Vatandaşlık Temel Geliri (VTG)

Vatandaşlık Temel Geliri (VTG)

Cumartesi günü 9 saat süren çok enteresan ve son derece faydalı bir webinar (internet konferansı) izledim. Öncelikle bu konferansı organize eden ve epeydir Vatandaşlık Temel Geliri (VTG) üzerinde yoğun mesai harcayan Ali Mutlu Köylüoğlu’nu, bir gün içinde sosyal bilimin birçok alanını kapsayan 30’dan fazla uzmanı büyük bir beceriyle çizdiği çerçevede biraraya getirdiği için tebrik ediyorum.1 Konferansta, geniş bir bakış açısıyla, VTG uygulamasının, her kurumsal değişim gibi, diğer kurumlar ve normlarla uyum içinde olması gerekliliği, ama bu uyumun dinamik olarak evrilirliği de tartışıldı.

Benim de bir süredir toplumsal refah artışı için gerekliliğini vurguladığım VTG’nin, salgın ile küresel boyutta daha da acil hale gelen işsizlik ve yoksulluğa bir çare olarak sıklıkla tartışılır hale gelmesi doğal bir sonuç. Küreselleşmenin ve liberal iktisadi politikaların ulus devletleri ve küresel jeopolitiği içine sokmuş olduğu çıkmazın altını çizdiği küreselleşme/ulusallaşma ve liberal/kamusal iktisadi yapı ikilemleri çerçevesinde, VTG anahtar bir sosyo ekonomik kurumsal mekanizma olarak gündemde önemli bir yer tutmaya devam edecek görünüyor. VTG’nin finansmanı sorununun nasıl çözülebileceğine ise daha bir önceki yazımda değinmiştim.

Uzun vadede Endüstri 4.0’ün iş hayatına getirecekleri ve ekonomik etkileri; “tembellik hakkı”; inançlar açısından temel dini öğretiler ve etik değerlerle örtüşmesi açısından, VTG konusu çok zengin iktisadi, felsefi ve sosyolojik tartışmalara gebe. Bahsettiğim konferanstaki konuşmacıların konuya katkıları genel olarak çok değerliydi. Örneğin, mesela gazeteci Serpil Yılmaz benim de adını koyamadığım bazı düşüncelere tercüme olacak enteresan noktalara dikkat çekti: 1. Avantajımız olduğu söylenen dinamik genç nüfusumuzun, dijitalleşme ve yıllardır izlenen eğitim kalitesini düşürme politikaları sayesinde artık dezavantajımız hale gelişi ve bunun önümüzdeki yıllarda genç işsizliğine etkileri. 2. VTG’nin, salgın dolayısıyla evlere kapatılan insanlara uzatılan bir horoz şekeri olabileceği; bu konunun medyada da bu kadar yer bulmuş oluşunun, egemen siyasi görüşün bir tercihi olma olasılığı.

Bunun uzantısı olan fikir, liberal ekonomik politikaların ülkeleri içine soktuğu makro iktisadi, sosyal ve siyasi çıkmazlar durumunda, VTG’in siyasilerin güçlerini konsolide etmesi için bir fırsat olarak kullanılabileceği, bunu yaparken de iş hayatından uzaklaşmış kitleleri pasifize edebileceği ihtimalini düşündürüyor. Ancak VTG’nin tümüyle şeffaf ve koşulsuz oluşu, olumsuz etkilerinin önüne geçer fikrindeyim, ki bu “doğru tasarım özellikleri” nin belirlenmesi gereğine işaret ediyor.

VTG, bir taraftan da, yoksullaştırılan kitlelerin kriz zamanı ya da normal dönemlerde kendilerine lütuf gibi dağıtılan siyasi saikli yardımların yerine geçerek, yardımı alan insanların siyasi iktidarın manipülasyonundan bağımsızlaşacağı için cazip bir kurumsal reform. VTG’nin koşulsuz şartsız arzının siyasetçinin patronajını kısıtlaması, siyaseti daha gerçek bir platforma taşıma potansiyeli nedeniyle çok olumlu. Ama tam da bu sebepten siyasilerin hayata geçireceği kurumsal tercihlerinde yer almayacağı beklenebilir.

Ali Mutlu Köylüoğlu’nun özellikle altını çizdiği nokta ise VTG’ni uygulamanın uygulamamaktan daha yüksek maliyetli olacağı; bu görüş benim de (Z.B.Bulut-Çevik ile) üzerinde çalıştığım teorik bir makalenin bulgularıyla örtüşüyor. Köylüoğlu takdir edilesi çok önemli bir başka noktaya daha dikkati çekti: Avrupa’nın hasta adamından doğan Türkiye Cumhuriyeti’nin çoğu Avrupa devletinden önce toplumsal ve sivil reformları gerçekleştirmiş olduğu göz önüne alınırsa, Türkiye’nin bugünkü ortamındaki sorunlar yumağının da radikal bazı sosyal reformları mümkün kılacak, statüko için yaratıcı bir yıkıma yol açacak kadar büyük bir siyasi çıkmaz oluşturmuş oluşu. Köylüoğlu’nun bu yaklaşımına katılıyorum; “2. Rönesans” başlıklı yazımda özetlediğim gelecek vizyonum da böyle bir umut içeriyor.

1 Konuyla ilgilenenler için konferansın kaydı www.vatandasliktemelgeliri sitesinde bulunabilir.