Savunma Sanayi Haberleri

Ne Patriot ne S-400! İşte Avrupa’nın hava savunma sistemi

Türk kamuoyu hava savunma sistemleri olarak tartışmasız S-400 ve Patriot füzeleri üzerine odaklanmışken Avrupa merkezli Batı ülkelerinin hava savunma sistemlerinin yakın, orta ve uzak mesafelerde oldukça komplike 'katmanlı' hava savunma sistemlerini tercih ettiklerini görüyoruz.

Avrupa ülkeleri tek bir hava savunma sistemi yerine Norveç temelli birbirine bağlı bir çok özellikte hava savunma sistemine sahip.

defenceturk’ten Ömer Kara’nın derlemesine göre NASAMS (Norveç Gelişmiş Karadan Havaya Füze Sistemi) dağıtık ve birbirine bağlı orta-uzun menzilli bir hava savunma sistemi olarak karşımıza çıkıyor.

NASAMS, AIM-120 AMRAAM (Gelişmiş Orta Menzilli Havadan Havaya Füze) için ilk yüzey tabanlı uygulama olarak öne çıkıyor.

Füzenin kendisine ise SLAMRAAM (Karadan Ateşlenen AMRAAM) adı verilmiştir. Çoklu füze fırlatıcılarına, ek olarak AIM-9-X Sidewinder ve RIM-162-ESSM füzelerini de fırlatabilme kabiliyetine sahip.

AMRAAM-ER’in NASAMS’tan ateşlenişi

SLAMRAAM, 40 km’ye kadar bir menzile ve 14 km’lik bir irtifaya dek hedeflere müdahale yeteneğine sahip olmasıyla dikkat çekmektedir.

NASAMS, uçakları, helikopterleri, seyir füzelerini ve insansız hava araçlarını belirlemek, müdahele etmek ve yok etmek, yüksek değerli hedefler ile istenen belirli bir kitle nüfus merkezinin korunması maksadıyla yerleştirilebilir.

Sistem, ABD yapımı MPQ-64 sentinel hava savunma radarı ve AIM-120 AMRAAM füzeleri ile FDC adı verilen savaş yönetim C4I (Komuta, Kontrol, Haberleşme ve Bilgisayar Sistemleri) sistemini bulundurmaktadır.

FDC, Ateş Gücü Dağıtma Merkezi’nin İngilizce kısaltması olarak karşımıza çıkmaktadır. Bir MPQ-64 radarına bağlı FDC, Edinim Radarı ve Kontrol Sistemi Kompleksi oluşturmuş olmaktadır.

NASAMS’ta Kullanılan Raytheon MPQ-64F1 Sentinel Radarı

NASAMS’IN ÖNEMİ

NASAMS’ın Batıda bu kadar popüler olmasının temel sebebi karşılığının olmamasıdır. NASAMS’ın direkt alternatifi olmadığı gibi Batıda alçak ve orta irtifa hava savunma sistemi tasarımı azdır.

ABD Ordusu son dönemde alçak irtifa HSS ihtiyacı nüks ettiği için çok alçak irtifada görev yapan Avenger (Stinger füzesi kullanır) sistemlerini tekrar aktive etmektedir.

Batıda mobil alçak ve orta irtifa hava savunma sistemi ihtiyacı devam etmektedir. Özellikle son dönemde İHA-drone, seyir füzesi ve seyir füzesi-drone karışımı tehlikelerin artması sebebi ile sabit ve mobil alçak ve orta irtifa sistemler önem arz etmektedir.

Bu kapsamda Türkiye’nin de mobil Hisar-A sistemi, Atılgan ve Korkut sistemleri son derece önem arz etmekte ve Batıda çokça örneği olmayan sistemlerdir.

SONUÇ

Ülkelerin silahlı kuvvetlerine gerek gelişmiş birtakım füzeler gerekse hava araçları alanında insanlı – insansız platformlar ile yeni kabiliyetler kazandırmaya başladığı bu dönemde hava ve füze savunma sistemlerinin de önemi bir hayli artıyor.

Günümüzde birçok ülke kısa menzilli hava savunma sistemlerine sahip iken belli başlı ülkeler uzun menzilli hava ve füze savunma sistemlerini geliştirebilmektedir. Bu bağlamda aradaki orta menzilli hava savunma boşluğunun da doldurulması gerektiği hususunda da çalışmalar yürütülmüş ve bunun neticesinde bu yazımızın da konusu olan NASAMS gibi modüler bir sistem ortaya çıkmıştır.

Özellikle çift kullanımlı hava hava füzeleri sayesinde maliyet minimize edilirken, hava hava füzelerinin, yerden havaya atılmasının performanslarında ciddi kayıplara neden olduğu da ifade edilmektedir.

Yerden atılan AMRAAM füzesi kullanan bu sistemin performansı alçak ila orta menzil arası bir yerdeyken, ESSM+AMRAAM aktif başlık birleştirilmesiyle AMRAAM ER isimli yüksek performanslı ve geniş menzilli bir füzenin ortaya çıktığını söyleyebiliriz.

Dolayısıyla sistem alçak irtifa orta menzilden, orta irtifa orta menzile yükselmiş oldu.

Batı bloğunda özellikle Amerika’nın Patriot gibi gelişmiş uzun menzilli bir hava savunma sistemine sahip olmasına rağmen Norveç merkezli NASAMS’ı başkentleri Washington’da önemli kurumları koruması için kullandığını görüyoruz.

Zira hava savunma sistemleri, çok alçak irtifa, alçak irtifa, orta irtifa ve yüksek irtifa olmak üzere dört sınıfa ayrılırlar.

Bu sistemlerin çoğunun hedefleri benzerlik göstermekle beraber farklı irtifadaki hedefler için özel olarak geliştirilmiş olmaları da bir gereklilik olarak karşımıza çıkıyor.

Yani yüksek irtifa hava savunma sistemi var diye diğer hava savunma sistemlerine gerek yoktur gibi bir anlayış söz konusu olamaz.

Bu sistemlerin genellikle kara konuşlu olmasıyla birlikte dört sınıftaki hava savunma sistemleri de önemli ve birbirini tamamlayan ayrı unsurlar olarak ivedilikle geliştirilmesi gereken teknolojiler olarak hayati önem arz ediyorlar. Düşünüldüğünde hepsi de ayrı ayrı birer gereklilik olarak önümüzde duruyor.

Örneğin, ülkemizin de bulunduğu çatışmaların yoğun olduğu bir coğrafyada birliklerimizin bir yerden bir yere intikal ederken, mobilizasyonu uzun menzilli sistemlere göre daha kolay olan, hareket kabiliyeti daha etkin olan orta ve alçak irtifa hava savunma sistemleri sayesinde güvenli bir şekilde varacakları yere ulaşmaları sağlanabilir.

Bu da bize gösteriyor ki Katmanlı Hava Savunma Sistemi projelerine ivedilikle hız kazandırmalı ve hava savunma ağımızı ciddi ölçüde genişletmeliyiz.

Etiketler

2 Yorum

  1. ROKETSAN ve ASELSAN birlikteliği RAYTHEON’dan daha ileri daha gelişmiş ürünler çıkardı ve çıkarmakta. Şuanda bu Norveç’de övünülen sistemi kurabilecek radar ve füze altyapımız var. Bunlardan yazık Katar ve İndonezya gibi ülkeler de sipariş vermiş keşke bekleseler Türkiye’den daha iyi sistemler çıkacak.

  2. Ülkelerin, elektronik harp, hava savunma sistemleri, sürdürülebilir ağ destekli yetenek, siber savunma teknoloji imkan ve kaabiliyetlerinin bütünleştiği milli/bağımsız bir savunma kalkanına ihtiyacı var, demek daha doğru olur.

    Hangisi daha iyi, hangisi alınmalı meselesi, dış tehdit algısı, stratejik politikalar/milli hedefler, mevcut kaynak kullanımı denklemleri nihayetinde bir optimizasyon meselesi, ve bunun kısa/orta/uzun vadelere yayılan süreçte yönetilmesi becerisi

    Tek ve sürekli bir doğru yok, zira öyle bir kaynak yok, zira çözüm tek başına savunma olgusuna hapsolmuş bir bağımsız değişken değil, daha üst seviyedeki bir optimizasyonun alt kümesi.

    Ne büyüklükte bir hazır ordu, ne büyüklükte/organizasyonda seferi güç gerekli? Bu ordunun milli tehdit/hedef için gereken donanımı ne olmalı, kaynak ne, öncelik ne? Sonra bundan eh, hss’ye ayırabileceğiniz pay ne? Buna ulaştıktan sonra, bu kaynak için ayrıca ilk saydığım en iyileme yapılacak.

    Yoksa en hızlı araba Venom GT, Bugatti Veyron deyince konu kapanır. Ama konu taksicilik olunca LPG’li Hyundai Accent hakim yollara. Özgünlük meselesi yani.

    Ama tüm bunlardan önce bir acil ihtiyaç meselesi var ki, biraz araştırma yeterli, S-400, S-350, Tor M2, Pantsir S2, BUK M3 gibi Rus menşeli, farklı menzil/hassasiyet/maliyette füze atma kapasiteli mobil sistemler kabak gibi beliriyor. Başlangıçta bölgesel bazda ağ desteği sağlanır ve yerli iff entegrasyonu yapılırsa acil ihtiyacı karşılar. Bu sistemlerle 10-20 milyar dolara acil ihtiyaçlar bölgesel bağlamda alınabilir. İlave radarlarla bölgesel bir kalkan bile kurulabilir.

    İHA/Drone tehditi ile seyir füzesi tehditinin ayrı ele alınması/karşılanması gerektiğine inanıyor Ruslar, her ne kadar hss’leri çok yönlü olsa da. Bazı sistemler belirginleşmeye başladı iha/drone tehditine karşı, eh+elektro optik/ir+özel radar+lazer silahı gibi o da bütünleşik olacak gibi, ama diğer hss’lerden ayrı olacak.

    Tabi amaç yerli, milli sistemlere kavuşmak, kavuşuncaya kadar zaman kazanmak olmalı. Korkarım yerli ve milli olmayan bazı sistemleri de almak gibi bir çözümleme çıkabilir, zira bu hıza ulaşacak bir ivme bu ekonomi ile kısa ve orta vadede mümkün görünmüyor, ABD bile siber savunmaya ağırlık verince, Rusya’ya karşı EH yarışında açık ara geriye düştü, şimdi toparlamaya çalışıyor.

    Saygılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı