Veryansın TV’yi takip edin medyadaki virüslerden sakının

Veryansın TV’yi takip edin medyadaki virüslerden sakının

Arkasında, yanında ve yakınında küresel veya bölgesel bir sermaye grubu desteği olmayan, hiçbir parti ya da kişinin goygoyculuğunu yapmayan, biatçılığı elinin tersi ile iten bir yayıncılık örneğidir VERYANSIN TV. Virüs belasından çok önce, dünyada ve ülkemizdeki çürümüşlüğü tespit etmiş, buna karşı ne yapılabilir kaygısını hissetmiş, milli ve onurlu insanların bir araya gelmesi ile yayın hayatına girmiş. Her türlü baskı ve maddi imkansızlıklara karşın kafasını eğmeden çalışmalarına devam etmiş. Sosyal medya dahil birçok yayın organının yaptığı gibi kimilerini pohpohlamak için yazmamış, söyleşi yapmamış, omurgasız tiplerin yaptığı gibi saldırılar karşısında oradan buraya savrulmamış, bildiği ve inandığı değerler yolunda dimdik yürümüş bir yayın kuruluşudur. Milli Mücadeledeki “Hakimiyeti Milliye” gazetesinin günümüzdeki örneğidir.

Yazar kadrosundaki isimlere bakıldığında hiçbirinin bagajında ufak ya da büyük bir kirlilik olmadığını görürsünüz. Tecrübelerinin ortak özelliği inandıkları değerler uğruna hep çile çekmiş, bedel ödemiş olmalarıdır. Hepsi kendi mesleklerinde uzmanlaşmış ve hep önlerde olmaya çalışmış değerlerdir. Hepsi “yağlı kazık” hikayesindeki yağı temizlemek için karşılık beklemeden öne atılanlardandır. Kimisi hapislere mahkum edilmiş, kimisi de omurgasızların her türlü tehdit ve saldırısına maruz kalmış ve kalmakta olan kişilerdir. Onlar Türkiye’nin şansıdır.

Yazdıklarını incelerseniz, sağlam analizler, ayağı yere basan çözüm önerileri ve hepsinden önemlisi müthiş bir “kararlılık” görürsünüz. Umudunuzu tazelersiniz. “Yaşamak öğrenmektir” diyen bilgeye hak verirsiniz.

Önceki yazı ve videolara tekrar tekrar bakmak zorunda kalırsınız. Örneğin S-400’ler karmaşasının aslında ne olduğunu, Doğu Akdeniz ve Mavi Vatan konusunu, Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki ihanet şebekelerinin icraatlarını, FETÖ’nün askeri okullarda neler yaptığını, virüs belasının bilimsel anlamda detaylarını, korku imparatorluğunun nasıl yaratıldığını ve benzeri konularda yeniden bilginizi tazelersiniz.

Güncel haberleri anında almak istediğinizde yine VERYANSIN TV’ye bakarsınız. Abuk subuk veya magazinsel değil gerçek gündemi takip edersiniz. Yani bilgi kirliliğinin tavan yaptığı bu dönemde Veryansın TV’yi takip ederek kendinizi medya virüsünden de korumuş olursunuz.

Bu yazıdaki amaç bir yayın kuruluşunu parlatmak, yağlamak yıkamak filan değildir. Gerçek durumu net olarak ortaya koymaktır. Önümüzdeki süreç zarların tekrar atılacağı, her şeyin yeniden şekilleneceği bir süreçtir. Kararın şimdiden verilmesi gereken bir zaman dilimindeyiz. Omurgasızlar, biatçılar ve leş kargalarının boş oturduğunu asla düşünmeyiniz. Onlar da kendi meşreplerine göre binbir türlü planlama ve icraat içindeler.

Değerli yazar arkadaşlarımın da sıkça işaret ettikleri gibi artık “dünya tedarik zinciri” kopmuştur. Hem de bir yerinden değil. Artık ortada zincir mincir kalmamıştır. Kendi kendine yetemeyen, bunu beceremeyen ülkelerin insanları köle durumuna düşecektir. Adam gibi kamu politikaları ile desteklenen bir üretim ve çalışma sistemi derhal oluşturulmalıdır. İç barışın tohumları acilen atılmalıdır. Daha önce de belirttiğim gibi Türkiye’de her konuda yetişmiş, namuslu ve vatansever insanımız çoktur. Sistem onları hiçbir zaman yönetimine getirmemek üzere dizayn edilmiştir. 1938 sonrası yozlaşmaya başlayan Cumhuriyetimizin acilen rektefe edilmeye ihtiyacı vardır. 1923-1938 arası uygulanan “karma ekonomi”  bizim eserimizdir. Cehalete karşı savaşın en önemli ordusu olan milli eğitim ordusunun kuruluşu konusunda “Köy Enstitüleri” mantığı da bizim eserimizdir. Ülkemizi koruyacak olan “Milli Ordumuz” da bizim eserimizdir. Kapatılan askeri liseler, astsubay ve uzman çavuş okulları da olmazsa olmaz askeri hastaneler de bizim eserimizdir. Milli mücadele ve sonrasındaki Cumhuriyet dönemlerinde sıtma, verem, kızamık, çiçek, kolera vs. salgınları karşısında müthiş bir mücadele veren Cumhuriyet sağlık ordusu da bizim eserimizdir.

Ayrıca terör örgütünün bu dönemde de Mehmetçiklerimizi, işçilerimizi şehit ettiklerini de unutmamalıyız. Tehdit ve saldırılar ara vermeden devam etmektedir.

Virüsün zorunlu karantina günlerinde, Türk Milleti bundan sonra ne yapacağını düşünmelidir. Yukarıda kısaca izah ettiğim ve ayakta kalıp dipdiri bir gelecek yaratabilmemizin koşullarının sağlanması hayati önemdedir.

“Bunları milletle birlikte gerçekleştirebilecek güvenilir bir kadro var mıdır” diye sorarsanız, sizlere cevabım kocaman bir “evet” olacaktır.

Vücut ve ruh sağlığınız yerinde olsun.