorum. Demekki çok rahatsız oluyorlar. Daha çok canları yanacak. Belliki çok dokunuyor, fetö alçaklarının hakkındaki bu yazılar. Tabi biraz vicdanları varsa. Olduğunu zannetmiyorum ya. Zaten beyinleri de o alçağa emanet. Bu rezillere, bu hainlere ne dense azdır, ne yapılsa da haktır. Daha çok uğraşacağız bunlarla. Vesselam.

  3. Sevgili genç komutan,üstlerinin bu halk düsmanlarina gösterdikleri aymazligin tersine en önde ve en vurucu yilmaz sekilde savasiyorsun.En iyi de sen biliyorsun( ben de senin yazdiklarindan biliyorum)bu insan maketlerine herhangi birsey anlatilamaz.Senin yaptigin gibi takip edilir,açiga çikarilir, etrafina zarar vermesi önlenir.Ellerine saglik.

  4. Sevgili Yağız Aksakaloğlu yazılarınızı düzenli olarak okuyorum.Her yazınızda vatansever bir askeri öğrenci olarak sizin ve diğer arkadaşlarınızın yaşadığınız işkenceleri okudukça müthiş bir üzüntü ve öfke hissediyorum.Genç yaşınıza karşın bu yaşadıklarınız karşısında sizi dirençli, hayatta sağlam bir duruşu olan ve mücadele ruhuna sahip örnek bir genç olarak görmek
    ülkemin geleceğine dair umutlu olmamı sağlıyor.Keşke bunlar hiç yasanmasaydı.Bu ülkenin sizin gibi cesur yürekli vatansever, ilerici ve sesini duyuran yiğit gençlere çok ihtiyacı var.Haklı mücadelenizde her zaman yanınızdayız.

  5. Ben şunu anlayamıyorum Ordu’da asker olanlarda. Sanki dünyayı siz yarattınız. Tamam kardeşim haksızlığa uğramışsın , eyvallah; ana İKÖ’de bir bunu böyle dillendirip durma. Ben mühendisim o kadar çok haksızlığa uğruyoruz ki çıkıpta biz sen gibi ikide bir fetö tazısı yazmıyoruz. Yok efendim Kuleli askeri lisedeyken, yok teğmenken, tamam kardeşim bitmiş önüne bak. Yıllar boyunca Ordu mensupları bu milletin anasını beklediler, bide bunkarı yaz

  6. Neden bu durumdayız Yağız ? Cevap;bugüne kadar tüm yöneticiler yetersiz ilkesiz günübirlik bukelamun gibi menfaatine göre yaşadığı yaşattığı için….hala bu kişilerin önemli bir bölümü siyaset yapıyor orda Burda ahkam kesiyor ..biz şöyleyiz böyleyiz diye ..kimse yoğurdum ekşi demiyor hatta hatalıydık bile demiyor…kendisini millet uğruna feda eden bir Mustafa Kemal çıkmış o kadar …onun isminide şimdi herkes kullanıyor …bir tek kriter var ekonomik bağımsızlık bu ülke sıcak parayla yönetiliyor o parayı kim veriyor Yağız? İşte bu devam ettikçe daha çok yazar çizersiniz ama gerçek değişmez …üretim yok bilgi yok eğitim yok
    Her yer satılmış vatandaştan para isteniyor …devlet kadrolarında vatandaşa kumpas kuranlar oturuyor …..adalet yok ..yargı bitik ..
    fosil siyasetçiler hala siyaset yapıyor en iyi biz biliriz diyor…yoğurdu ekşi olanı arıyoruz oda yok…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı