AnalizGündem

Geçmişten bugüne salgın hastalıklar… Bize neyi işaret ediyor?

Dr. Ceyhun Balcı yazdı...

Küresel ölçekli şaşkınlık yaşanıyor bugünlerde. Küreselleşmiş dünya, gözle görülemeyecek kadar küçük bir organizmaya teslim olmuş durumda. Yakın geçmişte yaşanmış salgınları anımsamanın tam da sırası.

2002-2003 SARS Salgını!

2015-2016 ZICA Salgını!

2014-2016 EBOLA Salgını!

Kuşkusuz önemli salgınlardı. Ama, hiç birisi KÜRESEL SALGIN (Pandemi) düzeyine erişmiş değildi.

Her birisi şu ya da bu şekilde denetim altına alınabildi. En azından küresel salgın boyutuna erişmeleri engellenebildi.

Yaklaşık 100 yıl önce yaşanan bir diğer salgın, neredeyse 50 milyon kişiyi aramızdan aldı. Şimdiki gibi küreselleşmemiş dünyada yaklaşık 100 yıl önceki salgında mikrobun taşıyıcısı savaştan dönen askerlerdi.

COVİD-19 salgının günümüzde hastalandırdığı insan sayısı yarım milyona bile erişmemiş durumda. Öldürücülük oranı % 5’in oldukça altında.

COVİD-19’lu bir kişinin hastalığı ortalama 2-2,5 kişiye bulaştırması söz konusuyken İspanyol gribinde bu oran 1.8 olarak hesaplanmış.

İspanyol gribinin yaşandığı dönemden kalma dersler de oldukça değerli.

ABD’nin biri diğerine yakın sayılmayacak iki kentinden kaynaklı iki ayrı deneyim bugün de yol gösterici olabilir.

İlki Filadelfiya’dan! İspanyol gribi salgını sırasında tüm toplumsal etkinlikler ara vermeksizin sürdürülmüş bu kentte! Sonuçta, salgın eğrisi kısa süre içinde tepe noktasına erişmiş.

Buna karşılık hızla toplumsal yalıtım uygulanan St Louis kentinde ise hastalık yayılmakla birlikte eğri zamana yayılmış.

Yukarıdaki eğriler incelendiğinde püf noktasının olgu sayısını zamana yaymak olduğu anlaşılacaktır.

İtalya’da istenen eğrinin ötesine geçildiği için hem hastalıktan kaynaklı ölüm oranı artmakta hem de sağlık çalışanlarının hastalığa yakalanma olasılığı (% 12) kabul edilemez düzeylere yükselmektedir.

İki eğri arasındaki fark sağlık hizmetinin sürdürülebilirliği açısından önem taşıyor. Kısa sürede çok sayıda hasta sağlık çalışanı, araç ve gereç yetersizliğini kaçınılmaz kılar. St Louis deneyiminde bu durum yaşanmadığı için salgın çok daha az zararla atlatılabilmiştir.

Yüz yıl önceden günümüze yansıyan bu değerli deneyimin günümüzde de geçerliliğini koruduğu kuşkusuz!

Salgınla birlikte toplumsal yalıtımı sokağa çıkma yasağı şeklinde uygulayan Çin’in bugünlerde hayranlıkla izlenen başarısının bir tür St Louis deneyimi yinelemesi olduğu kolayca söylenebilir.

“Test, test, test…” olarak özetlenen güncel gerekliliğin kesinlikle toplumsal yalıtımla tamamlanması gerekli. Bugün için test sayısını artırmada sorun yaşayan Türkiye ve benzeri ülkeler için toplumsal yalıtım çok daha yaşamsal önem taşıyor.

Gözle görünmeyen bir mikrobun yerküreyi teslim aldığıyla başlamıştık söze!

Yerküreyi virüsten geri almak köktenci ve kararlı uygulamalarla olası!

Tarihten verdiğimiz örnek yakın zamanda Çin’de yinelendi! Sınırsız parasal olanaklara sahip Güney Kore “test, test, test” ilkesini yaşama geçirerek başarılı oldu. Her ülkenin böylesi parasal olanaklara sahip olmadığı göz önüne alınacak olursa toplumsal yalıtımın diğer adıyla sokağa çıkma yasağının bir an önce yaşama geçirilmesi daha fazla kaçınılmaması gereken seçenektir.

Burada verimle-bilim arasına sıkışmışlık olduğu anlaşılıyor.

“Ekonomi çökmesin” kaygısı sağlık sisteminin çökmesini göze alıyor anlaşıldığı kadarıyla.

Günümüzde İtalya yüz yıl öncenin Filadelfiya aymazlığına eşdeğer tutumunun bedelini bugün canla ödüyor. Dünyanın 8 varsıl ülkesinden birisi olmak bile bu bedeli ödemekten kurtaramadı İtalya’yı! Durum ciddidir. Yapılacak şey de belli!

Daha fazla bedel ödememek, daha fazla üzülmemek için ivedilikle sokağa çıkma yasağı uygulanmalı!

Varlıklı ülkemizin yoksul devleti salgına hazırlıksız yakalandı!

Eksilen para ve üretim yerine bir şekilde konur!

Ya çöken sağlık sistemi?

Ya yitirilen canlar…

Kaynaklar:

https://www.scientificamerican.com/article/lessons-from-past-outbreaks-could-help-fight-the-coronavirus-pandemic1/?utm_source=newsletter&utm_medium=email&utm_campaign=health&utm_content=link&utm_term=2020-03-23_featured-this-week&spMailingID=64369215&spUserID=NTY1MTYwNjMwOAS2&spJobID=1842837032&spReportId=MTg0MjgzNzAzMgS2

Etiketler

2 Yorum

  1. Nazizm’in akılcı-tasarımlarını, sabote, devrimcilerin etmeleri gerekir. Ama nerdeee onlarda o kâbiliyet? Bilakis yardımcı olmaya teşneler. 20.Yüzyıl’da olağan-sabotajı hırsızlar-arsızlar-pzvnklr yapar oldular. Sars, 9/11, Kovid19 gibi olağanüstü-sabotajı da iyi-saatte-olsunlar..

  2. Yazilan hersey dogru da, ben bundan cok bu isin ekonomik tarafi ile ilgileniyorum. Saglik tarafi 1) ben fazla anlamiyorum, 2) beni fazla ilgilendirmiyor. BU arada gecmisle karsilastirma yaparken, teknolojiyi goz onunde bulundurmaniz lazim. Bilmemne zamaninin filedelfiyasi ile bugunu karsilastirmak dofru degil.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı